Anahtar kelimeler: Aşa İstirdat Açmıştır Sayı Özetle İlamda İstanbul Satın Yoluna Özeti

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... A.Ş. (...) 2011 tarihinde ... A.Ş.’a (...) karşı İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ E. sayı ile istirdat davası açmıştır. ... bu davada özetle; 2009 tarihinde satın aldığı elektriğin bedellerini piyasa işletmecisi olan ...’a öderken fazla ödeme yaptığı, aslında borcunun ödediği tutardan daha az olduğunu iddia ederek fazla ödediği tutarların iadesini talep etmiştir.
Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinin geçici 31.maddesi uyarınca müvekkil ... davalı ...’ın yerine geçerek işbu davaya davalı konumunda dâhil olmuştur.
İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ E. █████████ K. Sayılı davada █████/2018 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir. Anılan mahkeme kararı uyarınca davalı müvekkil ..., █████/2018 tarihinde anılan davanın davacısı olan ...'a 5.739.795 TL ödemiştir. Bu şekilde İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemenin █████/2018 tarihli kararı yerine getirilmiştir. Bununla birlikte söz konusu mahkeme kararına karşı tarafımızca temyiz yoluna başvurulmuştur. Temyiz itirazlarımızı inceleyen Yargıtay 3.Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K. sayılı dosyada temyizimizi kısmen kabul etmiştir... Bu karara karşı her iki tarafça karar düzeltme yoluna gidilmiş ise de Yargıtay 3.Hukuk Dairesi ████████ E. █████████ K. sayısı ile karar düzeltme talepleri reddedilmiş ve söz konusu karar kesinleşmiştir. Yargıtay 3.Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K. sayılı dosyada verilen █████/2019 tarihli düzelterek onama kararı uyarınca, müvekkil ... tarafından ...’a ödenmesi gereken tutarın aslında İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi kararında belirtilen tutardan daha az olması gerektiği ortaya çıkmıştır. Fakat davalı ... kesinleşen Yargıtay 3.Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K. sayılı kararına rağmen fazladan tahsil ettiği parayı müvekkil ...’a ödememiştir. İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ E. █████████ K. sayılı karar uyarınca davalı ...’a █████/2018 tarihinde ödenen 5.739.795 TL’den, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K. sayılı karar uyarınca ...’a ödenmesi gereken “2.354.837,67 TL ile bu miktara dava tarihinden (█████/2011) fiili ödeme tarihi olan █████/2018 tarihine kadar işlemiş avans faizi toplamının KDV’siyle birlikte” mahsup edilmiştir. Bu hesaba göre davalı ...’ın 163.006 TL ile tahsil ettiği █████/2018 tarihinden takip tarihi olan █████/2020 tarihine kadar 6183 sayılı Kanunun 51 nci maddesinde belirlenen işlemiş faizi olan 64.911,27 TL icra takibimize konu edilmiştir. İcra takibimizde asıl alacak olarak gösterdiğimiz 163.000 TL davalı ... tarafından “borca itiraz” dilekçesinde açıkça kabul ve ikrar edilmiştir. Bu nedenle 163.000 TL’lik kısım yönünden taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Zaten davalı borçlu ... icra takibinden sonra asıl alacak olarak gösterilen 163.000 TL'yi dosyaya ödemiştir. Davalı ... tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde takip öncesi işletilmiş ve işleyecek faize, faiz oranına, icra takip vekâlet ücretine ve tahsil harcı oranına itiraz edilmiştir. Bu tutarları davalı ödememiştir. Davalının borca itirazlarının tamamının iptaline ve duran takibin devamına,
Davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli yapmış olduğu itiraz sebebiyle %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine,Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı borçlu tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkil şirket İstanbul İli Avrupa Yakası Bölgesi elektrik dağıtım faaliyeti ile iştigal etmektedir....AİTM’nde bulunan ...’ye ait satışa esas ... marka ... seri nolu sayacın 2009 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında hatalı değerler kaydetmesi sebebiyle, söz konusu aylara ilişkin müvekkil şirketten fazla tahsil edilen 15.503.572 kWh’lik enerji bedeline karşılık gelen 1.995.625,14-TL asıl alacak ve 359.212,52-TL KDV miktarı olmak üzere toplam 2.354.837,66-TL’nin davalı ...'tan tahsili talebiyle 2011 yılında istirdat istemli dava ikame edilmiştir.