Anahtar kelimeler: Satımdan Emrine Muhtelif Ferilerine Türüne Durduğu Cari Oranına Faize Kötüniyetli

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVACI: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan muhtelif tarih ve numaralı faturalardan kaynaklanan cari hesap alacağı bulunduğu, bu alacağın tahsili amacıyla -------- İcra Müdürlüğü ---------- E. sayılı dosyası ile 698.787,71 TL tutarında asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine, ödeme emrine, borcun tamamına, faize, faiz türüne, oranına, yetkiye ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiği, bu itiraz neticesinde takibin durduğu, taraflar arasında arabuluculuk sürecine başvurulduğu ancak anlaşma sağlanamadığı, davalı tarafın yetki itirazının geçersiz olduğu, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişkinin cari hesap ekstresi ile sabit olduğu, davalının ticari ilişkiyi inkar etmediği, borcun ödenmediğini, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak inceleme ile alacağın sabit olacağını belirterek davalının icra takibine yapmış olduğu haksız ve kötüniyetli itirazın iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğu, icra takibine konu alacağın varlığının hiçbir somut ve kesin delil ile ispat edilemediği, sunulan faturaların tek taraflı düzenlendiği ve müvekkil tarafından kabul edilmediği, cari hesap ilişkisine dair iddiaların soyut kaldığı, herhangi bir mutabakatın bulunmadığı, alacaklı olduğu iddia eden davacının ileri sürdüğü tutarı ve borcun mahiyetini kabul etmedikleri, faturalar ile irsaliyelerin karşılıklı teyit edilmediği, bu sebeple icra takibine yapılan itirazın haklı olduğu ve kötüniyet içermediği, müvekkilinin merkez adresi ve sözleşme ilişkisi dikkate alındığında takip dosyasının açıldığı icra dairesinin yetkisiz olduğu, yetki itirazlarının hukuka uygun bulunduğu, arabuluculuk sürecinde herhangi bir borç ikrarında bulunulmadığı, görüşmelerin yalnızca sulh ihtimali kapsamında gerçekleştiği, borcun varlığının ispat edilememesi nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin yersiz olduğu ve müvekkilinin haklı itirazı karşısında kötü niyetli bir davranış bulunmadığı belirtilerek davanın reddini talep ettiği, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle,------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.İtirazın iptali istemine konu,-------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, davacının 2024 ve 2025 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, elektronik defter beratlarının yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenip onaylandığı, 2024 ve 2025 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde davalı adına düzenlenen faturaların muhasebe kayıtlarına işlendiği, tüm işlemlerin --------- hesap kodu altında takip edildiği, davacının takip tarihi olan 17.03.2025 itibarıyla davalıdan 698.787,71 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalının █████/2026 günü saat 10: 30'da yapılan incelemeye katılmadığı ve ticari defterlerini ibraz etmediği, davacı tarafından düzenlenen faturaların davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedildiği, fatura içeriklerinin çelik boru bağlantı elemanları, tesisat malzemeleri, yangın dolabı, yangın tüpü ve yerden ısıtma straforuna ilişkin olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca faturalara sekiz gün içinde yazılı itiraz edilmemesi halinde içeriğin kesin delil niteliği kazandığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerin davacı lehine delil oluşturduğu, davalı tarafa tebliğ edilen faturalara yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı, faturaların içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği, faturaların e-arşiv sistemi üzerinden gönderildiği, dosyada herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme çekincesi bulunmadığı, 25 Ocak 2021 tarihli 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği değişikliği ile 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv faturaların BA-BS formlarında bildirim zorunluluğunun kaldırıldığı, bu nedenle faturaların BA-BS formlarında yer almadığı, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının borçlu olduğu tespit edilerek mütalaa da bulunulmuştur.Dava konusu; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıyadüzenlenen muhtelif tarih ve numaralı faturalar ile cari hesap kayıtlarındankaynaklanan 698.787,71 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla başlatılan icratakibine, davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibarettir.Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 698.787,71 TL cari hesap bakiyealacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.Dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmişolan faturaların davacı şirketin yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespitedilmiş, söz konusu faturaların içerikleri incelendiğinde "Çelik Boru BağlantıElemanları ve Tesisat Malzemeleri” “Yangın Dolabı, Yangın Tüpü” ve “Yerden IsıtmaStraforu” na ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21.maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarakdüzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarakitiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükmebağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesigereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açantaraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafatebliğ edilen söz konusu faturalara, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisindeyazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturaların içeriği ve bedelinindavalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, faturalar e-arşiv fatura sistemi üzerinden davalıya gönderilmiş ve davalı tarafından faturalarınkabul edildiği görülmekle fatura içerikleriyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarnameveya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak,davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının bilgisi ve rızası dahilindedüzenlenmiş olduğu, bu faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olmasınedeniyle fatura içeriklerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu,25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu GenelTebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv faturaolarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığıbu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı,davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalarındavacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, davacının kendi kayıtlarınagöre takip tarihi (17.03.2025) itibarıyla davalıdan 698.787,71 TL cari hesap bakiyealacaklı olduğu, anlaşılmakla usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu da hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davanın KABULÜ İLE,1-Davalının ---------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile, takibin devamına2- Kabulüne karar verilen alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Karar harcı 47.734,18 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 8.439,61 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan bakiye 39.294,57 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 8.439,61 TL peşin harç olmak üzere toplam 9.055,01 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 137,50 TL tebligat, müzekkere gideri ve 10.00,00 TL bilirkişi ücretiolmak üzere toplam 10.137,50 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,7-Davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 110.818,16 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026