Anahtar kelimeler: Taslak Taslağının Taslağın Gizlice Metne Korunduğunu Mutabık Vize Pasaport Süreçte

T.C.

İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tespit
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 2015 yılından bu yana vize ve pasaport hizmetlerine yönelik ticari bir ilişki bulunduğunu, işbu süreçte taraflar arasında birçok sözleşme ve ek protokolün imzalandığını, işbu sözleşmelerde sadece davalı tarafa yönelik rekabet yasağının getirildiğini, müvekkilin ise 3. Kişilerle çalışma serbestisinin korunduğunu, müvekkil ile davalı arasında ... vize hizmetlerine ilişkin bir sözleşme taslağının hazırlandığını, tarafların işbu taslağın nihai hali üzerinde █████/2024 yılında mutabık kaldığını, ancak davalı tarafın müvekkilin bilgisi rızası ve onayı dışında bu taslak metne gizlice ve hileli bir şekilde mühhasırlık şartını eklediğini, bu gizli eklemeyle davalının müvekkil şirketin ... ve ...'daki vize operasyonlarında kendisini tek yetkili kılmayı amaçladığını, davalının bu durumla da yetinmeyerek rekabet etmeme yükümlülüğünü taslak üzerinde tahrifat yaparak tek taraflı olarak müvekkil şirkete yüklenecek şekilde değiştirdiğini, müvekkil şirketin mutabık kalınan taslağa gizlice eklenen bu maddeleri fark ettikten sonra davalıya ihtarnameler gönderdiğini ve bu duruma itiraz ettiğini, davalının bu hileli eylemlerinin taraflar arasındaki dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, nitekim müvekkil şirket tarafından davalıya keşide edilen ... 60. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve... tarihli ihtarnamesi ile yine aynı noterliğin 01055 yevmiye numaralı █████/2025 tarihli ihtarnameleriyle söz konusu hileli eklemelerin kabul edilmediğinin ve taslak metnin müvekkil bakımından bağlayıcı olmadığının açıkça ihtar edildiğini, sözleşmeye gizlice eklenen genel işlem koşulu niteliğindeki münhasırlık ve aleyhe rekabet yasağı maddelerinin TBK m. 21 uyarınca yazılmamış sayılması gerektiğini, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun bir irade beyanı bulunmadığından TBK m. 1 ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ilamları gereğince sözleşmenin bu maddeler yönünden hukuken kurulmadığının ve yok hükmünde olduğunu, davalının mutabık kalınan metni gizlice değiştirmesinin TBK m. 36 kapsamında hile ve TBK m. 30-39 kapsamında esaslı yanılma teşkil ettiğini, hile ile sakatlanan bir işlemin müvekkili bağlayamayacağını, davalının sözleşmenin imzalandığını iddia ettiği tarihte taslak metne imza atan kişilerin müvekkil şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadıklarını, yetkisiz temsilciler marifetiyle yapılan işlemlerin müvekkil şirketi hukuken bağlamayacağını, eldeki davanın bir alacak veya tazminat davası olmayıp irade sakatlığı ve hükümsüzlüğün tespitine yönelik bir tespit davası olması nedeniyle arabuluculuk dava şartına tabi olmadığını beyan ederek izah edilen nedenlerle Ana sözleşme kapsamında 5. Tadil Sözleşmesi ekine sonradan eklenen "tedarikçi davranış kurallarına ilişkin münhasırlık" hükmü ile ...'de sunulacak Türkiye vize hizmetlerine ilişkin .... tarafından tek taraflı ve gizlice eklenen "münhasırlık" ve "değiştirilmiş rekabet etmeme" hükümlerinin yokluk nedeniyle hükümsüzlüğün tespitine, yokluk nedeniyle hükümsüzlüğü talebinin reddi halinde ise TBK kapsamında öngörülen hak düşürücü süre içerisinde yapılan ihtarname dikkate alınarak irade sakatlığına dayalı geçersizliğinin tespitine, her türlü yargılama gideri, ihtarname gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ile talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ve tensip tutanağı tebliğ edilmiş olup, davalı tarafça ibraz edilen cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin ... ve ...'da yaklaşık 30 ülkeye vize hizmeti sağladığını, işbu hizmet sırasında davalı ile 2009 yılından bu yana adi ortaklık ilişkisi içerisinde olduğunu, Türkiye dahil olmak üzere yaklaşık 30 ülkede Fransa vize operasyonlarının bizzat müvekkil şirket tarafından yürütüldüğünü, tam finansal yatırım personel fiziki altyapı ve risk yönetiminin müvekkiline ait olduğunu, davacı tarafın ise ortaklığın hak ve imkanlarından yıllarca faydalandıktan sonra müvekkil şirketi hukuka aykırı şekilde dışlamak amacıyla gizli ve planlı bir sabotaj operasyonu yürüterek vize başvuru merkezlerini habersizce yeni adreslere taşıdığını, ofislerdeki makine ve teçhizatları gizlice topladığını, davacının ... 