İstanbul 10'uncu Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılama neticesinde verilen 26.09.2018 tarihli karar ile; "Haklı davamızın kabulüne karar vermiştir, Yerel mahkeme ilamı Yargıtay 3'üncü Hukuk Dairesi 08.10.2019 tarihli █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı ile; düzeltilerek onanmıştır. Yargıtay 3'üncü Hukuk Dairesi'nin düzelterek onama ilamı hakkında taraflarca yapılan karar düzeltme başvurusu üzerine Yargıtay 3'üncü Hukuk Dairesi'nin 25.02.2020 tarihli ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce lehimize verilen hüküm nedeniyle (hüküm henüz kesinleşmeden) alacağımızın tahsili amacı ile İstanbul 3'üncü İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyası üzerinden icra takibine girişilmiştir. Söz konusu takip sonrasında borçlu ... tarafından 5.739.796,50 TL ödeme yapılmıştır. Söz konusu ödeme nedeni ile tarafımızca takip talebinden vazgeçilerek dosyanın işlemden kaldırılması talep edilmiştir.Yerel mahkeme ilamının Yargıtay 3'üncü Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi neticesinde "faiz başlangıç tarihlerinin ödeme tarihi olmayıp dava tarihi olarak tespiti" şeklindeki düzelterek onama ilamı ile alacağa işleyen faizin meblağının değişmesi nedenine dayalı olarak davacı tarafından 163.006,00 TL asıl alacak ve 64.911,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 227.917,27 TL talepli olarak huzurdaki davaya esas icra takibi ikame edilmiştir. Dava konusu icra takibine 163.006,00 -TL Asıl Alacak ve bu tutar üzerinden hesaplanan 7.416,77 TL Tahsil Harcı, 54,40 TL Başvurma Harcı, 429,84 TL Takipten Sonraki Faiz (avans faizi), 29,20 TL Masraf Miktarı olmak üzere toplam 170.936,21 TL tutarındaki dosya borcu kabul edilerek ödenmiş bakiye kısma ise tarafımızca itiraz edilmiştir.
Bu kapsamda takibe yaptığımız kısmi itiraz haklı olup huzurdaki davanın reddi gerekmektedir. Davacı taraf dava dilekçesinde takip konusu alacağının müvekkil şirketin satın aldığı elektrikten kaynaklı olduğunu iddia etmiş ve buna dayalı olarak 6183 sayılı Kanuna göre hesapladığı gecikme zammı üzerinden faiziyle takip talebinde bulunmuş ise de söz konusu temerrüt olgusu gerçekleşmediğinden takip tarihine kadar gecikme zammı üzerinden faiz istenemeyeceği gibi faiz olarak gecikme zammı da istenemez. Temerrüt olgusu gerçekleşmediğinden ödeme tarihinden takip tarihine kadar gecikme zammı/faiz talep edilmesi mümkün değildir. Takip tarihine kadarki faiz alacağını kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın takip tarihine kadar işlettiği faizi gecikme zammı oranında belirlemesi de hatalıdır.) Müvekkil şirket itirazında iyi niyetli ve haklı olup davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekmektedir. Haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddi ile tarafımız lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davacı ile davalı arasında görülen İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ E. █████████ K. Sayılı davada █████/2018 tarihinde davacı ... A.Ş'nin açtığı davanın kabulüne karar verildiği, karara istinaden ... tarafından, ... A.Ş'ye █████/2018 tarihinde 5.739.795 TL ödeme yapıldığı, süreçte ... tarafından İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ E. █████████ K. Sayılı kararına temyiz yasa yoluna başvurulduğu, Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin █████████ E. █████████ K. sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararının kısmen düzeltilerek ( "faiz başlangıç tarihlerinin ödeme tarihi olmayıp dava tarihi olarak tespiti) onanmasına karar verildiği, taraflarca Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin █████████ E. █████████ K. sayılı kararına karşı karar düzelteme yasa yoluna başvurulduğu ancak bu talebin reddi sonucunda mahkeme kararının kesinleşmiş olduğu, Yargıtay ilamı ile faiz başlangıç tarihinin değişmiş olması nedeniyle ... tarafından ödenmesi gereken miktarın değişmesi nedeniyle ... tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ... A.