Anahtar kelimeler: Kortlarına Partnerlik Tenis Performans Grup Yazildiği Spor Bireysel Katip Bursa

ESAS NO
: 2026/KARAR NO
: 2026/HAKİM
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
:VEKİLİ
: Av.DAVALI
:VEKİLİ
: Av.DAVA
: Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin █████/2026 tarih ve 2025/... Esas 2026/... Karar sayılı görevsizlik kararı sonucu Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin sahibi ve yetkilisi olduğu ... Spor ... ile davalı şirket arasında 05.03.2025 tarihinde partnerlik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereğince; müvekkili tarafından davalının tenis kortlarına yapılacak olan bireysel, grup ve performans tenis eğitim hizmetleri vermesinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 1.3 maddesine göre; müvekkiline sözleşme bedeli olarak 1 yıllık süre içerisinde aylık ciro bedelinin %50'sinden tenis kortlarına ilişkin tüm giderler düşüldükten sonra kalan bedelin her ay sonu davalı tarafından düzenlenecek fatura karşılığında ödeme yapılması gerektiğini, işbu sözleşmenin ikinci maddesinde bu ödemenin her ayın en geç 5. günü müvekkilinin banka hesabına yatırılması gerektiğinin kararlaştırıldığını, ancak sözleşme imzaladıktan sonra müvekkili tarafından sözleşmede imza altına alınan müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesine rağmen hizmet bedeli olarak düzenlenen kısımın gerçek ciro bedeline göre hesaplanmadığını, eksik ödendiğini ve zamanında ödenmediğini, müvekkili tarafından 17 Temmuz 2025 tarihine kadar işbu partnerlik sözleşmesinin bütün yükümlülüklerinin yerine getirildiğini, ancak müvekkiline ücret ödemesi yapılmaması hasebiyle taraflarınca davalı tarafa ihtar çekildiğini, bu ihtara rağmen müvekkiline ödeme yapılmaması ve sürekli şekilde eksik ödemeler yapılması hasebiyle ... 33. Noterliği'nden çekilen ihtarname ile sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle sona erdirildiğini, müvekkili tarafından noterden ihtarname çekilerek sözleşmenin sona erdirilip alacakları talep edilmiş ise de; huzurdaki dava tarihine kadar müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle müvekkili ile davalı arasında düzenlenen partnerlik sözleşmesi gereğince davalı şirket tarafından müvekkiline eksik ödenen ve son ay hiç ödenmeyen hizmet bedelinin tahsili için işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, işbu dava ile talep edilen alacakların defter incelemesi ve yapılacak olan bilirkişi incelemesi sonucu netlik kazanacağını, dolayısıyla bu hususlar netlik kazanana kadar alacağın belirlenebilir olmadığından 6100 sayılı HMK'nın 107. Maddesi gereğince şimdilik 1.0000 TL sözleşmeden kaynaklanan alacağın temerrüt tarihinden itibaren işletilmesi istenen avans faiziyle birlikte talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davaya konu tazminat ve alacakların miktarına ilişkin kayıtların bir çoğu davalının uhdesinde bulunduğundan ve alacak miktarlarının tespiti hesap raporu gerektirdiğinden huzurdaki dava belirsiz alacak davası olarak ikame edilmiş olup fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının şimdilik saklı olduğunu, izah edilen nedenlerden dolayı; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla işbu alacak belirlenebilir olduğu anda arttırılmak üzere 6100 Sayılı HMK'nın 107. Maddesi gereğince şimdilik 1000,00-TL'nin sözleşmeden doğan alacağın temerrüt tarihinden itibaren işletilmesi istenen avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesine, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... Spor ... ile müvekkili şirket arasında 05.03.2025 tarihinde partnerlik sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereğince; davacı tarafından müvekkilinin tenis kortlarına yapılacak olan bireysel, grup ve performans tenis eğitim hizmetleri vermesinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 1.3 maddesine