Anahtar kelimeler: İletildiği Transit Süredir Nakliye Sektöründe Taşımacılık Cari İlamsız Taşıma Posta

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşımacılık ve nakliye sektöründe faaliyet gösterdiği, davalı -------- Şirketi ile uzun süredir nakliye, gümrük ve transit hizmetleri kapsamında ticari bir ilişki içerisinde bulundukları, bu hizmetlere ilişkin düzenlenen faturaların davalı tarafa elektronik posta yoluyla iletildiği, davalının geçmiş dönemlerdeki faturaları herhangi bir itiraz olmaksızın ödediği, ancak 26.05.2025 tarihli cari hesap ve ödenmeyen faturalar nedeniyle müvekkilinin alacaklı olduğu, alacağın tahsili amacıyla --------- İcra Müdürlüğü"nün --------- Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğu, müvekkilinin alacağının faturalar, cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olduğu, davalının Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinde öngörülen sekiz günlük yasal sürede faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığı, buna rağmen ödeme yapmayarak borcunu yerine getirmediği, uyuşmazlığın çözümü için başvurulan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığı ve anlaşma sağlanamadığına dair tutanağın dosyaya sunulduğu, davalının icra takibine yönelik itirazının haksız ve kötü niyetli olduğu, bu itirazın müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek amacıyla yapıldığı, alacağın tahsilinin ileride imkansız hale gelme ihtimali bulunduğu, bu nedenle davalı borçlunun malvarlığı üzerine öncelikle teminatsız, aksi takdirde uygun bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalının haksız ve soyut itirazlarının iptali ile takibin devamına karar verilmesi, ayrıca alacağın likit olması ve davalının kötü niyetli itirazı nedeniyle takibin durmasına sebebiyet vermesi sebebiyle 368.107,93 TL tutarındaki alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine --------- İcra Müdürlüğü’nün --------- E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığı, müvekkili şirketin yasal süresi içinde takibe itiraz ettiği, takibin usulüne uygun şekilde durduğu, davacının dayanak gösterdiği faturaların hangi sözleşmeye veya taşıma işine dayandığını belirtmediği, alacağın likit olmadığı, taraflar arasında mutabakat bulunmadığı, faturaların müvekkil şirkete usulüne uygun tebliğ edilmediği, cari hesap ekstresinin tek taraflı düzenlendiği, müvekkili tarafından imzalı veya onaylı bir kabul beyanının mevcut olmadığı, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, dava konusu alacağın hukuken kesin ve net bir nitelik taşımadığı, davacının iddialarının soyut ve ispatsız olduğu, hangi hizmetin hangi faturaya karşılık geldiğinin belirsiz olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesindeki fatura itiraz süresinin tebliğ şartı oluşmadığından uygulanamayacağı, Yargıtay kararları uyarınca tek taraflı düzenlenen ve kabul edilmeyen ekstrelere dayalı icra takibi yapılamayacağı, alacağın çekişmeli olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin hukuken dayanaktan yoksun olduğu, yargılama neticesinde müvekkil şirketin davacı tarafa borcu olmadığının ispat edileceği belirterek davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.İtirazın iptali istemine konu, --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; davacı şirketin davalı şirket aleyhine itirazın iptali ve takibin devamı istemiyle dava açtığı, tarafların tacir olduğu ve aralarında ticari ilişki bulunduğu, uyuşmazlığın cari hesap bakiye alacağının varlığı ve miktarı noktasında toplandığı, davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulan e-ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıldığı, 2024 yılından 2025 yılına sarkan ticari ilişki kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirkete muhtelif tarih ve tutarlarda e-faturalar düzenlenerek elektronik ortamda tebliğ edildiği, davacı şirketin ticari defterlerinde davalı şirket adına borç kayıtlarının yapıldığı, davalı şirketin fatura borçlarına ilişkin banka aracılığıyla kısmi ödemeler gerçekleştirdiği, bu ödemelerin davacı şirket ticari defterlerinde mahsup edilerek kaydedildiği, mahkemece celp edilen 2025 yılı BA/BS karşılaştırmalı alış satış analizleri tetkik edildiğinde davacı şirketçe davalı şirket adına 2025 yılında