Anahtar kelimeler: Davutpaşa Özetidavacı Konusupay Zeytinburnu Ünvanlı Devrinin Kayyım Atanması Paylı Ortağı

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2026NUMARASI
:████████ Esas ███████ KararDAVANIN KONUSU
:Pay devrinin tespiti, tescili, kayyım atanması.Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ..., mevcut durumda merkezi "... Zeytinburnu/ İSTANBUL" adresinde bulunan ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün..., Davutpaşa Vergi Dairesinin ... sicil numarasında kayıtlı davalı ... Şirketi ünvanlı şirketin %100 paylı tek ortağı olarak göründüğünü, davacının davalı şirketteki payını, Beyoğlu.... Noterliği'nin 12.06.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile daha önce hiç tanımadığı ...'tan, eski eşinin arkadaşı ... aracılığıyla kendisi tarafından yönetilen şirketteki payları devralması karşılığında TC kimlik belgesi alınması ve ikamet işlemlerinin hızlı bir şekilde halledileceği vaadiyle edinmiş olduğunu, müvekkili davacının, şirketi devraldığı esnada şirketin hangi alanda faaliyet gösterdiği, adresi, kamuya ve 3. kişilere olan borçları hakkında en ufak bir bilgi sahibi dahi olmadığını, nitekim devir esnasında ve sonrasında davacıya şirketin ticari defterlerinin dahi teslim edilmediğini, kendisiyle şirketin mali ve ekonomik durumuyla ilgili hiçbir bilgi paylaşılmadığını, müvekkilinin şirketin tek münferit temsilcisi olduğu dönemde dahi hiç bir zaman şirketin fiilen kontrolünü elinde bulundurmadığını; bu dönemde de şirketin tüm mali ve yönetimsel işlerinin aracı ... tarafından yürütüldüğünü, müvekkilinin, şirketi devralmasından itibaren çok kısa bir süre içinde hukuki prosedürü işletmek suretiyle kimlik ve ikamet başvurusunu hızlıca ve kolaylıkla tamamlayabilmesi üzerine, aslında bu işlemler için üzerine bir şirket devralması gerekmediğini ve kendisinin kandırılmış olduğunu anladığını ve payını devretmek istediğini bu işlemlere aracılık eden ve aynı zamanda şirketin yöneticisi olan ...'a derhal ilettiğini, bir yıldan fazla süren oyalama sürecinin sonunda ...'un, bu defa payın arkadaşı davalı ... isimli şahsa devri için aracılık yaptığını ve müvekkilinin, davalı şirketteki 110.000,00-TL sermayeli, 110 adet payını (%100 payının tamamını) Bakırköy ... Noterliğinin 09.11.2021 tarih ve... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile davalı ... isimli şahısa devrettiğini, davacının payını devrettiği ... isimli şahsı bir daha hiç görmediğini ve 01.12.2021 tarihli whatsapp yazışmasının ardından kendisine bir daha hiçbir şekilde hiçbir iletişim yoluyla ulaşamadığını, müvekkili tarafından pay devri işlemine aracılık eden ...'a, şirketin muhasebe işlemlerinden sorumlu olan ...'e ve yine ...'un yanında çalışan Türkan isimli şahsa, davalı ...'in devir sözleşmesinin gereklerini yerine getirmesi (pay devir sözleşmesinin ortaklar genel kurulu onayına sunulması ile tescil ve ilan işlemlerinin yapılması) hususunun defalarca şifahen iletilmiş olmasına karşın davalı ...'e hiçbir şekilde ulaşılamadığını ve davalının bu yönde hiçbir adım atmadığını, ... ile yapılan şifahi görüşmede davalı ... isimli şahsın cezaevinde olduğu bilgisine ulaşıldığını tüm bu nedenlerle; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 595. maddesinde pay devrinin hüküm ifade etmesi pay defterine kayıt şartına bağlanmadığından ve taraflar arasında akdedilen imzaları noter onaylı pay devri sözleşmesi ortaklar genel kurulu kararı mahiyetinde olduğundan Bakırköy ... Noterliğinin 09.11.2021 tarih ve... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile yapılan pay devrinin tespitine, devir işleminin ticaret siciline kayıt ve tesciline, davalı ... hakkında cezaya bağlı mahkumiyet kararı olup olmadığının, davalı bir yıldan fazla hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edildi ise kendisine vasi tayin edilip edilmediğinin sorulmasına, akabinde davalıya vasi tayin edilmişse dava dilekçesinin vasiye tebliğ edilmesine, mevcut durumda davalı şirketin tek ortağının müvekkili olarak gözükmesi sebebiyle davalı şirketi temsil için dava konusu uyuşmazlıkla sınırlı olmak üzere temsil kayyımı atanması talepli dava ikame etmek üzere yetki ve süre verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...TKK'nun 595. maddesi uyarınca limited şirkette esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur. Somut olayda davalı şirketin tek ortaklı şirket olması hasebiyle yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca payını devreden davacı aynı zamanda ortaklar kurulunu da teşkil ettiğinden hisse devri sözleşmesinin ortaklar kurulu tarafından verilen muvafakat niteliğinde olduğunun kabulü gerekmekte olup, bu sebeple somut olayda pay devrinin geçerliliği için ayrıca ortaklar kurulu onayı alınmasına gerek bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. TTK'nun 