Anahtar kelimeler: Edenalacaklı Mukim İsviçrede İhtiyati Diş Haciz Anadolu Özetle Karara Borçlu

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2026 TARİHLİ EK KARARNUMARASI
:████████ D.İş - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: İhtiyati HacizTaraflar arasında görülen değişik iş dosyasında ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına borçlu vekilince yapılan itirazın kabulüne dair verilen 25.02.2026 tarihli ek karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan değişik iş dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati haciz talep eden/alacaklı vekili, talep dilekçesinde özetle; müvekkili ... şirketinin İsviçre'de mukim ve ticari faaliyetlerine İsviçre merkezli olarak devam eden bir yatırım şirketi olduğunu, müvekkili lehine borçlu ... tarafından keşide edilmiş ve diğer borçlu ... tarafından da aval verilen emre yazılı senetlerden dolayı ihtiyati haciz talebinde bulunduklarını, 29.10.2025 düzenleme tarihli, 1.130.000,00-Amerikan Doları Bedelli, 16.09.2025 düzenleme tarihli, 700.000,00-Amerikan Doları bedelli bono senedi sebebiyle karşı tarafın borçlu olduğunu, toplam olarak 1.830.000,00 (bir milyon sekiz yüz otuz bin) Amerikan Doları değerindeki seneletlerin ödeme tarihlerinin geçtiğini, borçluya ve avaliste söz konusu senetler ibraz edilmesine rağmen herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para alacağı bulunduğunu ileri sürerek, karşılıklılık sebebiyle yabancılık unsurundan kaynaklanan herhangi bir teminata hükmedilmeksizin veya makul bir teminat karrşılığında, 1.830.000,00 Amerikan Doları tutarındaki alacağın tahsili için borçlu ve avalist ...'in anılan rakamlar kadar menkul ve gayrimenkul mallarıyla gayri maddi hakları ve üçüncü kişilerdeki diğer hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 06.02.2026 tarihli değişik iş kararında; " ...2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Buna karşılık; vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması ya da taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz kararı verilebilir.6102 Sayılı TTK'nın 730. maddesi hükmü gereğince alacaklının keşideciye, onun lehine aval verenlere ve bunların yetkisiz temsilcilerine karşı ihtiyati haciz isteyebilmesi için protesto çekmesi aranmamaktadır. Somut talebe konu bonolarda TTK'nın 730. maddesi uyarınca protestoya gerek bulunmamaktadır.Mahkememizce, yapılan inceleme sonucunda; talebe konu alacağın muaccel olduğu ve İ.İ.K. nun 257. maddesindeki şartların gerçekleştiği anlaşılmakla, dosyaya sunulan belgeler itibariyle İİK'nın 258. maddesi uyarınca, alacağın varlığı ve miktarı konusunda yaklaşık kanaat oluşturacak belgelerin sunulduğu kanaatine varılarak talebin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin kabulü ile 1.830.000 USD alacak yönünden, takdiren alacağın %20'sine tekabül eden 15.957.270,60 TL (Mahkeme karar tarihi olan █████/2026 günü TCMB Gösterge Niteliğindeki Döviz Kurları tablosunda 1 USD efektif satış miktarı olarak belirlenen 43,5991 TL baz alınmak sureti ile hesaplanan karşılığı) nakdi teminat yatırılması veya aynı miktarda kesin ve müddetsiz muteber banka teminat mektubun karşılığında İİK'nın 257/1 maddesi gereğince, yukarıda isimleri yazılı borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından borca yetecek miktarın İİK'nın koyduğu sınırlar içinde ihtiyaten haczine karar vermiştir.Bu karara karşı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili tarafından, İİK'nın 265. maddesi uyarınca, süresinde itiraz edilmiştir.İhtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili, itiraz dilekçesinde özetle; karşı tarafın ihtiyati hacze konu ettiği "..." incelendiğinde, ''Bu borç senedi, İsviçre hukukuna tabi olacak ve İsviçre hukukuna göre yorumlanacaktır. Borçlu, bu borç senedinden doğan veya bu borç senedi ile bağlantılı herhangi bir uyuşmazlık veya talep üzerinde İsviçre mahkemelerinin münhasır yargı yetkisine sahip olacağını geri alınamaz bir şekilde kabul eder." denildiğini, talep edenin ihtiyati hacze dayanak gösterdiği "..." İsviçre hukukuna tabi olup, İsviçre Mahkemelerinin münhasıran yetkili kılındığını, bu sebeple mahkemenin yetkili olmadığını, "..." incelendiğinde bono'nun şartlarını "kayıtsız şartsız ödeme vaadi"ni içermediğinden müvekkilinin avalinin de geçersiz olduğunu, nitekim Türk Hukukuna göre TTK'da belirtilen kambiyo vasfı taşıyan çek, senet veya bono üzerinde aval verilebilecekken talep edenin ihtiyati hacze dayanak gösterdiği "..." Türk hukukuna göre kambiyo vasfı taşımadığından bu belge üzerindeki avalin de hükümsüz olacağını, ihtiyati hacze konu "..."un çevirisinin talep edenin ihtiyati hacze konu "...''da talep edenin usulsüz bir şekilde çeviri yaparak sanki "kayıtsız şartsız bir ödeme vaadi'' varmış gibi gösterildiğini, yeminli tercüman dahil tüm ilgiler hakkında suç duyurusunda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, gerçek çeviride "İsviçre'nin Zug kentinde ... şirket numarasıyla kurulmuş ve kaydedilmiş olup, kayıtlı ofisi ..., ..., İsviçre adresinde bulunan ... (Taahhüt Eden), alınan değer karşılığında, Amerika Birleşik Devletleri yasalarına göre kurulmuş ve ofisi ..., ..., ..., Amerika Birleşik Devletleri adresinde kayıtlı ve merkezi ..., ..., İsviçre adresinde bulunan ... şirketine (Alacaklı) 700.000,00 ABD Doları tutarındaki ana parayı (Ana Para) ödeyeceğini taahhüt eder." denildiğini, gerçek çeviride şarta bağlı olduğunun görüleceğini, ödeme alınan değer karşılığında ödeme taahhüdü içerdiğini, sahte çeviride bu kısımın çıkarıldığını, talep edence yapılan çevirinin aslına uygun olmayıp tahrif edilerek tercüme ettirilip sunulduğunu, ''..."un gerçek usulüne uygun ve yeminli tercüman ve noter çevirisini sunduklarını, bu belge incelendiğinde kambiyo vasfına hazi olmadığı, kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğinin, "alınan değer karşılığında ödemenin taahhüt edildiği "nin görüleceğini, kambiyo vasfına haiz olmayan bir evrakta "aval" verme mümkün olmayacağından, sadece kambiyo vasfına haiz belgelerde avalist olunacağından, müvekkilinin aval olarak sorumluluğu olmayacağını, TTK m.700 uyarınca avalin yalnızca kambiyo senetleri üzerinde mümkün olduğunu, kambiyo senedi olmayan bir belge üzerinde avalin hukuki sonuç doğuramayacağını belirterek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ EK KARARI ÖZETİİlk Derece Mahkemesi, itirazı değerlendirdiği 26.02.2026 tarihli ek kararında; "...Talep; Mahkememizin █████/2026 tarihli ve ████████ D.İş sayılı ve ████████ Karar sayılı ihtiyati haciz kararına yönelik itiraza ilişkindir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 257. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi hâlinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir.İcra ve İflâs Kanunu'nun 257. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 - Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa. - Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”İcra ve İflâs Kanunu'nun 258. maddenin 1. fıkrası uyarınca, “…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur….” Bu hükme göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiğini veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK’nun 257,II hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır.İhtiyati hacizde teminat başlıklı İcra ve İflâs Kanunu'nun 259. Maddesi; "İhtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 96. maddesinde yazılı teminatı vermeye mecburdur. Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz. Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder." hükmü düzenlemiştir.İcra ve İflâs Kanunu'nun "İhtiyati haciz kararına itiraz ve temyiz" başlıklı 265. maddesi "Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir." hükmünü içermektedir.