Anahtar kelimeler: Mahalesi Özetlemüvekkili Tavşanlıkütahya Bayilik Satımdan Caddesi Akaryakıt İstasyonlu İstasyonun Yatırımlar

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████ EsasKARAR NO
: ████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
: ████████ Esas- ████████ KararTARİH
: █████/2023DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili ile borçlu arasında 19.09.2012 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, ilgili sözleşme kapsamında davalıya ait ... Mahalesi, ... Caddesi, No: ... Tavşanlı/Kütahya adresinde istasyonlu akaryakıt bayilik hakkı verildiğini ve davacı şirket tarafından istasyonun işletilmesi amacı ile ek yatırımlar da yapıldığını, bayilik sözleşme hükümleri gereği davalı tarafından protokol süresince 3.000 m3 akaryakıtın, müvekkili şirketten alınıp satılacağı, taahhüt olunan miktardan eksik alınan her m3 için 50 USD (Elli Amerikan Doları) cezai şartın yine davalı tarafça müvekkili şirkete ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığını, davalı bayinin, göndermiş olduğu Tavşanlı 1. Noterliği'nin 24.08.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkili şirket ile akdedilmiş olan akaryakıt bayilik sözleşmesine 19.09.2017 tarihinden sonra devam edilmeyeceği belirttiğini, lakin davalı borçlunun sözleşme ve protokol kapsamında asgari akaryakıt alım taahhüdünü eksik olarak yerine getirmiş olduğunu, davalı bayinin, sözleşmenin kurulduğu 19.09.2012 tarihinden 13.09.2017 tarihine kadar geçen süre zarfında müvekkili şirketten 2.147 m3 akaryakıt aldığının tespit edildiğini, asgari akaryakıt alım taahhüdünden 853 m3 eksik olacak biçimde akaryakıt alımı gerçekleştirdiğini, davalının işbu edimini, taahhüdünü eksik yerine getirmesi nedeniyle sözleşme ve protokoldeki taahhüdü gereğince müvekkili şirketin 42.638,00-USD cezai şart alacağının doğduğunu, davalının asgari akaryakıt alım taahhüdünden başka, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında aralarındaki ticari ilişki kapsamında bakiye olarak halihazırda 448.00 TL cari hesaptan kaynaklı borcunun bulunmakta olduğunu, bu kapsamda müvekkilince keşide edilen Beyoğlu 48. Noterliği'nin 13 Eylül 2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve Beyoğlu 49. Noterliği, 17 Şubat 2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı tarafa, yasal yetkilisine ve aynı zamanda konu taşınmazın mülkiyet hakkı sahibine hitaben 42.638,00 USD ve 448,00 TL tutarındaki borcun faizi ile birlikte 3 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, ilgili ihtarnamede taleplerinin yerine getirilmemesi halinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yasal takip işlemlerine devam edileceğinin açıkça belirtildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen davalı taraf borcunu ödemediğinden bu kez borçlu aleyhine İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi amacıyla ilamsız icra takibine geçildiğini, borçluya gönderilen ödeme emri tebliğ edilmesine rağmen davalı-borçlunun tarafça takibe, borcun tamamıma, faize, talep edilen faiz oranına ve tüm ferilerine yönelik itirazda bulunduğunu, itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı borçlu tarafından yapılan itirazın geçerli hiçbir gerekçesi mevcut olmayıp yalnızca haksız bir biçimde, kötü niyetli olarak icra takibinin durdurmak maksadıyla itirazda bulunulduğunu, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olarak kabul edilen arabuluculuk alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurulmuş ise de, yapılan arabuluculuk toplantısında anlaşma sağlanamadığını, anlaşmama tutanağının imza altına alındığını beyanla itirazın iptaline, takibin devamına ve borçlunun haksız itirazı nedeniyle alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı tarafın, daha önce aynı iddia ve alacak talebi ile, İstanbul 10.İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, bahse konu icra takibinin, dosyaya yaptıkları itirazı nedeniyle durduğunu, davacı tarafça başlatılan ve durdurulan takibe karşı, yine davacı tarafça daha önce açılmış itirazın iptali davasının da mevcut olduğunu, İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı dosyası üzerinden görülen bu yargılamada davanın usulden reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, tarafların müvekkilinin akaryakıt ve servis istasyonunda teşhir edilecek ve satışı gerçekleşecek petrol ürünlerinin münhasıran davacı şirketten alınmasına ilişkin 19.09.2012 tarihli bir Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi akdettiklerini, işbu sözleşmeyle 5 yıl boyunca davacının petrol ürünlerini satın alıp satan müvekkilinin, Tavşanlı Noterliği'nin 24.08.2017 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin yenilenmeyeceğine dair gerekli bildirimi yaptığını ve sözleşmenin sona erdirildiğini, davacının sözleşme sona erdikten sonra, müvekkilinin sözleşme akdedildiği tarihten bu yana ürün alım taahhüdünü yerine getirmediğinden bahisle sözleşmede yer alan cezai şart hükmüne dayanarak müvekkilinden alacak talebinde bulunduğunu, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmeye dayanarak cezai şartın talep edilemeyeceğini, sözleşme süresince davacının herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin ürün vermeye devam ettiğini, ticari ilişkinin sözleşme süresince sorunsuz olarak sürdürüldüğünü, huzurdaki davanın iyi niyetten uzak şekilde haksız menfaat amacıyla ikame edildiğini, davacının cari hesap alacak talebinin de haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin davacıya karşı cari hesap ilişkisinden doğan herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının kendisinin de ne takip talebinde ne de dava dilekçesinde bu alacağı ispatlayan, buna dayanak bir belge sunmadığını, davaya konu icra takibi ile talep edilen faizin fahiş olduğunu, takipte esas alınan kurun ise hatalı olduğunu, davalı tarafça talep edilen faize ve takipte esas alınan kura da itiraz ettiklerini beyanla davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile davalı arasında █████/2012 tarihli akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli bayilik protokolü düzenlendiği, sözleşmenin 13. maddesinde sözleşme süresinin 5 yıl olduğunun belirtildiği, davalı tarafından davacıya gönderilen Tavşanlı 1. Noterliği'nin █████/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde süresi bitecek olan sözleşmenin, süresinin bitiminden sonra uzatılmayacağının ve yeni bir sözleşme yapılmayacağının belirtildiği, davacı tarafından davalıya gönderilen Beyoğlu 49. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı █████/2020 tarihli ihtarnamesinde davacı şirketin davalıdan olacak alacaklarına teminat olarak Kütahya İli, Tavşanlı İlçesi, ... Mahallesi, ... ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde ipotek bulunduğunun, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının davalıdan 42.638 USD asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart ve 448 TL cari hesap alacağının bulunduğunun, ihtarnamenin tebliğiyle alacakların 3 gün içerisinde ödenmemesi halinde ipotek yönünden takip başlatılacağının belirtildiği, bu ihtarnamenin üzerinde ipotek bulunan taşınmaz maliki Yasin Konur'a da gönderildiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin, 5 yıllık sürenin dolması ve davalı tarafın sürenin uzatılmayacağı ve yeni bir sözleşme yapılmayacağı beyanı ile sona erdiği, dava dilekçesinde davaya konu icra takibinin asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart alacağı ve 448,00 TL cari hesap alacağı bulunması nedeniyle başlatıldığının beyan edildiği, ipoteğin bulunduğu taşınmazın tapu