Anahtar kelimeler: Konusuitirazın Özetidavacı Zımnında Satımdan Yapmaması Büyükçekmece Faturaya Cari Ara Şirketten

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:████████
KARAR NO
:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:27.02.2026 Tarihli ara karar
NUMARASI
:█████████ Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU
:İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı şirketten cari hesap ve faturaya dayalı olarak alacaklı olduğunu, davalının ödeme yapmaması üzerine, alacağın tahsili zımnında Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının, icra emrini tebliğ almasının ardından hiçbir ihtirazı kayıtta bulunmaksızın icra dairesine 07.11.2025 tarihinde borç ödemesi açıklaması ile borcu ödediğini ve icra dosyasını infaz ettiğini, ancak, 07.11.2025 tarihinden sonra, 10.11.2025 tarihinde Büyükçekmece 4. İcra Hukuk Mahkemesi ████████ E. sayılı dosyasından usulsüz tebligat şikayetinde bulunduğunu, Büyükçekmece 4. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, devamında ise tebligatın usulsüz olduğuna karar verildiğini, davalı tarafından icra dairesine hiçbir ihtirazı kayıt şerh edilmeksizin yatırılan paranın geri alındığını, Sayın Büyükçekmece 4. İcra Hukuk Mahkemesinden verilen karara karşı müvekkili tarafından istinaf yoluna gidildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, bu sebeple itirazın iptali davasını açmak zorunda kaldıklarını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu kapsamında arabulucuya müracaat edildiğini, anlaşma sağlanamadığını, icra dosyasında icra emrinin davalı borçlu tarafa 27.10.2025 tarihinde tebliğ olduğunu, 27.10.2025 tarihinden itibaren icrayı ilerletici işlemlere devam edildiğini, davalını borcu ödeme hususunda müvekkilinden süre istediğini, borcun verilen süre içerisinde ödenmemesi nedeniyle 04.11.2025 tarihinde icra takibinin kesinleştirilmesinin talep edildiğini, hacizlerin davalı mal varlıklarına gönderilmesine müteakip hiçbir ihtirazi kayıt içermeksizin; “Borç Tahsilatı-...ödemesi” açıklaması ile 226.291,24 TL borcun icra dairesine ödendiğini, davalının borcu ödedikten sonra icra dairesine itiraz etmesinin TMK madde 2’ye aykırılık teşkil ettiğini, davalı tarafın müvekkiline olan borcunu ödemek maksadıyla ... Bankası ... Şubesi ... seri numaralı 2.000.000,00 TL bedelli 20.09.2025 tarihli çekini ve ... Bankası ... Şubesi ... seri numaralı 3.768.000,00 TL bedelli 30.09.2025 tarihli çekini verdiğini, çekler vadesinde ödense de cariden kaynaklı bakiye borcunu ödemediği için 27.06.2025 tarihli cari hesaba dayalı icra takibi başlatıldığını, davalının dayanak icra takibine itiraz dilekçesinde, taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkar etmediğini, yaklaşık ispat şartının yerine geldiğini, dava konusu alacağın rehinle teminat altına alınmadığını, davalının borcu olmasına rağmen itirazları borçtan kurtulmaya çalışma yönündeki iradesini gösterdiğini, bu sebeple icra takip çıkış miktarı olan 155.959,60TL asıl alacak ve 21.461,53 TL faizi olmak üzere toplamda 177.421,13 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Davacı vekili ihtiyati haciz karar verilmesini talep etmiş olup, ihtiyati haczin şartları 2004 sayılı İİK'nun 257 vd.maddelerinde öngörülmüştür. Anılan kanunun 257.maddesi "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" hükmünü amirdir. Aynı kanunun 258/1-2.cümlesi "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur" şeklinde olup; dosyaya sunulan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, mevcut delillere göre davacının alacağının mevcudiyetini ve miktarını yaklaşık olarak ispatlayamadığı, alacağın mevcudiyeti ve miktarının tespitinin ancak tüm delillerin ortaya koyup muhakeme yapılması ile mümkün olabileceği,Davaya konu uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, dosyayı çözümler şekilde ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği, dosyanın dilekçeler aşaması olduğu, sunulan belgelerin bu aşamada yaklaşık ispat koşulunu oluşturmadığı tahkikat aşamasını ve tüm delillerin toplanarak esas hakkında hüküm kurulabilir bir delil durumunu gerektirdiği, mevcut durumda yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı kanaatine varılarak " gerekçesiyle, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, talep