Anahtar kelimeler: Profil Bozucu Onüçüncü Piyasa Anonim Süreci Piyasası Sanayi Pay Piyasasında

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No
:█████████Karar No
:████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... KuruluVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacı tarafından, ... Profil Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi (...) pay piyasasında █████/2019-█████/2019 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (ç) ve (f) bentlerinde tanımlanan piyasa bozucu eylemleri oluşturduğundan bahisle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca 958.581,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ...sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... pay piyasasında █████/2019-█████/2019 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin ve emirlerin incelenmesi sonucunda, ... pay piyasasında söz konusu dönemde gerçekleştirilen alımların (509.030 adet) %22,75'inin, satımların (64.315 adet) %16,28'inin ve toplam işlemlerin %19,51'inin davacı ve eşi tarafından gerçekleştirildiği, toplam fiyat yükseltici işlem miktarının %20,95'inin (66.055 adet) davacı ve eşi tarafından gerçekleştirildiği, davcının ve eşinin 151.881 adet karşılıklı işlem gerçekleştirdiği, davacının ve eşinin karşılıklı işlem adedinin davacının ve eşinin alım miktarına oranının %29,84 olduğu, davacı ve eşi tarafından payda bekleyen en iyi fiyatlı satım emirlerinin aktif alım emirleri ile karşılanıp cari fiyat yükseltildikten sonra en iyi alım fiyatından ve daha alt kademelerden pasif emirlerinin sisteme iletildiği ve sonrasında yeniden aktif alım işlemleri yapılmaya devam edildiği, bu işlemlerin sürekli tekrarlanması suretiyle sistemde bir yandan bekleyen alım ve satım emri fiyatlarının kademe kademe yükseltildiği, diğer yandan çok sayıda farklı fiyat kademelerinde yoğun pasif alım emri iletmek suretiyle payın piyasasında derinlik yaratarak yüksek bir talep olduğu izlenimi oluşturulduğunun tespit edildiği, davacının ve eşinin hesabından gerçekleştirilen tüm bu işlemlerin piyasa bozucu eylemler kapsamında olduğu;Bu durumda, alım veya satım yapılmasında, farklı fiyat kademelerine emir iletilmesi, fiyat yükseltmeye ve fiyat düşürmeye yönelik işlemler yapılması mevzuatta açıkça piyasa bozucu eylem olarak tanımlandığından, davacının da inceleme yapılan dönem içinde yaptığı işlemler piyasa bozucu nitelikte olduğundan ve pay piyasasında oluşturduğu hareketlilik ile diğer işlemcileri yanıltan bir hareket içinde olduğu anlaşıldığından dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, davalı idarenin idari para cezasına dayanak olarak gösterdiği sebep ve eylemlerin vukuu bulmadığı, icra edilen alım-satım işlemlerinin sadece yoğunluğu ve oranı dikkate alınarak piyasa bozucu eylem olarak nitelendirilmesinin izahı kabil bir tespit olmadığı, icra edilen işlem ve emirlerin ekonomik bir temeli olduğu, bilirkişi incelemesi talebi olduğu halde yapılmadığı, istinaf mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY
:6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. maddesinde, "Bu Kanun'a dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve Kurulca alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden kişilere Kurul tarafından yirmi bin Türk Lirasından iki yüz elli bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir."; 105. maddesinin ikinci fıkrasında ise, "Bu Kanun'da tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi halinde, ilgili hükme göre, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve verilecek ceza iki kat artırılır." kuralları yer almıştır.5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde, bu Kanun'un hükümlerinin idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Kanunilik ilkesi" başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi, kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında, kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kuralına yer verilmiştir.5326 sayılı Kanun'un "İdari para cezası" başlıklı 17. maddesinin 1. ve 2. fıkralarında, idari para cezasının, maktu veya nispi olabileceği, idarî para cezasının, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebileceği, bu durumda, idari para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunun birlikte göz önünde bulundurulacağı belirtilmiş; son fıkrasında ise, idari para cezalarının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için █████/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı kuralı yer almıştır.6362 sayılı Kanun'un 103. maddesiyle, her kişiye veya olaya özgü ceza tutarlarının belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle cezaların bireyselleştirilmesi için yasa koyucu tarafından cezanın alt ve üst sınırları gösterilmekte, ancak bu iki sınır arasında bir ceza belirleme konusunda da idareye takdir yetkisi verilmektedir.Alt ve üst sınır arasında idareye bırakılan takdir yetkisinin makul ve ölçülü olmayan şekilde kullanılması eşitsizliğe, haksızlığa ve keyfiliğe yol açabilecektir.Kurulun, █████/2013 tarih ve ██████ sayılı 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Çerçevesinde Tesis Edilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Uygulama Esasları başlıklı ilke kararında; idari para cezası uygulamalarında, ilgililerin Kurul görevlileri ve çalışanları ile süreç içerisinde olan işbirliği, ilgili hakkında daha evvel aynı ihlal nedeniyle idari para cezası tesis edilmesi, ihlalin önemliliği, ihlalin doğurduğu zararın büyüklüğü, ihlalin gerçekleştirilme şekli, ilgilinin kusurunun yoğunluğu, ilgilinin savunmasındaki samimiyeti, ihlal nedeniyle doğan zararın tazmini ve/veya aykırılığın giderilip giderilmediği, yatırımcıların zarar görüp görmediği, ilgili tarafından elde edilen menfaatin büyüklüğü gibi kıstaslar çerçevesinde yapılacak değerlendirmeler neticesinde ve bu ölçüde Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılması yoluna gidileceği, hizmet birimlerince Kurul karar organına sunulacak öneri yazılarında Kanun ile belirlenen alt limitten uzaklaşılarak idari para cezası tesis edilmesi talep edilmesi hallerinde bu talebin gerekçelerinin de açıkça belirtilmesi gerektiği yönünde düzenlemelere yer verilmiştir.6362 sayılı Kanun'un 103. maddesinde belirtilen idari para cezası yaptırımı konusunda idarenin takdir yetkisini kullanırken Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesi ve ilke kararında belirtildiği üzere; kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumunu birlikte göz önünde bulundurması ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekmektedir.Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından ... pay piyasasında █████/2019-█████/2019 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (ç) ve (f) bentlerinde tanımlanan piyasa bozucu eylemleri oluşturduğundan bahisle 6362 sayılı Kanun'un 104. maddesi uyarınca davacıya uygulanacak idari para cezasının tespitinde 2019 yılı için üst sınır olan 958.581,00-TL'nin esas alındığı, davacının 225.992,38-TL net realize menfaat elde ettiği göz önünde bulundurulduğunda mevzuat uyarınca asgari 451.984,76-TL idari para cezasının uygulanması gerektiği, dava konusu Kurul kararında da idari para cezasının 958.581,00-TL olarak belirlenmesinin sebebinin idari yargı denetimine açık bir şekilde, davalı idare tarafından belirtilmediği ve idari para cezasının mevzuata uygun bir şekilde bireyselleştirilmediği anlaşılmaktadır.Açıklanan nedenlerle, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı ve işlemin iptali gerektiği düşüncesiyle, temyiz talebinin kabulü ile davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.