Anahtar kelimeler: Davalıun Üzereyken Şeridinde Geçenlerin Çarparak Müzakere Kaldıklarını Ölümüne Muteveffa Müteveffa

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas- ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Maddi tazminat
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Muteveffa ...'ın, emniyet şeridinde iş planı yapmak üzereyken, ... plakalı aracın sürücüsü davalı...'un emniyet şeridinde bulunan müteveffa ... ve mesai arkadaşları ... ile ... çarparak, adı geçenlerin ölümüne neden olduğunu, davacıların murisin desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek müteselsil tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... AŞ vekili, davalı... vekili ve davalı ...AŞ vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk derece mahkemesince; davacıların destekten yoksun kalma tazminatı istemlerine ilişkin davaların ayrı ayrı reddine, davacı ...'ın açmış olduğu cenaze ve defin gideri zararının tazminine ilişkin davasının kabulü ile, 2.500 TL'nin davalı sürücü... ve işleten .... AŞ'den █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, davacıların manevi tazminatı istemine ilişkin davanın ıslah ile manevi tazminat talep edilemeyeceğinden bu davalar hakkında karar verilmesine yer ve gerek olmadığına karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili: İlk derece mahkemesince tesis edilen bu kararın dosya kapsamına, toplanan delillere, bilirkişi raporlarının içeriğine ve maddi vakıaların hukuki nitelendirilmesine uygun düşmediğini, davalı sigorta şirketi ile yapılan sulh protokolünün hukuka aykırı biçimde diğer davalılar bakımından da bağlayıcı kabul edilmesi ve müvekkillerin yaşları ile eğitim durumları gözetilmeksizin son derece düşük tutarlarda hesaplama yapılması suretiyle destekten yoksun kalma tazminatının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamındaki tüm kusur raporlarında, davalı sürücü...’un idaresindeki ... plakalı araç ile meydana gelen kazada %100 kusurlu olduğunun sabit olduğunu, mahkemece hükme esas alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda, önceki tarihli raporlarda ayrıntılı biçimde hesaplanan zarar kalemleri tamamen göz ardı edilerek, müteveffanın geliri herhangi bir somut dayanak gösterilmeksizin asgari ücret düzeyinde kabul edildiğini, yalnızca sulh tarihi esas alınmak suretiyle yeni bir hesaplama yapıldığını, sigorta şirketi ile yapılan kısmi sulhun, bakiye zarar yönünden diğer müteselsil borçluların sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, ıslah dilekçesi ile ileri sürülen manevi tazminat talebi, yeni bir maddi vakıaya değil, dava konusu haksız fiilin doğal ve zorunlu sonuçlarına dayandığını, hüküm ile gerekçe arasında çelişki bulunduğunu belirtmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi (destekten yoksun kalma) tazminat talebine ilişkindir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca meslek hastalığından, 21, maddesi kapsamında iş kazasından ve 39. maddesi gereğince kasıtlı eylemden kaynaklanan nedenlerle aylık bağlandığında, ... tarafından yapılan ödeme rücu edilebilir.
Somut olayda Müteveffa ...'ın, arkadaşları ile emniyet şeridinde iken trafik iş kazasının meydana geldiği ve müteveffanın kusursuz olduğunun dosya içeriğine uygun bilirkişi kurulu raporuyla belirlendiği anlaşılmıştır.
Davacıların maddi tazminatın belirlenmesi için alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda davacının ... kayıtlarına göre belirlenen geliri üzerinden belirlenen tazminat miktarından eş ... için 403.432,81 TL'den, rücuya tabi kısmının (225.453,22 TL) tenzili ile 177.979,59 TL maddi zarar talep edebileceği, davacı ...'un babasının vefatı ile alabileceği 94.208,99 TL'den rücuya tabi 13.953,22 TL'nin tenzili ile 80.255,77 TL maddi tazminat talep edebileceği, davalılar ...'nın yaşları nedeniyle destek kapsamında olmadıkları tespit edilmiş, bilirkişi raporunda desteğin gelir durumu, dosyaya sunulan bordrosu esas alınarak tespit edilmiş, tazminat hesabının dosya içeriğine ve yargısal uygulamalara uygun olduğu, Mahkemece bu raporun hükme esas alınarak karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Diğer yandan, müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur (TBK m.162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder (TBK m.163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir (TBK m.163/1). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK m.166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur.
Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır (TBK m.166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK m.168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih, █████████ E. ve ██████████ K. sayılı kararı).
Ancak müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması yahut da böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Türk Borçlar Kanunu'nun 168. maddesi hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her birinin ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceği açıktır.
Somut uyuşmazlıkta; davalı ... Sigorta ile davcılar vekili arasında, maddi tazminat yönünden █████/2019 tarihli ibraname ve feragat içerikli belge sunulmuştur. Anılan belge içeriğine göre davacılar, davalı sigorta şirketini teminat limiti kadar bedel itibarıyla ibra etmişlerdir. Bu durumda, diğer müteselsil borçlular da sigorta şirketinin teminat limiti oranında borçtan kurtulmuşlardır. Hükme esas alınan rapordaki hesaplamaya göre tespit edilen tazminat tutarı (258.235,36 TL), sigorta şirketi bakımından, kaza tarihine göre, ölüm halinde kişi başı teminat limiti olarak öngörülen 290.000 TL'den daha az bir tutara karşılık gelmektedir. Bu durumda, limiti aşan bir bedel bulunmayıp sigorta şirketi dışındaki davalıların sorumlu tutulabileceği bir tazminat söz konusu olmadığından, davacılar vekilinin bu konudaki itirazı kabul edilmemiştir.
Ayrıca, davacılar dava dilekçesinde maddi tazminat talep etmiştir. Bu halde, ıslah dilekçesi ile manevi tazminat talep edemeyeceklerinden, bu konuda karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi de isabetli olup bu konudaki itiraz kabul edilmemiştir.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,
2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
3.Davacıların istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!