Ş aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça icra takibine konu 163.000,00-TL asıl alacağın kabul edilerek davacı tarafa ödeme yapıldığı ancak davalının işlemiş faize itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, mahkememizce hükme esas alınan ve denetlenebilir bilirkişi raporuna göre, davalı ...'ın satın aldığı elektriğin bedeli olan 163.000,00-TL'yi █████/2018 tarihinden beri uhdesinde bulundurduğu ve davacıya ödemediği, davalının bu miktarı faizi ile birlikte davacı tarafa ödemesinin gerektiği, bu miktara Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 132/E maddesi uyarınca Temerrüt faizi oranının, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. Maddesine göre belirlenen faiz oranında uygulanmasının gerektiği,davacının ödenmeyen 163.000,00 TL'ye temerrüt tarihi olan █████/2018 tarihinden takip tarihi olan █████/2020 tarihine kadar ilgili yasa maddesi uyarınca takip tarihi itibariyle 64.094,85-TL işlemiş faiz talep edebileceği, bu sebeple davalı tarafın icra takibe yapmış olduğu itirazın kısmen yerinde olmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, alacağın likit (hesaplanabilir ) olması nedeniyle davacı lehine % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve mevzuata aykırı olup aynı zamanda savunmalarının dikkate alınmaksızın hüküm tesis edildiğini, mahkemece dava konusu bedelin ilama dayalı olarak ödendiğinin göz ardı edilmesi ile temerrüt olgusu gerçekleşmeden davacının ödeme tarihinden itibaren hesaplanan faizin hüküm altına alınmasının hatalı olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, davacının istirdat talebine konu meblağın temyiz incelemesi sonucunda bozulan mahkeme ilamına dayanması nedeni ile söz konusu alacağın dayanağının Türk Borçlar Kanunu'nda dile getirilen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığını, bu kapsamda müvekkil şirketin dava konusu talebe ilişkin olarak iyiniyetli olduğunu, İcra İflas Kanunu'nun "İcranın İadesi" başlıklı 40'ncı maddesinin "Bir ilâmın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur.Bir ilâm hükmü icra edildikten sonra bölge adliye mahkemesince kaldırılır veya yeniden esas hakkında karar verilir ya da Yargıtayca bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra tamamen veya kısmen eski hâline iade olunur." hükmünü amir olduğunu, İcra İflas Kanunu'nun anılan hükmü fazla tahsil edilen meblağın iadesi için öncelikle ödeme yapan kişinin borçlu olmadığının kesinleşen bir ilamla belirlenmesini, yani geri ödemeye ilişkin kararın kesinleşmesini; sonrasında ise bu durumun borçluya gönderilecek muhtıranın tebliği ile iade borçlusunun temerrüde düşeceğini ihdas etmekte olup Yargıtayın yerleşik içtihatları da bu yönde olduğunu, anılan hüküm huzurdaki yargılamaya kıyasen uygulandığında takip öncesi faizin/gecikme zammının talep edilebilmesi için müvekkil şirketin temerrüde düşürülmesi gerektiği aşikar olup davacı tarafça müvekkil şirket temerrüde düşürülmediğini, bu kapsamda takip öncesi faize/gecikme zammına ilişkin itirazlarında haklı oldukları sabit olup davacının itirazın iptaline ilişkin talebinin reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemece alacağın elektrik satımından kaynaklı olduğu ve elektrik satımından kaynaklı olarak 6183 sayılı Kanun gereği gecikme zammı ile tahsilat yapılacağının öngörülmesi nedeniyle, fazladan ödediği miktara gecikme zammı oranında faiz uygulaması uygun görülmüş ise de ortada bir elektrik borcu ve bu borca uygulanması gereken bir gecikme zammı söz konusu olmadığını, aksine müvekkil şirketin davacı tarafa fazladan ödeme yaptığını ve bu ödemelerin asıl dosyada avans faizleri ile müvekkile geri ödenmesine karar verildiğini, bu bakımdan dava konusu edilen faiz alacağının gecikme zammı oranı üzerinden hesaplanarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, öte yandan takip tarihinden önce temerrüt olgusunu kabul etmemekle birlikte asıl davada faiz başlangıcının düzeltilerek onanması sonrası icra takibine konu faiz alacağı doğmuş olup, asıl davada bedelin avans faizi ile tahsiline karar verilmekle, bu bedelin geri iadesine gecikme zammı uygulanması ile de