göre; davacıya sözleşme bedeli olarak 1 yıllık süre içerisinde aylık ciro bedelinin %50'sinden tenis kortlarına ilişkin tüm giderler düşüldükten sonra kalan bedelin her ay sonu davalı tarafından düzenlenecek fatura karşılığında ödeme yapılmasının gerektiğini, işbu sözleşmenin ikinci maddesinde bu ödemenin her ayın en geç 5. günü davacının banka hesabına yatırılmasının kararlaştırıldığını, sözleşme bedelinin tam ve zamanında ödenmediğini, ücret ödemesi yapılmaması sebebi ile 17.07.2025 tarihine kadar davacının sözleşmenin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, dava dilekçesi ekinde bulunan ihtarname ile de sözleşmeyi fesih ettiklerini beyan ederek eksik ödenen ve hiç ödenmeyen temmuz ayı alacağının ödenmesini talep ve dava ettiklerini, davacının talep ve davasının hukuki mesnetten yoksun ve haksız olduğunu, taraflar arasında imzalanan partnerlik sözleşmesi niteliği itibariyle tarafların ticari işletmelerine konu ticari iş niteliğinde olduğunu, taraflardan birinin ticari işletmesine hizmet almak, diğer tarafın ise ticari işletmesi ile hizmet vermek üzere bir anlaşma yaptıklarını, hal böyle olunca tarafların tacir olması ve tarafların ticari işletmelerini ilgilendiren ticari alacak iddialarına ilişkin, ticari iş niteliğindeki konularda görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu kapsamda görev itirazında bulunduklarını, davacı yanca talep edilen faizin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının da mümkün olmayıp, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının talep ve iddialarının asılsız olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 05.03.2025 başlangıç tarihli olup, 1 yıllık olduğunu, ilgili sözleşmenin 7. maddesinde yer alan hükme göre hizmet veren davacının sözleşmeyi feshetmesinin belli şartlara bağlandığını, buna göre hizmet alanın sözleşmeye aykırı davranışı olması halinde hizmet verenin önce halin icabına göre uygun bir süre tanıyarak mezkur durumun düzeltilmesini ve ihlale son verilmesini yazılı olarak talep etmesi gerektiğini, ilgili yazılı ihtar ve mezkur süre sonunda hizmet alanın ihlali sürdürmesi halinde davacının sözleşmeyi fesih hakkı bulunduğunu, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davacının iddialarının gerçek olduğu düşünülse dahi davacı yanca ilgili sözleşmenin 7. Maddesinin 9 paragrafında yer alan sözleşmenin fesih edilme şart ve usulüne uyulmadığını, hal böyle olunca davacı tarafından usulüne uygun olarak bir fesih yapılmadığını, sözleşmede fesih hususunun özel şartlara bağlı olarak düzenlenmiş olduğundan bu usule uymadan yapılan fesih hüküm ve sonuç doğurmayacağını, ayrıca davacı tarafından dava dilekçesinde de ikrar edildiği üzere 17.07.2025 tarihi itibariyle hizmet vermeye son verildiğini, ancak davacı tarafından bahsi geçen ihtarnamenin 01.09.2025 tarihinde yaklaşık 1.5 ay sonra keşide edildiğini, görüldüğü üzere davacı tarafından sözleşme fesih edilmeden hizmet verme yükümlülüğünün sözleşmeye aykırı olarak sona erdirildiğini, ilgili ihtarnamenin hizmetin sona erdiği 17.07.2025 tarihinde dahi keşide edilseydi haklı ve usulüne uygun bir feshin yarlığından söz edilemeyeceğini, nitekim yine önce makul bir süre ve ihlalin sona erdirilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi halde sözleşmenin fesih edilmesinin gerektiğini, üyelerine ve öğrencilerine hizmet verme yükümlülüğü ve taahhüdü bulunan müvekkilinin davacı tarafından sözleşmeye aykırı şekilde hizmet verilmesinin sona erdirilmesi ile zor durumda kaldığını ve ticari anlamda zarara uğradığını, bu kapsamda her ne kadar karşı dava açma düşünceleri olduysa da işbu davanın görevsiz mahkemede açılması sebebi ile taraflarınca karşı dava ikame edilmediğini, bunlara ek olarak davacı tarafından sözleşme usulüne uygun olarak fesih edilmeyip, yani sözleşme gereği ihlal halinde izlenmesi gereken yol olan yazılı ihtar