eden vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Kütahya ili Simav ilçesinde kereste ticareti ile iştigal ettiğini, davalı şirketten olan dava konusu alacağın cari hesaba ve faturaya dayalı olduğunu, davalının akdi ilişkiyi de müvekkilinin satıp teslim ettiği ürünleri teslim aldığını da kabul ettiğini, davalı tarafın savunmaları ile dosyaya sunduğu görseller arasında çelişki bulunduğunu, davalının cevap dilekçesinde, taraflar arasında rabıta edilmiş kereste alımı konusunda akdi ilişki gerçekleştiğini belirttiğini, görsellerde kereste malzemesinin bulunduğunu, davalının yazılı savunmalarındaki tutarsızlığın yaklaşık ispat şartının yerine getirildiğini gösterdiğini, icra dosyamızda, alacağı tevsik eder belge olarak işlem dökümünün dosyaya sunulduğunu, işlem dökümüne göre farklı tarihlerde toplamda 25 fatura tanzim edildiğini, her ne kadar bir kısım malzemenin ölçülere uymadığını, ayıplı olduğunu savunmuşsa da hangi faturaya ve hangi teslime yönelik ayıp savunması olduğunu belirtmediğini, davalının, savunmalarındaki çelişkinin yaklaşık ispat şartını yerine getirildiğini gösterdiğini, davalının, ihtirazı kayıtsız bir şekilde borcu ödemiş olmasına rağmen, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itirazda bulunduğunu, dosyada değişen delil durumunun dikkate alınmadığını, dava dosyasına celp edilen İstanbul Defterdarlığı Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü kayıtları incelenmeksizin red kararı verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, ticari satıma ilişkin fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine; istinaf başvurusu ise 27.02.2026 tarihli ihtiyati haciz isteminin reddi ara kararına ilişkindir.İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddi ara kararına karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; taraflar arasında alım satım ilişkisi bulunduğunu, davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek icra takibi başlatmış, itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Ayrıca davalının mal kaçırma ihtimali bulunması sebebiyle ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir. Uyuşmazlık, alacaklının ihtiyati haciz talebinin reddine dair mahkeme ara kararının yerinde olup olmadığı, somut olayda ihtiyati haczin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. İİK'nın 257.maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise, iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir.Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda, her ne kadar fatura düzenlendiği beyan edilmiş ise de fatura düzenlenmiş olması tek başına fatura konusu mal veya hizmetin karşı tarafa verildiği ve alacağa hak kazanıldığı sonucunu doğurmayacağından, dosyaya ibraz edilen delillerin ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispat şartını gerçekleştirmiş olduğunun kabulü mümkün görülmediğinden ve yine ara karar tarihi itibariyle davalının mal kaçırmaya yönelik iddialarının da somutlaştırılmadığı anlaşılmakla, ihtiyati haciz talebinin reddi kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.Davacı vekili, BA- BS formları incelenmeksizin ihtiyati haciz talebinin reddedildiğini ileri sürmüş ise de, Mahkemenin ihtiyati haczin reddine ilişkin ara karar tarihinin 27.02.2026 olduğu, UYAP sisteminden yapılan incelemede, İstanbul ve Kütahya Defterdarlıklarından gelen yazıların ise 02.03.2026 tarihinde dosyaya geldiği görülmekle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Kaldı ki değişen delil durumu itibariyle mahkemeden yeniden ihtiyati haciz talep edilmesi mümkündür. Yasada, ihtiyati haciz kararı verilmesi için talebin yargılamayı gerektirmesi şeklinde bir şart öngörülmemiş olduğundan mahkemece, talebin yargılamayı gerektirdiği şeklindeki gerekçesi yerinde olmamış ise de karar sonucu itibariyle doğru olduğundan bu hususu eleştirilmekle yetinilmiş, kaldırma sebebi yapılmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen 27.02.2026 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR;Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 265/son maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 07.05.2026
KANUN YOLU
:HMK'nın 362/1.f ve 265/son maddeleri gereğince karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!