Anahtar kelimeler: Mecburen Hiçe Sayarak Uğramamak Satımdan Döviz Doğacak Faturada Ödemeyi Sattığınıdavacı

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ███████ Esas ████████ Karar
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
: Davacı vekili; davalı şirketin müvekkili şirkete düzenlediği █████/2022 tarihli, . numaralı, 4.675.478,60-TL tutarlı düzenlenen faturada belirtilen ürünleri davacı şirkete sattığını,davacı şirketin ödemesi gereken işbu fatura tutarını, davalı şirketin yenilenen yasal düzenlemeleri hiçe sayarak ödemenin döviz ile yapılmasını talep ettiğini, davacı şirketin gecikmeden doğacak cezai şartlara uğramamak amacıyla mecburen ödemeyi döviz olarak yaptığını,davalı şirket aleyhine İstanbul 35. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ile başlattıkları icra takibine davalı şirketin itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili; davacı şirketin davalı şirketten herhangi bir hak ve alacağı olmadığını, davacı ve davalı arasında tek bir satış işlemi gerçekleştiği ve satış bedelinin peşin olarak tahsil edildiğini, döviz cinsinden kararlaştırılan peşin satış bedelinin, döviz olarak ödenmiş ve kabul edilmiş olması nedeniyle davacının herhangi bir kaybı veya zararı söz konusu olmadığını, satış bedeli peşin kararlaştırıldığı için, satış bedelinin döviz cinsinden veya ödeme tarihindeki kur üzerinden türk lirası olarak ödenmesi sonucu değiştirmeyeceğini, Türk Parasını Koruma Kanunu gereğince yayınlanan 32 sayılı kararnameye çok kısa zaman sonra yapılan sözleşmede tarafların herhangi bir idari yaptırıma maruz kalmamak için ödenen bedelin 230.000-USD'sinin peyderpey davacı şirkete iade edildiğini, geçerli kurdan aynı gön veya ertesi gün gönderilen dövizin TL karşılığının davacı tarafından müvekkiline iade edildiği; kalan döviz bedelinin ise düzeltilemeden kalan bedel olduğunu, teminat olarak uhdesinde bulunmadığını, davacının icra takibinde kötüniyetli olması nedeniyle davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı'na hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; davalının ticari defterlerine göre 01.07.2022 tarihli ve ... nolu ihraç kayıtlı fatura ile davacıya 280.617,40 USD karşılığı 4.675.478,60 TL tutarında ihraç kayıtlı mal satıldığı, davacının faaliyet alanı kapsamında taraflar arasında ticari mal alım-satım anlaşmasının bulunduğu, mal bedelinin fatura tarihinden önce USD cinsinden olmak üzere tahsil edildiği, ödenen mal bedelinden daha az miktarda fatura kesilmesi nedeniyle davalı tarafından davacıya 2.963,80 USDnin banka havalesi ile iade edildiği, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2018-█████) kapsamında anılan tebliğin “Döviz Cinsinden ve Dövize Endeksli Sözleşmeler” başlıklı 8. Maddesinin 4. fıkrasının b bendi kapsamında dava konusu ihraç kayıtlı faturanın “İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ...” dövizle sözleşme yasağını düzenleyen 32 sayılı kararın istisnası kapsamında olduğu, söz konusu faturanın ihraç kayıtlı olması nazara alındığında davalının davacıya yaptığı satışın özü itibariyle ihracat işlemi niteliğinde olduğu, bu çerçevede, taraflar arasında akdedilen sözleşme konusu mal bedelinin döviz cinsinden ödenmesinin kararlaştırılmasının, yukarıda zikredilen düzenlemeye -dövizle sözleşme yasağına- aykırılık teşkil etmediği , davacının 32 sayılı karar bağlamında ödemenin Türk Lirası cinsinden yapılması gerektiğini ileri süremeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEBLERİ
: Davacı vekili; █████/2018 tarihli RG'de yayımlanan █████/2018 tarihli ve 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar'da Türkiye'de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri belirli sözleşme türlerinde sözleşme bedelinin ve diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenemeyeceğine ilişkin düzenlemeler yapıldığını, Hazine ve Maliye Bakanlığından Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2022-█████) ile █████/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: ...)'in 8 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının sonuna "Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur." cümlesi eklendiğini, Türkiye'de yerleşik kişilerin; █████/2022 tarihinden sonra düzenlenmiş faturaların ödemesinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi şartı getirildiğini, 32 nolu Karara ilişkin 2008-█████ nolu Tebliğ'de yapılan ve 19 