Anahtar kelimeler: Faktöring Finansman Finansal Kiralama Yazim Menfi Usulden Şirketleri İlamda İstanbul

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ████████ Esas - ███████ KararDAVA
: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasındaki 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ....Şti. aleyhine, davalı TMSF tarafından, tasfiye halinde ... (... A.Ş.) lehine tanzim edilmiş bono nedeniyle İstanbul .... İcra Müdürlüğü...E.(Yeni esas:... E.) sayılı dosyada icra takibi başlatıldığını, müvekkilleri ... ve ... de müteselsil kefil sıfatıyla takibe dâhil edildiğini, bu takipte takibe konu edilen tutarın 198.583,99 TL olduğunu, yine aynı borçtan kaynaklı olarak davalı tarafından dosya borçlularından ....Şti.'ye karşı İstanbul .... İcra Dairesi ... Esassayılı dosyasında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığını, bono nedeniyle başlatılan takip ile rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibin kaynağının aynı olduğunu, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla açıldığını, işbu davaya konu takibin ise rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte kefiller yönünden icrai işlemler yapılamadığından, kefiller de eklenerek bono takibi yapıldığını, müvekkillerinin takibe konu edilen bu alacak yönünden borçlu olmadığı kısmın tespiti için İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ E. sayılı dosyasında menfi tespit davası açtıklarını mahkemede yapılan yargılama sonucunda:"Davalı Banka tarafından takip tarihinde talep edilen borç tutarının 157.936,81 TL olduğu, kalan 40.647,18 TL yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine" karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 19. HD’nin ██████████ E., ██████████ K. sayılı ilamı ile kesinleştiğini, bu karar uyarınca, müvekkillerinin borcunun yalnızca 157.936,81 TL ile sınırlı olduğunu, kalan kısım icra yoluyla tahsil edildiğini, zira müvekkiline ait 3 adet aracın İstanbul .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosya kapsamında 08.02.2016 tarihinde: ... plakalı araç – 37.050 TL, ... plakalı araç – 56.100 TL,... plakalı araç – 54.550 TL TMSF tarafından satışa çıkarılıp ve satılıp tahsil edildiğini, borcun aslı alacak kısmındaki fahiş talebe binaen açılan önceki menfi tespit kararı ile asıl borç miktarının düştüğü dikkate alındığında, aynı alacağı dayalı başlatılan İstanbul .... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasında satıştan elde edilen fiilî tahsilat, borcun ortadan kalktığını/azaldığını gösterdiğini , davalı tarafça bu tahsilatlar İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. (eski esas ...) sayılı dosyaya bildirilmediğinden, borç sanki hiç ödenmemiş gibi göründüğünü, bunun da borçsuzluk ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davaya konu edilen icra takibinde borcun fiilen ödenmiş olmasına ve hatta bir kısmının borç olmadığına dair kesin mahkeme hükmü bulunmasına rağmen, icra işlemlerinin devam ettirilmesi, müvekkil yönünden haksız icra tehdidi oluşturduğunu bu nedenle açılan davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında alacaklı olarak Müflis ... görünmesine rağmen huzurdaki davanın müvekkili kuruma karşı açıldığını, Müflis ... mevcut durumda tasfiye halinde olup tüzel kişiliğinin devam ettiğini, tüzel kişiliği haiz olan bir kuruluş veya şirketin tasfiye aşamasına girmesi o kuruluşun/şirketin tüzel kişiliğini sona erdirmediğini, tasfiye aşamasında olan bir kuruluşun tüzel kişiliği tasfiye işlemleri ile sınırlı olarak devam ettiğini, Müflis ... da mevcut durumda tasfiye aşamasında olduğunu ve tüzel kişiliğinin devam ettiğini, bu nedenle TMSF'nin mevcut davada taraf sıfatı olmadığını, davacının husumetini Müflis ... (İflas İdaresine) karşı yöneltmesi gerekirken TMSF'ye karşı yöneltmesinin hukuka aykırı olduğunu, Müflis ... A.