Anahtar kelimeler: Ölçümündeki İddiaya Yüz Muhtelif Vasfıyla Alanına Hali Nedene Dönüştürülmesi Alanında
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    SAYISI
    : ███████ E., ████████ K.
    Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    - K A R A R -
    Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
    Kadastro sonucu, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 16... ve 1 30... parsel sayılı muhtelif yüz ölçümündeki taşınmazlar Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün yerlerden olduğu belirtilerek "Hali Arazi" vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
    Davacılar; çekişmeli taşınmazların iddiaya konu bölümleri yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve adlarına tescil istemiyle dava açmıştır.
    Davalı Hazine; taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle kazanılamayacağını, davacı yararına iktisap koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, davacılar yararına çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların hükme esas bilirkişi raporunda gösterilen bölümlerinin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi benimsenmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Dairece; mahallinde yeniden keşif yapılmak ve hava fotoğraflarından istifade etmek suretiyle yöntemince zilyetlik araştırması yapılması gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davacılar yararına çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne 1 16... parsel sayılı taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 15.119,38 metrekarelik bölümü ile 1 30... parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 37.976.66 metrekare yüz ölçümündeki kısmının davalı hazine adına olan tapu kaydının iptali ile eşit hisselerle davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
    Bilindiği üzere; 4721 sayılı TMK'nın 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerinde, orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar-ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar, ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.
    Somut olayda; Mahkemece kadastro tespit günü itibariyle zilyetlikle taşınmaz iktisabına ilişkin yasal koşulların davacılar yararına gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
    Şöyle ki, keşif günü mahallinde alınan görüntülere göre dava konusu taşınmazların taşlık ve kayalık niteliğinde olduğu, içerisinde toplu halde taş ve kaya yığıntılarının bulunduğu, herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan jeodezi mühendisi bilirkişi raporunun ekinde yer alan hava fotoğraflarına ilişkin suretler incelendiğinde, iddiaya konu taşınmaz üzerinde zilyetlik emaresine rastlanmadığı gibi tarım yapılan komşu parseller ile kıyaslandığında zeminde taşınmazın ayırıcı unsurlarının da bulunmadığı, yalnızca teraslamak maksadıyla taşınmazın belirli bölümlerinin eğiminin azaltılmaya çalışıldığı ancak bu hususun dahi taşlılık sorununa engel olmadığı görülmektedir. Taşınmazın eğimi ve taşlılık durumu dikkate alındığında tarım arazisi olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Kural olarak objektif nitelikteki eylemli duruma aykırı düşen subjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine de değer verilmesi olanaksızdır. Yukarıda açıklanan verilere göre hükme dayanak yapılan yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile uzman ziraat mühendisi ve jeodezi bilirkişinin dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olduğu ve davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinimine ilişkin koşulların oluştuğuna dair kanaate itibar edilmesi mümkün değildir.
    Hâl böyle olunca; Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne hükmedilmesi doğru değildir.
    Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Midyat 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!