Anahtar kelimeler: Gkarar Denizli Başkan Yazim Katip İlişki Ürünleri Üye Aralarındaki Şirkete

DOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...KARAR TARİHİ
: █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ...Esas... KararDAVACI
: ... -...VEKİLİ
: Av. ...-...DAVALI
: ...- ...VEKİLLERİ
: Av. ...-...Av. ...-...DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliG.KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişki sebebiyle bir kısım ürünleri davalı şirkete satarak teslim etmiş olduğu, alışverişe dair faturalar düzenlediği ve taraflara ait defter kayıtları gerçekleştirildiği, yapılan bu alışverişten kaynaklı davalı şirket tarafından ödenmeyen 256.228,60 $ (USD) tutarında müvekkili şirketin alacağı oluştuğu, davacı şirketin bu alacağını ... 1. İcra Müdürlüğünün ... İcra sayılı dosyasıyla icra takibine konu ettiğini, ancak davalı şirketin itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, davacı şirketin davalı şirketten icra takibinde talep edilen tutar kadar alacağı olduğunu, faturaları düzenlenen ve yurt dışına gönderilen malların gümrük işlemleri de yapılmak suretiyle yurt dışı nakliye yapan ... ... Logistics firması kanalıyla teslim edilmiş olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişki davacı şirket tarafından her türlü yasal kurallar uygulanarak tamamlanmış olmasına rağmen davalı şirketin borcunu ödemediği ayrıca arabuluculuk görüşmelerini de olumsuzlukla sonuçlandırdığını, davacı şirkete ait defter kayıtları, gümrük belgeleri ve nakliyeye dair ... Şirketi kayıtları mahkemece dosyaya alındığında davacı şirketin alacağının ortaya çıkacağını beyanla davanın kabulünü, davalı borçlunun ... 1. İcra Müdürlüğü ... İcra sayılı dosyasına vaki itirazının iptaline ve icra takibinin aynen devamını, davalı haksız itirazı ve borcunu inkarı sebebiyle asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin dava dosyası kapsamında yabancı menşeli bir şirket olup Türkiye'de şubesi bulunmadığını, davalı şirketin adresinin ABD Florida Eyaletinde olduğunu, şirketin aynı zamanda ABD'de tescilli bir şirket olduğunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6. maddesi gereğince genel yetkili mahkeme davalı yerleşim yeri mahkemesi olacağından mahkemenin yetkisine itiraz edildiğini, yabancı menşeli bir şirket aleyhine açılmış bulunan işbu davada Mahkemenizin yargılama yetkisi bulunmadığını, davalı şirketin, davacı şirkete borcu olmadığını şirket ve banka kayıtlarına göre alacaklı konumda olduğu ve davacı tarafından açılan işbu davada davalı şirketin ticari itibarını rencide etme, zor durumda bırakma, işlerini sekteye uğratma amacını taşıdığını, aynı zamanda davalı şirket hakkında Türkiye'den ithal etmiş olduğu mal ürettirdiği bir takım firmalara da bir takım gerçeğe aykırı, karalama ve haksız rekabet içeren söylemlerde bulunduğunu, bu husumetin davalı şirketin davacı şirketten mal almayı bırakarak başka şirketlerle çalışmaya başlaması olduğunu, davacı şirketin malların hatalı üretimi ya da davalı şirkete geç ulaşması gibi nedenlerle zarara uğramasına sebebiyet vermesi sonucu ve davalı açısından katlanılamaz hal aldığından sona ermiş olduğunu, davalı şirket hakkında ve davacı alacaklı tarafından alacaklı bulunduğu gerekçesiyle icra takibi başlattığını, yine davacı şirket husumetini, davalı şirkete ait yurtdışında tescilli logoyu iyi niyetten yoksun olarak Türkiye'de tescil ettirerek, davalı şirketin Türkiye'de mal yaptırdığı şirketler nezdinde Mahkeme aracılığıyla tespit ve tedbir talebinde bulunmaya kadar götürdüğünü, davalı tarafından ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesini (...Esas sayılı davanın yargılamasının devam ettiğini, davacı şirketin mahkemeye sunmuş olduğu cari hesap ekstresi hatalı, eksik ve gerçeklere uygun olmadığını bu sebeple davacı şirket ekstresinde 2019 yılı açılışında davalı şirket 335.815,36USD borçlu göründüğünü ancak davalı şirketin 2018'den devreden böyle bir borcu olmadığını beyanla davalı şirkete karşı açılan işbu itirazın iptaline dair davanın reddi ile iyi niyetten yoksun olması nedeniyle % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmadığı, davacı taraf ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayandığı, davacının ticari defter ve kayıtları ile, davalı tarafın ödeme iddiaları kapsamında dava dışı ... Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, taraf şirketler arasında davalının da kabulünde olan 2019 ve 2020 yıllarına ilişkin ticari ilişki kayıtları olduğu, davaya konu olan icra takibinde de takibin faturalara dayandırıldığı, takibe dayanak olarak sunulan faturaların 2019 yılına ait olduğu, faturalara konu malların davacı tarafça davalıya teslim edildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın davacının bu faturalar nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının fatura bedellerini ödeyip ödemediği hususunda toplandığı, bilirkişi raporu ile davacının davalı firmaya toplam 943.114,20 USD fatura kestiği ve banka kayıtlarına göre bu firmadan toplam 4.073.385,74 USD ödeme geldiğinin tespit edildiği, davacının kendi muhasebe kayıtlarında bu ödemelerden 3.383.718,36 USD'yi ... Tekstil hesaplarına aktardığı, davacı tarafça yapılan bu işlemin █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği gibi davacı tarafın banka üzerinden yapıldığı sabit olan ödemeleri ticari defterlerine kaydetmediği, bir kısım ödemeleri ... Tekstil hesaplarına aktardığı, dolayısıyla davacı defterlerinin muhasebe usul ve tekniklerine, vergi kanunlarına uygun tutulmadığı, davacının defterlerinde her ne kadar 2018 yılına ait 63.832,42 USD'lik bir fatura kayıtlı ise de bu faturaya konu malın davalıya teslim edildiğine ilişkin kayıt bulunmadığı, bu nedenle 2018 yılından devreden bakiye alacağın ispat edilmediği, kaldı ki itirazın iptali davası icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olup icra takibine 2019 tarihli faturaların konu edilmesi nedeniyle davacının davasının yalnızca bu faturalara ilişkin olduğunu kabul etmek gerektiği ve dahi davalı şirketin davacı şirkete, davacının kesmiş olduğu fatura miktarından fazla ödeme yaptığı, her ne kadar davacı şirket ile dava dışı ... şirketi arasında organik bağ bulunsa da her iki şirketin ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu, ticari defter ve kayıtlarının ayrı tutulması gerektiği, dolayısıyla davacıya ait ticari defterlere göre davacının 253.446,82 USD alacak bakiyesi olduğu tespit edilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222/4. maddesine göre içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari kayıtlar sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, buna göre davalının yapmış olduğu ödemelere karşılık davacının alacaklı olduğunu ispat edemediği, davalının itirazının haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın red sebebinin 2018 yılına ait 63.832,42 USD'lik bir fatura kayıtlı ise de bu faturaya konu malın davalıya teslim edildiğine ilişkin kayıt bulunmadığı, pos cihazlarından yapılan ödemeler sebebiyle defter kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı ve sahibinin aleyhine delil oluşturduğu olarak açıklandığını, her iki gerekçenin de hukuka aykırı olduğunu, öncelikle yerel mahkemenin, 2018 yılına ait 63.832,42 USD'lik bir fatura kayıtlı ise de bu faturaya konu malın davalıya teslim edildiğine ilişkin kayıt bulunmadığı yönündeki tespitinin gerçeklikten uzak olduğunu, yerel mahkemenin bu tespitinin davalı tarafın cevap dilekçesindeki soyut beyanına dayandığını, gerçekten müvekkili şirketin 2018 yılında teslim ettiği mala karşılık düzenlemiş olduğu faturanın █████/2018 tarihli olup bedeli yıl sonuna kadar ödenmediğini, █████/2018 tarihinde düzenlenen fatura içeriği malı dahi yine ihraç ederek davalı şirkete teslim ettiğini, defter kayıtlarına da işbu faturayı işlediğini, davalı şirket ve sahibi olan yetkilisi ...'