598/1. maddesinde, esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için şirket müdürleri tarafından sicile başvurulabileceği düzenlendikten sonra, 598/2. maddesinde başvurunun 30 gün içinde yapılmaması halinde ayrılan ortağın, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabileceği, bunun üzerine sicil müdürünün şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre vereceği düzenlenmiştir. Madde hükümlerinden de açıkça açıklanacağı üzere TTK'nın 598/2. maddesi şirket müdürlerinin esas sermaye paylarının geçişinin tesciline ilişkin ticaret siciline başvurmayı ihmal etmesi halinde uygulanacaktır. Somut olayda davalı şirketin hisselerinin davacı tarafından davalı ... adına devredilmiş olduğu, bu devir işlemi bakımından şirketin tek ortaklı olması sebebiyle yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ortaklar kurulu onayı aranmayacağı, hisselerin devredilmesinin davacının, davalı şirketi temsil yetkisini sona erdirdiğini kabul edebilmenin mümkün olmadığı, zira hisse devri yapılmış ise de şirket genel kurulunda yetkili değişikliğine ilişkin olarak alınmış bir kararın bulunmadığı, bu haliyle davacının davalı şirket müdürü olarak TTK.m. 598/1 hükmü uyarınca esas sermaye payı geçişinin tescil edilmesi için ticaret sicil müdürlüğüne bizzat başvurabileceği, somut olayda davacının ticaret sicile yaptığı başvurusunun TTK.m.598/1 hükmü kapsamında değil, 598/2 hükmü kapsamında yapılmış bir başvuru olduğu, madde hükümlerinden de açıkça açıklanacağı üzere TTK'nın 598/2. maddesi şirket müdürlerinin esas sermaye paylarının geçişinin tesciline ilişkin ticaret siciline başvurmayı ihmal etmesi halinde uygulanacağı(Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı) anlaşılmış olup, somut olayda ise davacının TTK.m.598/1 hükmü uyarınca ticaret sicile başvuruda bulunmadan devrin ticaret siciline tesciline ilişkin işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı kanaatine ulaşılmakla... " gerekçesiyle, usulden reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece, dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin davalı şirkete usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilip edilmediği hususunun, tebliğ mazbatası dosya arasına alınmadığından incelenemediğini, yaptıkları PTT barkod sorgulamasında Mahkeme tarafından davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine çıkarılan tebligatın "tanınmıyor" şerhi ile bila tebliğ iade döndüğü bilgisine ulaşılmış ise de tebliğ mazbatası dosya arasına alınmadığından iade sebebine ilişkin ayrıntılı bilgiye erişilemediğini, tebliğ mazbatasının taranarak dosya arasına alınmamış olmasının usule aykırı olduğunu, her ne kadar Mahkemece 30.10.2025 tarihli müzekkere ile ticaret sicil müdürlüğünden davalı şirketin tebliğe yarar adresi sorulmuş ve sicil müdürlüğü tarafından davalı şirketin adresi olarak Mahkemece daha önce tebligat yapılan adresle aynı adres bildirmişse de; anılan adrese yapılan tebligatın PTT barkod sorgu ekranındaki bilgiye dayanılarak "tanınmıyor" şerhi ile iade edildiği göz önüne alındığında; bu adrese usule uygun yeni bir tebligat yapılmaksızın yargılamaya devam edilmesinin de usulsüz olduğunu, Mahkemece, dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin ilk tebliğ edildiği ve tebligatın "tanınmıyor" şerhi ile bila tebliğ iade döndüğü, ayrıca ticaret sicil müdürlüğünce de davalı şirketin tebliğe yarar adresi olduğu bildirilen "... Zeytinburnu/ İSTANBUL" adresine 35. maddeye göre yeniden bir tebligat yapılması, tebliğ mazbatasının dosya arasına alınarak taraf teşkilinin sağlanmasının ardından yargılamaya devam edilmesi gerekirken, dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli duruşma gün ve saatini bildirir davetiye davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan, davalının katılımına olanak tanınmaksızın ve deliller toplanmaksızın yargılama yapılarak karar verilmesinin Anayasanın 36. maddesi ile düzenlenen hak arama özgürlüğünün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ve HMK' nın 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu, Mahkemenin öncelikle TTK m.598/1 hükmünün tüketilmesi gerektiği gerekçesinin yerinde olmadığını, ticaret sicil müdürlüğüne başvuru tarihi itibarıyla pay devrinin üzerinden yaklaşık dört yıl geçmekle kanunda düzenlenen otuz günlük sürenin çoktan aşıldığını, Mahkemenin süreleri dikkate almaksızın karar verdiğini, başvuru evrakında TTK 598/2. maddesine atıf yapılmadığını, talep dilekçesi ekinde pay devri sözleşmesinin onaylı sureti sunularak müvekkilinin sicildeki ortaklık kaydının silinmesinin talep edildiğini, TTK 598/1. maddeye göre pay devrinin tescil edilmesi için başvurunun şirket müdürleri tarafından yapılması gerektiğini, müvekkilinin ticaret sicil müdürlüğüne başvuru tarihi olan 29.09.2025 tarihi itibarıyla devam eden bir şirket