Anahtar kelimeler: Ölçümlü Senetsizden Kaydın Yüz Hisselerle Oğlu Nedene Eşit Metrekare Alanında
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    -K A R A R-
    Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
    Kadastro sırasında ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 2 59... parsel sayılı taşınmazın senetsizden, 41.986,69 metrekare yüz ölçümlü olarak eşit hisselerle davalılar ... oğlu ..., ... ve ... adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır.
    Davacı Hazine; dava konusu taşınmazın bir bölümünün davalıların tapu kaydı kapsamında kaldığı ancak kaydın kapsamı dışında kalan bölümün davalıların mirasbırakanlarına kira sözleşmesi karşılığında kiraya verildiğini, bu suretle davalıların malik sıfatı ile değil kiracı ve fer-i zilyet sıfatıyla zilyet olduklarını iddia ederek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
    Davalılardan ...; taşınmazın bir bölümünün tapulu yerlerden olduğunu, kalan bölümün ise ecri misil ödemek suretiyle kullanıldığını, taşınmazın satışı için müracaatta bulunduklarını, ecrimisili taşınmazdaki zilyetliklerinin ellerinden alınmaması için ödediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar ise davaya cevap vermemiştir.
    Mahkemece, davalıların murisinin, tarafına gönderilen haciz ihbarnamesinin oluşturduğu tehdit altında ecrimisil ödemiş olduğu kanaatine varılarak davalılar murisi ve davalıların kanunda belirlenen malik sıfatıyla zilyet olma özelliğini koruduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; dosyaya sunulan sözleşmelerin davalıların murisi tarafından rızası dahilinde düzenlenip-düzenlenmediğinin, sözleşmelerin geçerli olup olmadığının ve süresinin araştırılması, sözleşmelerin dava konusu taşınmaza aidiyetinin belirlenmesi suretiyle davalıların kadastro tespitinden önceki zilyetliğinin malik sıfatıyla sürdürülüp sürdürülmediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalıların taşınmaz üzerindeki zilyetliklerinin fer-i nitelikte olduğu ve iktisaba elverişli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının hüküm yerinde gösterilen pay oranında iptali ile bu hissenin davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline hükmedilmiştir.
    Dosya içeriğinden çekişmeli taşınmazın belgesizden, zilyetlik nedeniyle davalılar adına tespit ve tescil edildiği, davacı Hazinenin ise davalıların çekişmeli taşınmazı fer-i zilyet olarak kullandıkları iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açtığı anlaşılmaktadır. Toplanan delillere göre davalıların dayanağını teşkil eden Mayıs ███████ sıra numaralı tapu kaydının miktarının 7.500 metrekare olduğu ve bu kaydın kök Eylül 1939 tarih, 123 sıra numaralı iskan suretiyle oluşan tapu kaydından geldiği anlaşılmaktadır. Hazinenin iddiasını kapsamına ve davalıların savunmalarına göre öncelikle bu tapu kaydının taşınmaza aidiyetinin tespit edilmesi, kaydın kapsamı dışında kalan bölüm yönünden ise Hazine dayanağı kira sözleşmelerine göre davalıların zilyetliğinin fer-i nitelikte olup olmadığının belirlenmesi suretiyle sonuca gidilmesi gereği muhakkaktır.
    Ne var ki Mahkemece, kaydın taşınmaza aidiyeti yöntemince belirlenmediği gibi, dosya kapsamında yer alan kira sözleşmelerinin çekişmeli taşınmaz için düzenlenip düzenlenmediği, sözleşmelerin varlığı karşısında davalıların zilyetliğinin iktisaba elverişli olup olmadığı tespit edilmeden hüküm kurulmuştur.
    Hâl böyle olunca; mahallinde, dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde ikamet eden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişi, katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca tapu kaydı ve kök geldi kayıt oluşumuna esas iskan kayıtları okunmak suretiyle yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişi eliyle zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası yoksa, tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen hudutlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, komşu parsellerin önceki malikleri de sorularak geçmişte komşu taşınmazların kimin elinde olduğu tespit edilmeli, böylece tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, tapu kaydının kapsamı belirlenirken söz konusu kaydın revizyon durumu da nazara alınmalı; yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın kime ait olduğu, öncesinde kim tarafından kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, taşınmazın kiralanmak suretiyle kullanılıp kullanılmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; teknik bilirkişiye keşfi takibe elverişli, uygulanan kaydın kapsamını gösteren, özellikle dosya kapsamında yer alan kira sözleşmelerinin çekişmeli taşınmaza ait olup olmadığını belirtir rapor ve harita düzenlettirilmeli; tapu kaydının aidiyeti ve kaydın kapsamı dışında kalan bölüm yönünden kira sözleşmelerinin varlığı karşısında davalıların zilyetliğinin niteliği tespit edilmek suretiye toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
    Açıklanan nedenlerden ötürü davalılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz edenler tarafından yatırılan peşin harcın istek halinde iadesine, Dosyanın Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!