ın kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin ekte sunduğu gümrük belgeleriyle malı teslim ettiğini ispatladığını, işbu belgelerde ihraç edilen malın cinsi, tutarı, hangi şirket tarafından gönderildiği, hangi şirket tarafından teslim alınacağının açıkça belirtildiğini, yerel mahkemenin fatura içeriği malın teslim edilmediğine dair gerekçesinin gerçeklikten uzak olduğunu, pos cihazlarından yapılan ödemeler sebebiyle defter kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı ve sahibinin aleyhine delil oluşturduğu gerekçesinin de hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin tüm ödemelerini pos cihazlarından yaptığını, 2015-2019 yılları arasında yapılan ticaretin ... A.Ş ile davalı şirket arasında olduğunu, █████/2018 tarihinde düzenlenen bir adet fatura ile █████/2019 tarihine kadar yapılan ticaretin ise ... A.Ş ile davalı şirket arasında olduğunu, gerek ... şirketi ve gerekse ... şirketinin iki ortaklı olup ağırlıklı olarak payların ...'ya ait olduğunu, ... Şirketinde ...'nın payı % 99,33 olup kalan %0,67 payın ise eşi Sibel Kaya'ya ait olduğunu, keza ... şirketinde ise Sinan Kaya'nın payı % 94 olup kalan % 6 pay ise eşi Sibel Kaya'ya ait olduğunu, bu durumda her iki şirket grup şirketi yahut şirketler topluluğu sıfatını taşıdığını, davalı şirket yetkilisi ...'ın 2015 ile 2018 yılları arasında ... şirketinin faturalarına karşılık ödeme yaptığının farkında olduğunu, keza █████/2018 ile █████/2019 tarihleri arasında da ... faturalarına karşılık ödeme yaptığının farkında olduğunu, hangi pos cihazından ödeme yapılırsa yapılsın ve fakat faturayı düzenleyen şirket hesabına gelir kaydı yapıldığını, burada müvekkili şirket tarafından davalı şirkete verilmiş en ufak bir zarar olmadığı gibi tahsil edilen paranın inkarı da söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin █████/2015 tarihinden █████/2018 tarihine kadar tüm faturaları ... A.Ş. adına düzenlediğini, keza █████/2018 ile █████/2019 tarihleri arasında ... A.Ş tarafından toplamda sadece 13 adet fatura düzenlendiğini, bu faturaların ödemelerinin tamamen pos cihazı üzerinden yapıldığını ve ticari defterlere kaydedildiğini, yukarıda belirtilen zaman aralığında yaklaşık 130 civarında pos cihazından yapılmış ödeme bulunduğunu, 17 adet kadarı sadece ... A.Ş pos cihazından gerçekleştiğini, 113 civarında ödemenin ise ... A.Ş pos cihazı üzerinden gerçekleştiğini, davalı şirketin █████/2019 tarihinden █████/2018 tarihine kadar kesintisiz ... A.Ş.'den gelen (faturaların da ... A.Ş. den) malları teslim aldığı, █████/2018 tarihinden █████/2019 tarihine kadar ise hem ... ve hem de ... şirketlerinden gelen malları teslim aldığı halde 2015 yılından beri itirazsız bir şekilde ... pos cihazından ödeme yaptığını, davalı şirketin, kendi bankası tarafından kendisine iletilen ödeme mesajlarını onayladığını ve ... şirketi ile yapmış olduğu ticaretin ödemesinin ... pos cihazından tahsil edilmesine de onay verdiğini, müvekkili şirket ise fatura hangi şirketten düzenlenmişse tahsilatı da o şirketin defterlerine işlediğini, bu uygulamayı defterler usulsüz tutulmuştur denilerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin defterlerinin tamamen usulüne uygun tutulduğunu, yerel mahkeme defterlerin usulüne uygun tutulmadığını gerekçe yapmasına rağmen bu usulsüzlüğün ne olduğunu konusunu eksik bıraktığını, ancak yasalara göre müvekkili şirketin usulüne uygun olarak defter tuttuğunu, yerel mahkemenin usulsüz defter tutulması gerekçesinin pos cihazlarındaki ödeme sebebiyle oluştuğunu