Anahtar kelimeler: Fatsa Çed İklim Planlanan Şehircilik Mevkiinde Derneği Ordu Çevre Projesi

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDENLER
: 1- (DAVALI) ... BakanlığıVEKİLİ
: Av. ...2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Büyükşehir Belediye BaşkanlığıVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVACILAR)
: 1-... Derneği2- ... 3- ... 4- ... 5- ... 6- .... 7- ...VEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E..., K:...8 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Ordu İli, Fatsa İlçesi, ... ve ... Mahallesi mevkiinde Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılması planlanan "... ve ... Mahallesi Çevre Düzenleme Projesi" ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından tesis edilen █████/2023 tarihli, "ÇED Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: İdare Mahkemesince verilen kararda; dosyada yer alan bilgi ve belgelerin, Jeoloji Mühendisi, Çevre Mühendisi, İnşaat Mühendisi (Ulaşım), İnşaat Mühendisi (Hidrolog), Hidrobiyolog, Biyolog ve Şehir Plancısı bilirkişilerden oluşan heyet ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan Kök ve Ek Bilirkişi Raporlarının birlikte incelenmesinden; deniz kenarında yer alan proje alanının deniz suyu ile etkileşim içinde olması, alüvyon zeminin oturma ve taşıma gücü değerinin ani değişmesi nedenlerine bağlı olarak dava konusu alanda proje yapıları için Nihai ÇED raporunda yer verilen önlemlerin bilimsel ve teknik açıdan yeterli olduğu anlaşılsa da yüzey sularının ve özellikle yağmur sularının toplama ve uzaklaştırılmasının veya doğal yollardan denize boşalımının engellenmeden nasıl gerçekleştirileceğinin ÇED raporunda irdelenmediği, ÇED raporunda, havuzlamada kullanılacak anroşman malzeme ocaklarının belirlenmesine rağmen bu ocaklardaki malzemelerin özelliklerinin deniz ortamı için uygun özellikte, ağır metal içermeyen, tuzlu su-dalga-sıcak-soğuk gibi fiziksel etmenlerden ve deniz suyunda bulunan çözücülerden etkilenmeyecek kalitede olup olmadığının ve çevresel etkilerinin saptanmadığı, kıyı yapılarında kullanılmak üzere malzeme seçilirken malzemelerin yapısal özellikleri, durabilite, uyumluluk, maliyet ve temin edilebilirlik hususlarına özelliklerin tespiti için ÇED raporunda gerekli deneysel değerlendirmelerin bulunmamasının önemli bir eksiklik olduğu, dava konusu projenin çevresel etkilerini irdeleyen ÇED dosyasının bu etkileri gidermeye yönelik taahhütlerinin bilimsel dayanakları yönünden yeterli olmadığı ve izleme-denetleme mekanizmalarındaki eksikliklerle de ortaya çıkacak çevresel etkilerin kabul edilemez sonuçlar doğurabileceği, anılan olumsuzluklara yönelik dava konusu ÇED raporunun hidrolik yönden yeterli ve uygun olmadığı, proje kapsamında yapılacak dolgunun hangi taş ocaklarından taşınacağı, hangi güzergahları kullanabileceğinin ÇED raporunda belirtildiği, yasal yükleme koşulları altında yapılacak nakliye faaliyetleri sırasında tek seferde 30 ton malzemenin taşınabilmesi için Karayolları Trafik Yönetmeliği esaslarına göre asgari olarak dört dingilli motorlu araçların kullanılması gerektiği, tonaj yükleme sınırı 30 tonun altında olan kamyonların kullanılması ve proje süresinin 2 yıl olarak belirlenmesinin kesinleşmesi halinde, kamyon ve sefer sayısının artırılması kaçınılmaz olacağı, bu koşullar altında ÇED raporunda ifade edildiği gibi günlük trafik artışının YOGT değerine katkısının %0,39 mertebesinde olmayacağı, kara yollarında dolgu nedeniyle çıkacak kamyonların, ocak çıkışlarında, karayolu bağlantılarında ve dolgu alanı giriş çıkışlarında trafiğe dahil olması hem güvenlik açısından