Anahtar kelimeler: Honda Satımdan Gebze Sakarya Oto Esaskarar Servis Başkan Yazim Anonim

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ███████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ███████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
:... (...)ÜYE
:... (...)ÜYE
:... (...)KATİP
:... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVACI
: ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALILAR
: 1- HONDA TÜRKİYE ANONİM ŞİRKETİ - ...VEKİLİ
: Av. ...: 2- ÇİFTKURTLAR OTO SERVİS VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...VEKİLİ
: Av. ...DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2026KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili mahkemeye vermiş olduğu █████/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı 06.10.2017 tarihinde ... Seri nolu irsaliye fatura ile Honda yetkili servisi satıcısı olan Çiftkurtlar Oto Servis ve Tic. Ltd. Şti.’den Honda CİVİC 4D 1.6 Elegance Mt, NLAFC...Şasi numaralı, 2017 model ve 71 ... plakalı ticari araç satın aldığını, kısa bir süre önce aracın sol arka direklerinin bulunduğu bölümlerde göçükler ve dalgalanmalar olduğu davacı tarafından fark edilmiş ve gerek aracı almış olduğu Honda yetkili bayisine giderek ve gerekse Honda yetkililerine ulaşarak araçta oluşan hasarlar derhal bildirilmiş olup mağduriyetlerinin giderilmesinin talep edildiğini, ancak araçta oluşan hasarın fabrikasyon hatası olduğu sözlü olarak davacıya bildirilmiş ise de davacının aracında oluşan hasar nedeniyle uğradığı mağduriyetler gidermek adına muhataplar tarafından davacıya geri dönüş yapılmadığını, TTK M. 23 “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” hükmünün atfıyla satın alınan malda olağan gözden geçirme ile tespit edilemeyecek ayıplara TBK M. 223 maddesinin “Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” hükmünün uygulanacağını, bu nedenle kısa bir süre önce oluşan ve fabrikasyon hatası olan ve gizli ayıp niteliğinde olan bu göçük ve dalgalanmaların giderilmesi için davalılara arabuluculuk müessesesi aracılığıyla başvurulduğunu, fakat davalılar davacının zararının karşılanmayacağını beyan ederek, arabuluculuk görüşmeleri anlaşamama ile sonuçlandığını, öncelikle belirtmek gerekir ki üretim hatası nedeniyle oluşan ve zaman geçtikçe çoğalan göçük ve dalgalanmalar lüzumlu vasıf olup aracın kullanımını, elverişliliği önemli şekilde azaltan gizli ve hileli bir ayıp niteliğinde ve olağan gözden geçirme ile fark edilemeyecek nitelikte olduğunu, bu göçük ve dalgalanmalardan üretim hatası nedeniyle satıcı ve üretici ağır kusurlu olup müteselsil sorumlu olduklarını, davacının araçta mevcut şikayetler devam etmekle birlikte her geçen gün yeni göçük ve dalgalanmalar meydana gelmekte ve araçtan beklenilen fayda ortadan kalktığını, araçtaki sorunlar parça değişimine sebep olacağından aracın orijinalliği bozulacak ve aracın değerinin doğrudan azalacağını, bu nedenle davacının araç bedelinden ayıp oranında bedel indirimi talep ettiğini, ancak şu ana kadar davalılarca herhangi bir adım atılmadığını, davacının mağduriyetinin giderilebilmesi için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Dava dilekçesi davalılara usulüne uygun tebliğ edilmiş, davalılardan Honda Türkiye Aş.vekili marifetiyle mahkemeye vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; usul yönünden, davalının yerleşim yeri adresinin Şekerpınar Mah. Yanyol Sok. No:1 Çayırova/KOCAELİ olduğundan, davanın Kırıkkale Mahkemeleri yerine Gebze Mahkemeleri'nde açılması gerektiğini, öncelikle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, ayıp ihbarı için gerekli hak düşürücü sürenin geçtiğini, satın alınan araç ticari bir araç olarak satın alındığını ve araç ticari faaliyetlerin icrası için kullanıldığını, bir an için aracın ayıplı olduğu farz edilse dahi –hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek şartı ile- davacının ticari işlerde kullanmak üzere almış olduğu ürüne ilişkin Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiğini, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse-, TTK 23/1-c göndermesiyle Borçlar Kanunu madde 223/2 uyarınca satılanı bu şekliyle kabul etmiş sayılacağını, öncelikle araçta hiçbir sorun olduğunu kabul etmemekle birlikte, davacı tarafın iddia etmiş olduğu sorunların var olduğu farz edilirse, bunlar teslim sırasında“açıkça belli” olabilecek sorunlar olduğundan hak düşürücü süre olan iki gün içerisinde satıcıya ihbar edilmesi kanunen zorunlu