Anahtar kelimeler: Esasve Sıcağına Sıcağı Mağdurların Hemen Süreç Silahla Yağma Adana Görüşü

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Nitelikli yağmaHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. BozmaAdana 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında yaralama, silahla tehdit ve yağma suçundan verilen mahkumiyet kararlarının sanık ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 04.07.2019 tarihli ve ███████ Esasve ████████ Karar sayılı kararı ile "1)Mağdurların olayın hemen sonrasında sıcağı sıcağına kollukta tespit edilen beyanlarında ve kovuşturma aşamasında ilk celse tespit edilen beyanlarında özetle; sanığın cebir ve tehdit kullanmak suretiyle mağdur ...'ün altın yüzüğünü alıp evden ayrıldığını ifade etmeleri karşısında, son celse suça konu yüzüğün sanık tarafından alınmadığı evde bulunulduğuna ilişkin sonradan değişen ve çelişen beyanlarının sanığı suçtan kurtarmaya yönelik anlatımlar olduğu, yapılan ilk açıklamaların kendi içinde önde ve üstün olduğu dikkate alınmadan savunmaya ve değişen beyanlara hangi nedenlerle üstünlük tanındığı da açıklanıp tartışılmadan suç vasfında yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,2)Sanığın, olay tarihinde konutta elinde kırık cam parçası olduğu halde annesi ile kardeşi olan mağdurlardan tehdit ve cebirle para istediği ve sonrasında mağdur ...'ün altın yüzüğünü aldığı olayda; sanığın başından beri kastı ve iradesinin annesi ya da kardeşinden para almaya yönelik olduğu, farklı malvarlığına yönelik bir eyleminin belirlenemediği ve sanığın özgülediği kastına göre eyleminin bir bütün halinde TCK'nın 149/1-a-d maddesinde anlamını bulan silahla konutta tek yağma suçunu oluşturduğu, Yargıtay 6.Ceza Dairesinin █████/2019 tarihli █████████ esas, █████████ karar nolu ilamının da bu yönde olduğu ve mağdur ...'ın yaralanmasının niteliği de gözetilmeden yazılı şekilde sanığın, mağdurlara yönelik yağmaya teşebbüs, mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi,3)Mağdur ...'nin, 26.11.2018 günü kollukta tespit edilen beyanında olayın 25.11.2018 günü saat 21:00 sıralarında olduğunu beyan ettiği, mağdur ... ve sanığın kollukta tespit edilen savunmalarında ise olayın meydana geldiği saate ilişkin beyanlarının bulunmadığı gibi, tarafların kovuşturma aşamasında da bu husustaki beyanlarının tespit edilmediği görülmekle, mağdurların ve sanığın yeniden beyanları alınarak olay saatinin sorulmaması ve sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 149/1-h maddesinin uygulanma koşullarının değerlendirmemesi,4)Mağdur ...'nin 20.08.2002 doğumlu olduğu ve 04.07.2019 tarihli 4. celse beyanı tespit edilirken henüz 18 yaşının doldurmamış olmasına rağmen avukatı olmadan ifadesinin alınması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 239/2 maddesine aykırı davranılması,Kabule göre ise;5)Sanığın olay esnasında kardeşi olan mağdur ...'ı elinde bulunan cam kırığı ile boynundan yaralanmasına ilişkin olarak, mağdur ... ve ...'ün beyanları ile dosya içerisinde yer alan 26.11.2018 tarihli mağdur ...'a ait doktor raporunda "boyun sağda 3 cm'lik bir alanda birkaç adet paralel kırmızı renkte çizgisel ekimoz" bulunduğuna ilişkin tespitlere rağmen sanık hakkında kardeşe karşı kasten yaralama suçundan TCK'nın 86/3-e maddesinin uygulanmaması,6)Sanığın 10.06.2019-04.07.2019 tarihleri arasında tutuklulukta geçirdiği süre bulunmamasına rağmen 5237 sayılı TCK'nın 63.maddesi uyarınca mahsubuna karar verilmemesi,7)Suç tarihinden sonra █████/2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak, aynı gün yürürlüğe giren, 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinde yapılan değişikliğin gözetilmesi gerekliliği,8)Gerekçeli karar başlığında yağma suçunun işlendiği zaman diliminin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/2-c maddesine aykırı davranılması" sebepleriyle bozulmasına karar verilmesi üzerine Adana 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-d-h, 62/1, 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, kazanılmış hakkı gözetlerek 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş olup bu kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine "Hükmün 1.bendin 3. fıkrasında yer alan; '' SANIĞIN 3 YIL 1 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,'' ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine; "Sanık hakkında hükmolunan 10 YIL HAPİS cezasının 2 YIL 13... GÜN HAPİS CEZASI ÜZERİNDEN İNFAZINA," ibaresinin eklenmesine,Karar verilmek sureti ile, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi gereğince HUKUKA AYKIRILIĞIN DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE," karar verilmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kararın sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 22.04.2025 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile "İlk derece mahkemesinin hüküm tarihinde....Nolu Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanık ...'nin duruşmadan vareste tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı 30.12.2021 tarihli son oturumda hazır bulundurulmaması suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 1 93... ncı maddelerine aykırı davranılarak sanığın savunma hakkının kısıtlanması, 5271 sayılı Kanun'un 289/1-e maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.B. Bozmadan Sonraki Yargılama SüreciBozma üzerine, Adana 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.10.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149/-a-d-h, 62/1, 53. maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek 2 yıl 13... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebebiSanığın Temyiz İstemiDosyanın temyiz edilmesine ilişkindir.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemiMahkeme tarafından verilen kararın usul ve kanunlar karşısında dosya gerekçeleri ile bağdaşmayan haksız ve mesnetsiz karar olduğuna, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, uyuşturucu madde bağımlısı olduğuna, ekonomik durumu itibariyle yağma suçunu işlemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, sana yağma suçunu işlediğine dair cezalandırmasını gerektirir somut delil bulunmadığına, mağdur ve katılanın sanığı uyuşturucudan kurtarmak kastıyla iftira attıklarına, son celse bunu dile getirdiklerine, sanığın babasıyla birlikte çalışarak annesi ve kız kardeşinin geçimini sağladığına, sanığın hali hazırda 5-6 bin TL değerinde cep telefonu varken annesinin 600 TL'lik yüzüğünü almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraat etmesi gerektiğine, yüzüğün katılanda bulunduğuna, katılanın yüzüğünü düşürdüğünü, sanığın almadığını beyan ettiğine, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Adana 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.10.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 22.03.2021 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin kanuna aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 22.03.2021 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı Karar sayılı bozma kararı ve sonrasında verilen kararların hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,10.02.2026 tarihinde karar verildi.