kaydı ile ipoteğe ilişkin resmi senetlerin dosya içerisine alındığı, incelendiğinde Kütahya İli, Tavşanlı İlçesi, ... Mahallesi, ... ada 1 parsel sayılı taşınmazın dava dışı Yasin Konur adına kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerinde davacı ile davalı arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında davacının doğacak alacaklarını teminat altına almak için 1.dereceden █████/2000 tarihli 30.200 TL bedelli ve ikinci dereceden █████/2010 tarihli 170.000 TL bedelli ipotek bulunduğu, ipotek kayıtlarında uygulanacak faiz oranının %25 olarak belirtildiği, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacı tarafından davalı ve taşınmaz malikine karşı toplam ipotek bedelleri, işlemiş faiz ve ihtarname masrafı olmak üzere toplamda 201.770,69 TL üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığı, taşınmaz maliki tarafından başlatılan icra takibine itiraz edilmediği, davalı tarafından süresinde itiraz edildiği ve davacı tarafından davalıya bu davanın açıldığı, taraflar arasında düzenlenen bayilik protokolünün 5.maddesinde davalının sözleşme süresince her sene 600 m3 beyaz akaryakıt ürünü satın alacağının, bu taahhüdüne uymazsa m3 başına 50 USD cezai şart ödeyeceğinin düzenlendiği, davacının cezai şart ve cari hesap alacak talepleri yönünden tarafların ticari defterlerinin incelenip, bilirkişilerden rapor alınmasına karar verildiği, davalının ticari defterleri yönünden talimat mahkemesinden rapor alındığı, daha sonra ilk derece mahkemesinin yargı çevresinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alındığı, raporlar incelendiğinde davalının sözleşme süresince asgari alım taahhüdüne uymadığının, eksik alım gerçekleştirdiğinin belirtildiği, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 5 yıl olduğu, davacı tarafça bu 5 yıllık süre için cezai şart talebinde bulunulmuş ise de, Yargıtay içtihatlarında sözleşme süresince her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesinin, takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmesi veya ihtar çekilmesine bağlı olduğunun, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulunun istenemeyeceğinin belirtildiği, somut olayda da dosya içeriğinden son seneden önceki 4 yıl için takip eden yeni yıla başlamadan önce önceki yılın cezai şartı için davacının herhangi bir çekince, ihtirazı kayıt bildirmeden sözleşme ilişkisine devam ettiği, bu nedenle davacının 4 yılın cezai şartını talep edemeyeceği, son senenin cezai şartını talep edebileceği, bilirkişilerin son senenin cezai şart bedelini 8.787,32 USD ve takip tarihindeki TL karşılığının 53.445,34 TL olarak hesapladıkları, yine cari hesap alacağı yönünden davacının defterlerinde davacının davalıdan toplamda 144.656,58 TL alacaklı olarak göründüğü, bu bedelden 144.208,18 TL'nin kısmi cezai şart bedeli açıklamalı fatura olduğu, 448,40 TL bedelli faturanın otomasyon servis ve haberleşme bedeli açıklamalı fatura olduğu, bu bedelin davacı tarafça önceki aylarda da sözleşme ilişkisi kapsamında davacı tarafından davalıdan tahsil edildiği, bu son faturanın ödenmediği, bu fatura bedelinin davacı tarafından talep edilebileceği, dava dilekçesinde 448,00 TL olarak talep edildiği, davacının cezai şart ve cari hesap alacağı olarak toplamda 53.893,34 TL asıl alacak talep edebileceği, bu miktarın davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliği ve tebliği tarihinden ihtarnamede belirtilen süre geçtikten sonra takip tarihine kadar olan işlemiş faizinin de talep edilebileceği, bu işlemiş faizin mahkemece hesaplandığı, yine davacının Beyoğlu 49. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı █████/2020 tarihli ihtarname icra inkar tazminatına karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; taraflarca akdedilmiş sözleşme gereği davalının taahhütlerini yerine getirmediğinin açık olduğu, her yıl sonunda taahhüdün ihlaline rağmen mal vermeye devam edilmiş olmasının, sözleşmedeki taahhüdün ihlali halinde uygulanacak cezai müeyyideden feragat edildiği anlamına gelmeyeceği, taraflar arasındaki sözleşme ve protokollerde akaryakıt ve otogaz ikmalinin süresinin tek bir dönem olarak ve 5 yıl olarak kabul edildiği, bu kapsamda taraflar arasındaki ilişkinin her yıl yenilenen veya dönemlere bölünmüş olmadığı, her ne olursa olsun sözleşmenin feshi halinde cezai şart hükümlerinin uygulanacağı konusunda tarafların mutabık kaldıkları, sözleşmenin 8 ve 9. maddesi uyarına da müvekkilinin 5 yıllık cezai şart bedelini talep edebileceği, müvekkilinden yıllar bazında davalıyı temerrüde düşürmesinin beklenemeyeceği, keza davalının eksik aldığı miktarı protokol süresince tamamlamasının da mümkün olduğu, Mahkemece 5 yıllık alacağın tamamına hükmedilmesi gerekirken sadece son yıla ilişkin alacağa hükmedilmesinin hatalı olduğu, itirazlarına rağmen bilirkişi heyetinin ara karara uygun seçilmediği, heyet içerisinde akaryakıt uzmanının bulunmadığı, bu sebeple de kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.DAVALI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; hükme esas alınan bilirkişi raporunda █████/2016 ila █████/2017 tarihleri arasında gerçekleştirilen alım miktarlarına göre cezai şart bedelinin hesaplanmasının hatalı olduğu, Yargıtay kararları ile, asgari alım taahhüdü içeren akaryakıt bayilik sözleşmelerinde yer alan ceza koşulunun, alacaklı tarafından sözleşme sona erdikten sonra talep edilemeyeceğinin kabul edildiği, bu sebeple Mahkemece, son yıla ilişkin cezai şart tutarına hükmedilmesinin hatalı olduğu, ayrıca asgari alım taahhüdüne uyulamamasının sebebinin davacının ürünleri sözleşmede kabul edilen bedelden daha yüksek fiyatla satmış olması olduğu, davacının kendi kusuru ile müvekkilinin alım taahhüdüne aykırı davranmasına sebep olduğu ve bu nedenle cezai şart talep edemeyeceği ve Mahkemece, davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan akaryakıt istasyonu bayilik sözleşmesi ve bayilik protokolü uyarınca, davalının alım taahhüdüne aykırı davrandığından bahisle oluşan cezai şart alacağı ve bakiye açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.6098 sayılı TBK'nın "Ceza Koşulu" başlıklı 179. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Bu cezai şartın türü, ifaya eklenen ceza olup, talep edilebilmesi için ilk olarak sözleşmede özel olarak düzenlemesi, ikinci olarak ise alacaklının cezai şarttan açıkça feragat etmiş veya ifayı çekince koymadan kayıtsız şartsız kabul etmiş olmaması gerekir. Aksi halde alacaklının cezai şart talep etme hakkından zımnen feragat etmiş olduğu kabul edilir. Ancak sözleşme ile tarafların, cezai şartın talep edilebilmesi için ihtirazı kayda gerek olmadığını kabul etmeleri veya taraflardan birinin cezai şartın talep edebilmesi için ihtirazı kaydı aramayacağını taahhüt etmiş olması halinde, sonraki yılda ihtirazi kayıt konulmaksızın ürün teslimi yapılmış dahi olsa, cezai şartı talep etme hakkı sona ermeyecektir. (Bkz. Yargıtay HGK ███████-560 Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2024 T. kararı)Dosya kapsamından; taraflar arasında █████/2012 tarihli ve 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve aynı tarihli bayilik protokolünün imzalandığı, davalı tarafça davacıya gönderilen █████/2017 tarihli ihbarname ile sözleşme süresinin uzatılmayacağının bildirildiği ve bu şekilde sözleşmenin 5 yıllık süresinin sonunda sona erdiği, davacının █████/2017 tarihli ihtarname ile davalıya eksik ürün alımı nedeniyle 42.638 USD cezai şart alacağı ve 448 TL cari hesap alacağının ödenmesini ihtar ettiği ve dava konusu icra takibini başlattığı, taraflar arasında imzalanan bayilik protokolünün 6. maddesinde; davalının, akaryakıt istasyonunda, her yıl için en az 600 m3 beyaz akaryakıt türü ürünleri satın alacağı ve bu taahhüdünü bayilik sözleşmesinde de aynen tekrar edeceği, yapmış olduğu taahhütleri yerine getirmez ise akaryakıtta m3 başına 50 USD cezai şart ödeyeceğinin kabul edildiği, aynı tarihli bayilik sözleşmesinin "Senelik Satış Taahhüdü" başlıklı 4. maddesinde; bayinin, bu sözleşme çerçevesinde davacı tarafından üretilen ve dağıtılan beyaz ürün cinsi akaryakıt ile madeni yağ ve müstahzarlarını senelik satış taahhüdüne uygun olarak satmayı kabul ve taahhüt ettiği, senelik satış taahhüdünün ihlali halinde sözleşmenin 6, 8 ve 9. maddelerinin uygulanacağının kabul edildiği, sözleşmenin 6. maddesinin malın teslimi, satış fiyatı, tediye şekli ve temerrüt halinde uygulanacak faiz oranını, 9. maddesinin muacceliyet hükümlerini içerdiği, sözleşmenin "Fesih Halleri ve Anlaşmada Değişiklik" başlıklı 8. maddesinde; davacının sözleşmeyi hangi hallerde feshedebileceği ve bu fesih hakkı kullanılsın veya kullanılmasın neleri talep edebileceğinin düzenlendiği, aynı maddede davalının yıllık satış taahhüdünü ihlal etmesinin haklı fesih sebebi olarak sayılmadığı, sözleşmenin ve protokolün herhangi bir hükmünün ihlalinin haklı fesih sebebi olabilmesi için, davacı tarafça yapılacak ihtara rağmen ihlale devam edilmesinin şart olduğu, buna göre sözleşmenin ne 4. maddesinde ne de bu maddenin atıf yaptığı diğer maddelerinde, davalı tarafından yıllık alım taahhüdüne uyulmaması halinde, davacının o yıla ilişkin cezai şart alacağını talep etmeden ve herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeden sözleşmeye ve ürün tedarik etmeye devam etmesinin, cezai şart talep etme hakkından feragat anlamına gelmeyeceğine veya tüm sözleşme süresince doğacak cezai şart alacağının sözleşmenin sonunda talep edilebileceğine dair bir düzenleme olmadığı, davacının iddiasının aksine, alım taahhüdünün beş yıl için bir miktar belirlenmek suretiyle değil, yıllık olarak miktar belirlenmek suretiyle kabul edildiği, dolayısıyla sözleşmede aksine bir düzenleme de olmadığından davacının, TBK'nın yukarıda açıklanan maddesi gereği, her bir yıllık süre sonunda, o yıl için oluşan cezai şart alacağını talep etmeden ve ihtirazi kayıt ileri sürmeden bir sonraki yılda ürün tedarik etmeye devam etmesi ile, önceki yıla ilişkin cezai şart alacağını talep hakkından zımnen feragat ettiği, bu itibarla Mahkemece, sözleşme sona erdiğinden ve artık bir sonraki yıl için ifası talep edilemeyeceğinden, davacının son yıla ilişkin cezai şart bedelini talep edilebileceği ancak ilk dört yıla ilişkin cezai şart bedeli talebinde bulunamayacağına dair kabulünün yerinde olduğu, taraf vekillerinin aksi yöndeki istinaf sebepleri ile denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna karşı davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebeplerinin ise haksız olduğu, her ne kadar davalı taraf, davacının satış fiyatlarını artırması sebebiyle asgari alım taahhüdüne uyamadığını, bu sebeple son yıl için de cezai şart talep edilemeyeceğini iddia etmiş ise de, bu savunmasını cevap dilekçesinde ileri sürmediği gibi, sözleşme süresince de davacıya bu yönde bir itirazda bulunmaksızın ürün almaya devam ettiği, ayrıca asgari alım taahhüdünün belirli bir fiyat üzerinden verilmediği ve bu taahhüde uyulmaması halinde cezai şartın kayıtsız şartsız ödeneceğinin kabul edildiği, bu itibarla davalı vekilinin istinaf sebeplerinin tümü ile haksız olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,20 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 3.741,23 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 935,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.805,93 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.