Anahtar kelimeler: Gününün Annesi Gelenlerin Geldiler İstemli Bittiği Başlandı Davetiye Günde Dinlenerek
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., █████████ K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
    Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davalı vekili Avukat ..., diğer taraftan davacı vekili Avukat ... ........ geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; annesi ... tarafından 14.05.2009 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapıldığını, bu sözleşme uyarınca dairelerin paylaştırıldığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazda davacının babasından kalma hissesi olduğunu, söz konusu paylaşımda, davacıya düşecek dairenin davacının maddi anlamda savruk olması nedeni ile annesi ... üzerine tescil edildiğini, bu dairenin dava konusu olan 12 numaralı bağımsız bölüm olduğunu, akabinde bu taşınmazın tapuda satış gösterilmek suretiyle anne ... tarafından davalı adına tescil edildiğini, fakat işlem tarihinde davalının 21 yaşında olduğunu, satın alma gücünün bulunmadığını, annesi tarafından hiçbir bedel alınmadığını, tapuda gösterilen değerin taşınmazın değerinden çok düşük olduğunu, anne ... tarafından iki tanık huzurunda 08.03.2017 tarihli adi yazılı bir belge düzenlenerek bu dairenin davacıya ait olduğunun açıkça belirtildiğini, taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını, kira sözleşmelerinin davacı adına olduğunu, davalıya yapılan satışın muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davaya konu 12 numaralı bağımsız bölümün davacı adına tescilini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının annesi ...'nin okuma yazmasının olmadığını, bu durumun davacının da kabulünde olduğunu, ancak delil olarak sunulan 08.03.2017 tarihli belgede imza atıldığını, bu belgenin delil niteliği bulunmadığını, ayrıca bu belgenin davalıya yapılan satıştan 2 yıl sonra düzenlendiğini ve tapu siciline güven ilkesi gereğince davalıya ileri sürülemeyeceğini, davacı tarafından taşınmazdaki hissesinin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden önce satılmış olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 08.03.2017 tarihli belge içeriği, tanık beyanları ve diğer tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde; yapılan paylaşım neticesinde dava konusu taşınmazın davacıya bırakıldığı, ayrıca taşınmazın davalıya devir tarihinde davalının henüz öğrenci olup 21 yaşında olduğu, taşınmazın devir alabilecek maddi gücünün bulunmadığı, bununla birlikte devir esnasında bedel ödendiğine ilişkin herhangi bir delilin söz konusu olmadığı, bu sebeplerle davacıya paylaşım sonrası bırakılan taşınmazın davacının savruk yaşamı nedeni ile teminat amacıyla muris tarafından tapusunun davalıya devir edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 08.03.2017 tarihli ... ... ve iki adet tanığın imzasını taşıyan belgede de dava konusu edilen 12 numaralı taşınmazın davacıya ait olacağının belirtildiği, yazılı delil başlangıcı niteliğinde olan 08.03.2017 tarihli belge içeriği, kat karşılığı inşaat sözleşmesi, tanık beyanları ve diğer tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde, yapılan paylaşım neticesinde dava konusu taşınmazın davacıya bırakıldığı, ayrıca, taşınmazın davalıya devir tarihinde davalının taşınmazın devir alabilecek maddi gücünün olmadığı, bununla birlikte devir sırasında bedel ödendiğine ilişkin herhangi bir delilin de sunulmadığı, dava konusu taşınmazda davacının murisi......dan intikalen gelen miras payının yükleniciye devredilmesine karşılık mirasçılar arasında yapılan paylaşımda davacıya verilmesi kararlaştırılan 12 numaralı dairenin davacının savruk yaşamı nedeniyle annesi ... ... adına tescilinin sağlandığı, sonrasında aynı amaç doğrultusunda ... ... tarafından davalı torunu Kübra'ya tapuda yapılan satış işlemiyle gerçekte bir bedel alınmaksızın muvazaalı olarak devredildiği, davalı ...'nın ediniminde iyiniyetli olmadığı, bu nedenle TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde; davacı tarafından 5 numaralı daireye ilişkin açılan alacak davasının reddedildiğini, 08.03.2017 tarihli belgenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira bu imzanın murise ait olmadığını, buna dair alacak davasında alınan Adli Tıp Kurumu raporunda imzanın murise ait olduğunun belirlenemediği, taraflarınca alınan ve dosyaya sunulan uzmanlık görüşünde ise murise ait olmadığının belirlendiğini, davacı tarafından ana taşınmazdaki hissesinin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden önce müteahhide satıldığını, 5 numaralı dairenin muris adına değil müteahhit adına tescil edildiğini, 12 numaralı dairenin de ... adına tescil edildiğini, taraflar arasındaki inanç ilişkisinin davalıyı bağlamayacağını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, davalının ekonomik gücünün olduğunu, ailesi tarafından kredi çekilerek desteklendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
    İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
    Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dâhil her türlü delille ispat edilebilir.
    Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd.) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, ███████-516 E,. █████████ K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.).
    Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacının murisi ... ... ve iki şahit tarafından imzalanmış olan 08.03.2017 tarihli belge içeriğinde; dava konusu 12 numaralı dairenin babasından oğlu ...'a kaldığı, bu dairenin tüm kullanım hakkının ...'a ait olduğu, torunu Kübra Kaya'ya emaneten tapu devrinin yapıldığı, taşınmazın ... tarafından alınabileceği veya satılabileceğinin belirtildiği görülmüştür. Söz konusu belge, imzanın muris ...'ye ait olması halinde inançlı işlemin belgesi niteliğindedir. Ne var ki, bu belgede bulunan muris ...'ye ait imza yönünden imza inkarında bulunulmuştur.
    O halde Mahkemece, 08.03.2017 tarihli belge altındaki imzanın murise ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Yargıtay duruşma vekalet ücreti olan 40.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    24.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
    K A R Ş I O Y
    Dosya içerisinde yer alan Tapu Senedinden, davacının 14 parsel sayılı taşınmazından bulunan ██████ oranındaki hissesini █████/2008 tarihinde dava dışı ... İnşaat Otomotiv Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne sattığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacı, arsada hissedar olmadığından, ... 43. Noterliğince düzenlenen 14.05.20 09... yevmiye numaralı Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin tarafı değildir. Bu nedenle davacı vekilinin dava dilekçesindeki "(...) müvekkilim söz konusu arsasındaki hissesi müvekkilimin babasından miras sebebiyle edinmiştir." şeklindeki iddiası, davanın açıldığı tarih itibariyle tapu kaydına uygun değildir.
    Dairemiz çoğunluk görüşü ile; üzerinde imza incelemesi yapılması için bozma konusu edilen █████/2017 tarihli belgede "(...) .... Sokak No:8 Kat:2 Daire:12 Adreste bulunan Daire Babasından oğlum ...'a kalmıştır..." ibaresi de dosya içeriğinde uygun bir beyan değildir. Davacıya babasından kalan 12 no'lu daire değil, yukarıda da belirtildiği gibi 14 no'lu parseldeki hissedir. Yukarıda sözü edilen Tapu Senedinden, davacının baba adının "..." olduğu anlaşılmakta olup, adı geçen kişi doğal olarak Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin tarafı değildir. Bu nedenle 12 no'lu bağımsız bölümün davacıya babasından kalması mümkün değildir. Dava konusu 12 no'lu bağımsız bölüm önce ... adına tescil edilmiş, bilahare ... tarafından 21.07.2015 tarihli Satış Senedi ile davalıya satılmıştır. Yani; bozma kararında sözü edilen 08.03.2017 tarihli belgede yer alan imzanın ...'ye ait olduğu kesin olarak belirlense dahi, bu tespitin, belgede imzası bulunmayan, taraf olmayan, dolayısı ile varlığı iddia edilen inanç sözleşmesinin tarafı olmayan davalı için bağlayıcılığı olmayacaktır. Eğer davalıya yapılan bu satışın gerçek bir satış olmadığı, diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapıldığı vs. bir iddia varsa, böyle bir iddia bu davanın konusu değildir.
    Kaldı ki; belgede yer alan imzanın ...'nin el ürünü olup olmadığı konusu Adli Tıp Kurumundan sorulmuş, Fizik İhtisas Dairesinin █████/2022 tarihli raporunda "(...) ... ... adına atılı imzanın teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit, taklidi kolay imza olması nedeniyle söz konusu imzanın aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ... .... el ürünü olup olmadığının tesbit edilemediği..." denilmiştir. 09.01.2023 tarihli ..... imzalı "Uzman Görüşü" başlığını taşıyan belgede, söz konusu belgede yer alan imzanın ... ... el ürünü olmadığı görüşüne yer verilmiştir. Yani; bozma nedeni yapılan hususlar ilk derece mahkemesince araştırılmış ve incelenmiş, toplanması gereken başka delil kalmamıştır.
    Sonuç itibariyle; davacının, dosya içeriğine uygun olmayan iddialarına dayalı olarak açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesinin kararının kesin olarak bozulması gerektiği kanaatindeyim. Bu nedenle dairemizin, eksik araştırma nedeniyle yaptığı bozma kararının gerekçesine katılmıyorum.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!