Ş.’nin yönetim ve denetimin işlemlerin müvekkili Kurum bünyesinde yürütüldüğü 03.02.2015 ile 16.11.2017 tarihleri arasında bankanın herhangi bir alacak ve yükümlülüğünün müvekkil kuruma devri veya müvekkili kurum tarafından üstlenilmesi söz konusu olmadığını, dava konusunda belirtilen dönem açısından müvekkili kurumun görev ve yetki alanına çerçevesinde değerlendirilebilecek herhangi bir husus bulunmadığını, ayrıca ve önemle belirtmek gerekir ki davacı taraf, dava şartı olan arabuluculuk başvurusunu Müflis ... AŞ'ye karşı yapıldığını ve banka ile arabuluculuk görüşmesi gerçekleştirildiğini ancak buna rağmen davasını kurumlarına karşı açtığını, arabulucuya bankaya karşı başvuran davacının davasını kurumlarına karşı açmasının hukuki dayanağı olmadığını ve davanın bu durumdan dolayı da usulden reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Huzurdaki davanın ...'na doğrudan yöneltildiği, davacılar vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi ile ''...nın alacakların yönetimine dair yetkili olması sebebiyle Tasfiye Halinde ... A.Ş. Adına davalı sıfatına haiz olduğuna, mahkememizin aksi kanaatte olması halinde ise HMK 124 gereği maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği söz konusu olacağından mütevellit Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin davalı olarak dosyaya kaydedilmesinin talep edildiği, davalı olarak gösterilen ... ile davacılar arasında düzenlenen arabuluculuk anlaşamama tutanağının bulunmadığı görüldü.HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre Mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir. İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7445 sayılı Kanunun 31.ve 43. maddesi gereğince; TTK'nın 5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile; 01.09.2023 tarihinden itibaren açılan ticari dava kapsamındaki menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğu hükmü getirilmiştir.İstanbul BAM 14.Hukuk Dairesinin ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında; "...Bu yasal düzenlemeler gereğince, dava şartı arabuluculuk kapsamında kalan ticarî davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, HMK'nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin 115. maddesi hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır..." şeklinde karar verilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıların icra takibinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitin talep ettikleri, davanın niteliği itibariyle menfi tespit davası olduğu, davanın 7445 sayılı kanunla değişik TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olan davalardan olduğu, davacının dava dilekçesi ekinde arabuluculuk tutanağı sunmadığı, dava açıldıktan sonra arabuluculuğa başvurulsa dahi arabuluculuk dava şartının, yargılama aşamasında tamamlanabilir nitelikte olmadığı gözetilerek HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; TMSF'nin bu davada davalı sıfatına sahip olduğunu, dava konusu alacağın tasfiye halinde bulunan Müflis ... A.Ş.’ye ait olup, bankanın yönetim ve alacaklarının takibi TMSF eliyle yürütüldüğünü, hem arabuluculuk başvurusunda hem de dava dilekçesinde davalı tarafın Tasfiye Halinde ... A.Ş. Adına ... olarak belirtilmesinde hiçbir hatalı durum bulunmadığını, Kanun hükümleri gereği Tasfiye Halinde ... A.Ş. Yönetiminin de bizzat TMSF tarafından görevlendirilen kişilerden oluştuğu dikkate alındığında arabuluculuk görüşmelerine katılımın da dolaylı olarak TMSF tarafından gerçekleştiğini, dolayısıyla uyuşmazlığın yalnızca banka alacağının varlığı değil, alacağın tahsilinin hukuka uygun yürütülüp yürütülmediğine ilişkin olduğunu, bu nedenle TMSF'nin, sıradan bir temsilci değil, uyuşmazlığın fiili muhatabı olduğunu, menfi tespit davalarında husumetin, sadece alacağın sahibi olan tüzel kişiye değil, takibi yürüten ve icrai işlemleri gerçekleştiren kuruma da yöneltilebileceğini, dava şartı yokluğu bulunmadığını, dava şartı arabuluculuk sürecinde Tasfiye Halinde ... A.Ş. Yönetim yetkisinin TMSF'de bulunması ve toplantıya Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin katılması TMSF'nin ayrıca katılmasına sebebiyet vermediğini, Yukarıda arz ve izah ettikleri istinaf sebeplerine halel gelmemek şartıyla bir an için TMSF’nin pasif husumet ehliyeti bulunmadığı kabul edilse bile; dosyada gerçek hasım belirlenmiştir ve davaya katılmak istediğini, bu durumda artık ortada; belirsiz hasım, taraf yokluğu bulunmadığını, yanlış hasma yöneltilmiş dava (maddi hata) bulunmaktadır ki bu durum Tasfiye Halinde ... A.Ş. Tarafından dosyaya vekalet sunulup, beyanda bulunularak arz edildiğini, bu sebeple HMK 124.md gereği taraf değişikliği yapılmasının zorunlu olduğunu, arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini beyanla İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 20.01.2026 tarih ████████ E. – ███████ K. sayılı kararının kaldırılmasına, TMSF’nin davalı sıfatının kabulüne; mahkeme aksi kanaatte ise HMK 124 gereği Tasfiye Halinde ... A.Ş. yönünden taraf değişikliği yapılarak yargılamaya devam edilmesine, davanın esası incelenmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE
:Dava, hukuki niteliği itibarıyla borçlu olmadığının tespiti (menfi tespit) istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince zorunlu arabuluculuğa başvuru olmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur .Dava şartları, 6100 sayılı HMK.nun 115/1 maddesinde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiğilinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan kanunun 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir.05.04.2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 7445 sayılı İcra İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31. maddesi ile 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiş; kanunun geçici 1. maddesinde "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01.09.2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı" belirtilmiştir.Somut olayda eldeki dava, ... A.Ş. lehine tanzim edilmiş bono nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü...Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibi konu edilen borç yönünden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava tarihinin 21.10.2025 olmasına göre dava, zorunlu arabuluculuğa tabidir.Yargılama sırasında ... Anonim Şirketi vekili, müflis şirketin iflas idaresi tarafından tasfiyesinin devam ettiği, davanın taraflarına yöneltilmesi gerektiği yönünde 18.11.2025 tarihli dilekçesi ile beyanda bulunmuş olup, davaya konu icra takibinde alacaklı olan ... A.Ş.’nin, İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ esas sayılı dosyası ile iflasına ve iflasın 16.11.2017 tarihte açılmasına, iflas tasfiyesinin Fon tarafından yerine getirilmesine karar verildiği, alacaklı müflis bankanın tasfiye sürecinin devam ettiği, terkin işleminin yapılmadığı, alacaklının tüzel kişiliğinin devam ettiği anlaşılmaktadır. Eldeki davada davacı tarafça dava öncesinde arabuluculuğa başvurulmuş olup, arabuluculuk süreci davacılar vekili ile Tasfiye Halinde ... A.Ş. İflas idaresi tarafından atanan vekil arasında gerçekleştirildiği açıktır.Davacılar vekili 08.01.2026 tarihli dilekçesi ile ...nın, alacakların yönetimine dair yetkili olması sebebiyle Tasfiye Halinde ... A.Ş. adına davalı sıfatına haiz olduğunu belirtmiş ve aksi halde HMK 124.maddesi gereği Tasfiye Halinde ... A.Ş.'nin davalı olarak dosyaya kaydedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HMK.'nın 124. Maddesinde taraf değişikliği talebi kural olarak karşı tarafın rızasına bağlı olduğu, maddi hatadan kaynaklanan, dürüstlük kuralına aykırı olmayan dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir yanılgıya dayanan taraf değişikliği talebinin ise karşı tarafın rızasına bağlı olmaksızın hakim tarafından kabul edilebileceği düzenlenmiş olup, menfi tespit istemine konu eldeki davada Tasfiye Halinde ... A.Ş. yerine ... A.Ş. adına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun davalı olarak gösterilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olmayan, kabul edilebilir yanılgı olarak değerlendirilmesi gerekir. Arabuluculuk sürecinin de doğru bir şekilde davacılar vekili ile Tasfiye Halinde ... A.Ş. İflas idaresi tarafından atanan vekil arasında gerçekleştirildiği gözetildiğinde HMK. 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği yapılarak, işin esasına girilerek taraf delilleri toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece ... ile davacılar arasında arabuluculuk anlaşamama tutanağı düzenlenmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.KARAR
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-4 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026