Anahtar kelimeler: İcrai İhmali Alanya Süreç Görüşü İstemlerinin Kötüye Edenlerin Neticesinde Davranışla
5. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
:Ceza Dairesi
SAYISI
: ███████ Esas, █████████ Karar
SUÇ
: Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM
: İlk Derece Mahkemesince icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak sanık hakkında ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile sanık hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3-5. madde ve fıkraları gereği uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
B. İstinaf
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.12.2022 tarihli ve ███████ Esas, █████████ sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 62, 50/1-a ve 52. maddeleri uyarınca 1.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın Temyiz İstemi
Yetkili mahkemeye süresinde başvurulduğuna ve tevzisinin yapıldığına, mahkemelerin dosyayı birbirlerine gönderme aşamalarının uzun sürmesi nedeniyle katılanın kendisini sorumlu tuttuğuna, katılanın kendisi tarafından oyalandığı veya davanın kazanıldığı gibi beyanlarda bulunduğuna dair iddialarının asılsız olduğuna, hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasının hakkaniyete aykırı olup kararın bozulması istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi
Antalya Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın süresi içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebinde bulunmayarak davanın açılmamış sayılmasına sebebiyet verdiğine, şikayet tarihine kadar davayı doğru şekilde Asliye Hukuk Mahkemesine açmadığı gibi davanın akıbetini soran katılana davayı kazandığını, karşı tarafı icraya verdiğini, arabasına haciz koydurttuğunu söyleyerek oyaladığına, sanığın eyleminin TCK'nun 257/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma olarak kabulü ile eksik cezaya hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğuna ve kararın bozulması istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Antalya Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, davacı vekili sıfatıyla takip ettiği Alanya İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına kayden görülen alacak davası sonunda 18.02.2014 tarihli ve ████████ sayılı görevsizlik Kararı verildiği halde süresi içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi isteminde bulunmayarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına ve böylelikle alacak isteminin hüküm altına alınmayarak katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiği, bununla birlikte katılana davayı kazandığını, karşı tarafı icraya verdiğini ve arabasına el koyduğunu söyleyerek katılanı oyaladığı, bu şekilde sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında tayin edilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında adli para cezasına esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52/3 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 232/6. maddelerine muhalefet edilmesi,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-e madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen ve adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması sırasında hak yoksunluğuna ilişkin sürenin "45 gün" yerine hatalı olarak "1 ay 15 gün" şeklinde belirlenmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, bozma kararının içeriği de gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2026 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
"Görevi kötüye kullanma suçu" 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257. maddesinin;
"(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) (Mülga fıkra
: 02.07.2012 -6352 sayılı Kanun 105 md.)." hükmü ile düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeyle, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 228, 2 30... . maddelerinde düzenlenen "görevde keyfi muamele", "görevi kötüye kullanma" ve "görevi ihmal" suçları ayrımından vazgeçilmiş, maddenin birinci fıkrasında "icrai davranışla görevi kötüye kullanma" suçu, ikinci fıkrasında ise "ihmali davranışla görevi kötüye kullanma" suçu düzenlenmiştir.
Doktrinde, suçtan bahsedebilmek için varlığı zorunlu icrai ve ihmali davranışlar "hareket" olarak adlandırılmakta olup, görevi kötüye kullanma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 257. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere suçun oluşumu için gereken hareket maddenin birinci fıkrası için görevinin gereklerine aykırı hareket etmek, ikinci fıkrası için ise görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermek suretiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olmak ya da kişilere haksız bir menfaat sağlamaktır.
TDK Türk Sözlük, kötüye kullanmayı; "yetkisini yasalara aykırı yolda kullanmak" olarak tanımlanmış, hukuk sözlüklerinde ise görevi kötüye kullanma; "bir görevlinin, kendisine verilen görevleri yasaya ve diğer kurallara aykırı olarak hareket etmesi, vazifeyi suistimal" ve "Memurluk görevini kötüye kullanma. Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında görev gereklerine aykırı davranarak kişilerin ve kamunun zarara uğramasına yol açmak, kişilere haksız kazanç sağlamak, yolsuzluk" şeklinde tanımlanmış olup görevi kötüye kullanma, kamu görevlisine kanun ve diğer hukuksal düzenlemelerle verilen görevin, kanunun gösterdiği yöntem ve esaslara aykırı olarak kullanılması anlamına gelmektedir.
257. maddenin birinci fıkrasında tanımlanan görevi kötüye kullanma suçunun oluşumuna sebebiyet veren hareket, ancak aktif-icrai bir hareket olabilir. İhmali hareketler maddenin ikinci fıkrasında değerlendirilmelidir. İcrai hareket ise failin aktif ve etkin bir davranış yapması halinde söz konusudur.
TDK Türkçe Sözlük, ihmali; "Gereken ilgiyi göstermeme, boşlama, savsaklama, savsama, önem vermeme", gecikmeyi ise; "Herhangi bir işi kararlaştırılan zamandan sonra yapmak" olarak tanımlamış, hukuk sözlüklerinde ihmali suçlar; "olumsuz (menfi) bir hareket sonucunda işlenen suçlar; örneğin memurun yapması gereken işlemi yapmaması" olarak tanımlanmıştır.
Türk Ceza Kanununda ve özel ceza kanunlarında tanımlanan suçların büyük bir kısmı yapmayı, aktif olmayı içerir. Hiçbir şey yapmayan kişi doğal olarak bir haksızlık da yapamaz. İhmal, hareketin karşıtıdır. Kanun koyucunun yapılmasını emrettiği şeyi makul bir süre içerisinde yapmamak veya geç yapmaktır. İhmalde hareketsizlik söz konusudur.
Görevi ihmal suçu açısından suçun maddi unsurlarından olan fiil, kamu görevlisinin "görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermesi" olarak ifade edilmiştir. İhmal ve gecikme, işgal eylediği mevki itibariyle yasaca belirli bir kamu ödev veya görevini yapmaya memur olan bir kişinin, yapmaya zorunlu bulunduğu bir işi yapmaması veya belirli ve uygun bir süre içerisinde yapılması zorunlu bulunan bir hizmet veya hareketi geciktirmesi, süresinde yapmamasıdır. Bu suç bakımından ihmal ve gecikme, kamu görevlisinin, kanunun veya sair mevzuatın ya da amirinin hukuka uygun olarak yapmasını zorunlu kıldığı eylemleri bilerek ve isteyerek yapmaması veya geciktirmesi olarak anlaşılmalıdır.
İhmal hareketi bir insanın yapması gereken, yani, kendisinden beklenen şeyi yapmamasıdır. İhmali davranışta aslolan belli bir hareketin yapılmasıdır. Bu durumda kamu görevlisinin sorumluluğu, icrai surette görevi kötüye kullanmadan (TCK m. 257/1) değil, ihmali surette görevi kötüye kullanma (TCK m. 257/2) suçundan söz edilebilir. İhmali hareket, failin yapmama, hareketsiz kalma şeklinde menfi bir davranış içinde olması halinde söz konusudur. İhmal hareketinin de somut bir varlığı olduğunu ve bunun esasının, insanın kendisine hukuk düzeni tarafından yüklenmiş bir yüklem nedeniyle yapması gereken bir hareketi yapmamasından ibaret bulunduğunu söyleyebiliriz.
İki suçu birbirinden ayıran ölçüt, görevi kötüye kullanma suçundan failin etkin (aktif), görevi ihmal suçunda ise etkin pasif bir davranışın söz konusu olmasıdır. Görevi kötüye kullanma suçunun 257. maddenin 1. fıkrasında düzenlenen şekli sadece icrai bir hareketle işlenebilir. İhmali hareketle işlenemez.
Sanık avukatın davacı sıfatıyla takip ettiği Alanya İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında görülen ve █████/20147 tarih, ████████ sayı ile görevsizlik kararı verilen dosyanın █████/2014 tarihinde kesinleştiği halde 6100 sayılı Kanun'un 20. maddesi gereğince iki hafta içinde görevli mahkemeye gönderilmesini sağlamayarak █████/2014 tarihi itibariyle davanın açılmamış sayılmasına böylece şikayetçinin mağduriyetine neden olduğu sabittir. Somut olayda sanığın süresinde dosyanın ilgili mahkemesine gönderilmesini sağlamayarak, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine sebep olduğu halde görevi ihmal suçu oluştuktan sonra davayı kazandığını, karşı tarafı icraya verdiğini söyleyerek müştekiye yalan beyanlarda bulunup oyalaması şeklinde gerçekleşen olay etik ve/veya ahlak kurallarına aykırı, kınanabilir, disiplin yönünden cezalandırılabilir, ihmali davranışı pekiştiren hareketler olup 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinin uygulanmasını gerektiren aktif davranışlar değildir. İhmali davranış davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesiyle oluşmakta olup davanın kazanıldığı ve icraya verildiği şeklinde söylenen yalan ve oyalamalar suç vasfını veya sonucunu değiştirmeyecektir. Bu sebeple sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!