çelişik bir durum yaratılmış olup bunun da usul ve yasaya aykırı olduğunu, takip tarihine kadarki faiz alacağını kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın takip tarihine kadar işlettiği faizi gecikme zammı oranında belirlemesinin de hatalı olduğunu, davacı taraf itiraza konu ettiği kısım itibari ile takibinde kötü niyetli olup %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu talebin reddinin doğru olmadığını, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.06.2022 tarihli ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı usul ve mevzuata aykırı mahkeme ilamının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak söz konusu davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
: Dava , fazladan yapılan ödemenin iadesi amacıyla davacı tarafından başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında 163.006 TL asıl alacak, 64.911,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 227.917,27 TL tahsili istemiyle 15.09.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Davalı tarafından davacı hakkında ikame edilen İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ Esas (bozmadan önce ████████ esas) sayılı dava dosyasında sayaç arızası nedeniyle fazladan tahakkuk ettirilen ve ödenen bedelin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep edilmiş olup, bozma ilamı sonucu yapılan yargılama sonunda 26.09.2018 tarihli karar ile davanın kabulü ile Haziran 2009 dönemi için fazla tahsil edilen 202.805,11 TL'nin █████/2009 tarihinden, Temmuz 2009 dönemi için fazla tahsil edilen 496.094,31 TL'nin █████/2009 tarihinden, Ağustos 2009 dönemi için fazla tahsil edilen 511.206,23 TL TL'nin █████/2009 tarihinden, Eylül 2009 dönemi için fazla tahsil edilen 1.144.732,02 TL'nin █████/2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, verilen kararın temyizi üzerine Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı ile davacı tarafından davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğünü gösteren bir belge sunulmadığından temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabulü gerektiği belirtilerek "davanın kabulü ile toplam 2.354.837,67 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" şeklinde hükmün düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle onanmasına karar verilmiş ve 25.02.2020 tarihinde karar düzeltme talebinin reddi sonucunda mahkeme kararı kesinleşmiştir.
Davacı tarafça, temyiz incelemesi öncesinde yukarıda anılan mahkeme kararına istinaden davalının banka hesabına 25.12.2018 tarihinde 5.739.795 TL ödeme yapıldığı, temyiz incelemesi sonucu oluşan durum nedeniyle ödenen 5.739.795 TL'den davalıya ödenmesi gereken 2.354.837,67 TL ile bu miktara dava tarihinden fiili ödeme tarihi olan 25.12.2018 tarihine kadar işlemiş avans faizi toplamının KDVsinin mahsubu sonucunda iadesi gereken tutar hakkında icra takibi başlatıldığı belirtilmiş ve davalının asıl alacağa yönelik bir itirazı olmaması nedeniyle asıl alacağa ödeme tarihinden takip tarihine kadar 6183 sayılı Kanunun 51.maddesinde belirlenen işlemiş faiz yönünden takibin devamına karar verilmesi talep edilmiş; davalı tarafça temerrüt olgusu gerçekleşmediğinden takip tarihine kadar gecikme zammı üzerinden faiz istenemeyeceği, faiz türü olarak da 6183 sayılı Kanuna göre hesaplanan gecikme zammı istenemeyeceği savunularak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda, icra takibine konu edilen asıl alacağın kaynağının davalının piyasadan satın aldığı elektrik bedeli olduğu, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 132/E maddesinde "Temerrüt faizi oranının, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51.maddesine göre belirlenen faiz oranı olduğu"na ilişkin hüküm bulunduğu, davalının satın aldığı elektriğin bedeli olan 163.000 TL'yi 25.12.2018 tarihinden beri uhdesinde bulundurduğu ve davacıya ödemediği, temerrüt tarihi olan 25.12.2018 tarihinden takip tarihi olan 15.09.2020 tarihi arasında ödenmeyen 163.000 TL'ye ilgili yasa maddesi uyarınca faiz hesaplaması yapıldığında davacının takip tarihi itibariyle 64.094,85 TL işlemiş faiz talep edebileceği belirtilmiştir.
