Anahtar kelimeler: Meselelere Aşyi Devralınan Şahıstan Devraldıklarını Bonoların Devreden Bono İhtarın Malvarlığı

T.C.

İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2026
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Alacak davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " davacı müvekkillinin 09.02.2024 tarihinde dava dışı ... A.Ş.'yi diğer ortaklarıyla birlikte ... isimli şahıstan devraldıklarını, devralınan şirket hakkında devir öncesi meselelere dayanılarak icra takibine başlandığı, şirket malvarlığı üzerinde haciz işlemi yapıldığı, o sırada şirketin ve davacı ...'un avukatlığını yapan davalı ...'ın yaptığını, şirketin devreden tarafına durumun ihtar edilmesi talebinde bulunulduğunu ancak ihtarın 4 ay sonra düzenlendiği, şirketin devrine konu sözleşme borcunun bir kısmının bono ile taahhüt edildiğini ancak devreden tarafın sebep olduğu zarar nedeniyle bu bonoların ödemesinin yapılmadığını, devreden taraf ve devralan tarafların şirket borçları konusunda uzlaşamaması üzerine dava dışı ... A.Ş'yi devraldıkları ... ve diğer kişilere karşı menfi tespit davası da dahil olmak üzere bir kısım davaların açılması karşılığında davacı ve davalanın anlaştığını, davacı tarafça davalı tarafa avukatlık ücretinin ödendiği, ancak dava açılmadan şirketi devreden dava dışı taraflarca devralan davacı ... hakkında icra takibine girişildiği, davalı avukatın menfi tespit davasını geciktirerek açmaması nedeniyle İzmir ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş Sayılı kararı ile tedbiren takibin durdurulması kararı alındığı, %15 teminat olarak banka teminat mektubu sunuluduğu, davalı avukatın ihtiyati tedbir kararının ardından 2 haftalık süre içinde menfi tespit davasını açmayarak banka teminat mektubunun bozdurulmasına sebep olduğunu, müvekkilinin teminat mektubunun bozularak İzmir ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının alacaklısı tarafından tahsil edilmesi sebebiyle doğan 494.521,41-TL maddi zararın fiili ödeme günü olan 08.05.2025 tarihinden itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini" talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; " müvekkil davalı avukat aleyhine açılan vekalet görevinin gereğinin yerine getirilmemesi konulu tazminat davasının haksız, mesnetsiz yere ve yasal dayanaktan yoksun bir şekilde açılmış olduğunu, uyuşmazlığın dava dışı ... A.Ş. Şirketine ait davaların görülmesi sırasında hak kaybına uğranıldığı iddiasından kaynaklandığını, davacı sıfatına haiz olacak tarafın da yine şirket olduğunu, davacı ...'un bu sıfata haiz olmadığını, bu bakımdan görevli mahkemenin İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, davanın öncelikle görev yönünden ve husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davacı vekilinin dilekçesinde bellirttiği ihtarnamenin 16.10.2024 tarihinde davacının talebi üzerine ve hemen düzenlenerek davacıya whatsaap adlı uygulama üzerinden gönderildiğini, onaylaması halinde gönderileceği belirtilerek masraflarının ödenmesinin talep edildiğini, ancak davacı tarafından ihtarnamenin gönderilmesi konusunda herhangi bir onay verilmediği gibi masraf ödemesinin yapılmadığını, davacı tarafça masraf adı altında bir ödeme yapıldıktan sonra davalı müvekkili avukat tarafından ödeme alınır alınmaz 13.01.2025 tarihinde ihtarname düzenlendiğini, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati tedbire konu ... D.İş Sayılı kararının 7. bendinde, HMK m. 397/1 uyarınca, arabuluculuk süresi olan 6 hafta ve bu sürenin bitiminden itibaren 2 hafta dava açma süresi olmak üzere toplam 8 haftalık sürede esas hakkındaki davanın açılmadığı takdirde ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının belirtildiğini, davanın açılması için davacının vekalet ücreti ödemesi gerektiğinin ve sürelerin kesin süre olduğunun davacıya bildirilmesine rağmen davacının sürekli yurtdışında olması, geldiği zamanları da genellikle bilgi vermemesi, davalı avukatın İzmir ilinde faaliyet göstermekteyken davacının yurtdışından geldiğinde Urla ilçesinde ikamet ettiği, davalı avukatın telefonlarına ve mesajlarına cevap vermediği, ücret taleplerine karşılık bahaneler üreterek işlerin takibini zorlaştırdığını ve nihayetinde davacının kusuruyla ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalktığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği avukatlık ücreti ödemesinin yapılmadığını, ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkarak teminat mektubunun bozdurulması ve davacının uğradığını iddia ettiği zararlarda davalı müvekkilinin avukat olarak ihmalinin bulunmadığını, özen yükümlülüğünü ihlal etmediğini savunarak davanın reddini" talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ticari işletmeyi ilgilendirmesi ve iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Somut olayda; davacının vekalet ilişkisinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla işbu davayı ikame ettiği, davalının dava dilekçesinden açıkça anlaşılacağı üzere serbest olarak avukatlık mesleğini icra ettiği, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca avukatlığın amacının hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu, yine 6102 sayılı TTK'nın 11. maddesi anlamında avukatların ticari işletme sahibi olmadığı, meslek erbaplarından sayılan ve faaliyeti bu şekilde vergiye tâbi olan kişilerden olduğu, her iki tarafı tacir olmayan somut uyuşmazlıkta davalıya karşı ileri sürülen talep ve talebin dayanağı olan maddi olgular itibariyle davanın mutlak ve nispi ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği, TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı, bu durumda davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev hususunun dava şartı olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:
Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle
:
1-Davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Görevli Mahkemenin İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA ,
2-Harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca, görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
3-Mahkememiz ile İzmir .... Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı oluştuğundan, taraflarca kanun yoluna başvurulmaması ve kararın kesinleşmesi halinde merci tayini için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... veya .... Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. █████/2026
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!