müdürü sıfatının bulunmadığını, müvekkilinin 598/1. madde kapsamında ticaret sicil müdürlüğüne başvuruda bulunmasının Ticaret Sicil Yönetmeliği 103/1-a-b-c hükümleri gereğince de mümkün olmadığını, müvekkiline şirketin ticari defterlerinin, belgelerinin teslim edilmediğini, payın devredilmesinin ardından ise devir sözleşmesini şirkete ibraz ederek ticaret sicil müdürlüğünde ve ilgili diğer kurumlarda kayıt ve tescil ettirmeyi sağlayacağını kabul ve beyan eden devralana hiçbir şekilde ulaşılamadığını, ticaret sicil müdürlüğünce mutlaka genel kurul kararı istenildiğini, pay geçişinin işlendiği pay defterinin ilgili sayfasının örneği bulunmadığından bu başvurusunun reddedileceğini, ticaret sicil müdürlüğünün mahkeme kararı olmaksızın geriye etkili olacak şekilde işlem tesis edemeyeceğini, davalı tarafından devir sözleşmesinin ortaklar genel kurul onayına sunulmaması ve ticaret sicil müdürlüğünde gerekli tescil ve ilan işlemlerinin yaptırılmamış olması nedeniyle şirketin tek ortağı olarak gözükmesinden kaynaklı olarak 2024 yılında incelemeye yetkili olanlara defter ve belge ibraz etmeme sebebiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ Sor. sayılı dosyasına kayıtlı olarak soruşturma yürütüldüğünü, müvekkilinin payını 2021 yılında devrettiğini ve 2024 yılında defter ve belge ibraz etme yükümlülüğü altında olmadığını, müvekkilinin Yerel Mahkeme nezdinde ikame ettiği davasındaki amacının, 2024 yılında defter ve belge ibraz etme yükümlülüğünün bulunmadığını ispatı ve 3.kişilere karşı sonuç doğurabilmesi bakımından 2021 yılında payını devretmiş olduğunun ticaret sicil müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanını sağlamaktan ibaret olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Dava, davacının davalı şirketteki tüm hisselerinin dava dışı kişiye devredildiğinin tespiti ile devir işleminin ticaret siciline tescili ve ilanı, davalı şirketin tek ortağı olması sebebiyle davalı şirketi temsil için dava konusu uyuşmazlıkla sınırlı olmak üzere temsil kayyımı atanması talepli dava ikame etmek üzere yetki ve süre verilmesi taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı şirkette tek hissedar iken 110 adet payını (%100 payının tamamını) Bakırköy ... Noterliğinin 09.11.2021 tarih ve... yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile davalı ... isimli şahısa devrettiğini, ancak devirden sonra davalının bu devri Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirmediğini, davalı ...' e ulaşamadığını, halen davacının sicilde pay sahibi göründüğünü, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yaptığı başvurunun ise 02.10.2025 tarihli yazı ile kabul edilmediğini ileri sürerek, ortaklık payının devrinin tespiti ile keyfiyetin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilerek tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; davalı şirketin 09.02.2015 tarihinde ana sözleşmesinin tescilini yaptırdığı, davacının tek hissedar ve yetkili müdür olduğu görülmektedir. Davacının davalı şirketteki 110 adet payını Bakırköy ... Noterliğinin 09.11.2021 tarihli, ... yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile 110.000 TL bedel karşılığında dava dışı ...'e devrettiği anlaşılmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki; TTK'nın 598/1 maddesinde '' Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulur.''; anılan maddenin 2. fıkrasında da ''Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir." düzenlemesi yer almaktadır. Ayrıca, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 36. ve 39. maddelerinde de bu hususlara ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Somut olayda, davalı şirketin tek ortaklı olduğu, davacının şirket müdürü ve tek ortak olduğu, şirketi tek başına temsil ettiği, tek başına genel kurul kararı alabileceği, müdür sıfatı ile TTK'nın 598/1 kapsamında Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilan işlemlerini yapabileceği; davacının 29.09.2025 tarihli dilekçesi ile Ticaret Sicil Müdürlüğüne yapmış olduğu başvurunun isi anılan maddenin 2. fıkrası kapsamında ortak sıfatıyla yapılan bir başvuru olduğu, şirket müdürü sıfatıyma Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvuru hakkının bulunduğu, bu nedenlerle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Öte yandan davacının şirketin tek ortağı ve müdürü olduğu, şirketi tek başına temsil ettiği dikkate alındığında; hukuki yarar bulunmayan bir davada davalı şirkete temsil kayyımı atanması ve taraf teşkili sağlanmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira eldeki davada dava şartı olan hukuki yarar bulunmamakta olup, HMK'nın 115.maddesi uyarınca dava şartları, yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 07.05.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU
:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.