Nisan 2022 tarihli RG'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren değişiklikle, Türkiye'de yerleşik kişilerin akdedecekleri menkul satım sözleşmelerinde, sözleşme bedelinin döviz üzerinden yasaklandığı, ihracat taşımasını yapmak üzere müvekkil şirketin gemisi limana geldiğinden, müvekkil şirket gecikmeden doğacak cezai şartlara uğramamak amacıyla mecburen ödemeyi döviz olarak yaptığını, döviz transferi kanuna uygun olmadığı için müvekkil şirketin açıklama olarak "ihraç kayıtlı mal avansı" olarak belirttiğini, (283.581,20 USD). davalı şirket, daha sonra yapılan hatanın farkına vararak müvekkil şirketten tahsil ettiği dövizi iade edeceğini ve karşılığında fatura tutarı olan Türk Lirasının ödenmesini talep ettiğini, kanuna aykırı yapılan işlemlerdeki yanlışlığın düzeltilmesi adına davalı şirketin talebini, müvekkil şirketin kabul ettiğini, davalı şirketçe yapılan hatanın telafisi için girilen sürecin davalı şirket tarafından uzatıldığını, 5 ay geçmesine rağmen sorunun çözülemediğini, olası kur farkının hiçbir şeklide müvekkil şirketçe ödenmeyeceğinin bildirildiğini ve sözlü olarak mutabakat sağlandığını, Müvekkil şirket gerekçe olarak, sorunun kendilerinden kaynaklanmadığını, firmalarının yıllık çok sayıda gümrük beyannamesi düzenlediğini, gerçekleşen ve kanuna uygun olarak gümrük beyannamesi kapanan bir ihracatta maliyet ve satış fiyatını değiştiremeyeceklerini aksi takdirde gümrük ve maliye ile sıkıntı yaşanacağını, bunun da müvekkil şirketçe kabulünün mümkün olmadığını izah ettiğini, müvekkil şirketin işbu sürecin hızlı bir şekilde ilerleyebilmesi adına, █████/2023 tarihinde davalı şirkete bildirimde bulunarak aynı hafta içerisinde davalı şirkette döviz teminat olarak kalan 53.283,20 USD'nin acilen iade edilmesini, iadeye mukabil davalı şirkete olan 377.494,37 TL borcunu ödeyeceğini taahhüt ettiğini, davalı şirketin işbu bildirimden sonra davalı şirketin 2.963,80 USD daha gönderdiği ve akabinde bildirime cevap vermediğini, █████/2023 tarihinde davalı şirkete, davalı şirketin toplamda 233.261,80 USD bedelin iadesini yaptığını ancak kalan 50.319,40 USD bedelin iadesini yapmadığını bir hafta içerisinde kalan döviz teminatın iadesinin yapılmasının talebini içeren ihtarname gönderildiğini, ihtara cevap verilmediği bilirkişi raporunda "...taraflar arasında akdedilen sözleşme konusu mal bedelinin döviz cinsinden ödenmesinin kararlaştırılmasının, yukarıda zikredilen düzenlemeye -dövizle sözleşme yasağına- aykırılık teşkil etmediği, münakid sözleşmenin istisnai olarak akdedilebilecek sözleşmeler kapsamında bulunduğu... Davacının, ödemenin döviz cinsinden yapılmasının hukuka aykırı olduğu ve döviz ödemesinin baskı altında yapıldığı yönündeki iddialarının dürüstlük kuralına (hakkın kötüye kullanılması yasağı) da aykırılık teşkil ettiği, dövizle sözleşme yasağına aykırılığın yaptırımının ödemenin geçersizliği olmayıp ilgili düzenlemede öngörülen idari yaptırıma muhatap olma olacağı sonucuna ulaşılmıştır." denildiğini; HMK nın 297 madde hükmüne aykırı olarak bilirkişi raporunun hükme alınamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasına, yeniden karar verilerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
: Davacı tarafça davalıdan yabancı para cinsi bedel ile satın alınan emtia karşılığı davalı tarafça iade edilmediği ileri sürülen bedelin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı tarafından davacıya 01.07.2022 tarihli ve ... nolu ihraç kayıtlı KDV'den muaf düzenlenen 280.617,40 USD bedelli 4.675.478,60 TL karşılığı yazılı bir adet fatura ile tuz emtiası satılarak teslim edildiği hususunda bir uyuşmazlık yoktur. Davacı; davalının kendisini yasak olmasına rağmen döviz ödeme konusunda zorladığını, davalı da Hazine ve Maliye Bakanlığından Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2022-█████) ile █████/2008 tarihli ve 26801 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: ...)'in 8 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasının sonuna ".....Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur." cümlesi eklenmiştir. Anılan değişiklik █████/2022 tarihinden sonraki işlemleri için geçerli olacak şekilde yürürlüğe girdiğini, yapılan bu değişikliğin yürürlüğe giriş tarihi (█████/2022) ile satım akdinin kurulduğu ve yükümlülüklerin yerine getirildiği tarihler (Haziran 2022) arasında çok kısa bir zaman bulunduğunu, mevzuatta yapılan değişikliğin bilinirliğinin düşük ve uygulamaya yansımasının henüz yeni olduğu bu dönemde gerçekleşen satış akdinde, davacının taraf (bilerek veya bilmeyerek) ödeme yükümlülüğünü eski düzenlemeye göre döviz cinsinden yaptığını, davalı müvekkil şirket de satış bedelini tahsil etmek gayesiyle döviz olarak yapılan ve "mal bedeli" açıklamasıyla gönderilen bu ödemeyi kayıtlarına aldığını, ancak tarafların satım akdinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesinden ve bu şekilde sözleşmenin tamamlanmasından bir süre sonra, taraflarca mevzuattaki değişikliğe sonradan muttali olunmuş ve sırf sözleşme bedelinin döviz cinsinden ifa edilmesinden kaynaklı her iki tarafın da idari yaptırıma maruz kalma olasılığı bulunması nedeniyle defter kayıtları üzerinde bu işlemin düzeltilmesi konusunda mutabakat sağlandığını, bu mutabakat kapsamında taksitler halinde tahsil edilen dövizin davacıya gönderildiğini, davacının da aynı gün -TL karşılığını müvekkiline gönderdiğini böylelikle kayıtların 230.000-USD lik kısmının düzeltildiğini, kalan paranın teminat olmadığını, kayıtlarda düzeltilemeyen kısım olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı tarafça sunulan dekontların incelenmesinde davacının mal bedelinin faturadan evvel davalıya birden fazla dekont ile USD cinsinden ödemelerini 24.06.2022 tarihinde gönderdiği ve 01.07.2022 tarihli düzenlenen faturada paranın peşin ödendiği kaydı bulunduğu anlaşılmaktadır. Alım satım tamamlandıktan sonra; █████/2022 tarihinde davalı tarafından davacıya 65.298,00-USD döviz cinsinden gönderilmiş, davacı █████/2022 tarihinde davalıya 1.215.894,47-TL göndermiştir.
█████/2022 tarihinde davalı tarafından davacıya 30.000-USD gönderilmiş, Davacı █████/2022 tarihinde davalıya 558.600-TL göndermiştir.
█████/2022 tarihinde davalı tarafından davacıya 20.000-USD gönderilmiş, davacı taraf aynı gün █████/2022 tarihinde davalıya 372839,76-TL göndermiştir.
█████/2022 tarihinde davalı tarafından davacıya 30.000-USD gönderilmiş, davacı taraf bir gün sonra █████/2022 tarihinde TL'ye çevirmek suretiyle davalıya 559.800-TL göndermiştir.
█████/2022 tarihinde davalı tarafından davacıya 30.000-USD gönderilmiş, davacı taraf bir gün sonra █████/2022 tarihinde davalıya 560.700,00-TL göndermiştir.
█████/2022 tarihinde davalı tarafından davacıya 55.000-USD gönderilmiş, davacı taraf iki gün sonra █████/2022 tarihinde davalıya 1.030.150-TL göndermiştir.
Böylelikle davalı tarafın savunmasında belirttiği şekilde davacı tarafından peşin ödenen USD ödemenin idari yaptırıma maruz kalınacağı kaygısıyla davacı tarafça ödenen 280.617,40-USD'nin 230.298,00-USD'lik kısmı iade edilerek aynı gün içinde veya bir gün sonra karşılığı TL davalıya gönderilerek tarafların tamamlanan satımda mal bedelini TL ye dönüştürme çabası içine girdikleri anlaşılmaktadır. Davacının iddia ettiği gibi hataen veya cebren para gönderilmesi sözkonusu olmayıp satım akdi tamamlanıp bedeli ödendikten sonra satım bedelinin TL ye çevrilmesi için kaydi işlemlerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Fatura yabancı para cinsinden peşin ödemeye istinaden düzenlenmiş olup; davalının davacıya iade etmediği davacının alacak talebine konu bedelin karşılığı malları teslim aldığı, malları ihraç ettiği sabit olup, talep ettiği bedel Türk Lirası karşılığını davalıya ödediği bir bedel de değildir. Gerçekte ihraç kayıtlı mal satışı yapıldığı; istisnalar kapsamında bulunan satış işleminde davalı tarafça yapılan tahsilatın peyderpey iade iade edilerek karşı tarafın da TL karşılığını göndermesinin başkaca bir açıklaması olmadığı,davacının davalıdan talep ettiği bedel davacının teslim aldığı mal bedeli olup karşılıksız olmadığından iade isteminin bir haklılığı olmadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle; davacı tarafından davalıdan talep olunan 50.319,40-USD'lik kısmın satılıp teslim edilen mal bedeli olduğundan davacıya iade edilmesi gerekmediği, davalının savunmalarının yerinde bulunduğu, davacının TL karşılığını da ödemediği kısım olduğu, mal satışı bedeli olduğu Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ kapsamında olmayan satım sözleşmesinde davalı tarafından yukarıda yazılı tebliğ kapsamında idari yaptırıma maruz kalınma kaygısıyla yapılan düzeltme çabalarının uyuşmazlığa sebep olduğu anlaşılmakla davanın reddine ilişkin hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!