Anahtar kelimeler: Görüş Suretle Görüşü Vaki İlamıyla Edenlerin Edilebilir Mahkûmiyet Sayisi Yoluna
2. Ceza Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
SUÇ
: Hırsızlık
HÜKÜMLER
: Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Sanıklar ... ve ... hakkında daha önce kurulan hükümlerin, temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 06.03.2024 tarihli ve ███████ 35... /3111 Karar sayılı ilâmıyla incelenerek bozma kararı verilmesi ve bu suretle görüş belirtilmesi nedeniyle, bozma üzerine Mahkemenin 10.10.2024 tarihli kararında sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yapılan vaki itirazların temyiz yasa yoluna tabi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinde "Temyiz ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinde ise "Temyiz eden hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır, temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ... ve müdafiinin temyiz istemlerinin, sanığın atılı suçu işlemediğine, somut delil bulunmadığına, sanığın eylemlerinin hırsızlık suçuna yönelik olmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, zararın tamamen giderildiğine, yeterli indirim yapılmadığına ve lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkin olduğu; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın eylemlerinin hırsızlık suçunu oluşturmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğine, TCK'nın 39. maddesi ve lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin olduğu; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın olay sırasında evin içinde bulunduğuna, eylemin diğer sanık ... tarafından işlendiğine, sanığın katılanların dışarı çıkmasını engellemeye yeterli fiziksel özelliğinin bulunmadığına, somut delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
I. Sanık ... Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü ile Sanık ... Hakkında Hırsızlık Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İlişkin Temyiz İstemleri Yönünden
Dosya içeriğine göre, katılanlara ait araç çalındıktan sonra kolluk görevlilerince yapılan araştırma neticesinde aracın hasarlı olarak terk edilmiş hâlde bulunduğu, aracın hasarlı olarak iade edilmesinde sanıkların herhangi bir rızai iadelerinin söz konusu olmadığı, araçtaki hasara ilişkin zararın ise kovuşturma aşamasında sadece sanık ... tarafından giderildiği ve kısmi iade niteliğinde olduğu, katılanlardan kısmî iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızalarının bulunup bulunmadığı sorulmadan ve sanık ... tarafından gerçekleştirilen kısmî iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinden sadece kısmî iadeyi gerçekleştiren failin yararlanabileceği gözetilmeden, herhangi bir rızai iadede bulunmayan sanık ... hakkında da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/2. maddesinin uygulanması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış; gerekçeli karar başlığında suç adının "hırsızlık" yerine "silahla yağma" olarak yanlış gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Sanık ... hakkında bozma üzerine hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile sanık ... hakkında bozma üzerine hırsızlık suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla mahkûmiyet kararı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı hukuka uygun bulunduğundan, sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
II. Sanık ... Hakkında Hırsızlık Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olup olmadığına dair karar verilirken, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde sayılan nesnel ve öznel koşullar ile aynı Kanun'un 231/8. maddesinin değerlendirilmesinin gerektiği, bozmadan sonra kalan zararın giderilmesi nedeniyle katılanların zararının bulunmadığı ve sanığın adli sicil kaydına göre daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyetinin bulunmadığı anlaşılmış ise de, 5271 sayılı Kanun'un 231/8. maddesinin 2.cümlesindeki, "..Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki hükmü gözetilerek, sanık ...'nın dosya içerisindeki adli sicil kaydı incelendiğinde, daha önce sanık hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2016 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla iftira suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, 3 yıl denetim süresi belirlendiği ve kararın 16.01.2017 tarihinde kesinleştiği, sanığın temyize konu hırsızlık suçunu ise denetim süresi içerisinde işlediğinin belirlenmesi karşısında, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi koşullarının bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen kararın açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuzmazlık; 10.10.2024 tarihinde sanık ... hakkında koşulları bulunmadığı hâlde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın yalnızca sanık tarafından temyiz edilmesi durumunda kazanılmış hakka konu olup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanunun 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkra ile büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanunun 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanunun 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular, hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tabi kılınmıştır.