Taraflar arasında davaya konu ödemenin mahkeme ilamı gereği yapıldığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; mahkeme ilamına dayanılarak alacağın icra takibi marifetiyle tahsil edildikten sonra takibe dayanak olan mahkeme kararının ortadan kaldırılması sonrası fazladan yapılan ödemeler, 2004 sayılı İİK'nın 40. maddesi uyarınca icranın iadesi yoluyla talep edilebilecek olup, icra takibi olmaksızın yapılan ödemeler ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edilebilecektir.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, fazladan yapıldığı saptanan ödeme nedeniyle ödeme tarihinden takip tarihine kadar 6183 sayılı kanunun 51.maddesinde yer alan gecikme zammı oranına göre hesaplanan işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Temerrüt (gecikme) faizi; borçlunun, para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren, alacaklının zararın varlığını, miktarını ve borçlunun kusurunu ispat zorunda kalmaksızın borçlunun ödemesi gereken, miktarı yasalarla belirlenmiş asgari bir tazminat türü olarak tanımlanabilir (Nami Barlas, Para Borçlarının İfasında Borçlunun Temerrüdü ve Temerrüt Açısından Düzenlenen Genel Sonuçlar, İst.1992, s.127 vd.).
Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş (kesin vade bulunması) veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır. (Türk Borçlar Kanunu 117. madde)
Sözleşmelerde kararlaştırılan gecikme zammı ise hukuki niteliği itibariyle bir borcun gününde ödenmemesi halinde alacaklının gecikme zammı süresince borçluya tanıdığı vade karşılığı belirli bir oranda borca yapılan ilave niteliğindedir. Gecikme zammı, gecikme faizi değildir. Gecikme zammında da bir para borcunun geç ödenmesi söz konusu olup, gecikme faiz talebinde bulunabilmek için borçluyu temerrüde düşürmek gerektiği halde, gecikme zammında buna lüzum yoktur.
Somut olayda; davalı tarafça mahkeme kararı doğrultusunda 5.362.172,18 TL üzerinden ilamlı icra takibi başlatılmış ancak icra dosyasına sunulan 21.11.2018 tarihli dilekçe ile haricen anlaşma ihtimali bulunduğu belirtilerek takipten doğan haklar saklı kalmak ve sonradan gerektiğinde yeniden takip talebinde bulunmak kaydı ile takip talebinden vazgeçildiği beyan edilmiştir. Bu dilekçeden sonra davacı tarafça 25.12.2018 tarihinde davalının banka hesabına 5.739.795 TL ödeme yapıldığı ihtilafsız olup, fazladan yapılan ödeme, İİK'nın 40.maddesi uyarınca icranın iadesi yoluyla talep edilebilecek bir ödeme değildir.
İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.(Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(19)11-945 Esas ve █████████ Karar sayılı kararı)
Somut olayda davaya dayanak icra takibine konu alacak, davacı tarafından yapılan ödemeye esas olan mahkeme kararının temyiz incelemesi sonrasında düzeltilmesi suretiyle tesis edilen hüküm uyarınca fazladan yapıldığı saptanan ödeme nedeniyle iade edilecek tutara ilişkin olup, bu durumda davacı, fazladan ödenen tutarı, davalıdan ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edilebilecektir. Bu nedenle mahkemenin alacağın elektrik satımından kaynaklı olduğunun ve fazladan ödenen tutara 6183 sayılı Kanun gereği gecikme zammı oranında faiz uygulanması gerektiğinin kabulü hatalı olmuştur. Ayrıca davalının sebepsiz zenginleşmesi, yapılan ödemenin dayanağı olan kararın kesinleşmesiyle ortaya çıktığından davalının iade borcu, kararın kesinleştiği 25.02.2020 tarihinde doğmuş ise de davalının Türk Borçlar K'anununun 117/2-son cümle hükmü uyarınca iyiniyetli sebepsiz zenginleşen konumunda olduğu, iade borcuna ilişkin temerrüdün ise aynı hüküm uyarınca bildirimle gerçekleşeceği gözetildiğinde davacı tarafından takip tarihinden önce davalıya gönderilmiş ihbar ya da ihtar bulunmamasına göre takip tarihinden önce temerrütün gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Bu nedenle işlemiş faize yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmamıştır .
Diğer yandan Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., ████████ K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez (Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - ████████ K. sayılı kararı).
Somut olayda davalı tarafça kötüniyet tazminatının reddi kararına yönelik istinaf isteminde bulunulmuş ise de işlemiş faiz yönünden davalı hakkında başlatılan takip haksız olmakla birlikte davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanmamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece eldeki davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstinafa konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353(1)b-2 uyarınca KALDIRILMASINA;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 732,00 TL'den dava açılırken yatırılan 59,30 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 672,70 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/4 maddesi uyarınca takdir olunan 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7- Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucuk ücreti 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,
9-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 52,00 TL olmak üzere toplam 272,70 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!