Anahtar kelimeler: Caiz Bam Borcundan Esaskarar Eskişehir Fiilden Fiil Bankasına Usulden Ankara

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas, ███████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın yargı yolu caiz olmadığından usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
İDDİA
: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin işveren olduğunu, çalışanı dava dışı ...'ın ... Bankası'na olan borcundan dolayı davacının maaşına haciz tesis edildiğini, davacı müvekkile davalı ... tarafından usulsüz tebliğ yapıldığını, usulsüz tebliğ nedeniyle müvekkilinin durumdan haberdar olamadığını ve icra işlemlerinin davacının bilgisi dışında ilerleyerek ... Bankası tarafından talep edilerek haciz işlemlerinin başlatıldığını, usulsüz tebliğ üzerine müvekkili tarafından Eskişehir 3. İcra Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve yapılan yargılama sonucunda ... Bankası'nın usulsüz tebliğ yapılmasında herhangi bir kusuru olmaması nedeniyle sarf edilen 183,35-TL'nin davacı müvekkil üzerinde bırakılmasına karar verildiğini, ayrıca haciz fekki tebligat ücreti 36-TL'nin de davacı tarafından karşılandığını, ... Bankası'na yüklenebilecek herhangi bir kusur olmaması nedeniyle vekalet ücreti de takdir edilmediğinden müvekkilinin maddi zarara uğradığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000-TL manevi tazminatın █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, Eskişehir 3. İcra Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında haciz fek masrafı ile oluşan 36-TL maddi zararın █████/2022 tarihinden, dava masrafı tutarı 183,35-TL maddi zararın █████/2022 tarihinden, hükmedilmeyen karşı vekalet ücreti nedeniyle oluşan ilerde değer artırım hakkının saklı kalması kaydıyla şimdilik 10-TL maddi zararın █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın yargı yolu bakımından görevsizlik kararı ile reddi gerektiğini, idari eylem ve işlemlerden doğan uyuşmazlıklar bakımından genel görevli yargı yerinin idare mahkemeleri olduğunu, adli yargı yerlerinin ancak özel düzenlemelerin varlığı halinde, idarenin eylem ve işlemlerinden doğan uyuşmazlıkları çözümlemekle görevli olduğunu, hizmet kusuru nedeniyle oluştuğu iddia olunan zarardan kaynaklanan bu davanın idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası olarak açılması gerektiğini, aksinin kabulü halinde dahi davanın görevsizlik kararı ile reddedilmesi gerektiğini, davanın konusunun tebligat olduğunu, ticari bir işlem değil idari bir işlem olduğunu, bu durumda da davanın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, ayrıca davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak ise davacının iddialarının aksine tebligatın TK. 21/2 değil 21/1'e göre tebliğ edildiğini ve tebliğ işleminin usule uygun olduğunu belirterek, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; "..Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; “….Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; davalı ... çalışanı tarafından usulsüz tebliğ yapıldığı iddiasıyla davacının uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi tazminat zararının tazmini için işbu davanın açıldığı, bu hususta Yargıtay 4. HD'nin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamında da görüleceği üzere "... Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, aleyhine yapılan icra takibi kapsamında, kendi adına İcra Müdürlüğü’nce gönderilen ödeme emrine, kıymet takdir raporuna ve diğer hususlara dair tebligatların davalı ... Genel Müdürlüğü’nde görevli dava dışı posta memuru tarafından, usulsüz bir şekilde tebliğ yapılması nedeniyle taşınmazının icra kanalıyla satılması sonucu uğramış olduğu maddi ve manevi manevi zararın tazminini istemiştir.