60. Noterliğinin ...tarihli ihtarnamesi ile gerçekleştirilen tek taraflı fesih girişiminin hukuken geçersiz ve yok hükmünde olduğunu, ortaklığın feshinin ancak mahkemeden talep edilebileceğini, nitekim ... Büyükelçiliği ve Başkonsolosluğu tarafından mahkemeye sunulan dilekçelerde de bu uyuşmazlığın tamamen ticari nitelikte olduğunun ve diplomatik makamların bir fesih iradesinin bulunmadığının açıkça beyan edildiğini, davacının "5. Tadil Sözleşmesi"ndeki münhasırlık ve rekabet etmeme hükümlerinin kendisinden gizlendiği yönündeki iddialarının tamamen asılsız olduğunu, söz konusu maddelerin 2021 yılından beri tarafların üst yönetimi arasında e-posta yazışmalarıyla karşılıklı müzakere edilerek mutabakatla imza altına alındığını, sözleşmeyi imzalayan Sertan Aslantürk'ün davacı şirketin operasyon şemasındaki en yetkili temsilcisi olduğunu, imza sirkülerini bizzat e- posta ile gönderdiğini, basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olan davacının uzun süredir fiilen uygulanan sözleşme hükümleri karşısında sonradan irade sakatlığı ileri sürmesinin dürüstlük kuralı ve çelişkili davranma yasağı ile bağdaşmadığını, ... vize hizmetlerine ilişkin taslak metin yönünden de taraflar arasında fiil bir uygulamanın ve gelir paylaşım modelinin sorunsuz işlediğini, bu nedenle açılan yokluk ve geçersiz tespit taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle huzurdaki davanın tespit davası niteliğinde olmayıp eda hükmü içermesi ve bu doğrultuda tespit davası olarak ikame edilemeyecek olması nedeniyle HMK m. 11. Uyarınca dava şartı yokluğundan reddine, davacının haksız talepler içeren bu davayı maktu harç ödeyerek açması nedeniyle sözleşme değeri esas alınarak Harçlar Kanunu uyarınca ihtaratlı kesin süre verilerek haç ikmali yapılmasına, harcın tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, davacının henüz imzalanmadığını beyan ettiği "..." dayanarak dava açma ehliyeti ve imkanı bulunmadığından bu talebin HMK m. 114 gereği dava şartı yokluğundan reddine, davacının terditli talep olarak öne sürdüğü " 5. Tadil Sözleşmesi tedarikçi davranış kurallarına ilişkin münhasırlık hükmünün" geçersizliği iddiasının aksine sözleşmenin karşılıklı müzakere edilerek imzalandığı ve davacının TTK m. 18 gereği "..." altında bulunduğu dikkate alınarak talebin reddine, davacının haksız ve terditli taleplerinin tümden reddine, dava nedeniyle oluşan tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava ; taraflar arasındaki Ana Sözleşme kapsamında 5. Tadil Sözleşmesinde yer alan “tedarikçi davranış kuralları isimli ek belgede bulunan münhasırlık” hükmü ile Birleşik Arap Emirlikleri’nde sunulacak Türkiye vize hizmetlerine ilişkin Taslak Master Service Agreement metnindeki "münhasırlık" ve "değiştirilmiş rekabet etmeme" hükümlerinin yokluk nedeniyle hükümsüzlüğünün tespitine, Yokluk nedeniyle hükümsüzlüğü talebinin reddi hâlinde ise, irade sakatlığına dayalı geçersizliğinin tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir. Davalı tarafça ise cevap dilekçesi ile HMK 106 maddesi uyarınca tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiği, harca esas değer gösterilmek suretiyle harç ikmalinin yapılması gerektiği itirazlarının sunulduğu, Ana Sözleşme kapsamında 5. Tadil Sözleşmesinin taraflarca müzakere edilerek tanzim edildiğinden bahisle davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığı, taslak sözleşmeye yönelik talep yönünden ise hukuki yararın mevcut olmadığından bahisle davanın reddinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı tarafça tespit davasında hukuki yarar mevcut olmaması nedeniyle davanın usulden reddi talebi ile harca esas değer gösterilerek harç ikmal edilmesi itirazları yönünden yapılan değerlendirmede, davacı tarafın iddiasının taraflar arasındaki tadil sözleşmesinde yer alan bir maddenin yokluk / geçersizliği talep edildiğinden, sözleşme ilişkisi içerisinde uygulanacak bir maddenin geçerliliğinin tespitinde davacının hukuki yararının mevcut olduğu, harca esas değer yönünden ise davacının tespit davası açılmasında hukuki yararının mevcut olması karşısında tespit davalarında maktu harç alınması gerektiğinden bu yöndeki itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş ve yargılamaya devam olunmuştur.