olduğunu, zira dava dilekçesinde var olduğu iddia edilen sorunlar basit bir muayenede gözle hemen fark edilebilir nitelikte olduğunu, bununla birlikte davacı kişi aracı satın aldığı tarihte araçta yapılması zorunlu muayene yükümlülüğünü de 8 gün içinde yerine getirmediğini, 3,5 yıl sonra araçta ayıp olduğu iddiasıyla işbu davada birtakım iddialarda bulunulduğunu, ancak araç sahibi tarafından araç teslim alındıktan sonra yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davanın zaman aşımına uğradığını, davacı taraf, dava konusu araçta problem olduğu gerekçesi ile bedel indirimi talebinde bulunmuş olup, TKHK md.11 açık hükümlerinden de anlaşılacağı üzere "bedel indirimi" talebi ancak satıcıya yöneltilebileceğini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle de reddi gerektiğini, araçta üretim kaynaklı herhangi bir ayıbın bulunmadığını, aracın sıfır hata olarak teslim edildiğini, taraflarınca delil tespiti başvurusu yapılarak Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.İş dosyası üzerinden, alınan Bilirkişi Raporu ile araçlarda üretim çıkışında C direklerinde hiçbir göçük problemi olmadığının tespit ettirildiğini, davacının kendi kusurlu hareketi ile gerçekleşen bir husususta, zararın doğmasına ya da artmasına sebep olma ihtimali de gözetilmesi gerektiğini, hakkaniyet ilkesi uyarınca, zararın doğmasına veya artmasına sebep olan davacının genel hükümler gereğince kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu durum illiyet bağını kesen bir sebep olduğunu, sonuç olarak üretimden kaynaklanmayan sorunlar ilgili kanunlar uyarınca garanti kapsamında değerlendirilmediğinden, müşterinin servise başvurması halinde yetkili servislerimizde sadece makul bir ücret karşılığında onarım imkanı bulunduğunu, araç yüzeyinin bir boya işlemine gerek kalmadan darbe öncesi durumuna kavuşacağını ve bu işlem dolayısıyla araçta herhangi bir değer kaybı meydana gelmeyeceğini, sonrasında ise aracın sorunsuz şekilde teslim edileceğini, şirketin yaptığı lokal onarımın araçta herhangi bir değer kaybının oluşmayacağı sigorta eksperleri derneği görüşüyle de tevsik edildiğini, ayıptan sorumlu tutulma koşullarından olan "ayıbın önemli olması" unsurunun gerçekleşmediğini, aracın modelinin uluslararası birçok test ve incelemeden geçerek onay aldığını, davacının uyması gereken bakım zamanlarına riayet etmediğini, en son aracının 20.000 bakımını yaptırmak için yetkili servise getirdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi halinde, bilirkişilerce araçlar üzerinde inceleme yapılarak araçtaki amortisman bedelinin, kullanıma bağlı değer kaybının ve elde edilen menfaatlerin hesaplanarak mahsup edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı lehine karar verilmesi halinde, ilgili kanun ve emsal Yargıtay Kararları uyarınca bilirkişilerce araç ve kaza kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, değer kaybı, hasar, yıpranma, araçtan kullanma nedeni ile elde edilen menfaat bedellerinin hesap edilerek, bulunacak miktarın davanın kabulü halinde davalı şirkete ödenmesine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
:İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının satın almış olduğu araçtaki söz konusu problemin imalat kaynaklı olduğu, başlangıçta bu problemin mevcut olmadığı ve gözlemlenemediği, araçtaki kullanımla birlikte ortaya çıkması sebebi ile imalat kaynaklı olan bu ayıbın gizli ayıp niteliğinde olmasına rağmen aksi yönde tanzim edilen bilirkişi heyet raporuna yönelik tüm itirazlarının görmezden gelindiğini, araçtaki problemin dış etkenlerden kaynaklandığın bahisle Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ E., ve ████████ K., sayılı davanın reddine dair kararın hukuka uyarlığının bulunmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aracında var olduğunu iddia ettiği problemin, üretim aşamasında meydana gelebilecek nitelikte olmadığını, işbu husus mahkemece alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu; davacının, özellikle aracının C sütununda göçük olduğunu ve söz konusu problemin üretim kaynaklı olduğunu iddia ettiğini, işbu araç bölgesi dikkate alındığında olumsuz hava şartları veya dışarıdan alınan herhangi bir darbe ile bu durumun meydana geleceğinin sabit olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava ayıplı araç satışından dolayı satış bedelinden ayıp oranında indirim talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosyanın incelenmesinde; davacının 