Anahtar kelimeler: Tutmak Çıplak Tenkis Kız Bilahare İntifa Satıldığını Muris Babası Sattığını
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., █████████ K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
    Davacı vekili; muris babası ...'ın 21.06.2021 tarihinde vefat ettiğinini, sağlığında maliki bulunduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 384 ada, 15 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazını, önce oğlu ...'ın eşi olan ...'a 04.12.2017 tarihinde intifa hakkını üzerinde tutmak suretiyle çıplak mülkiyetini devredip 16.01.2018 tarihinde ise geri aldığını, bilahare 26.01.2018 tarihinde ise bu kez ...’ın kız kardeşi olan ...'na sattığını, taşınmazın son olarak 06.11.2019 tarihinde davalıya satıldığını, satış işlemlerinin muvazaalı olup tarafını miras hakkından mahrum bırakmak amacıyla yapıldığını, zira müteahhitlik yapan ve mali durumu oldukça iyi olan babasının mal satışına ihtiyacı olmadığı gibi ev hanımı olan gelini ve onun kız kardeşinin taşınmazı satın alabilecek mali güçlerinin bulunmadığını, kaldı ki murisin satış tarihinde 88 yaşında olduğunu ve satışı yapmasına mani bir durum olup-olmadığı hususunda doktor raporu dahi alınmadığını, davalı ile diğer alıcılar arasında akrabalılık ve/veya tanışıklılık bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini beyanla muvazaalı şatışa dayalı olarak davalı adına oluşan tapu kaydının miras payı oranında iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde müteveffanın ölüm tarihinden itibaren tenkisi ve tenkis olan payın tescilini talep etmiştir.
    Davalı vekili; davacı iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, satışın gerçek olup muvazaa iddialarının muhatabının müvekkili olamayacağını, zira satıcı taraf
    ile daha önce herhangi bir tanışıklığı olmayan ve yatırım yapmak amacıyla taşınmaz mal arayışında olan müvekkilinin, davacının murisinin taşınmazda kiracı olarak oturmasına müsaade ettiğini ve vefatına kadar kira ödemesi aldığını, satışa aracı olan emlakçının inşaat işiyle uğraşan satıcının yeni bir iş aldıklarını ve paraya ihtiyacı olduğundan, işlerini devam ettirebilmek için bu evi satmaları gerektiğini söylediklerini, müvekkilinin tapuda ve diğer kurumlardan yaptığı araştırmalarda gayrimenkullün üzerinde herhangi bir şerh ve ipotek, haciz veya buna benzer bir şey olmadığını öğrendiğini, taşınmazda ölene kadar murisnin kaldığını, halen başka bir kiracının bulunduğunu beyanla davanın reddinini savunmuştur.
    Fer'i Müdahil ... vekili; dava konusu taşınmazın, muris ... tarafından müvekkili ...'na ve müvekkili tarafından da son maliki ...'ya bedeli karşılığında satıldığını, satış karşılığında ödenen tutardan davacının da en başından beri haberi olduğunu, müvekkilinin eşinin önceden beri yüklü miktarda aileden kalan malvarlığı ve kira gelirleri mevcut olduğunu, uzun zamandan beri ailesinden başka fertlerle birlikte kurup ortak oldukları şirkette müteahhitlik ve inşaat işleriyle de uğraşmakta olduklarını, dava konusu taşınmazı da bu amaçla adıklarını ve inşaat işi için nakit ihtiyacı nedeniyle davalıya sattıklarını beyanla davalı yanında müdahale taleplerinin kabulüyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının davaya konu taşınmazı muristen veya murisin vekilinden satın almadığı, dava dışı ...'ndan satın aldığı, davalının murisle yahut taşınmazı satın aldığı ... ile tanışıklığı veya akrabalık durumunun bulunmadığı, ekonomik durumunun iyi olduğu, dinlenen tanık beyanlarından davalının taşınmazı satın alımında muvazaa olgusuna dair somut bir beyanın bulunmadığı, özellikle davacı tanığı aynı zamanda davacının oğlunun alınan beyanlarında muris ile davacının arasının kötü olmadığı, aralarında düşmanlığın ve kızgınlığın bulunmadığı bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın davalıya yapılan satış tarihindeki tespit edilen gerçek değeri ile taşınmazın satın alımında tapuda gösterilen satış bedeli ve davalının sunmuş olduğu taşınmaz satış bedelinin satıcı ...'na ödemesine ilişkin banka havale ödemesi kayıtları ve davalının taşınmaz satın alımına ilişkin yargılama aşamasındaki beyanları hep birlikte gözetildiğinde aralarında aşırı bir bedel farkının bulunmadığı, bedel farkının tek başına muvazaa olgusunun kanıtı sayılamayacağı, her ne kadar yapılan satış sonrasında murisin taşınmazda kalmaya devam ettiği görülmüş ise de murisin bu yerde kalmasının kiracılık nedeniyle olduğu, kira paralarının davalının hesabına yatırıldığı buna ilişkin açıklamalı banka havale dekontlarının bulunduğu, dinlenen tanık beyanlarında da bu durumunun ifade edildiği, gerçekleşen bu durumlar çerçevesinde davalının kendisine yapılan satıştan önceki durumlara ilişkin bilgi dahilinde muvazaaya yol açacak şekilde dava konusu taşınmazı devir alma durumu olmadığı, bedel karşılığında yerin satın alındığı ve iyi niyetli olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından davalının kayıt malikleri ile arasında söz konusu durumu bilen bilebilecek kişilerden olduğunun ispat edilemediği, keza davalının hesabına kira bedellerinin ödendiği, murisin vefatı sonrasında da kullanımın bulunmadığı hususları dikkate alınarak davalının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi kapsamında taşınmazı iyi niyetle iktisap eden kişi olduğu bu hâliyle muris muvazaası ve istinaf dilekçesinde iddia edilen ehliyetsizlik iddiasının ise pay oranında açılan davada dinlenme olanağı olmadığı, Mahkemece asıl ve terditli talebin incelenerek gerekçe yazıldığı, yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    -K A R A R-
    Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!