Anahtar kelimeler: Edenine Edeninin Edeni Aşkın Süredir Ölümü Kök Devrettiklerini Muris Vekil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili ve davalı ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 84 parsel sayılı taşınmazın (85 parsel olarak düzeltildi) kök muris ...'un malı iken iken 1947 yılında ölümü ile mirasçılarına intikal ettiğini, diğer mirasçıların paylarını ve taşınmazın tamamının tasarrufunu vekil edenine devrettiklerini, taşınmazın 58 yılı aşkın süredir vekil edeninin zilyetliğinde bulunduğunu, diğer koşullar ile birlikte TMK'nın 713/2 maddesinde yer alan şartların da vekil edeni lehine gerçekleştiğini açıklayarak tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacının ölmesi üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir.II. CEVAPBir kısım davalılar; dava konusu taşınmazda taksim olmadığını, davacı tarafından sunulan senetlerin geçersiz olduğunu, davalılar ... ve ... senet altındaki imzaların kendilerine ait olmadığını, davalı ... miras hisselerinin karşılığını alamadıklarını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, davalı ..., dava konusu taşınmazda kendi hissesi ile kardeşlerinden satın aldığı hisseleri davacıya devrettiğini beyan etmiş, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 20.02.2014 tarihli kararıyla; davanın değişik kabulü ile 583 parsel sayılı taşınmazın (öncesi 85 parsel) fenni bilirkişi .. ...'in 10.02.2014 tarihli rapor ekindeki krokide (a) harfi ve turuncu renk ile gösterilen 2.583.44 m² mesahalı yerin 583 parselden ifrazen iptaline, aynı ada son parsel numarası verilerek davacı ... mirasçıları adına veraset belgesindeki hisseleri oranında tapuya tesciline, fen bilirkişisinin rapor ve krokisinin karar ekinden sayılmasına karar verilmiş, 16.07.2014 tarihli maddi hata/tashih şerhi ile hükmün 1. bendinde krokide 583 parselde (a) ve (b) ile gösterilen yerlerin tescili yönünde maddi hata oluştuğu, davacı tarafın satın aldığı kısmın krokide (b) harfi ile gösterildiği anlaşıldığından; hüküm bendinin 1. maddesinin öncesinde 85 parsel iken 583 parsel numarasını alan taşınmazın fenni bilirkişi .. ...'in 10.02.2014 tarihli rapor ekindeki krokide (b) harfi ile gösterilen 20.667,50 m² mesahalı yerin 583 parselden ifrazen iptaline, aynı ada son parsel numarası verilerek davacı ... mirasçıları adına veraset belgesindeki hisseleri oranında tapuya tesciline, Fenni bilirkişi .. ...'in 10.02.2014 tarihli rapor ve krokisinin karar ekinden sayılmasına, kararın bu şekilde tashihen düzeltilmesine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Mahkemenin 20.02.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve arkadaşları vekili ile davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.03.2018 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında belirtilen “..Davacı taraf, kök murisin 1947 yılında ölümünden sonra dava konusu taşınmazda bir kısım mirasçıların hisselerini devrettiğini ve mirasçılar tarafından taşınmazın tasarrufunun tamamen kendisine bırakıldığını, 58 yıldan bu yana zilyet olduğunu ileri sürerek ilk aşamada 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15. maddesi, TMK'nun 6 76... . maddelerine dayalı olarak istemde bulunmuştur.Davacının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15. maddesi gereğince kadastro öncesi taksim nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteği yönünden; az yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu 583 (öncesi 85 parsel) parsel sayılı taşınmazın 13.03.1970 tarihinde yapılan tapulama çalışmalarında tarafların kök murisi ... adına tespit edilerek itiraz edilmeksizin 5.6.1970 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığına göre, 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği dikkate alınarak, kadastrodan öncesine ilişkin bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir.Davacının