Anahtar kelimeler: Özetiihtiyati Murislerin Murisi Vefat Tedbir Diş İhtiyati Ret Anadolu Edenler

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2026NUMARASI
:████████ D.İş - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: İhtiyati TedbirTaraflar arasında görülen değişik iş dosyasında ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul kısmen ret kararına karşı, ihtiyati tedbir talep edenler vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan değişik iş dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:İhtiyati tedbir talep edenler vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'nın 12.11.2009 tarihinde vefat ettiğini, alacaklıların murisi ...'un ise 06.10.2015 tarihinde vefat ettiğini, karşı tarafça, murislerin vefatından yıllar sonra, İstanbul Anadolu 22 İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile 01.01.2025 vade tarihli, 550.000.000 TL bedelli, 01.10.2009 tanzim tarihli bir bonodan kaynaklı bir icra takibi başlatıldığını, müvekkillerine 26.02.2026 tarihinde tebliğ edilen ödeme emri ile 17 yıl öncesine ait olduğu iddia edilen bir senetle takibe geçtiklerini, takibe konu edilen 01.10.2009 tanzim tarihli bononun ve üzerinde bulunan imzanın, nasıl elde edildiğinin anlaşılamadığını, muris ... ile karşı taraf murisi ...'un arkadaş olduklarını, muris ...'nın bononun üzerinde yer alan adreste, bir işyeri dahi olmadığını, esnaflar arasında yaygın olarak kullanıldığı şekilde teminat senedi olarak- bedelsiz bir boş takibe konu belgenin karşı tarafça ele geçirildiği ve/veya başka bir belgede bulunan imzalı damga pulunun oradan taşınarak takibe konu bononun üretildiğinin düşünüldüğünü, zira senet aslı /fotokopisi incelendiğinde takibe konu belgenin sağ üst köşesinde paslı ataş izi olduğu, takibe konu belgenin yıpranmış halde olduğunun görüleceğini, takibe konu senetin adi belge iken kambiyo senedi haline getirildiğini, takibe konu bononun fotoğrafı "tanzim tarihi, vade tarihi ve lehtar hanesi boş bir şekilde" alacaklı olarak görünen ... tarafından müşteki ...'ya whatsapp mesajı ile gönderildiğini, alacaklılardan ...'un ; 08.12.2025 tarihinde ... numaralı telefondan, ...'ya ait ... numaralı telefonu saat 14:44'te aradığını "bize borcunuz var 2 gün içinde ödeyin yoksa icraya gideceğim" diyerek kapattığını, sonrasında müşteki ...'nın, aynı numaralı telefondan 08.12.2025 tarihinde saat 14:03'tebir Whatsapp mesajının tek gösterimlik olarak gönderildiğini farkettiğini, saat 14:52’te mesajı açtığını, tek gösterimlik mesajda üzeri boş, sadece imza, bedel kısmı ve babasının ismi yazılı olan bir belgenin olduğunu gördüğünü tek gösterimlik bir mesaj olması nedeniyle de o sırada yanında olan 2 farklı iş arkadaşından mesajdaki belgenin ekran görüntüsünü almalarını sağladığını, belgenin tanzim tarihi, vade ve lehdar kısımlarının boş olduğu, sadece bir isim, imza ve rakamla 550.000.000-TL yazıyla Beşyüz Elli milyon lira#T.Lirası(lira yazısı sonradan farklı kalemle eklendiğini, farklı yazı karakteri) yazısını içerdiğini, bu haliyle rakam ve yazı tutarının da birbirinden farklı olduğunu, belge, takibe konulmadan önce tanzim ve vade tarihleri ile lehtar hanesinde eklemeler yapılarak, kötü niyetle "bono" formunda belge üretildiğini, adi yazılı halde bulunan bir belgeni, alacaklılar tarafından üzeri doldurularak ve/veya imzalı damga pulunun başka bir yerden taşınması yoluyla kambiyo vasfı kazandırıldığını, davacılar murisi ... tarafından, alacaklılar murisi ... lehine böyle bir bono düzenlenmediğini, murisin, alacaklılar murisi ...'a böyle bir borcu olmadığını, zira bono üzerine sonradan eklenen tanzim tarihi 01.10.2009, vade tarihi ise 01.01.2025 olup o tarihte 53 yaşında olan ...'nın yaklaşık 17 yıl sonrasına(70 yaşında ödemek üzere) vadeli bir senet düzenlenmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, lehtar hanesinde ... adı dahi bulunmayan adi yazılı belgenin zorunlu unsurları sonradan organize şekilde doldurularak ölü kişi ... lehine alacak yaratarak bono vasfı kazandırıldığını, takibin dayanağı bononun, damga pulu ilsak edilmiş ve üzerinde davacılar murisine ait iki adet imza bulunan, 01.10.2009 tanzim, 01.01.2025 vade tarihli, borçlusu müştekiler murisi, alacaklısı da şüpheliler murisi olan, nakden bedel kayıtlı ve rakamla 