Anahtar kelimeler: Tcno Müzakere Tevzi Sakarya Kocaeli Başkan Yazim Katip Ara Derdest

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2026 ve █████/2026 tarihli ara kararlar
NUMARASI
:████████ Esas - (derdest dosya)
DAVACI-
KARŞI DAVALI
:... (T.C.No:...) - ...
VEKİLİ
:Av. ... - ...
DAVALI-
KARŞI DAVACI
:... - ...
VEKİLİ
:Av. ... - ...
DAVA
:Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
:█████/2023
KARAR TARİHİ
:█████/2026
KR. YAZIM TARİHİ
:█████/2026
Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosya dairemize tevzi edilmekle; ön inceleme aşamasında yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Livera Elektrik Müh. A.Ş.'nin her biri 2.000,00-TL değerinde toplam 6.200.000,00-TL'ye tekabül eden, 3100 adet pay ile %40 ortak konumunda olduğunu, davacının şirkette münferiden yetkili olduğunu, ...'un ise davalı şirkette %60 hisse ile münferiden yetkili ortak konumunda olduğunu, ... tarafından davacının imzası taklit edilerek genel kurul kararı alındığını ve ilgili kararın Noter onaylı nüshasının İş Bankasına verilerek davacının ortaklığı bulunmayan ve ...'un sahip olduğu Livera Met. İnş. A.Ş.'ye 30.000.000,00-TL tutarında davacının müteselsil kefil olmasının sağlandığını belirterek Livera Elektrik Müh. A.Ş. Ortaklığının feshine, duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm olarak davacının davalı şirket pay sahipliğinden yine davalı şirketçe paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenmesi suretiyle iktisap edilmesi, mukabilinde çıkarılmasına, mali ve hukuki menfaatlerin korunması amacıyla dava süresince denetim kayyımı atanmasına, şirketin hak ve borçlarının dondurulmasına, davacının rızası haricinde şirkete kredi verilmemesine dair tedbir müzekkeresi yazılmasına, şirketteki mal kaçırma durumları dikkate alınarak şirketin merkezinde bildirilecek şantiyelerde keşif yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde şirket ayrılığını öngören ... tarafından şirketin kasıtlı olarak zarara uğratıldığını, gerek doğrudan nakit, mal, envanterin diğer yetkili olunan şirkete çıkış yapıldığını, örtülü olarak diğer yetkili olunan şirketler üzerinden tescil işlemi yapıldığını, davalının gerek işbu para kaçırmalara, nafaka ödemeleri gibi sair şahsi ödemeler, nakit para çekimine hiçbir izah getiremediğini, aynı gaye ile sahte fatura ve hatır çekleri keşide edildiğini ileri sürmelerine rağmen yalanlanarak "gerçek ticaret" olduğunu gösterir bir varaka ortaya konulamadığını, günü gelen bazı kredilerin ödenemediği için tekrar kredilendirilerek ödeme tarihlerinin uzatıldığını, davalının ortağının bulunmadığı Metal firmasının kurulduğundan, kurulduğu dönemden çok sonra bilgisi olduğunu, davalı şirket olarak devam ettiği metal ticaretini yeni kurduğu ve davalının ortağı olmayan ve aynı isimle kurulmuş Livare Metal şirketine aktardığını, davalı tarafın hiçbir suretle şirkete ihbarda bulunmaksızın huzurdaki davanın açıldığı ve taraflarının kötü niyetli olduğunu iddia ettiğini, ihtiyati tedbirlerin yetersiz olduğunu, ara kararın istinaf edildiğini, gelinen durumda tüm para kaçırmalarına rağmen banka hesaplarına ihtiyati tedbir şerh edilmediğini, yönetimde organsızlık, kilitlenme halini alan nice sakatlıklara rağmen kayyım atanmadığını, şirketin işleyişi bilfiil devam ettiğini, davalının yönetim kurulu üyesi olduğu şirkete gelmeme sebebinin davacının davalının aile üyelerini arayarak üstü kapalı tehdit etmesi, avukat görüşmesinde mermi göstermesi, ofis ve şantiyelerde çalışanların yanında ...'a mermi ayırdım gibi söylemleri olduğunu, hisse devri protokolünün geçersiz olduğunu, aslında davalının şirkette hiçbir payı olmadığı, ortak olmadan önce kazanımlarda hukuken hakkı olmadığının iddia edildiğini, davalının rekabet yasağı ihlalinin mevcut olmadığını, davalının bir takım araçlar ile GPS gibi araçların müvekkili