kadastro tespitinden sonraki taksim ve miras payının devrine dayalı isteklerine gelince; Bilindiği üzere ve kural olarak; miras bırakan adına kayıtlı olan bir taşınmaz ölümü ile tereke malı olup, elbirliği mülkiyet üzere tüm mirasçılarına intikal edeceği kuşkusuzdur. Ne var ki, TMK.nun 676.maddesi hükmüne göre; tapulu taşınmazlara ilişkin paylaşma sözleşmesinin geçerliliği tüm mirasçıların katılımı ile yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Sözleşmenin yazılı olmasına ilişkin şart, bir geçerlilik şartıdır. Davacılar vekili, ortak muristen kalan taşınmazın diğer mirasçılar tarafından kendisine bırakıldığını iddia etmiş ise de, tüm mirasçıların katılımını içeren yazılı belge sunmadığı gibi bu yönde bir belgenin bulunduğu iddiası da mevcut değildir. Yazılı şekil ispat şekli olmayıp geçerlilik şartı olduğundan, mirasçılar arasında geçerli bir taksimin varlığı kabul edilemeyeceğinden davacının mirasçılar tarafından dava konusu taşınmazın tasarrufunun kendisine bırakıldığı iddiası da yerinde değildir.Davacı, bir kısım mirasçıların dava konusu taşınmazdaki hisselerini kendisine devrettiğini açıklamış, davasına dayanak olarak 04.10.1985 tarihli "kati satış senedi", 8.12.1989 tarihli "tarla satış senedi", 01.03.1996 tarihli "kati satış ve devir teslim senedi", 5.1.2007 tarihli "miras payının temliki" sözleşmesi sunmuştur. TMK'nın 677. maddesi hükmü uyarınca yazılı olmak koşuluyla bir mirasçının diğer mirasçıya miras payının devri hukuken mümkün ve geçerlidir. TMK'nın 677. maddesi uyarınca miras payının devrine ilişkin sözleşmenin hukuken geçerli bir sonuç doğurması için yazılı olması geçerlilik koşulu olup, pay devrinin tanık veya benzeri delillerle kanıtlanması mümkün değildir. Davaya dayanak olarak sunulan senetlerin incelenmesine gelince; 04.10.1985 tarihli senette ... ve ...'un dava konusu yerde kendilerine intikal edecek olan hisseleri davacıya devrettikleri, senette ...'un imzasının yer almadığı, 08.12.1989 tarihli senette, satış yapanlar ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., satın alanlar davacı ... çocukları .., ..., ..., ... olduğu ve senette sınırları belirtilen 6 dönüm hissenin satıldığı, 01.03.1996 tarihli senette, ..., .., .., .. .. tarafından kendilerine intikal eden hisselerin ... .. satıldığı, senette satanların imzalarının yer almadığı, 05.01.2007 tarihli senette de, davacı ... çocukları .. .., ..., ... ve ... tarafından ..., ..., ... ve ...'dan satın aldıkları yerin babaları ...'a satıldığı görülmüştür. Az yukarıda bahsedildiği üzere, TMK'nın 677. maddesi uyarınca miras payının devrine ilişkin sözleşmenin hukuken geçerli bir sonuç doğurması için yazılı olması geçerlilik koşuludur. Davaya dayanak olan senetlerden 04.10.1985 tarihli senette ...'un , 01.03.1996 tarihli senette satış yapanlar ..., .., .., .. ..'un imzaları bulunmadığından bu kişiler yönünden geçerli bir miras payının devri sözleşmesinden bahsetmek mümkün değildir. 08.12.1989 tarihli miras payının devri sözleşmesinde ise, kök muris ... mirasçıları kendilerine intikal eden hisselerini davacı ... çocuklarına satmışlardır. Satım tarihinde ... sağ olduğundan satın alan çocukları henüz kök muris ...'un mirası yönünden mirasçılık sıfatını kazanamamışlardır. Başka bir anlatımla kök muris ... mirasçıları olan satıcılar , 08.12.1989 tarihinde henüz mirasçılık sıfatını kazanamamış olan davacı ... çocuklarına satış yapmışlardır. Satış tarihi itibariyle kök muris ...'un terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabidir. TMK'nın 701. maddesi gereğince kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Yine TMK’nın 702. maddesi gereğince, ortakların hakları ve yükümlülükleri topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleriyle belirlenir. Kanun veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Elbirliği