ile ihlalin sona erdirilmesi talebi ve mezkur süre verilmesi hususu gerçekleştirilmeden birden hizmetin sona erdirilmiş olması sebebi ile ilgili hizmet vermenin durdurulması eyleminin haklı fesih olarak değerlendirilemeyeceğinden ilgili sözleşmenin 7. maddesinin 12. ve 13. paragraflarına göre cezai şart talep ve dava haklarını da saklı tuttuklarını, keza sözleşmenin ruhunun taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ayakta tutmaya dayalı olup, sözleşmeye aykırılık halinde taraflara sözleşmeyi fesih etmeden önce mezkur bir süre verme ve ihlali sona erdirme için yazılı ihtarda bulunma şartının getirildiğini, hatta sözleşme feshinin yazılı olarak bile yapılmadığını, davacı tarafından bir anda hizmet verme yükümlülüğünün sözleşmeye aykırı olarak sona erdirildiğini ve 1.5 ay sonra alacak talepli fesih beyanlı ihtarname keşide edildiğini, sözleşmenin konusunun üye ve öğrencilere verilen hizmet olduğundan tarafların sorumluluk bilinci ile hareket ederek üye ve öğrencileri mağdur etmeden hizmetin kesintiye uğramasının önüne geçilmesinin sözleşmenin ruhunu da etkilediğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle böyle bir durum olsaydı dahi davacı yanca sözleşmenin eylemsel olarak hiçbir ihtar ve ihbarda bulunulmadan, mezkur bir süre tanınmadan fesih edilemeyeceğini, dolayısı ile davacı yanda yapıldığı iddia edilen fesihin aslında fesih değil sözleşmeye aykırı olarak hizmetin sona erdirilmesi kapsamında olduğunu, hal böyle olunca da müvekkilinin sözleşme gereği cezai şart talep ve zararının tazminini talep etme haklarının saklı olduğunu, müvekkili tarafından davacıya sözleşme gereği ödenmesi gereken tüm ödemelerin yapılmış olup, davacının müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, ilgili sözleşmede açıkça belirtildiği üzere müvekkili tarafından yapılacak ödemelerin davacı tarafından düzenlenen faturaların müvekkiline iletilmesi akabinde gerçekleştirileceğini, hal böyle olunca ödemenin yapılması için öncelikli olarak davacı tarafından fatura düzenlenmesi ve müvekkiline iletilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte geciken ödeme var ise işbu gecikmenin sebebinin müvekkili değil davacının fatura düzenleme ve gönderme eylemini zamanında yapmamasından kaynaklandığını, hiç kimse kendi kusuru sebebi ile sebep olduğu bir durumdan dolayı menfaat elde edemeyeceği gibi diğer tarafa da bu sebeple kusur izafe edemeyeceğini, bu konu hakkında ve dava dilekçesinde iddia dilen diğer hususlar hakkında davacı yanca hizmetin haksız, sözleşmeye aykırı ve bildirimsiz olarak sona erdirildiği 17.07.2025 tarihine kadar müvekkiline hiçbir ihtarda bulunulmadığını, davacı tarafından hizmetin sona erdirildiği 17.07.2025 tarihine kadar kendisine ödenmesi gereken tüm ödemelerin yapıldığını, davacı yanca haksız ve mesnetsiz bir şekilde hizmet vermediği ve hiçbir eğitim ve dersine katılmadığı öğrencilerinden elde edilen gelirlerin de talep edildiğini, keza bilindiği üzere müvekkilinin faaliyet alanında aylık, haftalık, yıllık vb. dönemlerde paket derslerin satıldığını, hal böyle olunca müşterilerin aylık, 3 aylık, 6 aylık, yıllık vb. üyelik periyodlarına ilişkin peşin olarak ödemeler yapmakta ve ders ve üyelik süreleri bitene kadar da müvekkilinden hizmet aldığını, davacının talep ettiği alacaklarda da durumun bu şekilde olduğunu, müvekkili tarafından ödemesi alınmış ve ders süreleri ve günleri henüz bitmemiş yani eğitimleri halen devam eden ve davacı tarafından girilmeyen derslerin ücretlerinin de davacı tarafından talep edildiğini, davacının hizmet vermeyi haksız ve usule aykırı olarak sona erdirdiği gibi girmediği derslere ilişkin de alacak talebinde bulunduğunu, bu hususun hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, müşteriler tarafından ödemelerin peşin olarak yapıldığını, akabinde aldıkları ders ve eğitim sayıları bitene kadar