Anahtar kelimeler: Yapamayacağını Balıkesir Tanıklık Kız Şartına Vasiyetnamenin Mirasbırakanın Vasiyetnameyi Vasiyetnamede Mirasbırakanı

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... (Balıkesir) 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Davacı dava dilekçesinde; mirasbırakanı olan ...'in ... 2. Noterliğinin 02.06.2015 tarihli vasiyetnameyi düzenlediğini, mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlenme tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığını, vasiyetnamede tanık olarak bulunan ...'in mirasbırakanın kız kardeşinin eşi olması nedeniyle tanıklık yapamayacağını, vasiyetnamenin şekil şartına uygun şekilde düzenlenmediğini ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.2. Fer'i müdahalede bulunanlar vekili dilekçesinde; davacının vasiyetnamenin iptali talebinin haklı olduğunu, müvekkillerinin mirasbırakan ... mirasçıları olduklarından davaya müdahele taleplerinde hukuki yararlarının bulunduğunu ileri sürerek davaya davacı yanında fer'i müdahale talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetinin bulunduğunu, tanık ... ile mirasbırakanın kardeşi .... evliliğinin .........nin 2008 tarihinde ölümü ile sona erdiğini, vasiyetnamenin evlilik birliğinin sona ermesinden 7 yıl sonra düzenlendiğini, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakan ile tanık .... arasında akrabalık bağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılamada "Adli Tıp Kurumunun 26.03.2018 tarihli raporuna göre vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın fiil ehliyetini haiz olduğunun tespit edildiği, vasiyetnamenin düzenlenmesine tanık olarak bulunanların tanıklık yapmaya engel teşkil edecek derecede yasaklılıklarının bulunduğunun ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilâmı ile "Adli Tıp Kurumunun 26.03.2018 tarihli raporuna göre mirasbırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu tespit edildiği, ancak dava konusu vasiyetnamede tanık olarak bulunan ...'in, vasiyetname tarihinden önce ölen mirasbırakanın kız kardeşi Fikriye'nin eşi olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 18. maddesinde düzenlenen kayın hısımlığının, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmayacağı gözetildiğinde vasiyetnamenin şekil şartına uygun olmadığından iptaline karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davacının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, ... 2. Noterliğinin 02.06.2015 tarih ve █████████ sayılı vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizin 15.04.2025 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilâmı ile; "1. Davacı vekili dava dilekçesinde, 21.10.2016 tarihinde ölen mirasbırakan ...'in düzenlediği vasiyetnamenin ehliyetsizlik ve şekil eksikliği nedeniyle iptalini istemiş, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu vasiyetnamede tanık olarak bulunan ...'in mirasbırakanın ölen kız kardeşinin eşi olması ve 4721 sayılı Kanun'un 18. maddesi gereğince evlilik birliği sona erse bile kayın hısımlığının devam etmesi nedeniyle tanık ...'nin 4721 sayılı Kanun'un 536. maddesinde vasiyetnameye katılma yasaklılığı olan kişilerden olduğu, vasiyetnamenin şekle aykırı düzenlendiği gerekçesiyle vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir. Uyuşmazlıkta tartışılması gereken husus 4721 sayılı Kanun'un 18/2 hükmündeki evlilik birliği sona erse dahi kayın hısımlığının devam ettiğine ilişkin düzenlemenin, 4721 sayılı Kanun'un 536. maddesinde sayılan düzenlemeye katılma yasağı bulunan kişiler ile birlikte değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir.2. 4721 sayılı Kanun'un 536. maddesinde "Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar, mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamazlar." hükmü düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 18. maddesinde ise "Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olur. Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz." düzenlemesi yer almaktadır. Dava konusu ... 2. Noterliğinin 02.06.2015 tarih ve 3254 yevmiye numaralı vasiyetnamenin incelenmesinde mirasbırakan Adil'in 23.10.2008 tarihinde ölen kardeşi ...'in sağ kalan eşi ...'in vasiyetnameye tanık olarak katıldığı anlaşılmaktadır. Vasiyetnamenin düzenlediği tarihte ... ve ... evlilik birliği ölüm nedeniyle sona ermiştir. 4721 sayılı Kanun'un 18/2 hükmündeki kayın hısımlığının devam etmesinin, kayın hısımlığı hükümleri yönünden evlenme yasağının devam etmesi, vasi atamada kayın hısımın tercih sebebi olması, tanıklıktan kaçınma ve hakimin davaya bakma yasağı gibi maddi sonuçları bulunmaktadır. Diğer yandan vasiyetnamelerdeki şekil şartları tahdidi olarak sayılmıştır. Bu bakımdan 4721 sayılı Kanun'un 536. maddedeki resmî vasiyetnameye tanık olamayacak kişiler vasiyetnamenin şekil şartları kapsamındadır. Bu tür şartların tahdidi (numerus clausus) şekilde düzenlendiği hem öğretide hem de uygulamada kabul görmekte olup, bunun gerekçesi, vasiyetçinin iradesinin şekli anlamda güvence altına alınması gerekliliğidir. Dolayısıyla, vasiyetnamelerin şekil şartları yönünden genişletici yorum yapılması, vasiyetçinin iradesinin ayakta tutulması ilkesine (favor testamenti) aykırılık oluşturacaktır.3. 4721 sayılı Kanun'un 18/2 hükmü esasen maddi sonuçlara ilişkin sonuç doğuracak nitelikte düzenlemişken, 4721 sayılı Kanun'un 536. maddesindeki gibi şekli hükümlerle doğrudan ilişkili değildir. Dolayısıyla 4721 sayılı Kanun'un 18/2 hükmü evlilik birliği sona erdikten sonra bile "kayın hısımlığının devam ettiğini" söylese de, devam eden hısımlık ilişkisi, vasiyetnamede tanıklık yapmayı engelleyen kategorik bir yasak değildir. Nitekim bu yasak 4721 sayılı Kanun'un 536. maddesinin lafzında sayılmamıştır. Aksi düşünce ile sonuca gidilmesi halinde evlilik birliği sona ermiş olan eşler, kayın hısımı olmadıkları için düzenleyecekleri vasiyetnamede birbirlerine tanık olarak bulunabilecekken, kayın hısımları yönünden düzenlemeye katılma yasağı devam edecektir. Bu bakımdan 4721 sayılı Kanun'un 536. maddesinin, 4721 sayılı Kanun'un 18/2 hükmü ile birlikte değerlendirilmesi de Kanun'un amacına aykırılık teşkil edecektir. Sonuç olarak, dava konusu vasiyetnamede tanık olarak yer alan ...'nin yukarıda açıklananlar ışığında düzenlemeye katılma yasağı bulunan kişilerden olmadığı halde, Bölge Adliye Mahkemesince kayın hısımlığının devam etmesi nedeniyle düzenlemeye katılma yasağı bulunduğu, vasiyetnamenin şekil şartına uygun olmadığı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptaline karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen KararBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Bozma ilâmının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 18. madde hükmüne aykırı olduğunu, uyma kararının da hatalı olduğunu,2. Kanun koyucunun yasakladığı hükmün yorum yoluyla genişletilip, kaldırılamayacağını,3. Bozma ilâmındaki muhalefet gerekçelerinin doğru olduğunu bildirmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.