Anahtar kelimeler: Antwerpe Mersinden Belçika Yük Gemi Emtianın Yazim Şirkete İlamda Özetle

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas - ███████ KararDAVA
: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirkete ait emtianın Mersin'den Antwerp'e (Belçika) taşınması işi üslendiğini, işi organize ettiğini ve edimini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak navlun ücretinin davalı tarafından ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla davalının ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin görevsiz olduğunu, görevli mahkemelerin Konya Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının müvekkiline ait emtiaların taşınması konusunda üzerine düşün edimi eksik ve ayıplı bir şekilde yaptığının, karşı tarafa ulaştırılan emtiaların tamamının harap olmuş vaziyette tamamen kullanılamaz halde teslim edildiğini, bu zararının giderilmesini talep ettiklerini ancak davacı firmadan buna ilişkin geri dönüş yapılmadığını, müvekkilinin zararını dahi karşılamayan davacının eksik ve ayıplı olarak ifa ettiği ediminin ücretini talep etmesi hak ve nezafet kuralları ile bağdaşmadığını beyanla öncelikle yetki itirazlarının kabulüne karar verilmesini ve davanın esas yönünden de reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Dosya kapsamında, taraflar arasındaki ilişkinin deniz yolu ile eşya taşıma (navlun) sözleşmesinden kaynaklandığı, dosyaya ibraz edilmiş dava konusu taşımaya ait konişmentoya göre davalı tarafın yükleten/taşıtan, taşıyanın ...S.A. olduğu, bu halde davacının taşıyan sıfatının işbu konişnıentodan tespit edilemediği, navlun sözleşmesinin de taraflar arasındaki taşıma ilişkisini ortaya koyması sebebi ve yargıtay içtihatları uyarınca navlun sözleşmesinin varlığının her şekilde ispatı mümkün olduğu ve şekle tabi olmaması münasebetiyle, dosyada bulunan mail yazışmaları incelenmiş ve dosyaya ibraz edilen konişmentoda davacı taşıyan olarak görünmese de dosyada mevcut mail yazışmalarından taraflar arasında bir navlun sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu/kurulduğu ve davacının da söz konusu navlun sözleşmesinde davalıya ait yükün deniz yolu ile taşınması taahhüdü altına girdiği dolayısıyla taşıyan sıfatına sahip olduğu anlaşılmıştır.Söz konusu taşıma sebebiyle davacının navlun alacağının bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede, davacının 30.04.2018 tarihli ... nolu 1.450,00 EUR (7.099,35 TL) bedelli "Deniz İhracat Navlunu" açıklamalı faturayı davalı ....Şti. unvanına düzenlenmiş olduğu, iş bu faturanın Yevmiye Defterinde 30.04.2018 tarih ... sıra numarası ve 7.099.35 TL bedel ile kayıt altına aldığı, davacının 2018 yılma ait Ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu Elektronik Defterler ile Envanter Deflerinin yasal süresinde onaylandığından davacı şirketin ticari defterlerinin delil niteliği taşıdığı, böylelikle taraflar arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesinden kaynaklanması ve davalının da bahse konu navlun sözleşmesinin taşıtanı olması ve TTK m. 1200 uyarınca navlunun borçlusunun taşıtan olduğundan dava konusu taşıma (navlun) borcundan davalının sorumlu olduğu ; buna karşın davalı, davacının emtianın taşınması konusunda üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, karşı tarafa ulaştırılan emtiaların tamamının harap olduğunu vc bu şekilde teslim yapıldığını, davacının taşınmak üzere kendisine teslim edilen emtiayı TTK 858/2 maddesi uyarınca herhangi bir çekince ileri sürmeden teslim aldığı ve taşıma sırasında meydana gelen ziyaadan TTK 875 maddesi uyarınca taşıyıcının sorumlu olduğunu ,meydana gelen ziyaa sonucu davacı tarafın herhangi bir navlun alacağının bulunmadığını ve bu sebeple de davacı taşıyıcıya ödeme yapmadığını ileri sürmüş ve davalı tarafın ticari defterlerinin de davaya konu taşıma sebebiyle davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı doğrulanmış ise de; TTK m. 1199/1 uyarınca boşaltma süresinin sonuna kadar bir kaza sonucunda zıyaa uğrayan eşya için navlunun ödenmeyeceği ve peşin ödenmiş ise geri alınacağı belirtilmiş ise de "kaza" ile ifade edilmek istenen, taşıyanın veya fiillerinden sorumlu tutulabileceği kişilerin yahut yükle ilgilenenler ile bunların adamlarının sebep olmadığı; taşıyanın sorumlu tutulamayacağı olaylar olduğu, bu düzenlemede eşyanın hasara uğramasından yahut geç tesliminden söz edilmediği, bu hususa ilişkin başkaca bir hüküm bulunmadığı, neticeten eşyanın hasarlı şekilde yahut gecikmeyle teslim edilmesinin taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etkisi olmadığı, taşıyanın veya adamlarının kusuru ile eşyanın zayi olmasının navlun alacağına etkisinin özel olarak düzenlenmediği, genel hükümlerden dc böyle bir sonucun çıkarılamadığı, bu durumun TBK m 136 hükmünün özel bir görünümünü teşkil ettiği, bilindiği gibi TBK m 136/1 uyarınca borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borcun sona ereceği, ikinci fıkra uyarınca karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olacağı, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybedeceği düzenlenmiş olup, davalının borçlusu olduğu navlunu ödemekten kurtulması TTK m. 1199/1 çerçevesinde söz konusu olabileceği, dolayısıyla davalı savunmasının TTK m. 1199/1 uyarınca değerlendirilmesi gerektiği, TTK m 1199/1 in uygulanabilmesi için eşyanın boşaltma süresinin sonuna kadar zıyaa uğramış olması, zararın taşıyanın, adamlarının ve yükle ilgililerin sorumlu olmadığı bir sebepten ileri gelmesi şart olduğu, davalı tarafça dosyaya bu duruma ilişkin bazı fotoğraflar ve e-posta yazışmaları sunulmuşsa ise de taşınan emtianın hasara mı uğradığı yoksa zayi mi olduğu; zarara sebep olan olayın nc şekilde gerçekleştiği, dolayısıyla TTK m. 1199/1 anlamında "kaza" sayılıp sayılamayacağı bu fotoğraf ve yazışmalardan tespit edilememiş, eşyanın zayi olduğu ve zararın sebebini ortaya koyan sörvey/eksper raporu vb. bir belge de sunulmadığından söz konusu taşıma sebebiyle ödenmeyen navlun alacağından davalının sorumlu olması gerektiğine kanaat getirilerek davanın kabulüne karar verilmiş, alacağın likid ve belirlenebilir olması sebebiyle davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince müvekkili aleyhine tesis edilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, keza yargılama aşamasında sunulu bulunan beyanlarının dikkate alınmadığını, müvekkili davalı firmanın Konya Ticaret Sicil Memurluğu nezdinde kayıtlı olarak "... Mah. ... Sk. No: ...Konya" adresinde mukim olarak ticari faaliyetini sürdürdüğünü, görülmekte olan işbu davada yetkili mahkemenin "Konya" İcra Müdürlükleri ve "Konya" Mahkemeleri olduğunu, tüm bu nedenlerle, yetki itirazları kapsamında, öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini talep edilmesine karşın, ilk derece mahkemesinde itirazlarına itibar edilmediğini, dolayısıyla yetkisiz mahkemece verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının müvekkiline ait emtianın taşınması konusunda üzerine düşen edimlerini yerine getirmediği gibi eksik ve ayıplı bir şekilde yerine getirdiğini, söz konusu emtiaların tamamı karşı tarafa ulaştırılan emtiaların tamamı harap olmuş vaziyette tamamen kullanılamaz vaziyette teslimat yapıldığını, buna ilişkin olarak müvekkilinin taşınan emtiaların kırılmış ve kullanılmaz olduğunu, bu zararın giderilmesini talep etmiş ise de davacı firmadan buna ilişkin geri dönüş sağlanmadığını, dolayısıyla davacının edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediğini bilakis müvekkili aleyhine yeni bir durum oluşmasına sebebiyet vererek ihraç edilen emtianın müşteri memnuniyeti kapsamında ilgili müşterinin sipariş vermiş olduğu makinesinin yeniden değişimini sağlandığını, taşımaya konu müvekkilinin ihraç ettiği makineye ait fotoğraflar ve tutulan tutanakların birer suretini mahkemeye ibraz ettiklerini, bu nedenle, müvekkilinin tüm fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bu konuyla ilgili olarak gerçekleştirilecek bilirkişi incelemesi ile durum daha da netlik kazanacağını, davacı firma ile de ticari faaliyetlerinin devamı esnasında da müvekkilinin tüm ödemelerini yaptığını ancak davaya konu faturadan kaynaklı emtia taşıması davacının kusurlu hareketleri nedeniyle oluşan zarar kapsamında ödenmediğini,müvekkilinin basiretli