Anahtar kelimeler: Mikronize Kırmaeleme Kalker Tufanbeyli Ocağı Çevresel Çed İklim Planlanan Şehircilik
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No
: █████████
Karar No
: █████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
: ... Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Adana İli, Tufanbeyli İlçesi, ... Mahallesi sınırları içerisinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "Tufanbeyli RN:... ve RN:... Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Mikronize Tesisi Kapasite Artışı ile İlave RN:... Kalker Ocağı" projesi ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemece yapılan değerlendirmede; dava konusu "Tufanbeyli RN:... ve RN:... Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Mikronize Tesisi Kapasite Artışı ile İlave RN:... Kalker Ocağı" projesine ilişkin olarak █████/2022 tarihinde saat 13:00'da, Adana İli Tufanbeyli İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ..., ... Kaymakamlığı Konferans Salonunda halkın katılım toplantısı düzenleneceği hususunun █████/2022 tarihinde ... ve ... isimli gazetelerde ilan edildiği, anılan tarih ve saatte Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlar ve proje sahibinin katılımı ile halkın katılımı toplantısı düzenlendiği, anılan toplantıya Kayarcık, Yamanlı ve Yeşilova Mahallelerinden katılımların sağlandığı görüldüğünden, halkın katılım toplantısının mevzuatta belirtilen usul ve esaslara uygun olarak gerçekleştirildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkemece kümülatif etki ile ilgili yapılan değerlendirmede; proje kapsamında yapılacak madencilik çalışmalarının, yörede faal olarak çalışan diğer ocaklarla oluşturacağı çevresel etkileri kümülatif olarak ele almak amacıyla Adana Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ÇED envanter bilgilerinde tarama yaptırıldığı, proje alanının 3 km çevresi içinde, 3 km yakınında ... Enerji Üretim Anonim Şirketi termik santral, kül depolama sahaları ve kireçtaşı ocakları projeleri dışında ÇED Kararı ve ÇED Kapsam Dışı Kararı verilmiş bir projenin yer almadığının bildirilmesine ilişkin Adana Valiliği, Çevre, Sehircilik ve Iklim Degisikligi Il Müdürlüğünün ... tarihli, ... tarihli yazısı gereğince ÇED raporunda, ... Enerji Üretim Anonim Şirketi termik santral, kül depolama sahaları ve kireçtaşı ocaklarının toz emisyon debilerinin kümülatif değerlendirmede dikkate alındığı sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkemece yer seçimi ile ilgili yapılan değerlendirmede; proje alanı sınırları içerisinde bulunan mevcut ormanın; bitişiğinde ve civarda yaygın olarak bulunan ormanlarla aynı tür ve özellikte olduğu, özel ve değerli, korunması gereken bir tür olmadığı, proje sahasının özel korunan bir saha olmadığı, mevzuat olarak bunun önünde bir engel olmadığı da dikkate alındığında burada uygulanacak projenin ağaçlara ve bitki örtüsüne olumsuz bir etkisinin olmayacağı, proje alanı ve yakın çevresi heyelan bakımından incelendiğinde, ... sitesine göre kayıt altına alınmış heyelanlara ait verilere göre; Kireçtaşı Ocağı ve KET İşletmesinin 30-35 km güney doğusunda ve 25-30 km güney batısında aktif heyelan alanının yer aldığı, proje alanının eğimli bir topoğrafyaya sahip olduğu, ÇED raporunda, üretim çalışmalarında ocak sahasında moloz akıntılarını ve heyelanları önlemenin en önemli adımı olan basamaklandırma yapılacağının, yamaç yüzeylerinin aşınmasını önlemek için ise teraslama çalışmaları yapılacağının belirtildiği, dolayısıyla heyelan riskine karşı alınacak tedbirlere yer verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkemece patlatmanın etkileri ve toz emisyonları ile ilgili yapılan değerlendirmede; ÇED raporunda, açık ocak yöntemi ile patlatma yapılarak basamaklar oluşturulacağı, Maden Yönetmeliğine uygun olarak basamak şev açısı, basamak yüksekliği ve basamak genişliğine uygun üretim yapılacağı, üretim ve nakliye ile kırma eleme tesisinde ortaya çıkması muhtemel tozların sulama ile minimum düzeye indirileceği, dolayısıyla çevreye kalker tozunun yayılmayacağı, dekapajdan çıkan pasanın da işletme izin sınırları içerisinde belirlenen izinli alana döküleceği, ruhsat sınırlarının dışına olumsuz yönde bir etkisinin olmayacağı hususlarına yer verildiği, zemini gevşetmek amacıyla yapılacak patlatmalar için detaylı hesaplamaların yapıldığı, bu hesaplamalar sonucunda ateşleme kaynağına olan emniyetli mesafenin yaklaşık 600 m olduğu, bu mesafenin en yakın yerleşim yerine olumsuz yönde bir etki yaratmayacağı, yapılacak patlatma kaynaklı olası etkiler açısından "Patlatma Kaynaklı Titreşim (Vibrasyon), Patlatma Kaynaklı Hava Şoku Etkisi ve Patlatma Kaynaklı Taş Savurulması Etki Mesafesi" hesaplamaların yapıldığı ve hesaplama sonucunda 5 mm/sn olan yönetmelik sınır değerin çok altında 0,009- 0,006 mm/sn değerleri olduğu, hava şoku ile ilgili gerekli önlemlerin alınacağının beyan edildiği, proje kapsamında kontrollü şartlarda çalışılacağının firma sahibi tarafından taahhüt edildiği ve ölçekli gömme derinliği (SDOBm) formülü ile yapılan hesaplamalar neticesinde çıkan 72 m olağan taş savrulma mesafesi olarak kabul edilebileceği göz önüne alındığında, hesaplanan taş savrulması hesaplamalarından en yakın hanenin ve kaynak/çeşmenin etkilenmesinin söz konusu olmayacağı, bölgenin mevcut kirlilik yükünün ÇED raporunda irdelendiği, tespit edilen bir çalışma ve kirlenme kanıtının olmadığının anlaşıldığı, söz konusu alanın hava kalitesi bakımından olumsuz bir durum içerdiği, istasyonların sürekli ölçüm gerçekleştirdiği, kurulu olan termik santralin bölge hava kalitesine katkı açısından Yönetmeliklerde belirtilen sınırlarda kaldığı, halihazırda faaliyette olan tesislerin kirletici yükünün de değerlendirme kapsamında tutulduğu, arazinin genel yapısı, yerleşim yerine mesafesi ve yerleşim yerine doğal bariyer olarak dağ yükseltisinin olmasının toz oluşumu için alınan önlem olarak yeterli olduğu, rüzgar verisi ışığında tesisten kaynaklı hava kirliliği riskinden hakim rüzgar yönleri gereği minimum etkilenme olasılığı olduğu ve faaliyet sırasında alınacağı taahhüt edilen önlemler ile olumsuz etkilenmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan, bilirkişi raporunda zemini gevşetmek için yapılan patlatmaların kamp alanına olumsuz yönde etki yaratmasının muhtemel ve mümkün olduğu belirtilmiş ise de, ÇED raporunun EK-2'sinde yer alan Hava Emisyon Ölçüm Raporunun 67. sayfasında, kamp alanında PM10 ölçümünün ilgili firma tarafından yapıldığının belirtildiği, ilgili raporun 94. sayfasında yer alan ölçüm tablosunda da belirtildiği üzere, kamp alanında yapılan üç ayrı ölçümde elde edilen değerlerin ortalamasının 1.15 olarak tespit edildiği, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinin Ek-1'inde yer alan (b)2.2) sınır değer 3 mg/Nm3 olduğundan, söz konusu değerin sınır değerin altında kaldığı görüldüğünden, uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji mühendisi, iki ziraat mühendisi, orman mühendisi ve halk sağlığı uzmanından oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporundaki kamp alanına yönelik değerlendirme yerinde görülmemiştir.
