Anahtar kelimeler: Robotu Şartıdır Asfalt Eşine Makinesinin Bedelsiz Müdürü Tedbir Arabuluculuk İhtiyati

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar (Değişik İş)
DAVA
: İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait ... ve... plakalı 2 adet iş makinesinin (Asfalt Robotu) şirketin bir diğer müdürü... tarafından davalı eski eşine bedelsiz ve muvazaalı olarak devredildiğini, 6325 sayılı kanun uyarınca ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır. ancak arabuluculuk süreci en az 3-4 hafta sürmekte olup, bu süre zarfında makinelerin davalı tarafından iyiniyetli 3. kişilere satılması halinde müvekkili şirketin mülkiyet hakkına kavuşması imkansız hale geleceğini, bu makinelerin, şirketin münferit müdürlerinden... tarafından, hiçbir ticari gerekçe olmaksızın, boşanmış olduğu eski eşi davalı ...’a taraflarınca bilinmeyen bir tarihte devredildiğini, söz konusu devir işlemi, taraflar arasındaki meçhul bir hukuki ilişkiye dayanmakta olduğunu, müvekkili şirketi bağlamamakta olduğunu, şirketin diğer müdürünün bilgisi ve rızası dışında yapılan bu işlemin, temsil yetkisinin açıkça kötüye kullanılması olduğunu, müvekkili şirketin yetkilisi ... iş bu durumdan yakın tarihte kolluk kuvvetlerin iş yerine gelmesi ile haberdar olduğunu, şirketin ana üretim araçlarının, şirket kasasına herhangi bir bedel girmeksizin devredilmesinin, şirketler hukuku prensiplerine ve basiretli tacir ilkelerine aykırı olduğunu, şirket kayıtlarına giren hiçbir bedel de bulunmamakta olduğunu, davalının haksız tescile dayanarak savcılığa "araçlarım çalındı" şeklinde asılsız ihbarlarda bulunarak şirketin asfalt serim işlerini durdurmaya çalışmakta olduğunu, müvekkili şirketin taahhüt altındaki projelerini (kamu yolları vb.) bitirmesine engel olmakta ve ağır tazminat riskleri doğurmakta olduğunu, makinelerin devir tarihinden itibaren müvekkili şirketin şantiyelerinde kaldığını, bakımları şirketçe yapıldığını ve 3. kişilere kiralama işlemleri şirket üzerinden yürütüldüğünü, davalının bu makineleri işletecek teknik kapasitesi veya ticari işletmesi olmadığını, müvekkili şirket yetkilisi... ile davalı eski eşi ... arasında, boşanma süreci ve sonrasında gelişen şahsi ve hukuki ilişkinin mahiyeti müvekkili şirket ve diğer ortak ... tarafından bilinmemekte olduğunu, tarafların kendi aralarındaki bu meçhul ilişkiye dayanarak, şirketin en hayati demirbaşları olan asfalt robotlarının, hangi saiklerle ve hangi hukuki kılıf altında davalıya devredildiğinin anlaşılamadığını, müvekkili şirketin devam eden asfalt serim projelerini bu baskı ve korku iklimi nedeniyle sürdürememekte olduğunu, şirketin ana üretim araçlarının asılsız 'hırsızlık' iddialarıyla çalışamaz hale getirilmesinin, telafisi imkansız zararlara yol açmakta olduğunu belirterek ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk süreci ve akabinde açılacak asıl dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile; müvekkili şirketin ana üretim aracı olan ve davalı adına yolsuz tescil edilen ... ve ... plakalı 2 adet Asfalt Robotu (İş Makinesi) üzerine, üçüncü kişilere devir ve satışının önlenmesi amacıyla ivedilikle teminatsız olarak ihtiyati tedbir şerhi konulmasına, aksi halde uygun bir miktar teminat karşılığında ihtiyati tedbir şerhi konulmasına, yedieminlik taleplerin kabulüne, davalının asılsız ihbarlar nedeniyle makinelerin her an trafikten men edilmesi ve şirketin kamuya karşı üstlendiği projelerin durma riski karşısında; makinelerin niteliği ve ticari devamlılık gözetilerek, davanın sonuna kadar müvekkili şirket bünyesinde yediemin olarak bırakılmasına ve faaliyetlerinde kullanılmasına izin verilmesine, asıl dava açma ve tescil iptali talep etme hakları saklı tutarak karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...HMK 389 madde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü düzenlemiştir. Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu olan hususların esas hakkında açılacak bir dava ile değerlendirilmesi gerektiği, yargılama sonucu haklılık durumunun ortaya çıkacağı anlaşılmakla sunulan delillere göre talep eden tarafın yasada yer alan yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığı (ihtiyati tedbir kararı verilmemesi hâlinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya imkânsız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin) kanaati ile ihtiyati tedbir isteminin reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
İhtiyati tedbir talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararında uyuşmazlığın "esas hakkında açılacak bir dava ile değerlendirilmesi gerektiği" ifade edilmiş ise de; ihtiyati tedbir kurumunun zaten asıl yargılama sonuçlanıncaya kadar hakkın muhafaza edilmesi amacıyla ihdas edildiğini, zorunlu arabuluculuk süreci nedeniyle asıl davanın ikamesinin yasal bir engel altında bulunduğu bu aşamada, mahkemenin yargılama sonucunun beklenmesi yönündeki yaklaşımının tedbir müessesesinin varlık sebebini tamamen ortadan kaldırdığını, davacı şirketin, hakkın elde edilmesinin imkansız hale gelmemesi ve makinelerin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla işbu tedbir davasını açtığını, asıl davanın ise arabuluculuk sürecinin tamamlanmasıyla birlikte ikame edileceğini, mahkemenin, davanın sonunda verilecek nihai hükmü, davanın başında verilmesi gereken geçici koruma kararına bir engel olarak sunmasının mülkiyet hakkını bu kritik süreçte tamamen korumasız bıraktığını ve ağır bir hukuki yanılgı teşkil ettiğini, somut olayda HMK M. 390/3 kapsamında yaklaşık ispat koşulunun ve geçici koruma ihtiyacının gerçekleştiğini, uyuşmazlık konusu asfalt robotlarının davacı şirketin Başakşehir ve ... Belediyeleri nezdinde üstlendiği kamu yolu yapım ve asfalt serim projelerinin ana üretim araçları olduğunu, söz konusu makinelerin, yüksek teknolojiye sahip ve ikamesi güç donanımlar olduğunu, bu makinelerin asılsız ihbarlarla çalışamaz hale getirilmesinin sadece davacı şirketin ticari faaliyetini değil, doğrudan kamu hizmetinin sürekliliğini de sekteye uğrattığını, muvazaalı işlemin, davalının haksız engellemesiyle ortaya çıktığını, yerel mahkemenin uyuşmazlığın "esas davanın konusunu oluşturduğu" gerekçesiyle bir sorumluluktan kaçınma yoluna gitmişse de dosya kapsamındaki somut gerçeklerin bu yaklaşımı geçersiz kıldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, ihtiyati tedbir talebimizin kabulü ile; davacı şirketin ana üretim aracı olan, mülkiyeti muvazaalı tescil ile davalı üzerinde görünse de ekonomik işletmesi ve zilyetliği davacıya ait olan...plakalı, ... Şasi No ve... plakalı, ...şase nolu 2 adet asfalt robotu (İş Makinesi) üzerine; arabuluculuk süreci ve akabinde ikame edilecek asıl dava sonuçlanıncaya kadar, üçüncü kişilere devir ve satışının önlenmesi amacıyla teminatsız olarak ihtiyati tedbir şerhi konulmasını, makinelerin Başakşehir ve ... Belediyeleri nezdinde devam eden kamu hizmeti niteliğindeki projelerde kullanılması, asılsız ihbarlar nedeniyle duran işleyişin telafisi imkansız zararlara yol açmaması ve sunulan ikame araç kiralama faturalarıyla sabit olan maddi kaybın durdurulması amacıyla; araçların davanın sonuna kadar davacı şirket bünyesinde yediemin olarak bırakılmasını, ticari faaliyetlerde kullanılmasına izin verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
:
Talep, talep eden şirkete ait iken şirket müdürünün muvazaalı işlem ile devrettiği iddia edilen, iş makinesi niteliğinde olduğu bildirilen trafiğe tescilli 2 adet aracın satış ve devrinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince tedbir isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı ihtiyati tedbir talep eden istinaf isteminde bulunmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.
Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.
Somut uyuşmazlıkta
: dosyaya sunulan deliller ile davacının yaklaşık olarak haklılığının ispat edilmediği, talep edenin tüm iddialarının ihtilaflı ve tespite muhtaç olduğu anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep edenin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!