Anahtar kelimeler: Evraktan Kıymetli Emrine Arka Yüzünde Yasağı Konulmuş İlamsız Şerhi Senedin

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından müvekkili ... aleyhine -------- İcra Dairesi'nin -------- sayılı dosyası ile 200.000 TL bedelli teminat senedine dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip konusu senedin arka yüzünde müvekkili tarafından konulmuş açık bir temlik yasağı şerhi bulunduğu, konu hakkında zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığı, söz konusu senedin 30.11.2023 ödeme tarihli ve 200.000 TL bedelli olup -------- emrine düzenlendiği, senedin sadece ... tarafından imzalandığı, müvekkili ... ile davalı ... arasında hiçbir kişisel veya ticari ilişki bulunmadığı, müvekkilinin senedin üçüncü kişilere devrine dair hiçbir rızasının olmadığı, dava dışı ---------- tarafından yapılan alacağın temlikinin hukuken geçersiz olduğu, akdi devir yasağı bulunan durumlarda alacağı devralan üçüncü kişinin borçluya başvurmasının mümkün olmadığı, müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığı, bu nedenle icra takibinin iptal edilmesi gerektiği ve müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespit edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalıya usulüne uygun olarak cevap dilekçesinin tebliğ edildiği, süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü.İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava hukuki niteliği itibariyle, -------- İcra Dairesi --------- sayılı icra takibinin iptali ve bu icra takibine dayanak oluşturan senet nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti talepli menfi tespit davası olduğu görüldü. Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir . Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itiraz yoluyla itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır . Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer .Somut olayda davacı taraf davalı tarafından icraya konu edilen bono sebebiyle borçlu olmadığının tespiti istemektedir. --------- İcra Dairesi'nin --------- sayılı dosyası ile 200.000 TL bedelli teminat senedine dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip konusu senedin arka yüzünde davacı tarafından konulmuş açık bir temlik yasağı şerhi bulunduğu, konu hakkında zorunlu arabuluculuk sürecinin anlaşmazlıkla sonuçlandığı, söz konusu senedin 30.11.2023 ödeme tarihli ve 200.000 TL bedelli olup --------- emrine düzenlendiği, senedin sadece ... tarafından imzalandığı, müvekkili ... ile davalı ... arasında hiçbir kişisel veya ticari ilişki bulunmadığı, müvekkilinin senedin üçüncü kişilere devrine dair hiçbir rızasının olmadığı, dava dışı--------- tarafından yapılan alacağın temlikinin hukuken geçersiz olduğu, akdi devir yasağı bulunan durumlarda alacağı devralan üçüncü kişinin borçluya başvurmasının mümkün olmadığı,davacının davalıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığının iddia edildiği, Bu durumda ispat yükü davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf dava konusu senedin teminat senedi olduğu ispat yükü altındadır. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. Dosya kapsamında bulunan Protokol incelendiğinde dava konusu senedin teminat senedi olarak düzenlendiğinin protokolden anlaşılamadığı, ispat yükü üzerinde olan davacı taraf iddialarını ispatlayamamış olup; bu durumda Mahkememizce sübut bulmayan davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Karar harcı 732,00 TL den başlangıçta peşin olarak yatırılan 3.415,50 TL peşin harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 2.683,5 TL nin davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmediğinden lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesineDair davacı vekilinin ve davacı Asilen yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026