Anahtar kelimeler: İkitelli Davamenfi Çekten Çeklerdeki Küçükçekmece Şubesine Keşidecisi İmzaların Kambiyo Seri

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
:Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
: Davacı vekili; Keşidecisi müvekkili davacı olan ... Bankası İkitelli Şubesine ait 14.02.2025 düzenlenme tarihli 450.000-TL bedelli ... seri nolu çekten ve yine ... Bankası İkitelli Şubesine ait 28.02.2025 düzenlenme tarihli 430.000-TL bedelli ... seri nolu çekten dolayı davalı tarafından Küçükçekmece İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla icra takibi başlatıldığını, davaya konu çeklerdeki imzaların müvekkile ait olmadığını, davalı banka, davaya konu çeki teminat olarak aldığına göre yetkili hamil olmadığını, yetkili hamil sıfatı olmayan davalının çeki takip hakkı bulunmadığını, davalının haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle % 20'den aşağı olmamak kaydıyla tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili; Davacının imza itirazının asılsız olduğunu, imzanın çıplak gözle bile davacı şirket yetkilisinin el ürünü olduğunun belli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; Davaya konu çeklerde yaptırılan imza incelemesi neticesi grafolog bilirkişi raporunda; toplam 2(iki) adet çek” aslının ön yüzünde “... Ticaret Ltd Şti”'ne atfen atılı keşide imzaları ile atfedilen şirket yetkilisi ...'e ait mevcut mukayese imzaların karşılaştırmalarında aralarında; gerek genel görünümleri gerekse işlel derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından da uygunluk ve benzerlikler saptandığından inceleme konusu keşide imzalarının ...'in eli ürünü olduğu..." demek suretiyle imzanın davacının eli ürünün olduğunun tespit edildiği imzaya itiraz iddiasını ispatlayamadığı, davacı her ne kadar dava konusu çeklerin kendisinden sonraki ciranta tarafından davalı bankaya teminat olarak verildiğini ileri sürmüş ise de çekin üzerinde teminat yazmadığı müddetçe şeklen geçerli olan çekler yönünden bu iddiasını da ispatlayamadığı kaldı ki dava dışı üçüncü şahıs ciranta adına teminat iddiasını ileri süremeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili; davalı banka, davaya konu çeki teminat olarak aldığına göre yetkili hamil sıfatına sahip olmadığını, yetkil hamil sıfatı olmayan davalının çeki takip hakkı da bulunmadığı ancak mahkeme çekin üzerinde teminat ibaresi yazılmadığından bahisle bu iddiayı reddetmişse de; taraf kayıtları incelenmiş olsaydı bu husus ortaya çıkacağını, davaya konu çek önceki cirantanın bankaya olan borcunun teminatı olarak alındığından; davalının önceki hamilden teminata dayanak asıl alacağını tahsil edip etmediği araştırılmaksızın karar verildiğini, bankanın müşterisi olan önceki cirantadan kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağını tahsil etmiş olması halinde bu alacağın teminatı olarak alınan davaya konu çekten kaynaklı alacağın sönümleneceğini, müşteki banka ile bankanın müşterisi üçüncü kişi konumunda olduğundan ve müvekkil taraflar arasındaki bu ilişkiye yabancı olduğundan bankanın bu müşterisinden alacağını tahsil edip etmediğini bilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu çek bankaya dava dışı ... Ltd Şti tarafından ibraz edilmiş olup bu kapsamda davalının çeki takibe koyma yetkisi bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
: Dava; iki adet çeke dayalı başlatılan takipte imza inkarı ve davalı bankanın yetkili hamil olmadığı iddiası ile açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili yeterli imza toplanmadan imza incelemesi yapıldığını ileri sürmüş ise de çek keşide tarihlerinden önceki ve sonraki tarihleri taşıyan yeterli sayıda mukayese imza ile inceleme yapıldığından bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde değildir.
Davalı banka tarafından Hubmond Teks..Ltd Şti'nce ciro edilerek teslim alınmış olunan keşidecisinin davacı Şirketi olan, iki adet çekin süresinde ibraz edildiğinde karşılıksız çıktığı,banka tarafından çekleri düzenleyen ve cirantalara karşı Küçükçekmece İcra Dairesinin ... esas sayılı icra dosyası ile yasal takipte başlatıldığı anlaşılmaktadır. Davaya konu çeklerin, üzerinde cirosu bulunan ve çekleri elinde bulunduran ... ve Ltd Şti tarafından bankaya temlik cirosu ile ciro edildiği, bankanın ... ve Limited Şirketi’ne kullandırdığı krediden dolayı alacaklı konumda olup dava konusu çeklerin tahsilinde bedeli kredi borcuna mahsup edilmek üzere iyiniyetli meşru hamil olan müvekkil banka’ya temlik cirosu yolu ile verildiğini savunmuştur. Kredi borcundan mahsup edilmek üzere verilmiş çekler olduğu şeklindeki beyan çeklerin kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiği anlamına gelmemektedir.
" Çekte rehin cirosu geçersiz olduğundan bir çeki rehin cirosuyla devralan kişinin yetkili hamil olmadığı hususu düzenleyen tarafından mutlak def'i kapsamında ileri sürülebilecek bir konudur. Ancak teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda devreden (inanan) ile devralan (inanılan) arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususu, inanç anlaşmasının taraflarını ilgilendirdiğinden düzenleyen tarafından hamile karşı ileri sürülemez. Başka bir deyişle teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına konu teminat hususuna dayanamaz. Zira teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda inanç anlaşması sadece devreden ve devralanın dayanabileceği bir kişisel def'idir ve hatta senet borçlusu devreden ile olan kişisel def'ilerini devralana karşı ileri süremez. Gerçekten de çekler için de uygulanacak olan 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesi; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmünü haizdir. Buna göre düzenleyen, lehtar tarafından teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredilen çeke ilişkin olarak lehtar ile olan kişisel def'ilerini iyiniyetli hamile karşı ileri süremeyeceği gibi cironun tarafları arasındaki inanç sözleşmesine konu teminat hususuna da menfi tespit davasında dayanamayacaktır. (Yargıtay HGK nın ███████-589 Esas No ,Karar No: ████████ karar sayılı ilamı )
Davaya konu çeklerin temlik cirosu ile davalı bankaya devir edildiği, çek üzerinde teminat kaydı bulunmadığı, kredi borçlusunun kredi borcunu ödemediği, senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına dayanamasa da görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli (örtülü) rehin cirosu olduğunu iddia etmesi halinde ispat yükü bu hususu iddia eden tarafa ait olup, Hubmond şirketinin kredi borcu nedeniyle dava konusu çekin davalıya ciro edildiği, bankanın çekleri kredi borcuna teminat olarak alınmasının tek başına rehin cirosuna meydan vermeyeceği gözetildiğinde davalı bankanın meşru hamil olduğu, davacının (düzenleyenin) cironun tarafları arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususunu da eldeki davada ileri sürmesine imkân bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; her iki çekin temlik cirosuyla davalı bankaya devredilip ödenmemesi nedeniyle icra takibine konu edildiği, davalı bankanın yetkili hamil olduğu; senedin teminat olarak alındığı ileri sürse de bu iddia ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!