Mahkemece işin esası incelenerek istemin bir bölümü kabul edilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden; davalı ... Genel Müdürlüğü’ne yöneltilen davanın, davacıya icra müdürlüğünce çıkarılan tebligatın, davalı idare çalışanı tarafından tebliği sırasında gerekli özenin gösterilmeyerek usulsüz olarak yapılması sonucu davacının zarara uğraması hukuksal nedenine dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Adli makamlarca, dava ya da takibin muhataplarına yapılan tebligatların doğru ve güvenli bir şekilde adrese teslimi ve bu kapsamdaki işlerin denetlenmesi ... Genel Müdürlüğü'nün kamu hizmeti kapsamındaki görevleri arasındadır. Özellikle adli makamlarca yapılan tebligatlarla ilgili 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 1. ve geçici 1. maddeleri ile 5584 Sayılı Posta Kanunu'nun 1. ve 2. maddeleri dikkate alındığında; davalı idarenin adli tebligatlarla ilgili faaliyetleri tekel şeklinde yürütülen kamusal bir faaliyet olduğundan, bu görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdare’nin işlemi ya da eylemi nedeni ile doğan zararlardan dolayı; İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince İdare’ye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev sorunu, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden dikkate alınır. Mahkemece anılan davalı yönünden yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile işin esası incelenerek karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir..." şeklinde karar verilmiş olup ayrıca bu yönde Ankara BAM 25 HD.'nin █████████ E. █████████ K., Danıştay 10. Dairesi'nin █████████ E. █████████ K. Sayılı ilamlarının da bulunduğu ve davacının talebinin idare mahkemelerinde değerlendirilmesinin gerektiği görülmekle ve yukarıdaki gerekçelerle davanın yargı yolu caiz olmadığından usulden reddine, ayrıca dava açılmadan önce taraflar dava şartı olan arabuluculuğa başvurmuş ve adalet bakanlığı bütçesinden ödendiği sarf kararından anlaşıldığından bu ücretin de davacıdan tahsiline karar verilerek….” gerekçesiyle davanın usulden reddine şeklinde karar verilmiştir..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkil işveren olup evvelden çalışan dava dışı ...’ın ...’na olan borcundan dolayı maaşına haciz tesis edildiğini, ancak davacının müvekkiline davalı ... tarafından usulsüz tebliğ yapıldığını, davacı müvekkil maaş haczine dair usulsüz tebliğ nedeniyle hukuki durumdan haberdar olamadığını ve bu nedenle icra işlemlerinin onun bilgisi dışında ilerleyerek ... tarafından talep edilerek haciz işlemlerinin başlatıldığını, davalı ... çalışanı postacılık görevini layıkıyla yerine getirmediğinden davacı müvekkil haksız yere haciz işlemine maruz kaldığını, tebliğ usulüne uygun yapılsaydı davacı müvekkilin iş akdinin sonlandığını dava dışı çalışanı hakkında bildirimde bulunabileceğini ve haciz engelleyebileceğini, davalı ... de adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğu sebebiyle işbu davadaki taleplerden sorumlu olduğunu, ilk derece mahkemesince verilen kararın hem Yargıtay hem de uyuşmazlık kararlarına aykırı olduğundan kaldırılması gerektiğini, uyuşmazlık mahkemesinin, davalı ...’nin iktisadi faaliyetleri bakımından özel hukuk hükümlerine tabi kılındığını, davalı ...’nin faaliyetlerinden yararlananların ... ile arasında kurduğu ilişkinin özel hukuk ilişkisi olduğunu, tebliğ işlemlerinin idari işlem ya da eylem olarak nitelendirilemeyeceğini ifade ederek adli yargının görevli olduğuna istikrarlı biçimde karar verdiğini, istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, dava dışı banka tarafından yapılan icra takibi sırasında, davacıya gönderilen ödeme emrinin, davalının dağıtım görevlisi tarafından davacıya usulsüz tebliğ edilmesi sonucunda davacının uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
1- Davalı ... A.Ş., tekel kapsamında kamu hizmeti yürüten, tüzel kişiliğe sahip bir kamu kuruluşu ise de, 4 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 233 sayılı KHK ve Ana Statü ile özerk bir tarzda ve ekonomik gereklere uygun olarak kârlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda yönetilmesi amacıyla, iktisadi faaliyetleri bakımından özel hukuk hükümlerine tabi kılınmıştır. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinin personelinin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 26 ve 27. maddeleri uyarınca istihdam edileceği 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle belirtilmiştir. Buna göre, somut olayda idari işlem ya da eylemden doğmuş bir zarar söz konusu olmadığından, özel hukuk hükümlerine tâbi olan davalı kurumun, tebligat işlemini hatalı yapmasından dolayı posta alıcısının uğradığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmin yükümlülüğünün saptanmasına ilişkin olarak açılan davanın, görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu, bu durumda da taraflar arasındaki ihtilafın Adli Yargı yolunda görülmesi gerektiği anlaşıldığından, mahkemece verilen "yargı yolunun caiz olmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine" dair karar yerinde değildir.
2- Dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Dolayısıyla, bu türden uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi ve ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Davalı taraf, 6102 sayılı TTK m. 124/1 hükmü uyarınca tüzel kişi tacir ise de, davacının tacir olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Şayet, davacı da tacir ise dava konusu uyuşmazlık tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olacağından ve dava nispî ticari dava sayılacağından görevli mahkeme ticaret mahkemesi olacaktır. (Hukuk Genel Kurulunun 2019/4-231 Esas, ████████ Karar sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davacı ...'un tacir olup olmadığına ilişkin, gerekli araştırma yapılarak, araştırma sonucuna göre davanın ticari dava olup olmadığı tespit edilerek, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olup olmadığı hususundaki tereddüt giderilmelidir. Mahkemece bu hususlar araştırılmadan hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
3- 6098 Sayılı TBK. 49 maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.58/1.fıkraya göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Aynı Kanunun 66/1. Fıkrası gereğince; adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
Somut olayda, şikayete konu tebligatın usulsüz olarak tebliğ edildiği, davacı tarafından ... A.Ş. görevlisinin tebligatın usulsüzlüğüne neden olduğu iddiasında bulunulduğu, bu nedenle davalının, adam çalıştıranın kusursuz sorumluluğuna dayalı ilkeler kapsamında, sorumluluğu yönünde değerlendirme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1)Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 4. maddesi uyarınca Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 gün ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3)Davacı tarafça yatırılan istinaf harçlarının talep halinde iadesine,
4)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.4 maddesi uyarınca kesin olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!