Anahtar kelimeler: Usûlüne Çokluğuyla Kanunî Geçtikten Verilip Görüşü Ret Koruma Tedbirleri Günlük

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E. ████████ K.DAVA
: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminatHÜKÜM
: Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Retİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:Davacı vekilinin yokluğunda verilip 02.03.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, davacı tarafından yapılan temyiz isteminin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291/1 maddesinde belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 08.06.2022 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla, davacının temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla REDDİNE,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,26.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OYKonu Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davasıdır, davanın niteliği ve sonuçları hakkında herhangi bir tartışma bulunmamaktadır.Yargıtay Ceza Genel Kurulu 29.05.2024 tarihli ████████ E., ████████ K. sayılı kararında; İlk derece mahkemesinin sanık müdafine gerekçeli kararı tebliğ ettiği ancak sanık müdafi tarafından mazeretsiz olarak yasal süresi içerisinde kanun yollarına başvurulmadığının tespit edildiği durumda ilk derece mahkemesince gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmeyen sanığa da tebliğ mazbatası çıkarılarak kanun yolu süresinin, tebliğ tarihinden ya da kararı öğrendiğini beyan ettiği tarihten itibaren başlatılması gerektiği yönünde hüküm tesis etmiştir.Olayımızdaki tartışma ise davacı asil hakkında hükmedilen tazminata ilişkin mahkeme ilamının sadece davacı vekiline tebliğ edilmesi ve vekilinde temyiz süresini kaçırması sonucu davacı asile bu kararın tebliğ edilip edilmeyeceği, davacı asile yapılan tebligata göre temyiz süresinin başlayıp başlamayacağına ilişkindir.Bir başka anlatımla Ceza Genel Kurulu sanık hakkında vermiş olduğu bu hakkın, CMK’da düzenlenmiş olan Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davasının davacısı hakkında da uygulanıp uygulanamayacağı noktasındadır.Bilindiği üzere Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davası tazminat davasının ilkeleri doğrultusunda CMK’nın 1 41... . maddeleri arasında düzenlenmiş nev-i şahsına münhasır ne tam hukuk ne de tam bir ceza davasıdır. Kanun koyucu tazminatın temel ilkelerini belirlemekle birlikte tazminatın nasıl hesaplanacağından, hangi usulün uygulanacağına kadar geniş bir alanı uygulayıcıya bırakmış, dairemizde tüm uygulayıcıların ve doktrinin kabul ettiği bir çok içtihat üretmiş, CMK’da sanığa, HMK’da davacıya tanınan bir çok hak ve yetki Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davasının davacısına tanınmıştır. Dairemiz CMK’da düzenlendiği gerekçesiyle sadece CMK usulünü değil gerektiğinde HMK usulünü de kullanmıştır. (Katılma yoluyla temyiz gibi) CMK’nın 142/6. maddesi de bir taraftan istemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerinden bahsederek HMK’ya, verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hakimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir diyerek de CMK’nın genel prensiplerine atıf yaparak karma bir sisteme kapı açmıştır.Hem HMK hem CMK hükümlerinin tarafların menfaatine olarak çok sayıda kullanılması davanın kendine özgü yapısından kaynaklanmaktadır. Ceza Genel Kurulu 29.05.2024 tarihli ████████ E., ████████ K. sayılı kararında yasa yolunun kullanılmasında hak kaybına yol açmamak için CMK ve Tebligat Kanununu birlikte değerlendirmiş ve sanığın hak kaybına uğramaması için her iki kanundaki hakları yarıştırmış neticede; sanığın bizatihi kanun yoluna başvurma hakkı olduğu (CMK m.260/1), koruma tedbirlerine ilişkin kararlar hariç olmak üzere, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hakim veya mahkeme kararlarının, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ edilmesi gerektiği (CMK m.35/2), her ne kadar müdafiye tebligat yapılsa da, Tebligat Kanununun 11. maddesinin ilk fıkrasının son cümlesi CMK’nın kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümlerini saklı tuttuğundan ve ayrıca kanun yollarına başvurma hususunda asıl yetkinin sanığa ait olduğundan kararın kamu davasının tarafı ve cezanın sorumlusu olan sanığa tebliğ edilmesi gerektiği yönünde karar vermiştir.Genel Kurul müdafiye yapılan tebligatı yeterli görmezken CMK’daki bir başka istisna hükme dayanmıştır. Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davası CMK 1 41... maddeler arasında düzenlenirken mahkemece verilen kararın kimler tarafından istinaf edilebileceğini düzenleyen 142/8. maddesi “Karara karşı, istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi, istinaf yoluna başvurabilir” hükmünü getirmiştir. Nasıl ki; CMK’da sanığa tebligat yolunun dayanağını CMK’daki ve Tebligat Kanunundaki hükümlerin yorumlanmasıyla ulaşılmışsa Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davasında da CMK’nın 142/8. maddesiyle Tebligat Kanunu birlikte değerlendirilerek; davacı vekiline yapılan tebligata rağmen davacı vekili temyize gelmemişse davacıya yani istemde bulunana da tebligat çıkartılması ve yasa yollarını kullanması sağlanmalıdır. Bu halin HMK ya da CMK’ya aykırı bir durum oluşturmayacağı da açıktır.Yukarıda arz ve izah edilen sebepler ve yasal düzenlemeler dikkate alındığında yalnızca davacı vekiline tebligat yapılmasını yeterli görmek ve bu tebligat tarihine göre kanun yoluna başvuru süresini başlatmak ve kanun yoluna başvuru süresinin vekil tarafından kaçırılması halinde kanun yoluna başvuru isteminin reddine karar vermek yasalarımızın açık hükümlerine aykırı olacağı gibi adil yargılanma hakkına, hak arama hürriyetine, hakkaniyet kurallarına da açıkça aykırılık teşkil edecek ve uygulamada çok ciddi hak kayıplarına yol açacaktır.Bu itibarla; davacı asile (istemde bulunan) tebligat yapılarak temyiz süresinin tebligat ya da öğrenme tarihinden başlatılması yerine davacı vekiline yapılan tebligatın yeterli sayılıp süresi içinde temyiz talebi bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine dair çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 26.02.2026