Mahkemece proje alanı ile ilgili yapılan değerlendirmede; dava konusu proje alanının bulunduğu arazinin meyil, toprak sığlığı gibi aşırı tahditlere sahip olduğu, sürüm yapılamayacağı, çoğunlukla mera veya ağaçlık saha olarak kullanılabilecek arazi niteliğinde olduığu, toprak sığlığı, taş, kaya, meyil, erozyon gibi çok şiddetli tahdit faktörlerine sahip olduğu, tarımsal yönden ekonomik olmadığı ancak, zayıf mera veya orman ağaçları dikimi için müsait olduğu, proje alanı içerisinde tarım alanının bulunmadığı, proje alanının "3573 sayılı Zeytinciğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun" kapsamına girmediği, proje alanının orman ve çayır-mera arazisi niteliği taşıdığı, proje alanı içerisinde kalan çayır-mera vasıflı araziler ile ilgili olarak 4342 Sayılı Mera Kanunun 14. maddesinin (a) bendi gereği mera-geri dönüşüm planı ile gerekli başvurular yapılarak, izinlerin alınacağı, izinler tamamlanmadan kapasite artışı kapsamında herhangi bir üretim faaliyetinde bulunulmayacağı, proje alanında; herhangi bir sulak alanın, "Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi" (Barcelona Sözleşmesi) uyarınca koruma altına alınan alanlardan birinin, █████/1988 tarihli, 19968 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Akdeniz'de Özel Koruma Alanlarına İlişkin Protokol" gereği ülkemizde "Özel Koruma Alanı" olarak belirlenmiş alanların, █████/2003 tarihli, 25181 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avrupa Peyzaj Sözleşmesi başlığı altında belirtilen herhangi bir alanın, peyzaj değeri yüksek alanlar ve rekreasyon alanlarının, soyu tükenmekte veya genetik çeşitliliği çok azalmakta olan bir canlı türü veya tür topluluklarını korumaya yönelik belirlenen, biyogenetik rezerv alanları ve biyosfer rezerv alanların, nadir, nesli tehlikede olan ve “Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (Bern Sözleşmesi)” listesine göre koruma altına alınması gereken bitki türünün, endemik türün bulunmadığı, proje alanının koruma alanlarına uzak mesafelerde yer aldığı, bu alanlara bir etkisinin olmayacağı, faaliyet alanında yapılan tahribat sonucu nesillerinin yok olma tehlikesinin bulunmadığı, alanda tehlike altında ve kritik derecede tehlike altında olan flora türünün bulunmadığı, lokal bitkisel yapı başta olmak üzere yakın çevrede yabanıl formlar tarafından değişik gereksinimlerin karşılanması amacıyla kullanılan habitatların ve bu kesimlerde bulunması olası yabanıl formların toz emisyonlarından olumsuz etkilenmelerinin önüne geçilebileceği, nakliye yolu güzergahında ve ocak içi servis yollarında toz bağlayıcılarla sulama yapılarak tozumanın en aza indirileceği, proje kapsamında tüm atıkların (katı atık, sıvı atık, atık yağ, tehlikeli/tehlikesiz atık, by-pass vb.) hiçbir suretle tarım arazilerine atılmayacağı, ocak sahasında üretim faaliyetinin tamamlandığı bölgeler ile proje ömrünün sonunda alanlarda arazi düzenleme çalışmaları yapılacağı, söz konusu faaliyetler aşamasında tahribata uğramış alanların, uygun eğime indirgenerek yeniden düzenleneceği, böylelikle faaliyet esnasında topoğrafyada oluşacak kazı boşluklarının giderilmiş olacağı, rehabilitasyon amacıyla kullanılmak üzere depolanan bitkisel toprağın üretim kademeleri düzenlendikten sonra, gerekli alanlarda üst örtü olarak kullanılacağı, bölgenin mevcut bitki örtüsü dikkate alınarak, rehabilitasyon alanlarında gerekli ağaçlandırma çalışmalarının ilgili idarenin bilgisi dahilinde yapılarak floranın eski haline dönmesinin planlandığı görüldüğünden, projenin ruhsat sahası dışındaki meralara, ekili dikili alanlara, ağaçlara ve bitki örtüsüne yöre hayvancılığına olumsuz bir etkisinin olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkemece proje alanının hidrojeolojisi ile ilgili yapılan değerlendirmede; ÇED raporunda; yeraltı suyu; su kaynakları, sondaj kuyuları, çeşme, kaptaj vb. yapılara yönelik herhangi bir olumsuzluk durumunda işletme faaliyetlerinin durdurulacağının, oluşacak tüm zararın yatırımcı tarafından karşılanacağının ve yetkili kurumların direktifleri doğrultusunda gereken tüm işlemlerin yapılacağının belirtildiği, Kayarcık köyü içerisinde kaptaja alınmış köy çeşmesinin bulunduğu, köyün içme suyunun DSİ tarafından açılan kuyulardan karşılandığı ancak bu suyun da köy halkı tarafından kullanıldığı, proje sahası ile Kayarcık köyü arasında yapılan tespitlerde, küçük kuru derelerin olduğunun görüldüğü, taşkın etkisi oluşturabilecek düzeyde akışı bulunan herhangi bir dere bulunmadığı, ÇED raporunda yer verilen; "ÇED alanı ve