hizmet verildiğini, ders ve eğitim satın alıp halen bu dersleri bitmeyen ve müvekkilinden ders alacağı olanlarla müşteri bulunduğunu, davacının işbu ödemesi alınan ders ve eğitimlere katılmadığını ve hizmet vermediğini, dolayısı ile ilgili ödemelerden dolayı hak ve alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, esas olan ciroya dahil edilen ve davacı tarafından bu ödemelere karşı verilen hizmetin karşılığında davcıya ödeme yapılması olduğunu, örneğin 17.07.2025 tarihinde hizmet vermeyi bırakan davacının 15.07.2025 tarihinde kayıt olup 8 ders alacağı bulunan ve hiçbir dersine girmediği bir öğrenciden tahsil edilen ödemeden alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, aynı şekilde 4. ayda kayıt olup ödemesini yapan ve halen ders alacağı bulunan bir öğrenciden tahsil edilen ücretten de herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunulamayacağını, davacı tarafından hizmet vermediği, derslerini tamamlamadığı müşterilerden tahsil edilen ücretlerin talep edildiğini, bu konuda müvekkilinin ticari kayıt ve sözleşmelerinin yerinde incelenmesini talep ettiklerini, ayrıca davacı tarafından müvekkilinin 2023, 2025, 2025 ticari defter ve kayıtlarının celbinin talep edildiğini, davacının sözleşme başlangıç tarihinin 2025'in 3. ayı olup yaklaşık 4 aylık bir süre içerisinde davacı tarafından hizmet verildiğini, bu kapsamda müvekkilinin 2023,2024 yıllarına ilişkin ticari kayıtlarının celp edilmesinin dosyaya herhangi bir katkı sağlamayacağı gibi müvekkilinin ticari sırlarının haksız ve sebepsiz olarak ifşa edilmesine sebep olacağını, sözleşme dönemine denk gelen tarafların ticari kayıtların defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini, davacının hizmet vermeyi durdurmasının akabinde müvekkilinin bazı müşterilerden davacının kendi nam ve hesabına ödemeler aldığını öğrendiğini, bu konuda talep ve dava haklarının saklı olduğunu, ayrıca sözleşme ekinde yer alan demirbaş listesinde belirtilen tüm eşyaların davacıya teslim edildiğini, ancak davacı tarafından 17.07.2025 tarihinde hizmet verme yükümlülüğünün sona erdirilmiş olmasına rağmen işbu demirbaş listesinde yer alan eşyaların müvekkiline teslim edilmediğini, ilgili sözleşmenin 1.4. maddesine göre davacı tarafından kendisine teslim edilen demirbaşların tam ve sağlam olarak teslim edilmemesi halinde demirbaş bedellerinin davacının hak edişinden mahsup edileceğinin belirtildiğini, hal böyle olunca bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken tutanakla teslim aldığı demirbaşları teslim etmeyen davacının hak edişinden demirbaş bedellerinin de mahsup edilmesini talep ettiklerini, arz ve izah edilen sebeplerle davacının haksız davasının öncelikle usulden aksi halde esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:6102 Sayılı TTK'nun madde 5/A- (1) gereğince; bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.6325 Sayılı Kanunun Dava şartı Arabuluculuk başıklı madde 18/A-1-2 gereği; "...Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükümleri uyarınca, Taraflar arasındaki Partnerlik Sözleşmesi kapsamında tenis eğitim hizmetine yönelik alacak talepli iş bu davanın mahiyeti ve yasa maddesi ile getirilen tarafların arabuluculuk yolu ile üzerinde müzakere edip anlaşmaları mümkün bulunan bir miktar alacağa ilişkin olması nedeni ile iş bu dava hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak öngörülmüş olup; davacı yanca dava tarihi itibariyle arabuluculuk yoluna başvurulmaksızın iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18 (A) 1-2 maddesi gereği davanın dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,2-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT göre belirlenen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE,Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. █████/2026Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır