Anahtar kelimeler: Ahmnin Kırık Depo Davacısı Vade Hesaba Anadolu Ara Günlük Neticesinde

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davacısı olduğu İstanbul Anadolu 22. AHM’nin, █████████ E. sayılı dava dosyasında, 26.06.2018 tarihindeki duruşmada verilen ara kararında, 803.197,50 TL depo bedelinin 32 günlük kırık vade olarak hesaba yatırılmasına karar verildiğini, taraflarınca açılan davanın usulden reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, talepleri üzerine taraflarınca yatırılan depo bedelinin iadesine karar verilerek, davalı bankanın ilgili şubesine mahkemece yazılan 06.06.2021 tarihli yazıda açıkça “davacı ... tarafından 26.07.2018 tarihinde, ...müşteri numaralı, ... hesap numarasından, mahkememizin █████████ Esas sayılı dosyasına depo bedeli olarak TR... IBAN numaralı hesabına yatırılan 803.197,50 TL’nin yatırıldığı tarihten günümüze 32 günlük kırık vadeli nemalandırılmış hali ile birlikte tüm bedelin davacı ...’ın ... A.Ş. ... Şubesi TR... numaralı hesabına iadesine mahkememizce karar verilmiştir.” şeklinde belirtildiğini, müvekkilinin mahkeme yazısında belirtilen IBAN numarasına söz konusu bedelin 17.06.2021 tarihinde işlemiş net faiz miktarı 160.839,84 TL ile beraber toplam 964.037,34 TL olarak davalı banka tarafından yatırıldığını, davalı bankanın,
yaklaşık üç sene içerisinde ilgili mevduata uyguladığı faiz oranları incelendiğinde, genelde kamu bankalarının ve özelde davalı bankanın 32 gün vadede fiilen uyguladığı faiz oranlarının oldukça altında, üçte birinin bile altında bir faiz oranını ilgili mevduata uyguladığının görüldüğünü, T.C. Merkez Bankası’ndan aldıkları verilerle kamu bankalarının vadeli mevduatlara geçmiş dönemde ay ay uyguladığı faiz oranları ile hesaplama yapıldığında, olması
gereken net faiz birikiminin davalı bankanın hesaba yansıttığı net faiz toplamının üç katından da fazla olması gerektiğinin anlaşıldığını, 2018 Aralık ayında TCMB kayıtlarına göre kamu bankalarının uyguladığı azami faiz oranının, bir aylık vadeli mevduatlar için; % 25, üç aylık vadeli mevduatlar için; % 25,82 iken, davalı bankanın ilgili mevduata sadece % 8,75 oranından faiz uyguladığını, yine aynı şekilde Mayıs 2021 tarihinde, TCMB kayıtlarına göre, kamu
bankalarının uyguladığı azami faiz oranının, bir ay ve üç aylık vadeli mevduatlar için; % 19,65 iken, davalı bankanın ilgili mevduata sadece % 5,25 oranından faiz uyguladığını, davalı bankanın mevduatın yatırıldığı şubesince, faiz oranlarının ve dolayısıyla faiz nemalandırılmasının eksik yapılmasından dolayı TCMB verileri baz alınarak taraflarınca yapılan hesaplamada müvekkilinin yaklaşık 392.722 TL zarara uğradığını, mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle ilgili tutarın tespit edileceğini, müvekkilinin yatırdığı paranın ülke şartlarının getirdiği enflasyonun bile çok altında nemalandırılarak satın alma gücü
açısından değer kaybettiğini, TCMB kayıtlarına göre, paranın yatırıldığı Temmuz 2018 tarihindeki 803.197,50 TL’nin Haziran 2021 tarihinde enflasyona göre güncellenmiş aynı satın alma tutarının 1.223.489 TL olduğunu, tüm bu anlatımlar ışığında taraflarınca davalı bankanın ilgili şubesine 26.07.2021 tarihinde yazılı olarak müracaat edildiğini ve ilgili mevduat hesabına uygulanan faiz oranlarının tekraren yeniden hesaplanmasını ve eksik ödenen 392.722 TL faiz
miktarının müvekkiline ödenmesinin talep edildiğini, davalı banka tarafından taleplerinin ret edildiğini, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, davalı tarafça İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ara kararı gereği müvekkili ... tarafından 26.07.2018 tarih ve ...müşteri numaralı, ... hesap numarasından, İstanbul Anadolu 22. Asliye Mahkemesi’nin ████████ E. sayılı dosyasına depo bedeli olarak TR42 ... IBAN numaralı hesabına yatırılan 803.197,50 TL’nin, yatırıldığı tarihten, davalı banka tarafından ödemenin yapıldığı 17.06.2021 tarihe kadar işlemiş 32 günlük kırık vadeli banka faiz oranına göre yapılan hesaplamada eksik olarak ödenen şimdilik 10.000 TL faiz tutarının, öncelikle belirlenerek müvekkiline söz konusu bedelin, taraflarınca idareye yapılan başvuru tarihi olan 03.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri, avukatlık ücreti ve mahkeme masraflarının da davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ...’ın da tarafı olduğu İstanbul Anadolu 22. AHM’nin (eski Kadıköy 6. AHM) █████████ E.sayılı dava dosyasından verilmiş olan karar ile 803.197,50 TL’nin müvekkili banka hesaplarına depo edildiğini, depo edilen bedelin faizi ile birlikte 964.037,34 TL olarak davacıya ödendiğini,uyuşmazlığa konu vadeli hesabın İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi adınaMahkeme tarafından açıldığını, davacı ile müvekkili banka arasında vadeli hesap açılmasına dair herhangi bir sözleşme ilişkisi ve hesap, mudi ilişkisinin bulunmadığını, bu sebeple