ve iyi niyetli tacir olarak üzerine düşen tüm edimlerini yerine getirdiğini, davacı taşıyıcının, taşınmak üzere kendisine teslim edilen emtiayı, TTK 858/2.maddesi uyarınca herhangi bir çekince ileri sürmeden teslim aldığını TTK 875. maddesi uyarınca, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçen süre içinde eşyaya gelen hasar ve ziyadan sorumlu olduğunu, bu doğrultuda, müvekkilinin zararını dahi karşılamaktan imtina eden davacının, eksik ve ayıplı olarak ifa ettiği ediminin ücretini talep etmesinin hak ve nezafet kuralları ile bağdaşmadığını, davacının gerekli tedbirleri ve önlemleri almaksızın taşıma işini gerçekleştirmesi sebebiyle müvekkilinin maddi ve manevi anlamda zarara uğradığını, dolayısıyla işbu taşıma işi sebebiyle müvekkilinin tüm fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla hiçbir borcu olmadığını, bunun gibi bilirkişi raporuna karşı itirazlarının ilk derece mahkemesinde dikkate alınmadığını, bu bilirkişi raporları doğrultusunda hüküm tesis edilmesinin kabul edilebilir olmadığını, bilirkişi tarafından tespit edilen e-mail yazışmaları ve taşımaya konu emtiada meydana gelen zarar ve ziyanın fotoğraflarının davacı tarafa iletildiğini, e-mail yazışmalarında "Hollanda yükünüz ile acenteye tekrar yazı yazdık, gelen dönüşe göre tekrar bilgi vereceğiz" şeklinde davacı tarafından verilen cevapların mevcut olduğunu, bilirkişi tarafından TTK 1199/1 maddesi yorumlanarak dava konusuna uyarlanmak istendiğini, bilirkişi tarafından ısrarla emtianın boşaltma süresinin sonuna kadar zıyaa uğramış olması, zararın taşıyanın, adamlarının ve yükle ilgililerin sorumlu olmadığı bir sebepten ileri gelmesi şarttır şeklinde yorumlandığını ancak burada esas olan taşıma esnasında emtianın görmüş olduğu hasar olduğunu, maddede taşıma esnasında emtiada oluşan hasarın düzenlenmemesi sebebi ile oluşan hasara rağmen ödemenin gerçekleştirilmesi gerektiğine dair görüşün hakkaniyete aykırı olduğunu, ihtilafın çözümü adına aldırılan █████/2020 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas teşkil edemeyeceğini ve bu yönde gerçekleştirilen tespitlerinde kabulünün hukuken mümkün olmadığını beyanla yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı █████/2022 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, deniz taşımasından kaynaklanan navlun alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir .İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Dava konusu taşımaya ilişkin 28.04.2018 tarih ve ... nolu konşimento, davalı yükleten/taşıtan tarafından alıcı ....'ye paketleme makinesi ve vidalı sistem emtiasının ...numaralı konteyner içerisinde ... isimli gemi ile taşınmasına ilişkin olarak taşıyıcı ...S.A. tarafından düzenlenmiştir.Gümrük beyannamesinde teslim şekli CER, ödeme şekli ise mal mukabili olarak gösterilmiştir.Davacı tarafından davalıya ... nolu konşimentoya ilişkin 30.04.2018 tarih ve 1.450 Euro bedelli navlun faturası düzenlenmiştir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "fatura" sebebine dayalı olarak,1.470,02 Euro asıl alacak, 20,02 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.470,02 Euro alacağın tahsili istemiyle 24.11.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, davacının edimini eksik ve ayıplı olarak ifa ettiği, davacının navlun bedeli talep hakkının bulunmadığı iddiasında bulunulmuştur.Dosya kapsamında yazılı bir navlun sözleşmesi bulunmamakla birlikte davacı tarafından düzenlenen navlun faturası , dosyaya sunulan mail yazışmaları ile taraflar arasında taşıma ilişkisi bulunduğu ihtilafsızdır. Davalı tarafça icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş ise de İİK'nın 50., HMK'nın 10 ve Türk Borçlar Kanunu'nun 89. hükümlerine göre para alacaklarının tahsili için başlatılan takiplerde davacının ikametgahı icra dairesi de yetkili olduğundan davalının icra dairesinin yetkisine itirazı yerinde görülmemiştir.Somut olayda dosyaya ibraz edilen konişmentoda taşıyan olarak davacı yer almamakta ise de davacı, davalıya ait yükün deniz yolu ile taşınması taahhüdü altına girmekle taşıyan sıfatına haizdir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1138. Maddesine