hükümlerine tabi olan taşınmazda mirasçılardan bir ya da birkaçının tek başına 3. kişiye satışı geçerli olmayıp , hukuki değeri bulunmamaktadır. ...'un ölümü ile çocukları kök muris ...'un mirasçısı olma sıfatını kazanmış iseler de, bu durum baştaki geçersiz olan satış senedini geçerli hale getirmemektedir. O halde, davacı ... çocuklarının 08.12.1989 tarihinde yapılan satış senedine dayalı hak kazanımları bulunmadığından, bu senette devraldıkları yerin babaları ...'a devrini içeren 05.01.2007 tarihli senedin de geçerliliği bulunmamaktadır. Saptanan olgular karşısında, davaya dayanak olan miras payının devri sözleşmelerinden yalnızca 04.10.1985 tarihli senet ile ...'un pay devri geçerli olup, diğer senetlerdeki hisse devirlerinin geçerliliği bulunmadığı anlaşılmıştır.Bundan ayrı, davacı vekili TMK'nun 713/2 maddesindeki ''ölüm'' nedenine dayalı olarak kazanma koşullarının oluştuğunu açıklayarak tapu iptali tescil isteğinde bulunmuştur. 26.05.19 54... /17 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca elbirliği mülkiyetinde, mirasçılar arasında kazanmayı sağlayan zilyetlik işlemeyeceğinden olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile hak iktisap etmek mümkün değildir. Taraflar arasındaki taksim olgusu ispatlanamamıştır. Taksim olmadığı takdirde, bir mirasçının zilyetliği diğer mirasçılar adına sürdürülmüş sayılır. Bu nedenle sürdürülen zilyetliğin mirasçılık sıfatına dayalı olduğunun ve mülkiyeti kazandıramaycağının kabulü gereklidir.Hal böyle olunca, Mahkemece 04.10.1985 tarihli kati satış senedi başlıklı senet ile payını devreden ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar bakımından taksim olgusunun ispatlanamadığı, miras payının devrine ilişkin sözleşmelerin geçersiz olduğu ve TMK 713/2 maddesinde yer alan "ölüm" nedenine dayalı kazanma koşulları da oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Kabule göre de, Mahkemece kabulüne karar verilen taşınmaz bölümü bakımından taşınmazın ifrazının mümkün olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı'ndan sorularak belirlenmediği, hükme esas alınan 10.02.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda 2.583, 44... 'lik kısmın ayrı bir parsel oluşturacak büyüklükte olmadığının bildirildiği halde yazılı şekilde ifrazen iptaline ve aynı ada son parsel numarası verilerek davacı ... mirasçıları adına veraset belgesindeki hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesi de doğru olmamıştır....” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tespit öncesi nedenleri yönünden 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, kadastro sonrası taksim ve miras payının devri ile taşınmaza malik sıfatı ile zilyet bulunduğu ve tescil talep ettiği, TMK’nın 676. maddesi, tapulu taşınmazlara ilişkin paylaşma sözleşmesinin geçerliliği tüm mirasçıların katılımı ile yazılı şekilde yapılması şartına bağladığı, yazılı sözleşme şartı, geçerlilik şartı olduğundan davacı yanca dosya kapsamına tüm mirasçıların katılımı ile düzenlenmiş yazılı paylaşım sözleşmesi sunmadığı, ibraz edilen belgelerin mirasçılar arasında hisse satışına ilişkin adi yazılı senetler olduğu, kök muris ... mirasçılarının tümünün katılımı ile yapılmış bir miras taksiminden söz edilemeyeceğinden davacının bu yöndeki iddiasının da sübut bulmadığı, davacının ayrıca TMK'nın 713/2. maddesindeki ''ölüm'' nedenine dayalı olarak kazanma koşullarının oluştuğu iddiası ile tapu iptali tescil talebinde bulunduğu, 26.05.1954 tarih ve 7/17 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca el birliği mülkiyetinde, mirasçılar arasında kazanmayı sağlayan zilyetlik işlemeyeceğinden olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile hak iktisap etmek mümkün olmadığı, taraflar arasındaki taksim olgusunun ispatlanamadığı, taksim olmadığı takdirde bir mirasçının