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak kamu davasının CMK'nın 223. maddesi uyarınca düşmesine karar verilecek, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilecektir.
Ceza Genel Kurulunca 03.02.2010 tarih ve 13-12 sayı ile; "...İtiraz merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, 231. maddenin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılması gerektiği" kabul edilmiş iken 7499 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ile CMK ██████. maddesinde HGB kararlarına karşı istinaf yasa yoluna başvurulabileceği belirtilmiş, Ceza Genel Kurulunun ████████ esas sayılı kararı ile de “İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında kurduğu 09.10.20 13... .11.2019 tarihli hükümleri inceleyerek bozma kararı veren Özel Dairenin, bu bozma kararları sonrasında İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2024 tarihinde sanık hakkında verdiği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının inceleme yetkisinin Yargıtaya ait olduğu” belirtilmiştir .
Ceza Genel Kurulu ███████ esas, ███████ karar sayılı ilâmı ile; CMK'nın 231/5. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmayacağı hüküm altına alınmış ise de sanığın belirli sürelerle denetime tabi tutulmasını öngörmesi, adli sicile işlenmese dahi kendisine mahsus bir sisteme kaydedilmesi, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmesi, yargılama giderleri ve bu kapsamda vekâlet ücretinin sanığa yüklenmesi bakımından hukuki etkilerinin bulunması nedenleriyle bu karar, esasında kesin bir hükmün bir kısım hukuki sonuçlarını doğurduğu belirtildikten sonra devamla itiraz mercisinin CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığına dair yapılacak şekli denetim dışında esas bakımından da (suçun sübutu, nitelendirilmesi vb. konularda) değerlendirme yapması ve açıklanmayan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkları denetlemesi gerektiği kabul edilmelidir denilmiştir.
Kazanılmış hak kavramının yasadaki karşılığı olarak kabul edilen CMK 307/5. madde de her ne kadar hüküm ibaresine yer verilmiş ise de, HGB kararının hukuki sonuç doğurmayacağı yasa da belirtildikten sonra yargı kararları ile sözkonusu kararın sanığın belirli sürelerle denetime tabi tutulmasını öngörmesi, adli sicile işlenmese dahi kendisine mahsus bir sisteme kaydedilmesi, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmesi, yargılama giderleri ve bu kapsamda vekâlet ücretinin sanığa yüklenmesi bakımından hukuki etkilerinin bulunması nedenleriyle bu karar, esasında kesin bir hükmün bir kısım hukuki sonuçlarını doğurduğu belirtildikten sonra iş bu kararın hem şekli hemde esas yönünden incelenmesi gerektiğinin belirtildiği hatta Ceza Genel Kurulu ███████ esas, ███████ karar sayılı ilâmı ile; temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.
Sanık ... hakkında suça sürüklenen çocuk iken 2014 tarihinde işlediği suçtan dolayı verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerinden 3 yıllık süre geçmeden dosyadaki suçu 2017 tarihinde işlediği, YargıtayÖzel Dairesinin bozma kararı sonrası yerel mahkemece CMK 231/8. madde uyarınca "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez" hükmüne rağmen koşulları bulunmadığı hâlde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararın yalnızca sanık tarafından temyiz edilmesi, verilen HGB kararının kesin hükmün bir kısım hukuki sonuçlarını doğurması, kanun yararına bozmaya konu edilebilmesi, bir şahsileştirme müessesi olan HGB kararlarında kazanılmış hak ilkesinin gözetilmesinin gerekmesi, CMK ██████. maddesi uyarınca incelemenin hem şekli hemde esas yönünden yapılacak olması nedeniyle koşulları bulunmadığı hâlde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın sanık yönünden kazanılmış hakka konu olduğu kanaatinde olduğumdan sanık ... hakkındaki ... Ağır Ceza Mahkemesinin 10.10.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı hırsızlık suçundan verilen 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına hükmedilip CMK 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kazanılmış hak ilkesi gereği onanması gerektiği düşüncesindeyim.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!