hem de trafik yoğunluğu açısından önem arz ettiği, Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü'nden görüş alınarak gerekli önlemlerin alınacağı belirtilmişse de hangi önlemlerin alınması gerektiği konusunda ÇED Raporunda netlik bulunmadığı, projenin hali hazırda faaliyete geçmediği, inşaat sürecinde çevrede tahribatlara neden olabileceği, bu tahribatlardan ötürü de bitki ve hayvan yaşamının olumsuz yönde etkilenebileceği, ÇED raporunda bölgeye özgü bitki ve hayvan türlerinin yeterince değerlendirilmediği, kısıtlı floristik ve faunistik verilerin literatür üzerinden sağlandığı, faaliyetin etki alanında endemik ve nesli tehlike altındaki bitki ile hayvan türlerinin belirlenmediği ve bunlara ait özel koruma önlemlerinin alınmadığı, gerek inşaat çalışmalarından kaynaklanacak kirlenme gerekse denizel ortamda meydana gelebilecek bozulmalar (derinlik, oksijen miktarı, taban özellikleri vs.) nedeni ile başta balıklar ve algler olmak üzere sucul yaşamın olumsuz yönde etkileneceği, proje faaliyetlerinin başta sucul yaşam olmak üzere flora ve fauna elemanları üzerinde olumsuz etkileri olabileceği, hem inşaat çalışmalarından kaynaklanacak kirlenme hem de denizel ortamda meydana gelebilecek bozulmalar (derinlik, oksijen miktarı, taban özellikleri vs.) sebebiyle başta balıklar ve makro ve mikro algler olmak üzere sucul yaşamın olumsuz yönde etkileneceği, ÇED raporunda bölgeye özgü denizel canlı türlerinin yeterince değerlendirilmediği, çok az sayıda omurgasız ve omurgalı canlıya yer verildiği, koruma altında olan ve bölgede yayılımı bilinen su samurunun (Lutra lutra) nasıl etkileneceğine dair raporda herhangi bir değerlendirme bulunmadığı, dava konusu Proje ’’ 29.07.2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği”; EK-2 Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeler, Madde 28 – Altyapı Tesisleri; b) Kıyı düzenlemesi ve rekreasyon amaçlı denizde 1.000 m2 ve üzerinde dolgu yapılması projeleri’’ kapsamında yer almakta iken Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığının isteği üzerine 29.07.2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 24. maddesi (b) bendi kapsamında değerlendirme yapılarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 15.12.2023 tarihli “ÇED Olumlu’’ belgesi verildiği, faaliyetten kaynaklı oluşabilecek toz emisyonunun çalışma alanı yakınlarındaki yerleşim yerleri üzerindeki etkisi ortaya konularak taahhüt edilen önlemlere harfiyen uyulmasının çalışmalar esnasında şantiye şartlarında mümkün olamayacağı göz önünde bulundurulduğunda toz emisyonu açısından faaliyetin ÇED raporunda belirtilen değerlerden daha fazla etki yapacağı, söz konusu faaliyet için yapılan gürültü hesaplamalarında yaklaşık 100 m mesafelerde meydana gelecek gürültü seviyesinin yönetmelik sınır değerlere çok yakın olarak ölçüldüğü, her ne kadar projenin inşaat süresinin sınırlı olacağı ve iş makinelerinin gürültü seviyelerinin sınır değerden düşük hesaplandığı görülse de yerleşim yerlerine yakın bölgelerdeki çalışmalardan dolayı gürültü probleminin yaşanacağı, ÇED raporunda etki alanı sınırı hakkında 500 metre olarak belirlendiği ifade edilse de proje sahasında hangi dolaylı ve hangi dolaysız etkilerin sınır belirlemede kullanıldığının açıklanmadığı, proje etki alanının sınırları harita üzerine belirtilmesinin dışında sınır belirlemede kullanılan kriterlerin bilimsel ve nesnel gerekçelere dayandırılarak açıklanmadığı, analiz edilmediği, ÇED raporunda Çevre Düzeni Planı üzerinde yeteri düzeyde bir inceleme yapılmadığı, proje alanına yönelik açıklamaları ile Çevre Düzeni Plan kararları arasında bir