Anahtar kelimeler: Konusuitirazın Özetidavacı Galericilik Satımı Otomotiv Satımdan Sektöründeki Muhtelif Kocaeli Bölgesinde

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:17.03.2026 Tarihli ara kararNUMARASI
:████████ Esas (Derdest)DAVANIN KONUSU
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Kocaeli bölgesinde galericilik yaptığını, davalı ile arasında, otomotiv sektöründeki faaliyetleri kapsamında muhtelif araçların alım satımı hususunda ticari bir ilişkinin kurulduğunu, her iki tarafın da tacir sıfatına haiz olduğunu bu ilişkide müvekkilinin, ticari faaliyetlerini sürdürebilmek amacıyla davalı şirketten araç satın alma iradesini ortaya koyduğunu, ve tarafların belirli araçların mülkiyetinin devri karşılığında bedel ödenmesi noktasında mutabık kaldıklarını, bu kapsamda müvekkilinin, sözleşmesel yükümlülüklerini basiretli bir tacir gibi yerine getirerek, satın alınacak araçlara ilişkin bedellerinin banka kanalıyla davalı şirketin uhdesine aktardığını, somut olayda müvekkilinin, ..., ... ve ... plaka sayılı araçların toplamda 3.350.000-TL'ye devri hususunda anlaşılması üzerine müvekkili tarafından 03.10.2025 tarihinde davalı şirkete 2.250.000-TL (... Bankası aracılığıyla davalının ... Bankası hesabına), 13.10.2025 tarihinde müvekkil adına ... aracılığıyla 1.100.000-TL (...bank A.Ş. aracılığıyla davalının ... Bankası hesabına) ödendiğini,ancak davalı şirketin devir ve tescillerinin taahhüt ettiği tarihlerde gerçekleştirmemesi üzerine müvekkili tarafından yapılan ödemelerin tarafına iade edilmesini talep ettiğini, bu konuda davalı şirket ile anlaşılmış olmasına karşın davalı şirket tarafından müvekkilinin taleplerinin süreç içerisinde oyalanmak suretiyle cevapsız bırakıldığını, bu kapsamda müvekkili lehine 3.350.000-TL alacak miktarının tartışmasız olduğunu buna dayalı olarak davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 5. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takip dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunulduğunu, ancak taraflar arasındaki bu ticari ilişkinin, davalı tarafın mülkiyetinin devir borcunu yerine getirmemesi nedeniyle sekteye uğradığını, taraflar arasındaki irade uyuşması ve bedel ödemesinin gerçekleşmiş olmasına rağmen, davalı tarafın mülkiyeti nakleden resmi işlemleri gerçekleştirmekten kaçındığını, bu durumun, hukuken geçersiz hale gelen veya ifa edilmeyen bir sözleşmeden kaynaklanan bedelin iadesi yükümlülüğünü doğurduğunu, davalının yedinde bulunan mallarını ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarını kaçırma girişiminde bulunduğu bilgisinin edinildiğini, davalı şirketin mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulması gerektiğini, tüm bu sebeplerle ihtiyati haciz talebinin kabulü ile; müvekkilinin alacağını güvence altına almak amacıyla, davalı borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki (bankalar, vergi daireleri, trafik tescil kayıtları vb.) hak ve alacakları üzerine, alacak tutarı olan 3.350.000,00 TL ve ferilerini karşılayacak miktarda, öncelikli olarak teminatsız mahkeme aksi kanaatte ise makul oranda belirlenecek yüzde ile teminat takdiri ile ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin değerlendirildiği 17.03.2026 tarihli ara karrala ; "Talep eden vekili tarafından dosyaya bildirilen icra dosyası, ticaret sicil kayıtları, davacının tacir olup olmadığına ilişkin bilgiler henüz dosyaya intikal etmememiş, davacının delil olarak ileri sürdüğü açıklamalı dekontların tek başına ihtiyati haciz kararı verilmesine yaklaşık olarak vicdani kanaat getirilememiştir.Sonuç olarak, dava konusu uyuşmazlığın davalıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarının henüz yaklaşık ispat olarak ortaya konulamadığı, netice itibariyle dava dilekçesindeki anlatımların bu aşamada alacağın varlığına tek başına delil olamayacağı, borçlunun mal kaçırma ihtimalinin bulunduğuna yönelik her hangi bir emarenin bulunmadığı hususları hep bir arada değerlendirilerek talebin reddine " gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece dekontlarda yer alan ...,... ve ... plaka sayılı araçların kimin adına kayıtlı olduğunun UYAP sistemi üzerinden kontrolü/araştırmasının da çok kısa bir şekilde gerçekleştirilebileceğini, araçların müvekkiline devredilmediğini ve araçların davalı şirket adına kayıtlı olduğunu, ticari hayatta ve basiretli tacirler arasındaki ilişkilerde, milyonlarca liralık tutarların banka üzerinden "araç bedeli" ve "plaka numarası" belirtilerek gönderilmesinin, taraflar arasında bir satım ilişkisinin varlığına dair en somut ve kuvvetli emare olduğunu, hiçbir ticari işletmenin, aralarında bir hukuki ilişki olmaksızın açıklamasında plaka numarası belirterek başka bir şirkete 3.350.000-TL tutarında karşılıksız bir ödeme yapmayacağını, mahkemece yaklaşık ispat ölçütünün hatalı yorumlandığını, müvekkili tarafından sunulan deliller ve piyasadan edinilen somut veriler, davalı şirketin yargılama süreci devam ederken mal varlığını sistematik bir şekilde eksilttiğini ve müvekkilin alacağına kavuşmasını imkansız hale getirmeyi hedeflediğini gösterdiğini, davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası, İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesi ... ve İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası gibi pek çok farklı takip başlatıldığını, davalının hileli hareketlerle müvekkili gibi piyasadaki birçok farklı kişi ve şirketi aldatmaya yönelik işlemlerle aldatarak kendi yararına haksız kazanç sağladığını, davalının uhdesinde bulunan dört adet taşınmazdan üçünü mal kaçırma gayesiyle elden çıkardığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına, karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, davalıya ödenen araç alım satım bedelinin iadesi için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Dava içinde davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekilince, İİK'nın 258/3 maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, davalı ile araç alım satımı konusunda anlaştıklarını, buna istinaden davalı hesabına araç bedeli açıklaması ile 3.350,00 TL gönderildiğini, ancak davalının devir ve tescil işlemlerini yapmadığını, paranın iadesi talep edilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, dekontlardaki açıklamaların yaklaşık ispat koşulunu fazlasıyla yerine getirdiğini ileri sürerek ihtiyati haciz talebinde bulunmuş, mahkemece bu talebin reddine karar verilmiştir.İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent hâlinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.Bu bilgiler ışığında somut olayın incelenmesinde; dosya kapsamında bulunan delillerin bu aşamada yaklaşık ispat için yeterli olmadığı, davacının vadesi gelmiş bir para alacağının bulunduğuna, ihtiyati haczin gerekli olduğuna ve davacı iddialarının yerinde olduğuna ilişkin yaklaşık ispat ölçüsünde kanıt bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu hususlar, yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacaktır. Ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, ihtiyati haciz talebinin reddine dair ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353 1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR;Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 07.05.2026KANUN YOLU
:HMK'nın 362/1.f ve 265/son maddeleri gereğince karar kesindir.