düşündüklerini, nitekim "...davalı tarafın bankadan yaptığı ödemelerin defter kayıtlarına geçmediği, bir kısım ödemeleri ... şirketine aktardığı..." şeklindeki gerekçenin bu düşüncelerini teyit ettiğini, davalı şirketin, ... şirketine ait pos cihazından yapmış olduğu ödeme haliyle gerçek alacaklı olan ... şirketi defterlerine işlenmesi gerekeceğini, çünkü malı teslim eden ve alacaklı olan ... şirketi olduğunu, ... şirketinin, sadece pos cihazından geçmesi sebebiyle gelen paranın kendisine ait olduğunu söyleyemeyeceğini, diğer taraftan ... şirketi hiçbir fatura kesmeden 4 milyon $ gibi büyük bir rakamı tahsil etmiş göründüğünü, yerel mahkeme işbu kararı vermeden önce "... şiketinin pos cihazından ödeme alıp ... şirketinin defterine kayıt yapılmasının vergisel anlamda usulsüz olup olmadığını" vergi dairesine sormuş olsa işbu hukuka aykırı kararı vermeyeceğini, dosyaya sunmuş oldukları yeminli mali müşavir uzman görüşünün de bu durumu teyit ettiğini, 4 yıl boyunca vergi dairesinin de izlediği bu uygulama sebebiyle müvekkili şirkete en ufak bir uyarı dahi gelmediğini, diğer taraftan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği en son bilirkişiler Ramazan Borucu ve Ferhan Özkan tarafından sunulan raporun 13. sayfasında da 50.000 $ tutarında bir faturanın defter kayıtlarına nasıl işlendiğinin gösterildiğini, davalı-borçlu şirkete karşı başlattıkları icra takip talebi ve ödeme emrinde alacak sebebinin "Faturalar ve ticari defterler gereği alacak" olarak belirtildiğini, davalı şirketin 4 yıl boyunca cari alış-veriş sebebiyle bazen fatura bedellerinin birebir aynı miktarını, bazen de fatura tutarınındaki rakamı kısmi miktarlarla parçalayarak ödemeler yaptığını, ... şirketi adına düzenlenen en son faturanın █████/2019 tarihli fatura olduğunu, defter kayıtlarına bakıldığında ... Şirketine yapılan en son ödeme tarihinin ise █████/2019 tarihi olduğunu, bu tarihten sonra gelen tahsilatların artık ... şirketinin hesaplarına kaydedildiğini, davalı şirketin en son yapmış olduğu ödeme tarihi █████/2019 tarihi olduğunu, müvekkili şirket tarafından düzenlenen en son fatura tarihi de █████/2019 tarihi olduğunu, bu ödemelerin tamamının defterlere işlenmiş olup davalı şirketin ödenmeyen borç tutarı son dört adet fatura tutarı kadar olduğunu, davalı şirketin resmi defterlerini veya resmi defter kayıtlarını dosyaya sunmadığını, şayet defter kayıtlarını sunmuş olsaydı gerek müvekkili şirketi cari hesap ve fatura alacakları ve bu faturalara karşı yapılan ödemelerin aynen müvekkili şirket defterindeki kayıtlarla örtüştüğünün anlaşılacağını, davalı tarafın bizzat kendisinin sunduğu banka ekstrelerinde hem ... şirketine ait pos ödemeleri hem de ... şirketine ait pos ödemeleri mevcut olduğunu, yani davalı taraf gerek ... şirketine ait faturaların bedellerini ... pos cihazından öderken ve gerekse tersi olarak ... şirketine ait faturaların bedellerini ... pos cihazından öderken her ödemeyi bilinçli olarak yaptığını, müvekkili şirketin davalı ... şirketinden █████/2019 tarihinden beri tahsil edemediği alacağı bulunduğunu, nitekim müvekkili şirketin 253.446,82 USD alacağı olduğu tespit edildiğini ve bu husus yerel mahkeme kararının gerekçesinin son paragrafında da açıklandığını, yerel mahkemenin, müvekkili ... şirketi ile ... şirketi arasında organik bağ olduğunu da kabul ettiğini, bu kabule rağmen her iki şirketin tüzel kişiliği farklı denilerek davanın reddine karar verildiğini, bu durumda Ticaret Kanununda düzenlenen şirketler topluluğu hükümlerini de ihlal ettiğini, açılan davanın kabulüne, icra takibinin aynen devamına, likit olan alacak sebebiyle kötüniyetli davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, itirazın iptali talebine ilişkindir.Davaya dayanak ... 1. İcra Dairesinin ... sayılı icra dosyası incelendiğinde; alacaklı ... Tekstil Brode San. ve Tic. A.