zilyetliği diğer mirasçılar adına sürdürülmüş sayılacağı, dolayısıyla sürdürülen zilyetliğin mülkiyeti kazandırmayacağı, neticeten TMK’nın 713/2 maddesinde yer alan "ölüm" nedenine dayalı kazanma koşullarının da oluşmadığı, davacı yanca kök muris ..'nın bir kısım mirasçıların dava konusu taşınmazdaki hisselerini 04.10.1985, 08.12.1989, 01.03.19 96... .01.2007 tarihli sözleşmeler ile devrettiğini iddia edildiği, devredilen hisseler açısından tapu iptali ve tescil talebinde bulunduğu, TMK'nın 677. maddesine göre bir mirasçının diğer mirasçıya miras payının devri, devir sözleşmesinin yazılı olması koşuluyla hukuken mümkün ve geçerli olabileceği, 04.10.1985 tarihli senette satıcı ...'un imzasının yer almadığı, 01.03.1996 tarihli senette, ..., .., .., .. .. tarafından kendilerine intikal eden hisselerin ...'a satılmasının kararlaştırılmasına rağmen senette satanların imzalarının yer almadığı, 08.12.1989 tarihli senette satış yapan ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... tarafından .. .., ..., ..., ...'a 6 dönüm hissenin satılmasının kararlaştırıldığı, iş bu satıma binaen alıcılar tarafından 05.01.2007 tarihli senet ile satın alınan payların davacı ...'a devredildiği, son iki senette önce alıcı ve sonra devreden olarak adları geçen .. .., ..., ... ve ...'un davacı ... çocukları olduğu, 04.10.1985 tarihli senette ...'un, 01.03.1996 tarihli senette ise satış yapanlar ..., .., .., .. ..'un imzaları bulunmadığı sabit olduğundan bu kişiler yönünden geçerli bir miras payının devri sözleşmesinden bahsedilemeyeceği, 08.12.1989 tarihli miras payının devri sözleşmesinde ise kök muris ... mirasçıları kendilerine intikal eden hisselerini davacı ... çocuklarına sattıkları, ancak satışın yapıldığı tarihte davacı ...''un henüz sağ olduğu, senette adı geçen satın alanların henüz bu tarih itibari ile kök muris ...'un mirası yönünden mirasçılık sıfatını kazanamadıkları, satım tarihi itibari ile kök muris ...'un terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, TMK’nın 702. maddesi gereğince Elbirliği hükümlerine tabi olan taşınmazda mirasçılardan bir ya da birkaçının tek başına 3. kişiye satışlarının geçerli olmadığı ve hukuki değer taşımadığı sabit olduğundan, davacı ... çocuklarının 08.12.1989 tarihinde yapılan satış senedine dayalı hak kazanımları olamayacağı, dolayısı ile 08.12.1989 tarihli senet ile devraldıkları hisselerin ...'a devrini içeren 05.01.2007 tarihli senetinde geçerli bulunmadığı, 04.10.1985 tarihli senet yönünden ise (şahitler huzurunda, köy muhtarı ve azalarının tasdiki ile düzenlenen) senette ...'un imzasının bulunduğu, yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanları ile de iş bu pay devrinin gerçekleştiği sabit olmakla pay devrinin geçerli olduğu ve davacının 04.10.1985 tarihli senede binaen tapu iptali ve tescil talebinde bulunabileceği gerekçesiyle davacının davalı ...’a tevzih ettiği davasının kabulüne, dava konusu 583 (eski 85) parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının davalı ...'a tekabül eden ████████ hisse oranında tapu kaydının iptali ile davacı ... mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, bakiye hissenin kök muris ... Üzerinde bırakılmasına, diğer davalılara tevcih edilen davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, davalı ...’nun kabul beyanının dikkate alınmadığını, bu hususun usuli müktesep hak oluşturmayacağını, taşınmazın tamamının davacı adına tescil edilmesi gerektiğini, davacı ...’un 1949 senesinden beri taşınmazı nizasız ve fasılasız tasarruf ettiğini, davacı lehine TMK’nın 713/2. maddesi anlamında kazanma koşullarının gerçekleştiğini, vekil edenin mülkiyet hakkını kazandığını, taşınmazın paylaşıldığına dair yazılı bir belge olmadığı görüşünün hatalı olup mülkiyet hakkı kazanıldığına göre böyle bir belge aranmasına gerek olmadığını, taksimat