Anahtar kelimeler: Edimlerini Sağlandığı Borçluya Emrinin Yapmadığı Kurulduğu Getirdiği İlişki Anadolu Takibi

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki kurulduğu, 10.07.2024 tarihli --------- ve 31.07.2024 tarihli ---------- numaralı faturalar kapsamında mal ve hizmet sağlandığı, müvekkilinin tüm edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirdiği, davalı tarafın faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediği, buna rağmen ödeme yapmadığı, alacağın tahsili amacıyla -------- İcra Müdürlüğü ----------- E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 16.08.2024 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun 22.08.2024 tarihinde borca, faize ve ferilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde müvekkili şirketin alacaklı olduğunun sabit olduğu, davalının ticari defterlerinde faturanın işlenmemiş olması halinde müvekkil şirket bilgisayarları, ilan veritabanı, log kayıtları ve kullanıcı sayfaları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, hizmetin sağlandığının bu kayıtlarla tartışmasız ortaya konulacağı, alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine yüzde yirmi oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu sözleşmelerde herhangi bir imza bulunmadığı, faturaların müvekkil şirkete ulaşmadığını, davacı tarafından müvekkil şirkete hiçbir hizmet verilmediğini, buna rağmen ilgili sözleşmeye dayalı haksız bir ödeme talebinde bulunulduğu, hizmet sözleşmesinin karşılıklı edimler içerdiği, müvekkil şirketin almadığı bir hizmetin bedelini ödemekle yükümlü tutulamayacağı, davacı yanın verilmemiş hizmetin bedelini icra takibine konu etmesinin kötü niyetli olduğunu, fatura düzenlenmiş olmasının alacağın varlığına tek başına delil teşkil etmediği, sözleşmenin ani edimli değil sürekli edimli bir sözleşme olduğu, cayma hakkının kısıtlanmasının müvekkil şirketi etkilemeyeceği, Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin 15. maddesinin somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, müvekkili şirketin sunulmayan hizmetten vazgeçme hakkının bulunduğu, sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen 21.478 TL tutarındaki bedelin ödenmediği iddiasıyla 31.07.2024 tarihinde fatura kesilerek alacağın muaccel hale getirilmeye çalışılmasının açıkça kötü niyet göstergesi olduğu, müvekkili şirketin hizmeti almaya ve ödeme yapmaya tek taraflı olarak zorlandığı, dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı davranıldığı, sözleşmenin 7. maddesinin 3. fıkrasında yer alan şifre gönderimi ve hizmetin tamamlanmış sayılacağına dair hükümlerin müvekkili şirketi bağlamadığı, davacı yanın ödeme gerçekleşmeden şifreleri paylaşarak sözleşme iradesine ve özgürlüğüne aykırı davrandığı, müşterinin cayma hakkının engellenmeye çalışıldığı, hiç kimsenin sözleşme yapmaya zorlanamayacağı, davacı yanın üzerine düşen edimleri yerine getirmediği, sürekli edim içeren hizmet sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerin ifa edilmediği, tüm bu nedenlerle haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibinin reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, --------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu,-------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; davacı şirketin davalı şirket aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamına ilişkin olduğu, tarafların tacir olduğu ve aralarında sanal ortamda yapılmış bir sözleşmeye dayalı ticari ilişki bulunduğu, ihtilafın davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibarıyla iki adet faturaya dayalı açık cari hesaptan kaynaklı alacak talebinin yerinde olup olmadığı hususunda toplandığı, davacı şirket ile davalı şirket arasında █████/2024 ve █████/2024 tarihlerinde sanal ortamda akdedilmiş üyelik sözleşmesi kapsamında davacı şirketçe davalı şirketin işgücü ihtiyaçlarını karşılamak üzere elektronik ortamda ilan oluşturabilmesi için ticari ilişki kurulduğu, bu ilişki kapsamında davacı şirketçe davalı şirket adına üyelik sözleşmesi karşılığında █████/2024 tarihli -------- numaralı KDV dahil 21.478,80 TL tutarlı ve █████/2024 tarihli -------numaralı KDV dahil 24.708,00 TL tutarlı iki adet satış nitelikli hizmet e-faturasının düzenlendiği, söz konusu faturaların elektronik ortamda davalı şirketin -------- e-mail adresine tebliğ edildiği, davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari defterlerinde davalı şirket adına borç kaydı oluşturulduğu ve davacı şirketin ticari defterlerinde bu faturalara yönelik herhangi bir tahsilat, tediye kaydı veya iade fatura mahsup işleminin yer almadığı kanaatine varıldığı, davacı şirketin davalı şirketten ticari defter kayıtları muvacehesinde takip talebinde belirtilen 46.186,80 TL tutarında asıl alacağının bulunduğu, davalı şirket vekilinin talebi üzerine yapılan görüşmelerde davalı şirket mali müşaviri ve yetkilileri ile bir araya gelindiği, davalı şirketin ticari defter ve kayıt örneklerini bilirkişi incelemesine sunmadığı, davacı şirket ticari defterlerinde yer alan 46.186,80 TL tutarındaki borç mevcudiyetinin aksini kanıtlayamadıkları, davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulmuş delil niteliğine haiz ticari defterlerinde mevcut 46.186,80 TL tutarındaki borcun aksini ticari defterlerini veya hukuki nitelikli ödeme belgelerini ibraz etmeyerek ispatlayamadıkları, 7251 sayılı kanunla değişik HMK'nın 222. maddesi gereği yasal niteliğe ve delil olabilme gücüne haiz ticari defterlerini ibraz eden davacı şirket kayıtlarının aleyhine delil sayılıp sayılamayacağı hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, tüm dosya kapsamı ve davacı şirket lehine delil niteliğindeki ticari defter kayıtları doğrultusunda davalı şirketten 46.186,80 TL tutarında asıl alacak bakiyesinin mevcut olduğu kanaatine varıldığı mütala edilmiştir.
Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 46.186,80 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.
Davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak, Davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulmuş delil niteliğine haiz ticari
defterlerinde mevcut 46.186,80 TL borcunun aksini ticari defterlerini ve/veya hukuki
nitelikli ödeme belgelerini ibraz etmediği davalı şirket karşısında, 7251
sayılı kanun’la değişik hmk.’ nın 222 maddesi gereği yasal niteliğe ve delil olabilme gücüne
haiz ticari defterlerini ibraz eden davacı şirket ticari defter ve kayıtlarının davacı şirket lehine delil sayılarak usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ İLE,
1-Davalının -------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına,
2-Kabulüne karar verilen alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Karar harcı 3.155,02 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 557,83 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.597,19 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 557,83 TL peşin harç olmak üzere toplam 985,43 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 257,50 TL tebligat, müzekkere gideri ve 14.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.257,5 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca---------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin (e-duruşma) ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde--------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!