kopukluk oluşturduğu, “Doğal ve Ekolojik Niteliği Korunacak Alan” olarak gösterilen bir yerde dolgu amaçlı proje yapılmasının anılan plan ana kararlarına “Hedef ve İlkeleri” kapsamında belirtilen ilkelere aykırı olacağı, dolgu alanında önerilen “fuar, panayır, festival, park, gezinti alanları, otopark gibi peyzaj düzenlemelerinin” faaliyetlerinin özelliği gereği kıyıdan başka yerde yapılmaları mümkün olmayan yapı ve tesisler kapsamına girmediği, kıyıda olmalarının bir zorunluluk olmadığı, kentin farklı bölgelerinde de yer seçebilen kullanımlar olduğu, bu kullanımları üretmek için dolgu yapmanın kıyı mevzuatına aykırı olduğu, ÇED raporunda bahsedilen dolgu yapılma gerekçelerinin bilimsel, nesnel ve teknik nedenlere dayandırılmadığı, anılan proje için uygun yer arayışına gidilmediği, bu hususta bir analiz, etüt ve sentez çalışmanın yapılmadığı, kamu yararı ve hizmet gereğinin karşılanması ilkesi bakımından uygun ve tutarlı olmadığı anlaşıldığından davaya konu "ÇED Olumlu" kararında hukuka uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Dava konusu işlemin mevzuata uygun olarak tesis edildiği, Mahkeme kararına dayanak alınan bilirkişi raporunun eksik ve hukuka aykırı olduğu, uyuşmazlık konusu proje ile ilgili olarak daha önce verilen ÇED Gerekli Değildir kararının Mahkeme kararı ile iptal edilmesi üzerine projenin çevresel etkilerinin daha detaylı ele alınması amacıyla ÇED Raporunun hazırlandığı, dava konusu proje konusunda ilgili kurumların görüşlerinin alındığı, İDK tarafından yapılan değerlendirmelerin dikkate alındığı, bilirkişi raporunda kurum görüşlerinin yok sayıldığı, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediği, Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.Davalı idare yanında Müdahil tarafından; davalı idarenin temyiz gerekçelerine ek olarak, kök rapor ile ek rapor arasında çelişkili tespitler bulunduğu, buna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığı, bilirkişi raporlarının, Nihai ÇED Raporunda yer alan önlemleri, teknik ve bilimsel açıdan yeterliliğini tespitten uzak olduğu, ÇED raporunun daha önce proje hakkında verilen Mahkeme kararında yer verilen iptal gerekçeleri dikkate alınarak hazırlandığı, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.TETKİK HÂKİMİ...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin reddine,2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY
:Ordu ili, Fatsa ilçesi, ... ve ... Mahallesi mevkiinde Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılması planlanan "... ve ... Mahallesi Çevre Düzenleme Projesi" ile ilgili olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından tesis edilen █████/2023 tarihli "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılan davada; İdare Mahkemesince, Kararda belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; bilirkişi raporlarında yer alan ve Mahkeme kararına dayanak teşkil eden tespit ve değerlendirmelerin uyuşmazlık konusu Çevre Düzenleme Projesinden kaynaklanabileceği belirtilen olumsuz etkilerin bilimsel, teknik ve somut verilerden uzak olduğu, projenin mahiyeti, dava konusu işlemin daha önce mahkeme kararıyla iptal edilen ÇED Gerekli Değildir kararı üzerine yeniden hazırlanan proje ile ilgili ÇED Olumlu kararı olduğu gözetildiğinde davalı idare ve idare yanında müdahilin, bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçesinde yer verilen iddialarının tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla ek bilirkişi raporu alınmak ya da gerekirse mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmek üzere, Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.