550.000.000 Türk Lirası, yazıyla =Beş Yüz elli milyon lira#T.Lirası bedelli kambiyo senedi olduğunu, tanzim tarihi, lehdar hanesi ve vade tarihi taşımayan bir senet bono niteliğini haiz olmadığını, belgenin 07.08.2003 tarihinden önce düzenlenmesi nedeniyle üzerindeki 01.10.2009 tanzim tarihinin gerçeğe aykırı olup, bononun tanzim tarihinin bulunmadığını, bu nedenle kambiyo senedi niteliğini de taşımadığını, senedin imza anında tanzim tarihinin (ilaveten vade tarihinin ve lehtar hanesinin de) boş olduğunu gösteren ekte sunulan görselde vade tarihinin bulunmayışının senedin zorunlu unsurlarının sonradan eklendiğinin kesin delili olduğunu, senet aslı incelendiğinde damga pulu üzerinde imza alanında tahrifat yapıldığının, pulun sonradan senet üzerine yapıştırıldığının görüldüğünü, İstanbul Anadolu 22 İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyada icra kasasında bulunan senet aslının taraflarınca incelendiğini, senet üzerinde yer alan damga pulu ve tanzim tarihinin çelişkili olduğunu, senet üzerinde yer alan damga pulu uygulamasının 07.08.2003 yılında kaldırıldığını, senet üzerinde bulunan, tanzim tarihi olarak iddia edilen 01.10.2009 yılı takibe konu belgenin fiziksel durumu ile uyuşmadığını, bedel kısmında yer alan 550.000.000 TL tutar ile senet üzerindeki pulun da uyumsuz olduğunu, zira senet üzerindeki damga pulu 500 lira bedelli olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde ██████████ Soruşturma numarası ile "Resmi Belgede Sahtecilik", "Nitelikli Dolandırıcılık" ve "Açığa Atılan İmzanın Kötüye Kullanılması" suçlarından soruşturma başlatıldığını, İstanbul Anadolu 1. İcra Hukuk Mahkemesinde takibin iptali davası açıldığını, mahkemenin dar yetkili olması sebebiyle tedbir kararı veremediğini, ancak senedi mürekkep yaşı ve pul tespiti için Adli Tıp Kurumu’na sevk ettiğini, ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek, öncelikle takibin kesinleştiği ve ödeme için yasal sürenin 09.03.2026 tarihinde dolacağı dikkate alınarak ivedilikle, İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takibinin takdirden teminatsız olarak durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat ile takibin durdurulmasına, vezneye depo edilecek bedelin alacaklıya ödenmemesine, bedelin yargılama süresince nemalandırılmasına (ilerleyen aşamada nakit teminatın müvekkillerine ait taşınmaz (arsa) teminatı ile değiştirilmesine cevaz verilmek sureti ile) karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 09.03.2026 tarihli değişik iş kararında; "... İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. HMK.'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Burada sözü edilen ispatın ölçüsü ise, "yaklaşık ispat" kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunun kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle ihtiyati tedbire karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunanadan kural olarak teminat alınır. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Mahkemeye geniş bir takdir alanı bırakmış ise de, Mahkeme her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse Kanun'un ön gördüğü ölçüde ispat gerçekleşmemişse (yaklaşık ispat) veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerektiriyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir.Öte yandan İİK'nın 72. maddesinde menfi tespit davalarıyla ilgili ihtiyati tedbir düzenlemesi mevcut olup, anılan hükmün HMK'nın 389 vd. maddeleriyle birlikte uygulanması gerekir. HMK'nın 389/1.maddesinde" (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir..'' şeklinde düzenleme mevcuttur.2004 Sayılı İİK'nın 72/3 maddesinde "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir", hükmü yer almaktadır.Somut uyuşmazlıkta ; talepte bulunan vekilince İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takibinin takdirden teminatsız olarak durdurulmasına, Mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat ile takibin durdurulmasına, vezneye depo edilecek bedelin alacaklıya ödenmemesine karar verilmesi talep edilmiş olup; İİK 72/2 maddesine göre icra takibinin durdurulması şartlarının dosyada oluşmadığı ve bu talebin reddi gerektiği, İİK 72/3 maddesi gereğince, HMK 389.maddesi ve dosyadaki diğer delillerde dikkate alınarak, dava konusu 2.000.000,00 