Anahtar kelimeler: Keşanda Geliboludan İdava Keşan Hanımı Ağabeyi Sürdüren Boşanmış Yaşamaya Evinde

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Keşan 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı eski eşi ...'un 08.03.2018 tarihli karar ile boşanmış olduklarını, boşanma sonrası ev hanımı olarak hayatını sürdüren davacının, boşanma tarihinden itibaren daha önce yaşadığı Gelibolu'dan ayrılmış olduğunu, baba evinde ağabeyi ... ve ...'ın yanında Keşan'da yaşamaya başladığını, Kurumdan Nisan 2018 tarihinden itibaren ... babası ... üzerinden ölüm aylığı almakta iken Mayıs 2021 hak ediş tarihli aylığı almasına müteakip davalı Kurumca aylık ödemesinin kesildiğini, süresi içerisinde Kurum işlemine itiraz ettiği, 14.06.2021 tarih E-57588322-205.03.01-26228292 sayılı cevap yollandığını, 08.04.2021 tarihli ve ███████████/32 sayılı ... denetmenliği raporu ile boşandığı eşiyle 08.03.2018 tarihinden sonra da fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle itirazının reddedildiğini, Kurumun 22.04.20 21... .05.2021 düzenleme tarihi 42,943,13 TL maaş asıl, 5.896,40 TL faiz, 2.226,56 TL bayram ikramiyesi aslı, 517,39 TL faizi olmak üzere toplam 51.583,48 TL tutarlı borç bildirim kağıdının gönderildiğini, Kurum işlemlerinin yasaya ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, müvekkili ...'ın kesinlikle boşandıktan sonra eski eşi ... ile fiili birliktelik yaşamadığını, eski eşinden farklı adreste ikamet ettiğini, davacıya ödenen ölüm aylıklarının iptaline dair haksız olan davalı Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin Kuruma borçlu olmadığının tespitini dava ve talep etmiştir.II.CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının eski eşi ile beraber yaşadığının ifade tutanakları ve denetim raporları ile sabit olduğunu, davacıya ödemesi gereken iade aylık tutarının tebliğ edildiği ve sebeplerinin belirtildiğini, müfettiş raporları, raporların dayandığı ifade tutanakları, Kurum kayıtlarından davacının haksız yere maaş aldığının tespit edildiğini, davanın reddini talep etmiştir.III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının yetim aylığının kesilmesine ilişkin işleme dayanak rapor ve tutanaklar müvekkil Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlar tarafından üçüncü kişilerin imzalı beyanları alınarak düzenlenmiş olup imza inkarına da konu olmaması nedeniyle aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu ve aksi ancak yazılı delille ispat edileceğini, davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde ise herhangi bir yazılı delil sunulamamış olup bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı ... ve ... Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.Anılan 56. maddede oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.Sonuç olarak; 5510 sayılı ... ve ... Sigortası Kanunu'nun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20. maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.Eldeki dava, Kurumca boşandığı eşiyle fiilen beraber yaşadığı gerekçesiyle yetim aylığının kesildiğini beyanla Kurum işleminin iptali ile yeniden aylık bağlanması istemine ilişkin olup davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.Dosya kapsamından, davacı ile eşi ...'un 08.03.2018 tarihinde boşandıkları, davacının babasının 29.07.2017 tarihinde vefat ettiği, 08.04.2021 tarihli Kurum denetmen raporuna göre davacının boşandığı eşiyle anlaşmalı olarak boşanma yaptığı yönünde tespitte bulunarak ölüm aylığının durdurulup iptal edildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından dinlenen davacı tanıklarının davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığını beyan ettikleri ve huzurda dinlenen muhtar ...'ın alınan beyanında da davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşamadığını beyan ettiği, davacının boşandıktan sora Keşan'daki adreste ikamet ettiği, boşandığı eşi ...'un davacı ile Keşan'daki adreste birlikte yaşadıklarına şahit olmadığını beyan ettiği, bu hususun davacı tanık anlatımlarıyla örtüştüğü, bu suretle tanık beyanlarına itibar edilmemesini gerektirecek bir hususun bulunmadığı, davacının ve boşandığı eşi ...'un fiili birliktelik boyutuna varmayacak surette müşterek çocuk nedeniyle kimi zaman görüştüklerini belirtmişse de 27.12.2021 tarihli ... Müdürlüğü yazısında davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadığının belirtildiği, adres araştırmasında eşi ve ve çocuğuyla beraber ikamet ettiği, eşinin ayda bir Keşan'a çalışmaya gittiği müzekkerede belirtildiği; yine 04.01.2022 tarihli ... Müdürlüğü yazısında davacı ve eşinin belirtilen adreste ikamet ettiği, eşinin ara sıra Gelibolu'ya gittiği müzekkerede bildirmiştir. Ancak dosyada, yukarıda belirtildiği üzere dinlenen tanık beyanları ile yapılan araştırma neticesinde ortaya çıkan tespitin, 27.12.20 21... .01.2022 tarihli müzekkere cevapları ile çelişki oluşturmaktadır.Mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, birlikte yaşadıkları iddia edilen dönem olan 2018/Nisan-2021/Mayıs arasında birlikte yaşayıp yaşamadıkları zabıta marifetiyle araştırılmalı, davacı ve boşandığı eşinin, boşanma tarihi olan 08.03.2018 tarihinden sonra kayıtlı Gelibolu ve Keşan adreslerindeki komşular ile ihtilaf konusu dönem içerisinde denetim raporunda tespit edilen adreslerinde, birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği ve bu adreslerde kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılarak ve muhtar, komşu, kapıcı, yönetici gibi ifadesine başvurulmayan kişiler tespit edilerek dinlenilmeli, denetmene ifade veren tanıklar ... ve ...'ın, denetmen ifadeleri ile mahkeme ifadeleri arasındaki çelişki giderilmeli, denetmen raporunda belirtilen adreslerde, ifadeleri alınan diğer tanıkların da ifadelerine başvurulmalı, birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.