Anahtar kelimeler: Tıkama Kauçuktan Lastikten Giydirme Hortumlar Yalıtım Dolgu Cephe Borular Plastikten

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ███████ E. - ███████ K.DAVANIN KONUSU
: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Önlenmesi, Durdurulması ile Maddi ve Manevi TazminatİSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:DAVA DİLEKÇESİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1979 yılında kurulmuş olup, yalıtım, dolgu, ve tıkama malzemeleri, lastikten plastikten ve kauçuktan borular, hortumlar ve sair ilgili ürünler, giydirme cephe ve kapı pencere sistemleri ve benzeri alanlarda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin söz konusu eylemlerini sürdürdüğü markasından olan "..." ibareli markaların TPMK nezdinde birçok marka tescili ile müvekkili adına kayıtlı olduğunu, ancak hal böyle iken davalı tarafın müvekkilinin tescilli markasını sosyal medya hesaplarında marka hakkına tecavüz edecek şekilde müvekkili markasının aynısı olan "..." ve "..." ibareleri ile kullanımı gerçekleştirdiğini, bu hususların Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ███████ d.iş sayılı dosyasında yapılan delil tespiti sonucu alınan bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, davalının bahsedilen eylemlerinin müvekkilinin makadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkilinin markadan doğan haklarına gerçekleştirilen tecavüzün önlenmesini, durdurulmasını, şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın reeskont avans faizi ile birlikte tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekilinin █████/2024 tarihli duruşmada, maddi tazminat yönünden artırım yapmayacaklarını, ilk dilekçedeki talepleri gibi karar verilmesini beyan ettiği görülmüştür.CEVAP DİLEKÇESİ
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkilinin "..." ve "..." markaları ile faaliyette oldukları sınıfta tescilli oldukları gibi bu markaların kullanımı dolayısıyla davacı tarafın maddi ve manevi tazminat davası açmasında hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının "..." yazı unsurlu markası inşaat emtia ve hizmetleri alanında ayırt edici niteliği olmayan, tanımlayıcı işaret niteliğinde terimsel anlam içerdiğini, bu anlamda müvekkili markalarının davacı markasıyla görsel, anlamsal ve işitsel farklılıkları bulunduğunu, müvekkilinin kendi sektöründe özgün ve gerçek markalar ürettiğini ve bu kullanımını marka sınıfına uygun olarak kullandığını, müvekkilinin kullanımı markasal sınıflandırmaya ve iştigal etmekte olduğu ticari alana uygun olduğunu, müvekkilinin faaliyetlerini tescilli markaları ile gerçekleştirirken, koruma süresi devam eden markalarda koruma süresi içerisindeki kullanımlarının davacı markalarının tescilinden doğan haklarını ihlal ettiği iddiası gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İlk derece mahkemesi ███████ E. ███████ K. sayılı, █████/2024 tarihli kararı ile; "Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, bilirkişi rapor ve ek raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacının TPMK nezdinde tanınmış marka olarak kayıtlı, muhtelif tescillere de konu olan, pvc ve alüminyum sektöründe yüksek bilinirliğe sahip olduğu görülen "..." ibareli markasının/markalarının, davalı tarafından, aynı emtia sınıfında, aynı renk ve aynı oluşturulma tarzı ile, ortalama tüketici nezdinde iltibasa yol açacak biçimde "..." ve "..." şeklinde kullanıldığı, davalının tespit edilen fiili marka kullanımının davacının tescilli marka hakları kapsamında olduğu, böylece davalının tespit edilen fiili marka kullanımının, davacının tescilli ve tanınır "..." ibareli markaları ile bağlantı kurulma-ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline sebep olacak nitelik arz ettiği ve davacı markasının bilinirlik düzeyinin iltibas tehlikesini artırdığı ve davalı eyleminin davacının markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ayrıca, davacının ticari takdim şekline de benzetilmek suretiyle PVC Profillerinin Koruma Bantlarına "..." veya "..." şeklindeki kullanımları aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinin de kabulü gerekmiştir. Davalının sonraki tarihli marka tescilleri SMK 155 maddesindeki düzenleme karşısında savunma olarak ileri sürülmesi mümkün olmadığından bu tescillere itibar edilmemiştir. Davacının lisans seçeneğine göre olan maddi tazminat talebi yönünden, bilirkişi raporuna göre istenebilecek maddi tazminat tutarı 342.715.135,30 TL olarak tespit edilmiş ise de, davacı vekili arttırımı yapmayacaklarını bildirdiğinden taleple bağlı kalınarak maddi tazminat talebi 10.000,00 TL üzerinden kabul edilmiştir. Davalının yukarıda değinilen eylemi aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden, ihlalin niteliği, süresi, markaların bilinirliği, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 100.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Bu itibarla; 1-Davacının davasının KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli "..." ve "..." esas unsurlu marka ile iltibasa yol açacak şekilde ve özellikle davacının ticari takdim şekline de benzetilmek suretiyle PVC Profillerinin Koruma Bantlarına "..." veya "..." şeklindeki kullanımlarının davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinden fiziki ve internet ortamında kullanımının önlenmesine, durdurulmasına,2-Taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Karar kesinleştiğinde masrafı davalıya ait olmak üzere hüküm özetinin bir gazete ile ilanına " karar vermiştir.İSTİNAF