06.10.2017 tarihinde davalılardan Çiftkurtlar Oto Servis ve Tic. Ltd. Şti.’den Honda CİVİC 4D 1.6 Elegance Mt, NLAFC... Şasi numaralı, 2017 model ve 71 ... plakalı ticari araç satın aldığını, davadan kısa bir süre önce aracın sol arka direklerinin bulunduğu bölümlerde göçükler ve dalgalanmalar olduğu, davacı tarafından fark edilmesi üzerine Honda yetkili bayisine giderek ve gerekse Honda yetkililerine ulaşarak araçta oluşan hasarlar derhal bildirdiğini, ancak araçta oluşan hasarın fabrikasyon hatası olduğu sözlü olarak davacıya bildirilmiş ise de davacının aracında oluşan hasar nedeniyle uğradığı mağduriyetler gidermek adına davalılar tarafından davacıya geri dönüş yapılmadığını beyan ederek araçtaki gizli ve hileli ayıp nedeniyle satış bedelinden ayıp oranında indirim talepli olarak eldeki davanın açıldığı; davalılarca davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu 23’üncü maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3)6098 sayılı TBK’nın ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.6098 sayılı TBK'nın 222. maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTKnın 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK'nın 223/2 madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. maddesi incelendiğinde;Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." düzenlemesi mevcuttur.6098 Sayılı TBK'nın 231. maddesinde "satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zaman aşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamaz."Satıcının alıcıya garanti vermiş olması hali hiçbir surette 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesinde yer alan ayıp ihbar sürelerini asla ortadan kaldırmaz. TBK'nın 223. maddede belirtilen ihbar süreleri hak düşürücü süre niteliğindedir. İğfal (ağır kusur) halinde ise zaman aşımından söz edilemeyeceği 6098 sayılı TBK'nın 231/son maddesinde hükme bağlanmıştır. TBK'nın 231/son madde hükmüne dayanılabilmesi için alıcının, satıcının hilesi veya kandırması sebebiyle zamanında dava açmasının önlenmesi gerekir. Başka bir anlatımla malın sonradan ayıplı olduğunun saptanması ve bunun gizli ayıp niteliğinde olduğunun belirlenmesi tek başına iğfal olarak değerlendirilemez.Öncelikle ayıp ihbarı bakımından Yargıtay yerleşik içtihatlarından da anlaşılacağı üzere aracın ayıp niteliğinde olduğu iddia edilen arızaya ilişkin olarak yetkili servise götürülmesi, hukuki olarak ayıp ihbarı olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 19 Hukuk Dairesi, 11.05.2015 tarih, █████████ Esas, █████████ Karar).Somut olayda; davacının 06.10.2017 tarihinde ... numaralı fatura ile 62.716,10 TL bedelle davalılardan Çiftkurtlar Oto Servis ve Tic. Ltd. Şti.’den Honda CİVİC 4D 1.6 Elegance Mt, NLAFC... Şasi numaralı, 2017 model ve 71 ... plakalı ticari araç satın aldığı, davaya konu edilen araçta satımdan sonra C sütununda göçükler ve dalgalanmalar olduğu, anılan hususların gizli ayıp mahiyetinde olduğu iddiasıyla davalılara başvuru yaptığını, anılan ayıbın giderilmediğinden bahisle eldeki dava açılmıştır.Dosyaya sunulan 21.09.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda C sütunu bölgesindeki göçük ve dalgalanmaların üretim hatası olmadığı, dış etken sayılan dolu veya iklim koşullarından kaynaklı olabileceğinin değerlendirildiği, mahkemece anılan raporun hükme esas alınarak davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Ancak; C sütununa ilişkin aynı marka ve model araçlara ilişkin açılan ve gerek Dairemize yansıyan (Dairemizin ████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, █████████ esas ████████ karar sayılı ilamı, █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı) gerek ise Yargıtay’a yansıyan (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████████ esas ████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin ████████ esas ██████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı) aynı iddialarla açılan davalarda C sütunundaki göçük ve dalgalanmaların gizli ayıp olarak kabul edildiği görülmektedir.Anılan kararlardan da anlaşılacağı üzere; burada; malın "ayıplı" ve "hatalı" olması kavramları üzerinde de durmak gerekir. Bu iki kavram birbiri ile aynı değildir. Ayıp kavramı temelinde sübjektif bir kavramdır ve malın, taraflarca sözleşmede belirlediği özelliklere (renk, ebat, hız, işlev vs.) sahip olup olmaması ile alakalıdır. Buna karşılık hata kavramı objektif bir kavramdır ve sadece ilgili ürünün zarar verme potansiyelinin olup olmaması ile ilgilidir. Bu açıdan "imalat hatası", "ayıp" kavramına göre çok daha dar bir kavramdır. Her imalat hatası aynı zamanda ilgili ürünün satımına ilişkin sözleşme açısından bir ayıp oluştururken, her ayıp bir imalat hatası sayılamaz (Doç. Dr. Başak Baysal, Haksız Fiil Sorumluluğu, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul 2019, s:289).Bu hükümlere göre eldeki uyuşmazlık değerlendirildiğinde; gerek davacının iddiası gerekse bilirkişi raporları ile tespit edilen "hata" aracın C sütunu olarak isimlendirilen bölgelerde sol arka kapı üzerinde bulunan yüzeyin dalgalı olmasıdır. Davalı Honda Türkiye A.