şirket tarafından kendi işleri için kullanıldığına ilişkin haksız ve kötü niyetli iddiada bulunulduğunu, bahsi geçen araçlar ve gereçler davalı şirketin işlerinde kullanılmadığını, davalı kaynaklı toplantı yapılmadığını, bilgi ve belge temininde sorun olduğuna dair beyanların gerçeği yansıtmadığını belirterek tedbir taleplerinin ve karşı davanın reddine, davalı şirkete özel denetçi atılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince █████/2026 tarihli ara karar ile; "... Davalı vekilinin ipotek bedel artışı işlemi için gerekli izin belgesi verilmesi konusunda karar verilmesine yer olmadığına ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince █████/2026 tarihli ara karar ile; "... Davalı-karşı davacı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı-karşı davacı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; HMK'nın 389. maddesi ve ölçülülük ilkesinin (HMK m.391/3) açıkça ihlal edildiğini, yerel mahkeme ile Tapu Müdürlüğü arasındaki kısır döngünün müvekkil şirketin ticari hayatını olumsuz etkilediğini, 25.02.2026 tarihli duruşmada davacının kötüniyetinin zapta geçtiğini, huzurdaki davanın, davacının iddialarına ilişkin (para alacağı) talebine ilişkin devam ettiğinin anlaşıldığını, HMK'nın 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbirin ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceğini, para alacağının teminatı amacıyla dava dışı taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasının usule ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının gerekçesinin kendi içinde çelişkili olduğunu, yaklaşık ispat kuralının, kanunun açık lafzına ve ölçülülük ilkesine aykırı işlem yapılmasının gerekçesi olamayacağını, bir şirket ortağı olan davacının, bu hukuki gerçekliği bilmesine rağmen taşınmazlar üzerine tedbir konulmasını talep etmesinde korunmaya değer bir hukuki yararı bulunmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı-karşı davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada alınan bilirkişi raporları ve Kocaeli Vergi Denetim Kurumu tarafından alınan raporda da aynı şekilde, Livera Elektrik ve Livera Metal arasında yapılan karşılıksız alışverişler, davalı şirket yetkilisi ...'un Livera Elektrik hesaplarını şahsi harcamalarında kullanması (nafaka vb.), arkadaşlarına hatır çekleri yazması, şirketin gayrimenkulleri üzerine ipotekler tesis etmesi vs. durumlar ile davalının Livera Elektrik'te yer alan aktiflerin büyük çoğunluğunu azaltma çabasında olduğu ve şirket üzerindeki yetkisini usulsüz işlemlerle kullandığının ispatlandığını, davalı şirket yetkilisinin şirket aktiflerini böylesine usulsüz kullandığı ortadayken taşınmazların üzerine şirketi borçlandıracak şekilde ipotek miktarını arttırmak istemesinin müvekkilin alacağını tamamıyla karşılıksız bırakmak amacıyla olduğunu, ipoteğin arttırılması talebinin kötü niyetli olduğunu belirterek; davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, TTK'nın 531. maddesi uyarınca davalı Anonim Şirketlerin fesih ve tasfiyesi, uygun görülmez ise pay bedeli karşılığında şirket ortaklığından çıkarılma istemlerine ilişkindir.
Talep; ihtiyati tedbire itirazın reddi kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiş karara karşı davalı/karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın Teminat karşılığı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması başlıklı 395. maddesi; "(1) Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen veya hakkında bu tedbir kararı uygulanan kişi, mahkemece kabul edilecek teminatı gösterirse, mahkeme, duruma göre tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına karar verebilir.
(2) Teminatın tutarı, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına göre; türü ise 87 nci maddeye göre tayin edilir.
(3) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." şeklindedir.