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil, adına tescilli "..." ve "..." markalarının kullanıldığı sınıflar ile davacı faaliyetlerinin farklı olduğu net bir şekilde tespit edilmesine rağmen, bilirkişi raporunda bu durumun çok geniş bir şemsiye altında benzer faaliyet olarak değerlendirildiğini, Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında markaların karıştırma ihtimali bulunmadığına dair kesinleşen bilirkişi tespiti ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı yönündeki yargı kararı dosyaya sunulmasına rağmen mahkemenin bu ilama aykırı ve çelişkili bir karar tesis ettiğini, somut uyuşmazlığı çözümlemeye elverişli olmayan ve teknik itirazları karşılamayan bilirkişi ek raporlarına dayanılarak usul ve esasa aykırı hüküm kurulduğunu, davacının 50’yi aşkın markası ve farklı sektörlerdeki faaliyetlerinden elde ettiği tüm gelirlerin ayrım yapılmaksızın hesaplamaya dahil edildiğini, müvekkilin net kârının dahi üzerinde olan ve hangi marka kalemlerini kapsadığı belirsiz fahiş bir varsayımsal lisans bedeli üzerinden tazminata hükmedilerek bakiye tazminat davası açma yolunun hukuka aykırı şekilde açık bırakıldığını, bu nedenlerle davacının kötü niyetli ve hukuki menfaati bulunmayan davasının reddi gerekirken kabul edilmesinin haksız rekabete yol açtığını belirterek usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAFA CEVAP
:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usule ve yasalara uygun olduğunu, davalı tarafın istinaf isteminin kabulü mümkün olmadığını, davalının iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek mahkeme kararı onanarak davalının istinaf isteminin reddini talep etmiştir.GEREKÇE
: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacının "..." esas unsurlu makasından doğan haklarına gerçekleştirildiği iddia edilen tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi, durdurulması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek şeklinde belirtilmiştir.Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; markasal kullanımlar arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmekte olup davacıya ait ''...'' ... renkli kelime markasının ... sayı ile 6. sınıfta tescilli olduğu, yenilenmek sureti ile koruma altında olduğu ve tanınmış marka olarak (05.10.2018) ... (nolu) belirtildiği, ''...'' markasının ...sayılı 6, 19, 40. sınıflarda tescilli olduğu, bir kısım seri ''...'' ibareleri markalarının tescilli olduğu görülmüştür. Davalının ise ... sayılı ''...'' markası ile ... sayılı ''...'' markasının 17. sınıfta tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça, işbu tescilli markalarının hükümsüzlüğü istemi ile Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ esas sayılı dosyası ile davacı tarafça açılan davanın reddine karar verildiği, onanarak kesinleşmekle, markalar arasında iltibasın bulunmadığı tespitinin kesinleştiği istinaf sebebi yapılmış ise de markanın hükümsüzlüğü davası kapsamında markaların tescil edildiği durumunun nazara alındığı, tecavüz istemli davalarda ise fiili markasal kullanımların dikkate alınması gerektiği anlaşılmakla bu minvalde dosya tetkik edildiğinde; davacının muhtelif tescilleri bulunan ve (6. sınıfta) pvc ve alüminyum sektöründe bilinirliğe sahip olmakla ... sayılı "..." ibareli marka ile ''...'' ibareleri markaları koruma altında olup davalının tescilli markaları 17. sınıfta ''...'' ve ...'' ibaresi ile kayıtlı ise de tespit edilen fiili markasal kullanımlarının 6. sınıfta ve ... renkten oluşan "..." ve "..." ibareli olduğu görülmüştür. Böylece davalının, markalarının tescilli olduğu hâli ve tescil sınıfından farklı surette davacı markasına yanaştırma şeklinde tezahür eden bir markasal kullanımının bulunduğu, davacının tescilde önceye dayalı hak sahibi olduğu, ... renkli 6. sınıfta tanınmış ''...'' markası ile ''...'' markalarından yalnızca bir harf farklılığından müteşekkil olarak aynı emtia sınıfında, aynı renk ve aynı oluşturulmatarzı ile tespit edilen fiili markasal kullanımları nedeni ile taraflar arasında ekonomik ve idari bağlantı bulunduğunun düşünülebileceği, bu suretle markanın sulandırılması durumunun bulunduğu, dikkat seviyesi yüksek olmayan ortalama tüketici nezdinde iltibasa yol açacak biçimde kullanıldığı, hitap ettiği ortalama tüketici açısından teknik bir bilgiyi gerektirmemesi nedeniyle, özel bir tüketici grubu ya da uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmadığından ortalama tüketicinin dikkat seviyesi gözetildiğinde davacının seri markalarından birisi olarak düşünebilecekleri, böylece ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, bu nedenlerle davalının fiili markasal kullanımlarının davacı markasına yanaştırma yönündeki eylem nedeni ile SMK'nın 7/2-b maddesi kapsamında davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği kanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca SMK'nın 155. maddesi kapsamında davalının tescilli markalarını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, SMK'nın 149. maddesi gereğince sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan davacının maddi ve manevi zararın tazminini istemekte haklı olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte davacının SMK'nın 151/2-c maddesi kapsamında lisans seçeneğine göre bilirkişi raporuna uygun olarak istenebilecek maddi tazminat tutarı 342.715.135,30 TL olarak mahkemece tespit edilmiş ise de yalnızca davacının ticari kayıtları esas alınmak sureti ile yapılan hesaplamanın isabetli olmadığı, nitekim SMK'nın 151/3. maddesi gereğince yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenlerin göz önünde tutulmasının gerektiği, bu kapsamda ihlalin nitelik ve boyutunun da nazara alınması yönünden davalının ticari kayıtları ve ekonomik göstergeleri ile birlikte somut olay adaletine uygun hesaplama yapılmasının gerektiği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, dosyanın Dairemizin kararında açıklandığı şekilde inceleme yapılması için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin .../███████ tarih, 2022/.. E. 2024/.. K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026