Anahtar kelimeler: Teslimatlara Satımdan Sakarya Faizlerinden Mart Şubat Esaskarar Faturaya Yazildiği Katip

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/ Esas - 2026/
T.C.SAKARYAASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARARESAS NO
: 2026/KARAR NO
: 2026/HAKİM
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLİ
: Av.DAVALI
:VEKİLİ
: Av.DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2026KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle
: Müvekkil...’nun brode-güpür alanındaki ticari faaliyetleri kapsamında davalı ....’e ürün teslim ettiğini, bu teslimatlara karşılık şubat ve mart 2025 dönemlerinde düzenlenen toplam 8 adet faturaya davalının süresinde itiraz etmediğini, fatura bedelleri ile gecikme faizlerinden oluşan toplam 1.625.872,27 TL alacağın tahsili amacıyla Sakarya ... İcra Dairesinin 2025/.... Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalının haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiği kuralı uyarınca icra dairesinin yetkili olduğunu ve davalının yetki itirazının da haksız bulunduğunu, uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan Sakarya Arabuluculuk Bürosunun ████████ numaralı dosyasında davalının uzlaşmaz tutumu nedeniyle █████/2026 tarihinde anlaşamama tutanağı tanzim edildiğini belirterek davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle
: Davacı ile müvekkili arasında brode ürünleri alım satımına dayalı bir ticari ilişki bulunduğunu kabul etmekle birlikte, müvekkili tarafından davacının banka hesabına █████/2025 ve █████/2025 tarihlerinde "cari hesaba mahsuben" açıklamasıyla toplam 200.000,00 TL tutarında kısmi ödemeler gerçekleştirildiğini, ancak davacının bu ödemeleri kasıtlı veya hatayla hesaptan düşmeyerek fahiş ve hatalı tutarlar üzerinden icra takibi başlattığını, icra ödeme emrinde talep edilen "gecikme borcu" ibaresinin belirsiz, soyut ve mesnetsiz olduğunu ve takip hukukunun "alacağın belirli ve muayyen olması" ilkesini ihlal ettiğini, müvekkilinin işletme merkezinin İstanbul'da bulunması sebebiyle ticari defterlerinin istinabe yoluyla yerinde incelenmesi gerektiğini, alacağın varlığı ile miktarının yargılamayı ve defter incelemesini gerektirmesi nedeniyle likit olmadığını, bu doğrultuda icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığını belirterek haksız ve usulsüz açılan davanın esastan ve usulden reddini, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Açılan dava, itirazın iptali davasına yöneliktir.Eldeki dava 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra 21.04.2026 tarihinde açılmıştır. Burada öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olup olmadığının belirlenmesi gerekir.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nunda veya diğer kanunlarda, o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.Diğer taraftan, 6102 sayılı TTK'nın 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 Sayılı Kanununun 2.maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/(4).maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre yargı çevresinde ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan ticari davalarda görev kuralına dayanılmamış olması, Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Başka bir anlatımla, yargı çevresinde, Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için Asliye Hukuk Mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, Asliye Hukuk Mahkemesinin ticari olmayan bir davayı Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla görmüş olması bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.Somut olayda;İtirazın iptali talebine yönelik açılan davada taraflar hakkında tacir araştırması yapılmıştır.Davacı hakkında yapılan tacir araştırmasına göre; Sakarya Defterdarlığının 11.05.2026 tarihli cevabi yazısında davacının bilanço esasına göre defter tuttuğu ve ticaret sicil müdürlüğü ile ticaret ve sanayi odası kaydı olduğu görülmekle davacının tacir olduğu tespit edilmiştir.Davalı hakkında yapılan tacir araştırmasına göre; İstanbul Defterdarlığının 05.05.2026 tarihli cevabi yazısında davalının işletme esasına göre defter tuttuğu, bildirilen matrahın VUK 177. maddesinde belirtilen limitleri aşmadığı, esnaf odası, ticaret sicil müdürlüğü ve ticaret ve sanayi odası kaydının bulunmadığı, alınan tüm cevabi yazılara ve dosya kapsamına göre davalının tacir sıfatına haiz olmadığı anlaşılmıştır.Bu durumda eldeki davada, davacının tacir olmasına rağmen davalının tacir sıfatına haiz olmadığı, uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarih de dikkate alınarak davanın konusunun mutlak ticari dava olmadığı gibi davalının tacir olmaması nedeniyle nisbi ticari dava da olmadığı, davaya konu fatura içeriği ve davalının faaliyet alanı dikkate alınarak tüketici işleminin olmadığı, bu haliyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılarak 6100 sayılı HMK’nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.HMK nun 138/1 maddesindeki " Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir." hükmü ile aynı yasanın 320/1 maddesindeki "Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir." düzenlemesi ve "Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır" şeklindeki HMK nun 115/1 maddesi ile usul ekonomisi nazara alınarak dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine,2-Bu karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak görevsizlik kararının kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, karara karşı kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli Sakarya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,3-Yukarıda belirtilen yasal süre içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın resen ele alınarak verilecek ek kararla davanın açılmamış sayılacağı ve davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edileceği hususunun İHTARINA,4-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereği taraflara tebliğine,Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi. █████/2026Katip¸E-İmzalıdırHakim¸E-İmzalıdır