TLnin %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında, "icra dosyasına borçlu tarafından yatırılacak paranın alacaklıya ödenmesinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine'' şeklindeki ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, İİK'nın 72/3. maddesi ve HMK'nın 389. ve devamı maddeleri gereğince, şartları oluşmayan icra takibinin durdurulması talebinin reddine, İİK'nın 72/3. maddesi ve HMK 'nın 389. ve devamı maddeleri gereğince, İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına borçlu tarafından yatırılan ve yatırılacak para veya teminat mektuplarının alacaklıya ödenmesinin ihtiyati tedbir yolu ile önlenmesine, İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu alacak ile ilgili takip çıkış miktarı olan 2.000.000,00-TL'nin %15'i üzerinden hesaplanan 300.000,00-TL nakdi veya muteber bankalardan alınmış teminat mektubu ibraz edildiğinde ve teminat koşulunun yerine getirildiğinin Mahkememize yazılı olarak bildirilmesi halinde ihtiyati tedbir kararının bir örneğinin ilgili icra müdürlüğü dosyasına bildirilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, ihtiyati tedbir talep edenler vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:İhtiyati haciz talep eden alacaklılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; 1-mahkemeye sundukları ihtiyati tedbir talepli dilekçelerinde mahkemenin nakit teminat karşılığı tedbir kararı vermesi halinde, icra veznesine veya mahkeme veznesine depo edilecek bedelin yargılama süresince nemalandırılmasına (faiz getiren bir hesapta değerlendirilmesine) karar verilmesini açıkça talep etmelerine rağmen mahkemece kurulan hükümde bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin hatalı olduğunu, yüksek enflasyonist ortamda ciddi bir bedelin nemalandırılmadan bekletilmesinin mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, telafisi imkansız zararlara yol açacağını, talep dilekçelerinde ayrıca ilerleyen aşamalarda nakit teminatın müvekkillerine ait taşınmaz (arsa) teminatı ile değiştirilmesine cevaz verilmesini talep ettiklerini, mahkemece bu talebin de değerlendirilmediğini, hüküm fıkrasında sadece nakdi veya banka teminat mektubu seçeneklerine yer verildiğini, HMK ve yerleşik Yargıtay uygulamaları uyarınca, borçlunun taşınmaz mallarının teminat olarak gösterilmesinin mümkün olduğunu, müvekkillerin nakit akışını zorlamayacak ve hak kaybına neden olmayacak bu alternatifin reddedilmesinin veya cevapsız bırakılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taleplerin cevapsız bırakılması suretiyle hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, icra takibinin durdurulması talebinin reddinin de hatalı olduğunu, talep konusu bononun sahteliği, üzerindeki imzaların ve damga pulunun usulsüzlüğü (2003'te kaldırılan pulun 2009 tarihli senette kullanılması gibi çelişkiler) dosya kapsamındaki delillerle "yaklaşık ispat" sınırını fazlasıyla aşacak şekilde ispatlandığını, buna rağmen takibin durdurulması talebinin reddedilmiş olmasının, müvekkillerinin cebri icra tehdidi altında kalmasına neden olduğunu, muhalefet şerhinde her ne kadar tam aksi savunulmuşsa da, mevcut somut delillerin (sahte olduğu iddia edilen senet üzerindeki tahrifat ve pul çelişkisi) takibin tamamen durdurulmasını gerektirecek nitelikte olduğunu, bu sebeplerle mahkemenin kararının reddedilen kısımları yönünden istinafen incelenerek takibin teminatsız veya uygun bir teminatla durdurulmasına, yatırılan teminatın yargılama sonuna kadar nemalandırılmasına, ilerleyen aşamalarda nakit teminatın taşınmaz (arsa) teminatı ile değiştirilmesine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, değişik iş ve ara kararın kaldırılmasına ve reddedilen kısımların kabulüne karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Talep, İİK'nın 72/3 ve HMK'nın 389 vd. maddeler uyarınca, icra takibinden sonraki ihtiyati tedbir istemine; istinaf, takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir verilmesi talebinin reddi kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince, takibin durdurulması talebinin reddine, icra veznesindeki paranın teminat karşılığında ödenmemesine karar verilmiş; bu karara karşı, ihtiyati tedbir talep edenler vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.