Anahtar kelimeler: Ags Ağiz Medikal Sakarya Esaskarar İthalat İhracat Kocaeli İstirdat Başkan

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI
: ÖZEL DENTCENTRO AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI LİMİTED ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: AGS MEDİKAL ÜRÜNLERİ İTHALAT İHRACAT TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: İstirdat - Menfi Tespit
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında mal alım satımı olduğu, bazı ödemelerin senet karşılığı yapıldığı, ödemelerde sıkıntı olduğu dönemde kalan bakiyelere yönelik davalı şirket tarafından İstanbul 35. İcra Dairesi █████████ Esas; İstanbul 24. İcra Dairesi ██████████ Esas ve Kocaeli İcra Dairesinin ███████████ Esas dosyası ile işleme geçildiği, tüm alacaklara ve icra dosyalarına yönelik davalı şirket vekili ile bakiye borcun tasfiyesine yönelik "04.04.2024 tarihli borç tasfiye protokolü" düzenlendiğini, protokol kapsamında davacı tarafa ayrıca garanti amacıyla ilave olarak 1.420.000TL ... ve ... imzalı teminat senet verildiğini, protokole bağlı kalınarak ödemelerine rağmen davalı şirkete, 04.04.2024 tarihli borç tasfiye protokolü kapsamında İstanbul 35. İcra █████████ Esas ve İstanbul 24. İcra ██████████ Esas dosyalarının ödenerek (infazen) kapatıldığını, son dosya olan Kocaeli 23. İcra ███████████ esas dosyasına yönelik olarak da davalı şirkete haricen ödeme yapıldığını ve bu protokol kapsamında yapılan bu harici ödemelerin, davalı vekili vasıtasıyla bu icra dosyasına bildirilmiş bu ödemelere yönelikte protokol gereği 8.827,50 TL harici tahsil harcı yatırarak protokol şartlarını yerine getirdiğini, tüm bu 04.04.2024 tarihli borç tasfiye protokolü kapsamındaki tüm alacaklar yönünden davacı şirkete herhangi bir borcun kalmadığı halde; davalı şirket vekili tarafından Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas dosyası ile iflas davası açıldığını, mahkemenin 553.795,32TL depo kararı verdiğini ve depo kararının 29.01.2025 tarihinde yerine getirildiğini beyan ederek; İstanbul 35. İcra █████████ Esas dosyası, İstanbul 24. İcra ██████████ Esas dosyası ve iflas davasının devam ettirildiği Kocaeli 23.İcra Dairesinin ███████████ Esas dosyası dahil tüm protokol kapsamı, şirket defter ve sunulan belgelerde yapılacak tetkikle davalıya menfi tespit davası ile borçlu olmadıklarının tespitine; dava devam ederken herhangi bir şekilde depo edilen 553.795,32TL'nin davalıya ödenmesine karar verilmesi halinde; davanın istirdat davası olarak devam edilerek sonuçlandırılmasına; davalı şirkete verilmiş olup uhdesinde bulunan gerek satım konusu mallara yönelik verilen senetlerin gerek "04.04.2024 tarihli protokol" kapsamında verilmiş olan "... ve ... imzalı 1.420.000TL'lık teminat senedinin iadesine" ya da "bedelsiz/geçersiz hale geldiğinin" tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeni ile USULDEN REDDİNE, ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Teminat senedinin iadesi talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu; davacının, AGS’ye tüm ödemeleri tamamlamadan 1.420.000 TL’lik teminat senedini geri istemesinin haklı olmadığını, eldeki davadan önce buna ilişkin açık bir talebinin de bulunmadığını, davacının senedinin her zaman kendilerine iade edilmeye hazır olduğu bildirilmesine rağmen gelip almamasının sonuçlarına kendisinin katlanması gerektiğini, davacının dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurmasının, dava şartı eksikliği yanında dava hakkını kötüye kullanmasına ilişkin olduğunu, ancak dava şartı yokluğu saptandıktan sonra dahi HMK'nın m.353/1-b-2 uyarınca, açık haksızlık hâllerinde mahkemenin davayı esastan reddetmesine imkân olduğunu, aksi hâlde davacının aynı asılsız iddialarla yeni bir dava açabileceğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen ret kararı sonrası davalı aleyhine arabuluculuğa başvuru yapılarak arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığı ve alınan "barkodlu anlaşmama tutanağı" ile bu başvuru olumsuz sonuçlanır sonuçlanmaz akabinde hemen istinafa başvurulmuş ise de, bu başvurunun davayı kesinleştirmemesi ve davanın tekrar açılmasını geciktirmek amacına matuf olup haksız başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında implant alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, anılan ilişki kapsamında davalının davacı hakkında 3 adet icra takibi başlattığı, tarafların daha sonra 04.04.2024 tarihli borç tasfiye protokolünü imzaladıkları, bu protokol kapsamında davacının davalıya teminat senedi verdiği, protokol gereği davacının ödemeleri yaptığı, davacının haricen yaptığı 82.552,82 TL ödemenin dosyaya bildirilmediği, davalının davacı hakkında iflas davası açtığı, bu kapsamda verilen depo kararı gereği 553.795,32 TL daha ödeme yapıldığı, anılan ödemelerin mükerrer ödeme mahiyetinde iddiasıyla bu ödemelerin istirdadına, senedin bedelsiz kalması nedeniyle senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespiti istemiyle eldeki davanın açıldığı, mahkemece arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa; 6102 sayılı TTK’nın “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 5/A maddesine göre; “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmündedir.
Yine 6325 sayılı HUAK’ın “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlıklı 18/A maddesine göre; “ İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” hükmündedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.09.2020 tarih ███████-2695 esas, ████████ karar sayılı ilamında; “30... Aynı Kanunun 3. maddesinde düzenlenen arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda soru işareti bulunmamaktadır. Çünkü kanun koyucu 3. maddede "Arabulucuya başvurmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklinde açık düzenleme yaparak bireysel iş uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur.” şeklinde tespitte bulunmuştur.
6100 sayılı HMK’nın dava şartlarını düzenleyen 114/2.maddesinde, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğunun düzenlendiği, aynı yasanın 115/2.maddesi 1.cümlesi düzenlemesine göre ise mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
Somut olayda; dava konusu arabuluculuk dava şartına tabi uyuşmazlıkla ilgili davacının davadan önce arabuluculuk yoluna başvurmadan dava açtığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere; arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı, arabuluculuk süreci tamamlanmadan dava açılamayacağı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas ████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin ██████████ esas ██████████ karar sayılı ilamı), eldeki davanın 6102 sayılı yasanın 5/A maddesinde düzenlene ve zorunlu arabuluculuğa tabi menfi tespit ve istirdat davası olduğu, mahkemece dava şartlarının esastan önce incelenmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla Mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi isabetlidir.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle arabuluculuk süreci tamamlanmadan davanın açılmış olmasına, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı olmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gerekli maktu 732,00 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.892,20-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.160,20-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!