mücavirindeki akar ve kuru dereler üzerinde yol geçişi sağlanması durumunda Karayolu Yolboyu Mühendislik Yapıları İçin Afet Yönetmeliği esasları doğrultusunda gerekli projelendirme yapılacak, DSİ 6. Bölge Müdürlüğünden hidrolik olarak uygunluk görüşü alındıktan sonra inşa edilecektir. Derelerle alakalı yapılacak her türlü çalışma DSİ 6. Bölge Müdürlüğü'nün izni dâhilinde yapılacaktır. Mevcut dere yataklarına by-pass malzeme, katı veya sıvı atık dökülmeyecek, kesitleri daraltılmayacak, dere yataklarının mevcut ve kadastrofal genişliği aynen korunacak, derelerin her iki sahilinde şev üstlerinden itibaren asgari 20 metrelik şeritvari sahada hiçbir şekilde kazı ve dolgu yapılmayacak, dere yataklarına ve kenarlarına faaliyetlerden kaynaklı atık, üretim firesi vb. malzeme dökülmeyecektir. ÇED alanı çevresinde yer alan dereler için, 09.09.2006 tarih ve 26284 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ███████ Sayılı “Dere Yatakları ve Taşkınlar” konulu Başbakanlık Genelgesi, 20.02.2010 tarih ve 27499 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Akarsu ve Dere Yataklarının Islahı” konulu Başbakanlık Genelgesi hükümlerine uyulacaktır." şeklindeki tedbirler dikkate alındığında, projenin hidrojeolojik açıdan sorun teşkil etmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkemece proje alanının jeolojisi ile ilgili yapılan değerlendirmede; proje alanının zemin grubunun sağlam sert kayalar olarak tanımlandığı, proje alanındaki tarihsel depremlere bakıldığında, Tufanbeyli bölgesinde 1900 yılında 4.7 derecede depremin olduğu, ÇED raporunda; işletme sırasında ve sonrasında, ocak alanında bitkisel toprak depolama ve by-pass depolama sahalarında stabilite sorunları (toprak, kaya düşmesi, vb) oluşmaması için gerekli tedbirlerin alınacağının, olası risk değerlendirmesinin ise üretim faaliyetlerine başlanması ile birlikte yapılacağının ve gerekli tedbirlerin alınacağının, projede █████/2018 tarih ve 30364 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak █████/2019 tarih ile yürürlüğe giren “Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği” ve █████/2007 tarih ve 26582 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik” hükümlerine uyulacağının belirtildiği, olası deprem riskinin ÇED raporunda değerlendirildiği ve gerekli tedbirlerin şirket tarafından alınacağının taahhüt edildiği görüldüğünden, salt depremsellik etkisinin varlığının dava konusu işlemi sakatlar nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda her ne kadar projeden kaynaklı oluşacak tozun insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden söz edilerek insan sağlığına zarar verebileceği belirtilmiş ise de, yer verilen tespitlerin madencilik faaliyetine ilişkin genellemeler içerdiği, proje özelinde bir tespit ve değerlendirme yapılmadığı, ÇED raporunda, ... Enerji Üretim Anonim Şirketi termik santral, kül depolama sahaları ve kireçtaşı ocaklarının toz emisyon debilerinin kümülatif değerlendirmede dikkate alındığı, üretim ve nakliye ile kırma eleme tesisinde ortaya çıkması muhtemel tozların sulama ile minimum düzeye indirileceği, dolayısıyla çevreye kalker tozunun yayılmayacağı, dekapajdan çıkan pasanın da işletme izin sınırları içerisinde belirlenen izinli alana döküleceği, ruhsat sınırlarının dışına olumsuz yönde bir etkisinin olmayacağı hususlarının proje tanıtım dosyası ve hazırlanan ÇED raporunda belirtildiği, modelleme sonuçlarına göre, projenin çevresel etkileri Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği uyarınca sınır değerlerin altında kaldığından herhangi bir olumsuz durum teşkil etmediği, proje faaliyetlerinin havada asılı toz ve çöken toz değerlerinin 2024 yılı sınır değerlerini sağladığı, kireç taşı ocağı, santral sahaları, kül sahaları gibi toz oluşumuna katkı sağlaması muhtemel alanlar ile yakın yerleşim yerlerinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı/Türkak tarafından akredite edilmiş kuruluşlarca mevzuatın gerekliliklerinin ötesinde ölçümler gerçekleştirildiği, olumsuz bir sonuç ile karşılaşılmadığı, proje konusu tesisten yayılma riski olduğu iddia edilen tozu oluşturacak ünitelerin tamamının kapalı ortam içerisinde olduğu, bu nedenle faaliyetten kaynaklanacak toz emisyonunun çok düşük seviyelerde olacağı, proje alanında maden işletmesi olarak kullanılacak alan ile Kayarcık Mahallesi arasında bir tepenin bulunduğu, söz konusu tepenin işletme aşamasında oluşabilecek toz için bariyer görevi görebileceği sonucuna ulaşıldığından, bilirkişi raporundaki tespitler yerinde görülmemiştir.