Ş.'nin sunduğu teknik değerlendirme raporunda da bu dalgalı yüzey "plastik deformasyon" olarak kabul edilmiştir. Bilirkişi raporunda, bu "hatanın" kullanım hatasından kaynaklanmadığı, dolu yağışı veya iklimsel nedenlerden dolayı dış etkenlerde ortaya çıktığı, gerek söz konusu raporda gerekse teknik değerlendirme raporunda bu "hatanın" aracın sürüş güvenliğine zarar vermediği belirtilmiştir. Araçtaki bu hata, 6098 sayılı kanun kapsamında "ayıp" olarak ve ayıbın ortaya çıkış süreci dikkate alındığında ayıbın da "gizli ayıp" olduğu kabul edilmelidir. Diğer yandan, bu ayıbın aracın sürüş güvenliğine zarar vermemesi nedeni ise araçta sadece görsel bir kusura neden olduğu anlaşılmaktadır.Satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde, doktrinde, "mutlak metod," "nisbi metod" ve "tazminat metodu" adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da, gerek Dairemiz gerekse Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan "nispi metod" olarak adlandırılan hesaplama yöntemi benimsenmektedir (13. HD. T.26.12.1997, E.█████████; K. ██████████). "Bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile, ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmaktadır" (Yargıtay 13. HD., █████/2019 tarih, ██████████ E. ██████████ K.).Ayrıca davalıların zaman aşımı ve ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı yönünde iddialar bulunduğu görülmektedir. Zaman aşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu hâlde zaman aşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber artık doğal bir borç (obligatio naturalis) hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zaman aşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli olmayıp borçlunun kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir defide bulunması şarttır. Yargıtayın istikrar kazanmış uygulamalarına göre, zaman aşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup, usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır [Baki, Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:II, s.1761; Andreas Von Tuhr, Borçlar Hukuku (C. Edege Çevirisi), Ankara 1983, s.688 vd.; Ferhat Canbolt, Def'i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, Kayseri 2008, s.255 vd.; Hukuk Genel Kurulunun 23.05.2019 tarihli ve ███████-563 Esas, ████████ Karar; 04.10.2018 tarihli ve 2017/4-1420 Esas, █████████ Karar ve 12.03.2014 tarihli ve 2013/4-544 Esas, ████████ Karar sayılı kararları](Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-135 esas ████████ karar sayılı ilamı)Mahkemece dosya kapsamında satıcının daha uzun süre için üstlenmiş olup olmadığı araştırılmadığı gibi satıcının satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu olup olmadığının da değerlendirilmediği, zaman aşımını kesen sebeplerin de olup olmadığının araştırılmadığı, dolayısıyla davanın zaman aşımı süresinde açılıp açılmadığının da değerlendirilmediği bu şekilde eksik araştırma ve değerlendirmeyle hüküm verildiği görülmüştür.O halde mahkemece yapılacak iş; satışa konu araca ilişkin garanti belgesinin dosyaya kazandırılarak garanti süresinin tespiti ile zaman aşımı süresinin belirlenmesi, yine satıcının devirde ağır kusurlu olup olmadığının, zaman aşımını kesen hallerin mevcut olup olmadığının araştırılması ile davanın zaman aşımı süresi içerisinde açıldığının anlaşılması halinde yukarıda açıklandığı üzere C sütunundaki göçük ve dalgalanmaların gizli ayıp mahiyetinde olduğunun kabulü ile yeni bir bilirkişi heyetinden nispi metoda göre hesaplama yapılmasının sağlanması ile davalıların ihbar süresine yönelik savunmaları ve husumete yönelik savunmaları da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.Gerekçeli karar başlığında; davalının, davalı ve davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.█████/2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*