düzenlenen KDV hariç 645.395,08 TL toplam tutarlı 41 adet e-faturanın analiz formunda yer aldığı, davacı şirketin yasal ticari defter kayıtları muvacehesinde davalı şirketten takip ve dava tarihi itibarıyla 394.451,68 TL asıl alacak bakiyesinin mevcut bulunduğu, davalı şirketin mahkemece tayin edilen gün ve saatte ticari defter ve kayıtlarını mazeret bildirmeksizin bilirkişi incelemesine sunmadığı, bu suretle davacı şirket defterlerinde yer alan 394.451,68 TL tutarındaki borç mevcudiyetinin aksini kanıtlayamadığı, 7251 sayılı kanunla değişik HMK'nın 222. maddesi gereği yasal niteliğe ve delil olabilme gücüne haiz ticari defterlerini ibraz eden davacı şirketin kayıtlarının aleyhine delil sayılıp sayılamayacağı hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, davacı şirketin asıl alacak talebinin 368.107,93 TL olduğu dikkate alındığında taleple bağlılığın mahkemenin takdirinde bulunduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiş raporun sonuç kısmında; davacı şirketin usul ve yasaya uyguntutulmuş ticari defterlerinde mevcut bulunan 394.451,68 TL asıl alacak bakiyemevcudiyetinin aksini ispat edemediği, davacı şirketin itibar edilebilir kayıtları muvacehesinde davalı şirketten, takip ve dava tarihiitibarıyla, 394.451,68 tl asıl alacağı bulunduğu, davacı şirketin asıl alacak talebinin 368.107,93 TL olduğu mütalaa edilmiştir.Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 368.107,93 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.Davanın Davacı Şirketin Davalı Şirket aleyhine, İtirazın iptali vetakibin devamı istemli olarak başlatmış olduğu itirazın iptali davası olduğu,Taraflarının tacir olduğu ve aralarında ticari ilişki bulunduğu hususu dosya kapsamıyla açık olup, Davaya konu ihtilafın, Davacı şirketin Davalı şirketten takip/dava tarihi itibarıyla cari hesap bakiye alacağının varlığı ve varsa miktarı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamı ve davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulduğu tespit olunan e-ticari defter vekayıtları ile dayanak belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda;davacı şirketin davalı şirketten, takip/dava tarihi itibarıyla faturalara dayalı açıkc/h’ tan kaynaklanan 394.451,68 TL asıl alacak bakiyesi’ nin mevcut bulunduğu tespit edilmiştir.Bunun yanında; davalı şirket defterlerini bilirkişi incelemesine sunmayarak davacı şirket ticari defter kayıtlarında yer alan işbu394.451,68 TL borç mevcudiyetinin davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulmuş delil niteliğine haiz ticari defterlerindetakip/dava tarihi itibarıyla mevcut 394.451,68 tl borcunun aksini ticari defterlerini ve/veyahukuki nitelikli ödeme belgelerini ibraz etmeyerek kanıtlayamayan davalı şirket karşısında, 7251sayılı kanun’la değişik HMK.’ nın 222 maddesi gereği yasal niteliğe ve delil olabilme gücüne haizticari defterlerini ibraz eden davacı şirket ticari defter ve kayıtlarının aleyhine delilsayılacağı davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulmuş sahiplerilehine delil olabilme niteliğine haiz ticari defter kayıtları ile tüm dosya kapsamı muvacehesinde;davacı şirketin ticari defter kayıtları itibarıyla, davalı şirketten takip/dava tarihi itibarıyla394.451,68 TL asıl alacak bakiyesinin mevcut bulunduğu, davacı şirketin asıl alacak talebinin368.107,93 TL olması dikkate alınarak usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davanın KABULÜ İLE,1-Davalının ---------- İcra Müdürlüğü"nün----------- E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin 368.107,93 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Karar harcı 25.145,45 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 4.416,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.729,42 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 4.416,03 TL peşin harç olmak üzere toplam 5.031,43 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 877,50 TL tebligat, müzekkere gideri ve 8.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 8.877,50 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,7-Davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 58.897,27 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------- bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026