yapıldığı, köydeki ev ve bağ gibi bir kısım malların dava konusu tarladaki hisseye karşılık alındığını, bu hususun dosya kapsamı ile sabit bulunduğunu, diğer devirlerin geçersiz olduğu görüşüne katılmadıklarını, temlik edilen yerin 85 parsel sayılı taşınmaz olduğunu, davalıların gayrimenkulde hiçbir tasarrufları olmadığını ve taşınmaz payları bazı kişiler için miras payı ile takas edilmek bazı kişiler içinde parası alınmak suretiyle devredildiğini beyan etmiştir.2. Davalı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığını, uyuşmazlığın esası incelenmeden hüküm tesis edildiğini, senetle ispatı gereken bir hususta tanık dinlendiğini, dava konusu taşınmazın tapuya kayıtlı olup resmi şekil şartının sağlanmadığını, ıslah veya muvafakat olmadan iddia ve savunmanın genişletildiğini, dahili davalılara usulüne uygun tebligat yapılmadan yargılama yapıldığını ve savunma haklarının kısıtlandığını beyan etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, mirasçılar arasında görülen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15. maddesi, TMK'nın 676, 6 77... /2. maddesinde yer alan "ölüm" hukuki nedenlerine dayalı olarak açılan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili isteğine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, kararın bozmaya uygun olmasına göre davacı mirasçıları vekili ve davalı ... vd. vekilinin aşağıdaki betlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Davacı mirasçıları vekili ile davalı ... vd. vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesinde,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kununu'nun 297/2 hükmü gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hâkimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.Somut olayda; Mahkemece bozma ilamına uyularak davalı ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalılar yönünden ise reddine karar verilmişse de kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur.Şöyle ki, yargılama devam ederken dava konusu 583 (eski 85) parsel sayılı taşınmazın 2018-2020 yıllarında yapılan imar uygulamaları ile ifrazen kapatılarak; .. .. Mahallesi 807 55... , 87 61... , 87 65... ve 87 85... , .. Mahallesi 87 80... ve .. Mahallesi 87 81... parsel sayılı taşınmazlara gitmiştir. Hâl böyle iken, sicil kaydı kapatılan ve üzerinde herhangi bir işlem yapılması mümkün olmayan pasif tapu kaydı üzerinden hüküm kurulması doğru olmamıştır. Mahkemece, güncel tapular dosya arasına alınarak aktif tapu kayıtları üzerinden infaza elverişli hüküm kurulması gerekir.Ayrıca, Mahkemece, hüküm fıkrasında dava konusu 583 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının davalı ...’a tekabül eden ████████ hisse oranında iptaliyle davacı ... mirasçıları adına miras hisseleri oranında tesciline karar verildikten sonra bakiye hissenin kök muris .. Oğlu ... üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Hüküm fıkrasının bu haline göre, bakiye payın yeniden muris .. Oğlu ... üzerinde bırakılması, haksız kazanıma ve mükerrer pay intikaline yol açacaktır.Hal böyle olunca, açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak, dava konusu taşınmazın muris .. Oğlu ... adına kayıtlı tapusunun, (kök murisin güncel veraset ilamı üzerinden) yargılama aşamasında vefat eden davalı ... mirasçılarına isabet eden hisseler oranında iptali ve davacı ... mirasçıları adına miras hisseleri oranında tescili ile kalan hisselerin haklarında ret kararı verilen davalılar ve dahili davalılar üzerinde el birliği mülkiyeti hükümlerine göre bırakılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacı mirasçıları vekili ile davalı ... vd. vekilinin VI.B.1. bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine,2. Davacı mirasçıları vekili ile davalı ... vd. vekilinin VI.B.2. bentte yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.