Ş. tarafından, davalı ... ...aleyhine "FATURALAR VE TİCARİ DEFTERLER GEREĞİ ALACAK." açıklamasıyla 256.228,60 USD alacağa ilişkin ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 14.06.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafça 15.06.2021 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Yine icra dosyasına 2019 yılına ait 5 adet e-fatura ekli olduğu ve de mahkemenin █████/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında da uyuşmazlığın; "... 1. İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak faturalar ve ticari defter kayıtlarına göre takibe dayanak faturalardaki malların davalıya teslim edilip edilmediğinin tespiti, takip tarihi itibariyle asıl alacak ve ferilerinin tespti ile itirazın iptali, takibin devamı koşullarının oluşup oluşmadığı, mahkememizin yetkili olup olmadığı, davacı lehine icra inkar tazmintaı, davalı lehine kötü niyet tazminatı takdiri koşullarının oluşup oluşmadığına dair..." şeklinde belirlendiği anlaşılmıştır.TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. şeklinde düzenlenmiştir.█████/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.Öncelikle davacı taraf 2018 yılına ait 63.832,42USD'lik faturaya ilişkin de istinaf talebinde bulunmuş ise de; itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğu dikkate alınarak ve de mezkur faturanın takibe konu edilmediği de anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Uyuşmazlık, davacının takibe konu ettiği 2019 yılına ait 5 adet faturadan kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının fatura bedellerini ödeyip ödemediği hususunda toplanmaktadır. Dosyada ayrı bilirkişi ve bilirkişi heyetlerinden raporlar aldırılmış ve nihayetinde davacı şirketin davalı firmaya kestiği fatura toplamlarından daha fazla davalı şirket tarafından ödeme geldiği tespit edilmiştir.Burada davacı şirket, davalı şirketin davacı şirkete yaptığı ödemelerini, aralarında organik bağ bulunduğu belirtilen ... Tekstil Sanayi Tic.A.Ş. ile ilgili ticari ilişki kapsamında ödeme yapıldığını ispat etmesi gerektiği değerlendirilmiştir.Zira davacı taraf da 06.07.2022 tarihli cevaba cevap dilekçesinde; her iki şirketin ticari faaliyetlerinin birbirinden bağımsız olduğunu, ... şirketinin ticari faaliyeti, satışı, faturası, tahsilatları ve mali kayıtları kendisine ait olduğu gibi ... şirketinin ticari faaliyeti, satışı, faturası, tahsilatları ve mali kayıtları da kendisine ait olduğunu, birinin diğerinin yerine fatura kesmediği gibi ... şirketine ödenmesi gereken para da ... şirketinin kayıtlarına geçmediğini belirtmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 83/1 maddesi "Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir." hükmünü içermekte ise de dosyada aldırılan 17.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda davalıya ait olan; 10 Eylül 2021 tarihinde ....Noterliğinden ve .... Noterliği Yeminli Tercümanı ...tarafından; ... yevmiye numarası ile tercüme edilen onaylı evraklarda davacı tarafın borcunun 81.542,09.- USD olarak görüldüğü ve de davalı tarafın yabancı menşeli firma olması ve resmi defter ve belgelerinin cari hesap tespiti bakımından incelenememesi sebebiyle dikkate alınamadığını beyan edilmesi karşısında davalı defterlerinin incelenmesinin dosyaya yenilik getirmeyeceği değerlendirilmiştir.Yapılan açıklamalar ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının şirketine yapılan ödemelerin dava dışı şirket alacağına istinaden yapıldığı yönündeki savunmasını kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-.... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine,5-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026...Başkan ......Üye ......Üye ......Katip ...Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.