Anahtar kelimeler: Denizli Süreç Edenin Görüşü Antalya Yağma Neticesinde Edilebilir Sonrasında Kurumunda

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Nitelikli yağmaHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. BozmaDenizli 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 09.11.2022 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın sanık müdafii tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.05.2025 tarihli kararı ile, ilk derece mahkemesinin hüküm tarihinde ..... Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanık ...'in duruşmalardan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı 09.11.2022 tarihli son oturumda hazır bulundurulmaması suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 193. ve 196. maddelerine aykırı davranılarak sanığın savunma hakkının kısıtlanması sebebiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Bozmadan Sonraki Yargılama SüreciBozma üzerine Denizli 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 23.09.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/1-d-2, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık Müdafiinin Temyiz İstemiSanığın üzerine attığı suçu işlemediğine, sanığın suçu işlediğini ispata yarar şüpheden uzak, somut delil bulunmadığına, sadece katılan ve katılanın annesini beyanlarına itibar edilerek verilen kararın kabulünün mümkün olmadığına, sanığın olaya ilişkin görgüsünün olduğunu beyan ettiği hiçbir tanığa ulaşılamadığına, katılanın annesinin katılan lehine aslı olmayan beyanlarda bulunduğuna, sanığın tanık olarak dinlenmesini talep ettiği ...'in dosyada dinlenmesi gerekirken katılanın annesinin beyanlarının esas alınmasının hukuka aykırı olduğuna, sanığın yağma kastı ile hareket etmediğine, ... ilişkisi nedeniyle kıskançlık sebebiyle tartışmaya girdiğine, katılanın telefonunu incelemek için istediğine, yararlanma kastıyla zorla almasının söz konusu olmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeBilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır.Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. .... sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve ███████ sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle;“... Yağmanın temel şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır.Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır.Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde;Tüm dosya kapsamına göre; sanık ile katılan arasında, katılanın beyanına göre olay öncesinde bir dönem arkadaşlık ilişkisi bulunduğu, sanığın beyanına göre ise katılanın o dönemde kız arkadaşı olduğu, sanığın katılana ait cep telefonunu zorla aldığı anlaşılmakla birlikte, sanığın savunmalarında telefonu mesajları incelemek amacıyla aldığı, bu amaçla telefonu telefoncu ...'a götürdüğü, sonrasında kardeşi ... ile birlikte telefonu katılana teslim etmek için hareket ettiği, katılana ulaşmaya çalıştığı ve katılanın eniştesi ...'e telefonu iade etmek istediğini bildirdiğini, ....'nin ise kendisine "sen eve gitme, annesi sorun çıkarır, kavga edersiniz" dediğini beyan etmesi karşısında tanıklar , ... ve ...’in dinlenerek, tüm deliller birlikte değerlendirilip sanığın yararlanma kastı bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra yağma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,10.02.2026 tarihinde karar verildi.