İncelenen tüm dosya kapsamına göre; her iki tarafça da sunulan tercümelere göre, ihtiyati haciz kararına dayanak bonolar üzerinde, bonolardan doğan her türlü uyuşmazlık veya talep bakımından İsviçre mahkemelerinin münhasır yargı yetkisinin kabul edildiği görülmektedir.MÖHUK 47. madde hükmüne göre yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşmaları mümkündür. Elde ki uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, talep konusunun Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğduğu açıktır.Talebe konu bonoların her iki tarafı tacir olan kimseler arasında düzenlendikleri, dolayısıyla taraflar arasındaki yetki şartının HMK'nın 18/2 maddesi kapsamında ve 5718 MÖHUK'un 47/1.maddesine göre geçerli olduğu, bonolardaki yetki şartının yazılı, açık ve belirli olması nedeniyle geçerli olup, talebe konu ihtilafın yetki sözleşmesi gereği İsviçre Mahkemelerinde görülmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle, itiraz eden vekilinin yetkiye yönelik itirazının kabulü ile mahkememizin █████/2026 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle, aleyhine ihtiyati haciz talep eden vekilinin yetkiye yönelik itirazının kabulü ile mahkemenin █████/2026 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu ek karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİİhtiyati haciz talep eden alacaklı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde; 26.02.2026 tarihli ek kararın hatalı olduğunu, talebe konu bonoların kıymetli evrak niteliği ve bu bonolara dayalı ihtiyati haciz talebinde Türk Mahkemelerinin yetkisine ilişkin olarak Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ...'den bilimsel görüş alındığını, 10.03.2026 tarihli mütalaayı sunduklarını, borçlunun borcunu ödememek için mal kaçırmak üzere zaman kazanmaya çalıştığını, hukuki mütalaada ilk derece mahkemesinin kararının yerinde olmadığının ortaya konulduğunu, talep konusu bonoların üzerinde yetkiye ilişkin ibarenin HMK m.17 anlamında bir yetki sözleşmesi değil, yalnızca düzenleyen bakımından kayıt mahiyeti taşıdığını, somut olayda yetki sözleşmesinin varlığından söz edilebilemeyeceğini, bonoda "Düzenleyen ... İsviçre mahkemelerinin münhasır yargı yetkisini gayrikabili rücu olarak kabul eder." şeklindeki ibarenin yetki sözleşmesine ilişkin HMK'ya göre doğacak uyuşmazlıklarda, mahkemelerin yetkisini kararlaştırabilmelerine imkan tanıdığı "yetki sözleşmesi" başlıklı 17. maddesinde aranan "sözleşme" koşulunu sağlamadığını, hükümsüz olduğunu, lehtarın imzası bulunmayıp sadece düzenleyenin imzası bulunduğunu, yetkiye ilişkin "sözleşme" hususunu hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte borçlu ... takibe konu bonoları ne yönetim kurulu üyesi sıfatıyla ne de kendi hesabına avalist olarak imzaladığı sırada tacir sıfatını haiz olmadığını, borçlunun tacir sıfatına ilişkin dosyada hiçbir belge olmadığını, mahkemenin borçlunun tacir olduğuna ilişkin alelade bir beyana dayanarak tacir olduğunu kabulünün hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ E. ve █████████ K. sayılı kararına göre tacir olmayan avalist bakımından yetki sözleşmesinin bağlayıcı olamayacağını, yetki sözleşmesindeki "belirli olma" kriterini taşımayan yetki şartının geçerli olduğunun kabul edilemeyeceğini, ihtiyati hacze konu bonolar kayıtsız şartsız ödeme vaadi içerdiğini, borçlunun buna ilişkin iddiasının hiçbir temeli bulunmayıp nitekim ilk derece mahkemesi tarafından da bu hususun dikkate alınmadığını,Beşiktaş ... Noterliği tarafından 03.02.2026 tarihli, ... ve ... yevmiye numaralı bono çevirileri üzerinde tahrifat yapıldığı iddia edilmişse de bu hususun ilk derece mahkemesi tarafından isabetli olarak dikkate alınmadığını, bonoların tercümesindeki "kayıtsız şartsız" ibaresi, anlam bütünlüğü bakımından bonoların aslını karşılamakta olup hiçbir şekilde bonoda tahrifat olmadığını, taraflarca sunulan noter çevirileri incelendiğinde, sunulu