göre taşıyan navlun karşılığında denizde taşımayı üstlendiğinden, TTK'nın 1193 vd. Maddelerine göre navlun ödenmesini isteme hakkı, taşıyanın en önemli haklarından biridir. Navlun, eşyanın tesliminin istendiği anda ve her hâlde boşaltma süresinin sonunda muaccel olur(TTK m. 1197).Eşyanın hasara uğraması taşıyanın navlun alacağını etkilemez. Taşıyan eşyanın hasarından doğan zarardan TTK'nın 1178 vd. Maddeleri gereğince sorumlu olması halinde dahi navlunu talep hakkına sahiptir. Taşıyanın sorumlu olduğu zararın belirlenmesinde navlunun indirilmesi de söz konusu değildir. Dolayısıyla taşıyanın eşyanın ziyaından sorumlu olduğu hallerde navlun ödenir, peşin ödenmiş ise geri alınamaz(..., Kender-Çetingil Deniz Ticareti Hukuku, 17. tıpkı baskı, Filiz Yayınevi, İstanbul, 2022, s. 421; İnci Deniz Kaner, Deniz Ticareti Hukuku I-II, 4. Baskı, Filiz Yayınevi, İstanbul, 2021, s. 396 ).Buna göre, taşımaya konu eşyanın hasarlanmış olması taşıyanın navlun alacağı üzerinde bir etki yaratmamaktadır. Zira eşyanın hasara uğraması hâlinde navlun alacağında bir indirime gidileceği yönünde bir düzenlemeye TTK’da yer verilmemiş; aksine m. 1198 ile taşıyanın, bozulmuş veya hasarlanmış eşyayı navlun yerine kabul etmek zorunda olmadığı belirtilerek, bu tür hâllerde dahi taşıyanın navlun alacağının devam etmekte olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla taşıyan, TTK m. 1178 ve takip eden hükümler gereğince eşyanın hasara uğramasından sorumlu sayılıp, bu nedenle tazminat ödeme borcu altında olsa dahi navlun alacağını talep edebilecektir. Bu bakımdan taşıyanın eşyanın hasara uğraması nedeniyle doğan tazminat ödeme borcu ile navlun sözleşmesinden doğan navlun alacağı birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerekir. Bu doğrultuda TTK m. 1198’in gerekçesinde hasara uğrayan eşya için tazminat ödenmesine dair düzenlemenin öngörülmüş olduğu, bu nedenle eşyanın navlun yerine taşıyana bırakılmasını haklı gösterecek bir nedenin saptanamadığı ifade edilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, taşınan emtianın hasara mı uğradığı yoksa zayi mi olduğu; zarara sebep olan olayın ne şekilde gerçekleştiği, dolayısıyla TTK m. 1199/1 anlamında “kaza” sayılıp sayılamayacağının dosyaya sunulu fotoğraflar ve e-posta yazışmalarından tespit edilemediği, eşyanın uğradığı hasarın niteliğini, bunun eşyayı gerçekten kullanılamaz hâle getirdiğini, dolayısıyla eşyanın zayi olmuş bulunduğunu ve zararın sebebini ortaya koyan sörvey/eksper raporu vb. bir belge sunulmadığı, davalının, müşterisinin talebi üzerine yeni bir makine temin etti ise kendi çalışanları/uzmanları tarafından hasar gören makineyi inceletip inceletmediği, kendi uzmanları tarafından makinenin kullanılmaz hâle geldiği hususunun doğrulanıp doğrulanmadığının belli olmadığı, mail yazışmalarından yola çıkarak yük hasarının TTK m. 1199/1 kapsamında olduğunu belirlemenin mümkün olmadığı, davacının herhangi bir hususu kabul/ikrar ettiğinin söylenemeyeceği bildirilmiştir.TTK'nın 1199/1.maddesine göre boşaltma süresinin sonuna kadar bir kaza sonucunda zıyaa uğrayan eşya için navlun ödenmez ve peşin ödenmiş ise geri alınır. Navlun götürü kararlaştırılmış ise eşyanın bir kısmının zıyaı, navlunun o oranda indirilmesini istemeye hak verir. Anılan maddede sözü geçen “kaza” ifadesiyle, gerek taşıyan gerekse yük ilgilileri ile bunların fiillerinden sorumlu oldukları kişilerin kusurlarından veya yüke has bir sebepten kaynaklanmayan her türlü tesadüfi/harici sebep -sözleşmenin taraflarına isnat edilemeyen bir hâl- kastedilmekte olup, somut olayda dosya kapsamında bu yönde bir iddia ve ispat bulunmamasına göre TTK'nın 1199. maddesinin eldeki davada uygulanma yeri yoktur. Bu durumda davalının iddia ettiği hasar/zayi nedeniyle davacının navlun alacağına karşı ödemezlik defi ileri sürmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunan navlun faturası yönünden davanın hükümde yazılı olduğu gibi kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 150,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 581,30 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2026