müvekkili bankaya karşı davacı tarafından bu davanın açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, T.C. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından çıkartılan 06.05.2008 tarih ve 104-1 sayılı Genelge ile tüm adli yargı yerlerinde elde edilen mahkeme emanet paraları ilgili genelge tarihinden itibaren .... şubelerinde açtırılacak olan hesaplara yatırılması gerektiğinin belirtilmekte olduğunu, mevcut uygulamaya ilişkin tereddüt edilen hususları netleştirmek amacıyla 104-1 sayılı genelgeye ilave olarak T.C. Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nce 22.09.2017 tarih ve...sayılı yazılarının yayımlandığını, buna göre, vadeli hesapların faiz oranları ile ilgili olarak T.C. ... A.Ş., ... A.Ş. ve müvekkili ....’nun T.C. Merkez Bankası’na bildirdiği ve şubelerinde ilan edilen bir aya kadar vadeli mevduatlara uyguladıkları tabela faizleri (müvekkili banka cari faiz oranı) referans faiz olarak belirlendiğini ve bu oranlardan en yüksek olanından az olmamak üzere nemalandırılması hususunun ifade edildiğini, söz konusu hesaba yapılan fiyatlamaların bu kapsamda yapılmakta olduğunu ve mevduat fiyatlamalarının piyasa koşullarına, mevduatın vadesine ve miktarına göre farklılaşabilmekte olduğunu, müvekkili bankanın söz konusu hesabın açıldığı tarihte yürürlükte olan T.C. Merkez Bankası’nın 2006/1 sayılı ve sonradan yürürlüğe giren 2020/3 sayılı tebliğleri doğrultusunda işlemlerini yürüttüğünü ve Mevduat Faiz Oranları başlıklı 3. maddesinde belirtilen “bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranları
serbestçe belirlenir.” hükmü doğrultusunda, Sayın Mahkeme hesabına da tebliğ kapsamında, taraflar arasında aksi bir anlaşma da bulunmadığından, T.C. Merkez Bankası’na bildirilen oranlar üzerinden faiz işletildiğini, bankaların TCMB tebliği, yönetmeliği kapsamında faiz oranının serbestçe tespit, hak ve yetkisinin bulunmakta olduğunu, aksinin kabulünün mevzuata aykırı olduğunu, T.C. Merkez Bankası’nın 2006/1 sayılı tebliği ile bankaların mevduat ve kredi
işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını vade ve türlerine göre serbestçe tespit etmeleri ve bu faiz oranlarını Merkez Bankası’na bildirmelerinin esasının getirildiğini, söz konusu hesaba da tebliğ kapsamında, taraflar arasında aksi bir anlaşma da bulunmadığından T.C. Merkez Bankası’na bildirilen cari mevduat faiz oranlarının uygulandığını, bu işlem tamamen yasaya uygun olarak yapılmış olup, müvekkili bankaya yüklenebilecek husumet veya kusur bulunmamakta olduğunu, bu sebeple davacının faiz ödemesinin gerekenden çok daha düşük olduğu iddiasının isabetsiz olduğunu, müvekkili bankanın söz konusu faiz uygulamasını mevcut yönetmeliklere ve hukuka uygun bir şekilde yaptığını, Sayın Mahkeme adına açılan vadeli hesapta müvekkili bankanın uymakla yükümlü olduğu tek hususun vadeli hesabın zamanında açılması ve T.C. Merkez Bankası’na bildirilen oranlar üzerinden faiz işletilmesi olduğunu, müvekkili bankanın sorumluluğunu yerine getirdiğini, savunarak, davaya konu edilen hesabın İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi adına açılmış bir hesap olması ve davacı ile müvekkili banka arasında imzalanmış herhangi bir sözleşme olmaması nedeniyle davanın öncelikle husumetten reddine, Sayın Mahkemece aksi kanaatte olunması halinde söz konusu hesaba müvekkili bankaca T.C. Merkez Bankası’na bildirilen oran uygulandığından ve