evrakların her ikisinde de bedelin belirli ve kesin olduğunun görüleceğini, borçlunun itirazının ise bonodaki ''...'' (davalı ...’in sunduğu çeviride ''alınan değer karşılığında'') ifadesine ilişkin olduğunu, ne var ki senet metni okunduğunda, düzenleyen/borçlu ''...'' şirketinin ödemesinin herhangi bir şarta ya da kayda bağlanmadığının görüleceğini, nitekim borçlunun çevirisi kabul edilse dahi burada aranan hususun ''kayıtsız şartsız'' ifadesinin bire bir geçmesi değil, borç ödeme vaadinin herhangi bir şarta bağlanmamış olması olduğunu, ''...'' yani borçlunun sunduğu çevirideki alınan değer karşılığında ifadesinin ise taraflar arasında temel bir ilişki olduğuna işaret ettiğini, düzenleyenin temel ilişki uyarınca lehtardan para (ödünç) aldığını göstermekte, dolayısıyla bononun hatır (karşılıksız) bonosu olmadığını belirttiğini, bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere ''...'' kaydı, ''bedeli nakden/malen alınmıştır'' kaydı ile aynı hükümde olup ihtiyari ve geçerli olduğunu, böyle bir kaydın bono vasfına halel getirmeyeceğini, dosya kapsamında mübrez senetler incelendiğinde TTK m. 777’te sayılan yasal ve zorunlu şartların tamamının bulunduğu görüldüğünden söz konusu senetlerin bono olduğunun sabit olduğunu, mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, EK kararın kaldırılmasına ve ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇETalep, İİK'nın 257 ve devamı hükümleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine; istinaf ise ihtiyati hacze borçlu tarafın yaptığı itirazın kabulüne dair ek karara ilişkindir.İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin kabulü kararına borçlu vekilince yapılan itirazın kabulüne dair verilen ek karara karşı, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilli tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.İİK'nın 265/1.maddesi hükmü uyarınca borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir.Mahkemece ihtiyati haciz talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı 3.kişi ve borçlu vekilince itiraz edilmiş, ek kararla itirazın reddine karar verilmiştir. Talep edenin ihtiyati haciz istemi, 29.10.2025 düzenleme tarihli, 1.130.000,00-Amerikan Doları bedelli, 16.09.2025 düzenleme tarihli, 700.000,00-Amerikan Doları bedelli senetlere dayanmakta olup, söz konusu senetlerin ... tarafından düzenlendiği, borçlu/karşı taraf ... tarafından aval veren sıfatıyla imzalandığı görülmektedir.MÖHUK 47. madde hükmüne göre yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşmaları mümkündür.Somu uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, talep konusunun Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğduğu açıktır.Somu olayda, talep konusu senetlerde, senetten doğan uyuşmazlıkların İsviçre Mahkemelerinde görüleceği ve uyuşmazlığa İsviçre hukukunun uygulanacağı belirtilmiştir.İsviçre Usul Kanunu (ZPO) madde 17/1 uyarıca yetki sözleşmesinin sadece tacirler arasında değil tacir olmayan kişiler arasında da yapılabileceğinin düzenlendiği, İsviçre Borçlar Kanunu (Schweizersches Obligationenrecht) madde 1022 uyarınca, aval veren kim için aval vermişse onun borcundan aynı şekilde ve müteselsilen sorumlu olur. Söz konusu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, talep konusu senetlerde yer alan yetki düzenlemesinin itiraz eden borçlu bakımından geçerli olduğu, ilk derece mahkemesinin yetkili olmadığı ve ilk derece mahkemesince verilen istinaf konusu ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen istinafa konu 26.02.2026 tarihli ek karar usul ve yasaya uygun olup, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-İhtiyati haciz talep edene alacaklı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-İhtiyati haciz talep eden alacaklı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.05.2026KANUN YOLU
:HMK'nın 362/1.f ve 265/son maddeleri gereğince karar kesindir.