Anahtar kelimeler: Hafik Zara Toplulaştırma Toplulaştırmasının Sivas Parsele Köyünde Hissedarı Tarla Geliştirme

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No
: ████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Genel MüdürlüğüVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: █████/2010 tarih ve 27506 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2010 tarih ve ███████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Sivas Zara Hafik Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Sivas ili, Hafik ilçesi, ... Köyünde yer alan ve davacının murisinin hissedarı olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Sivas ili, Hafik ilçesi, ... Köyünde bulunan dava konusu ... ada ... sayılı ve 9.000,63 m² yüzölçümlü kadastro parselinin 1/4 hissesinin davacının murisi ...'a ait iken, toplulaştırma işleminde bu hissenin sehven ... olarak yazıldığı ve bu şahıs üzerinden işlem yapılarak, davacı murisinin hissesinin arazi toplulaştırma projesi kapsamında 51.294,97 m² yüzölçümlü ... ada ... sayılı parselde 2.451,07 m² hisseli olarak ... adına tahsis yapılıp, tapuda tescil edildiği, daha sonra tescil işleminin davacının murisi olan ... adına düzeltildiği ve böylece davacının murisi ...'ın, ... oranında ... ada ... sayılı parselde ... ile hisseli malik konumuna geldiği, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu toplulaştırma işlemi ile oluşturulan taşınmazların tarım yapmaya elverişli olduğu, taşınmazların toplulaştırma alanına alınması gereken nitelikte olduğu, dönüşüm tablolarında toprak derecelendirmelerinin dikkate alındığı ve bununla ilgili parselasyon ve dağıtım işlemi bitmiş mevcut uygulamaya ait dönüşüm hesaplarının doğru yapıldığı, kadastro parsellerinden uygulamayla yaklaşık %3 oranında kesinti yapıldığı, mevzuat hükümlerine göre bu kesinti miktarının yasal sınırlar içinde kaldığı ve davacıya eşdeğer bir yerden ve eşdeğer özellikli bir alandan tahsis yapıldığı tespit edilmiş ise de, davacının murisine 2.451,07 m² büyüklükte tam bir parsel verilmesi mümkün iken, isim karışıklığı nedeniyle, hiçbir bağı olmayan bir kişi ile birlikte hisseli parsel verildiği anlaşıldığından, dava konusu toplulaştırma işleminin anılan taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Dağıtım ve tahsis işlemi sırasında isim yanlışlığı yapılmadığı, tapudaki isim ne ise onun dağıtım listesine alındığı, farklı bir iş alanındaki bir hata ya da yanlışlığın kendilerine mal edilemeyeceği, toplulaştırma işlemi ile davaya konu taşınmazda yapılan taşımalar ve konumlandırmada bir usulsüzlük bulunmadığı, yapılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Cevap verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz isteminin reddine,2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.(X) KARŞI OY
:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Paylı mülkiyet" başlıklı 688. maddesinde; paylı mülkiyette birden çok kimsenin, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olduğu, paydaşlardan her birinin kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olacağı hükme bağlanmıştır.Dosyanın incelenmesinden; dava konusu toplulaştırma işlemi ile davacının murisinin hissedar olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmaza karşılık ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tahsis edildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan █████/2020 tarihli mirasçılık belgesine göre davacının anılan taşınmazdaki payının 1/6 olduğu anlaşılmıştır.Olayda, her ne kadar mirasçılık belgesi alınarak mirasçıların payları belli olmuş ise de, dava konusu toplulaştırma işleminin davacının murisi adına yapıldığı görüldüğünden mirasçılar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğu, bu nedenle bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.Bu durumda, bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.