İhtiyati tedbir talep edenler vekili; karşı tarafça İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin murisinin imzası bulunan takip dayanağı bononun sonradan üzeri doldurularak oluşturulduğunu,bonoda tahrifat yapıldığını, pulun sonradan senet üzerine yapıştırıldığını, damga pulu ve tanzim tarihinin çelişkili olduğunu, nitelikli dolandırıcılıktan şikayetçi olunduğunu, savcılıkça soruşturma başlatıldığını, müvekkillerinin borçlu olmadığını belirterek, İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takibinin takdirden teminatsız olarak durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat ile takibin durdurulmasına, vezneye depo edilecek bedelin alacaklıya ödenmemesine, bedelin yargılama süresince nemalandırılmasına (ilerleyen aşamada nakit teminatın müvekkillerine ait taşınmaz (arsa) teminatı ile değiştirilmesine cevaz verilmek sureti ile) karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece,İİK'nın72/2 maddesi uyarınca takibin durdurulması şartlarının gerçekleşmediğinden bahisle bu talebin reddine, %15 teminat karşılığında icra veznesine yatacak paranın alacaklılara ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.Mahkemece verilen 09.03.2026 tarihli ara kararın, takibin durdurulması talebinin reddine ilişkin kısmına ve hüküm kurulmadığı iddia edilen taleplere ilişkin olarak ihtiyati tedbir talep edenler vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Talep konusunda gerek İİK'nın 72. maddenin gerekse HMK'nın 389 vd. maddelerin değerlendirilmesi gerekecektir. İİK'nın 72. maddesi gereğince borçlu tarafından icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilecektir. Maddenin 2. fıkrasında, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkemece, talep üzerine alacağın %15'den aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Maddenin 3. fıkrasında ise icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbire ilişkin düzenleme söz konusudur. HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir ". hükmünü, aynı Yasanın 390.maddesi ise ''İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.'' düzenlemesini içermektedir. HMK'nın 390/1 maddesi uyarınca tedbir talep edenleri, henüz menfi tespit ve istirdat davası açmadığı dönemde, yani Yasadaki gibi dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise asıl davanın görüldüğü mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda, ihtiyati tedbir talep edenlerce henüz menfi tespit davası açılmadan önce takipten sonra ihtiyati tedbir talep edilmiştir. Yasanın açık hükmü uyarınca ancak icra takibinden önce ve yaklaşık ispat sağlanmış ise takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiş olduğundan somut olayda mahkemece ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulması talebinin reddi yerinde olmuştur. Tedbir talep edenler vekilince, teminatın arsa ile değiştirilmesine cevaz verilmesi taleplerine ilişkin karar istinaf edilmiş ise de, HMK'nın 392. maddesine göre ihtiyati tedbirin teminat kaşılığında verileceği belirtilmiş olup 395/2 maddesi uyarınca teminatın türünün 87. maddeye göre belirleneceği hükme bağlanmıştır. HMK'nın 87. maddesine göre ise teminatın tutarının ve şeklinin hâkim tarafından serbestçe belirleneceği belirtilmiştir. Somut olayda da mahkemece anılan maddeler uyarınca nakti teminat veya teminat mektubu karşılığında tedbirin kısmen kabulü kararı verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Kaldı ki, talep edenler vekilince, somut olarak bir taşınmaz bilgisi bildirilmediği, nakdî teminat yatırıldıktan sonra 03.04.2026 tarihli teminat mektubu yatırılarak nakdî teminatın banka teminat mektubu ile değiştirilmesinin talep edildiği, mahkemece bu talebin de kabul edildiği görülmektedir. Talep edenler vekilince nakdî teminat bedelinin nemalandırılması talepleri bakımından da karar istinaf edilmiştir. Ancak, yasada bu yönde bir hüküm bulunmadığı gibi teminatın nemalandırılması hususu ilk derece mahkemesinin görev konusu da değildir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-İhtiyati tedbir talep edenler tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir talep edenler tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.05.2026KANUN YOLU
: HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.