Bu durumda; yapılması planlanan "Tufanbeyli RN:... ve RN:... Kalker Ocağı ve Kırma-Eleme Mikronize Tesisi Kapasite Artışı ile İlave RN:... Kalker Ocağı" projesi ile ilgili verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, halkın katılımı toplantısının halkın kolaylıkla ulaşılabileceği yerde yapılmadığı, dolayısıyla buna ilişkin ÇED Yönetmeliğinde yer alan düzenlemenin ihlal edildiği, kümülatif etki değerlendirmesine ilişkin bilirkişilerce ÇED raporunun haricinde herhangi bir ölçüm ve objektif değerlendirmenin yapılmadığı, orman ve bitki örtüsü, heyelan riski, patlatmanın etkileri bakımından ÇED raporundaki muğlak ifadelerin bilirkişilerce de esas alındığı, bilirkişi raporunda patlamanın kamp alanına olumsuz etkisinin bulunduğu görüşüne rağmen Mahkemece bu hususun dikkate alınmadığı, tarım ve hayvancılık, yer üstü ve yer altı kaynaklar, depremsellik konularındaki itirazların bilirkişilerce muğlak ifadelerle değerlendirildiği, halk sağlığı uzmanı tarafından sunulan bilirkişi raporundaki çekincelere ve tespitlere Mahkemece dikkat edilmediği, eksik incelemeyle verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
: 1- Davalı idare tarafından, halkın katılımı toplantısının mevzuata uygun yapıldığı, etki alanındaki diğer projeyle birlikte kümülatif etki değerlendirmesinin yapıldığı, ÇED raporunda tarım ve hayvancılıkla ilgili değerlendirmelere yer verildiği, kontrollü koşullarda çalışma yapılacağı taahhüt edilmekle birlikte, kontrolsüz durumla maksimum savrulma mesafesinin hesaplandığı, yer altı ve yer üstü su kaynaklarına etkiler bakımından ilgili kurumların olumlu görüşünün alındığı, toz emisyonlarının mevzuatta öngörülen sınır değerleri sağladığı, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, temyiz iddialarının reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, halkın katılımı toplantısının hukuka uygun olarak gerçekleştirildiği, nitekim davacının ikamet ettiği mahalleden birçok kişinin toplantıya katıldığı, kümülatif etki çalışmalarının mevzuata uygun yürütüldüğü, hayvancılığın ve yaban hayatının olumsuz etkilenmemesi amacıyla ÇED raporunda tedbirlere yer verildiği, kaldı ki bilirkişi raporunda projenin tarım ve hayvancılık, su kaynakları, heyelan, orman, patlatma, toz emisyonları bakımından olumsuz tespitlerinin bulunmadığı, bu nedenle alınan tedbirler, gerek ilgili kurumlar gerekse bilirkişiler tarafından yeterli görüldüğünden halk sağlığı ile ilgili değerlendirme yapılmadığı iddiasının gerçekçi olmadığı, bununla birlikte bilirkişi raporundaki halk sağlı uzmanı tarafından yapılan olumsuz değerlendirmenin projeye özgü olmayan genel nitelikte bir değerlendirme olduğu, sonuç olarak dava konusu işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ
: ...
DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!