söz konusu işlemin mevzuata uygun olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Bilindiği üzere; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Husumet (sıfat),dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, husumet(sıfat) dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Husumet (sıfat) usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur.Husumet (sıfat) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için defi değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece re’sen dikkate alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.(Yargıtay HGK’nun 2010/4-4 Esas - 4 Karar Sayılı █████/2010 Tarihli kararı). Somut olayda, davacının davalı banka ile akdi ilişkisi bulunmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiş, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eski beyanlarını tekrar ile, eksik hesaplanan ve ödenen faiz miktarının tazmini gerektiğini, davacının açtığı ön alım davasına bakan mahkemece hükmedilen depo kararında davalı bankaya verilen talimatla 32 gün kırık vadeli olarak müvekkilimizce yatırılan depo miktarının nemalandırılması hükme bağlanmış davalı bankanın Adalet Bankalığı ile yapmış olduğu protokole göre nemalandırmanın kamu bankalarının en yüksek uyguladığı faiz miktarından olması gerektiğini ancak davalı banka tabela faiz adı altında mevduatlara fiilen uyguladığı faiz oranlarının pek altında bir oranı ilgili depo tutarına uygulayarak davacının depo etmiş olduğu ve lehtarı olduğu meblağın enflasyon karşısında satın alma gücünü yitirmesine yol açmış ve davacıyı açıkça mağdur etmiş, belgedeki oranların çok altında bir faiz tahakkuk ettirdiğini, böylelikle mahkemenin kararına aykırı bir şekilde faiz uygulaması neticesinde davalının zarara uğradığını, davalının lehtarı olduğu hesabın açılması talimatını veren ilgili İstanbul Anadolu 22. AHM'nin de davalı banka ile herhangi bir sözleşmesi bulunmadığını, zira, mahkeme açıkça 32 günlük kırık faiz oranı uygulanacak bir hesap açılması talimatını ilgili davalı bankaya vermiş, davalı bankaca, hiç bir şekilde fiili olarak uyguladığımız mevduat faiz oranlarının çok altında bir faiz oranını " tabela faizi" adı altında uygulamaktayız, şeklinde bir bilgilendirme yapmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
: Dava, mahkeme emrine aykırı olarak daha eksik faiz ödendiği iddiasıyla kalan faiz alacağının tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının aktif husumetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı ...’ın tarafı olduğu İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (eski Kadıköy 6. AHM) █████████ E. sayılı dava dosyasında 803.197,50 TL şüfa bedelinin 32 günlük kırık vade olarak hesaba yatırılmasına karar verilmiş ve mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine depo edilen bedelin faizi ile birlikte 964.037,34 TL olarak davacıya ödenmiştir.
Davacı tarafça, davalı banka tarafından depo edilen bedelin faizinin eksik hesaplandığı iddiasıyla kalan faiz tutarının tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Dava bankacılık işleminden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Somut olayda İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (eski Kadıköy 6. AHM) █████████ Esas sayılı dosyasında şufa bedeli olarak belirlenen paranın davalı banka şubesinde davacı adına açılacak vadeli hesaba yatırılması için müzekkere yazılmıştır.
İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin (eski Kadıköy 6. AHM) █████████ Esas sayılı dosyasında davacının yatırdığı şüfa bedeli mahkeme kararı ile davalı bankaya emanet edilmiştir. Bankaya depo edilen paranın mülkiyeti davacıya ait olup, varsa bu paranın getirisi de davacıya aittir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK) sistematiğinde borcun kaynakları sözleşme, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmedir. Buna göre borç sözleşmeden doğabileceği gibi akit dışı sorumluluk hallerinden de kaynaklanabilir. Eldeki davada davacı ile davalı banka arasında doğrudan bir sözleşme bulunmasa da, depo edilen paranın ve mahkeme kararına göre işlemiş faizinin davacıya iadesi gerekir. Kaldı ki bankaya depo edilen tutar, bu tutara uygulanan bir miktar faizi ile birlikte davacıya iade edilmiştir. Söz konusu para üzerinde davacının hak sahibi olduğu açık olduğundan, davacının eldeki davada aktif husumeti bulunmaktadır(Yargıtay 11 HD'nin █████/2019 Tarih ve █████████ E. - █████████ K. sayılı kararı, Yargıtay 11 HD'nin █████/2025 Tarih ve █████████ E. - █████████ K. sayılı kararı; Yargıtay 11 HD'nin █████/2025 Tarih ve █████████ E. - █████████ K. sayılı kararı).
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!