6100 sayılı HMK'nın 396. maddesi; "(1)Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir.
(2)İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." hükmünü haizdir.
Anılan Yasanın 341/1 maddesi hükmüne göre de, ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.
6100 sayılı HMK'nın 395. ve 396. maddelerinde kanun yollarını düzenleyen 6100 Sayılı HMK'nın 391. maddesinin son fıkrasına veya 394. maddesinin beşinci fıkrasına atıf yapılmamış olduğundan, bu hükümler uyarınca teminat karşılığı tedbirin kaldırılması veya durum ve koşulların değişmesi sebebine dayalı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması istemi ile ilgili mahkemece verilecek kararın istinafı olanaklı değildir.
Kanun koyucunun ihtiyati tedbire dair kanun yollarına ilişkin düzenlemeleri bilinçli, özenli, ayrıntılı ve açık bir şekilde yapması, ihtiyati tedbir talebinin reddi ve ihtiyati tedbir talebinin kabulü kararlarına itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânını getirmesi, 6100 Sayılı HMK'nın 395. ve 396. maddelerinde ise bilinçli şekilde aynı kanunun 394-(5) fıkrasına atıf yapmaması karşısında; durum ve koşulların değiştiği iddiası ile ilgili tarafların tedbirin kaldırılması talebi üzerine mahkemenin vermiş olduğu kararlara karşı istinaf yolu kapalıdır (Yargıtay 11. HD. ██████████ E-██████████ K. sayılı 11.11.2013 tarihli, yine aynı dairenin █████████ E-██████████ K. sayılı, 14.05.2018 tarihli, yine 19. HD. ██████████ E - ██████████ K. sayılı 21.10.2013 tarihli, yine 5. HD.'nin ██████████ E - █████████ K sayılı kararları gibi).
Eldeki davada; yukarıda açıklanan hükümler uyarınca, davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan ve davalı şirketin tasfiyesini konu alan davada, davalı şirket üzerine kayıtlı olan Kocaeli, Başiskele, Yeniköy Mah. 778 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmaz ve 41 ..., 41 ..., 41 ..., 41 ..., 41 ..., 41 ..., 41 ..., 41 ..., 41..., 41 ... plakalı araçlar üzerine Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mah. █████/2023 tarih ████████ D.iş sayılı kararı ile ihtiyati tedbir konulduğu mahkemece verilen bu karara davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine de itirazın reddine şeklinde karar verildiği, verilen karara karşı davalı/karşı davacının istinaf itirazı üzerine Dairemizin █████/2024 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamı ile istinaf itirazının reddine karar verildiği, davacı/ karşı davalı vekilinin bu kez itiraz dilekçesi ile davalı şirket üzerine kayıtlı olan Kocaeli, Başiskele, Yeniköy Mah. ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep ettiği, Mahkemece █████/2026 tarihli ara karar ile davalı/karşı davacı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının reddine şeklinde karar verildiği, verilen bu karara karşı davalı/karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmışsa da, gelinen bu aşamada mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararın verildiği tarihten sonra uygulandığı ve mahkemenin █████/2026 tarihli tarihli ara kararına kadar geçen süre içerisinde hüküm ve sonuç doğuran ihtiyati tedbire, davalı/karşı davacı vekilince getirilen itirazın durum ve koşulların değişmesi sebebine dayalı tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması istemi olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince █████/2026 tarihli ara karar ile davalı/karşı davacı vekilinin tedbire karşı karşı yaptığı başvurunun reddi kararına karşı istinaf yolunun kapalı olduğu değerlendirilmiştir.
Bu durumda; davalının değişen koşullar kapsamında ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep etmesi üzerine mahkemenin ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin ara kararına karşı 6100 sayılı HMK'nın 396. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz yolu açık olup bu fıkrada 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığından ve 6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi gereğince ara kararlara karşı istinaf yoluna başvurulması mümkün bulunmadığından istinafı kabil olmayan ara karara yönelik istinaf dilekçesinin usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 341/2 ve 352/1-b maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafın istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-Dosyanın mahkemesine iadesine,
İlişkin, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.█████/2026
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!