Taraflarca sunulan bilgi ve belgelerin irdelenmesinden, davacı şirketin temel faaliyet alanının vize, pasaport, ikamet izni, biyometrik veri alımı ve benzeri idari süreçlerin, ilgili ülke mevzuatına ve diplomatik misyonların talimatlarına uyum içerisinde yürütülmesi olduğu, bu faaliyetler için yetkilendirilmiş olan davacının, sunduğu hizmeti bazı hizmet sağlayıcıları aracılığı ile sunduğu, davalı şirketin de davacının hizmet sağlayıcılardan biri olduğu, taraflar arasında 24.10.2018 tarihinde Ana Sözleşme imzalandığı, Ana Sözleşme için dava tarihine kadar da 5 adet Tadil sözleşmesi akdedildiği, 30 Ocak 2024 yürürlük ve 07.02.2024 imza tarihli 5’inci Tadil Sözleşmesi’nin “E” nolu ekinde yer alan ... Davranış Kuralları imzalandığı, işbu davanın konusunun da anılan sözleşmenin “8. Münhasırlık" başlıklı "...’in Türkiye’de mevcut ve gelecekte dahil olacağı tüm operasyonları yürütmek için münhasır hakka sahip olduğunu kabul beyan ve taahhüt eder.” maddesi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, anılan maddenin müvekkilinin iradesini yansıtmadığına dair gerekçe olarak, tarafların 2024 yılının başlarında Ana Sözleşme’nin ticari bazı maddelerini değiştirmek üzere 5’inci Tadil Sözleşmesini imzalamak için görüşmelere başladıkları, yapılan müzakereler sonucunda tarafların, Ana Sözleşme’de yer alan ve genel hatları ile ücret ve giderlerin karşılanmasını düzenleyen bazı maddeler üzerinde mutabık kaldıkları ve imzaya hazır kopyanın, en son 05.02.2024 tarihinde davalının yetkilisi olan ...tarafından “...” başlıklı Word dosyası olarak Müvekkili Şirket yetkilisine gönderildiği, imzaların atıldığı 7 Şubat 2024 tarihinde, belgede imzası bulunduğu ileri sürülen ...ve ...'ün, Müvekkili Şirket nezdinde henüz hukuken temsil ve ilzam yetkisini haiz olmadığı, nitekim ticaret sicil kayıtlarından da açıkça görüleceği üzere, anılan kişiler 16 Şubat 2024 tarihi itibarıyla şirketi temsile yetkili kılındıkları, bu itibarla, Tedarikçi Davranış Kuralları adı altında sunulan belgenin gerek imza tarihinde gerekli temsil yetkisinin bulunmaması, gerekse imzaların elde ediliş şeklinin hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olması sebebiyle, taraflar arasında üzerinde mutabık kalınmış, geçerli ve bağlayıcı bir sözleşme olarak kabul edilemeyeceği gösterilmiştir. Yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin temsil olunanı (adına işlem yapılan asıl kişiyi) hukuken bağlaması tamamen onama (icazet) verilmesine bağlıdır. Onay verilmediği sürece asıl kişi bu işlemden sorumlu tutulamaz. Bilindiği üzere bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur. Doğrudan doğruya temsilin söz konusu olabilmesi için gerekli olan temsil yetkisinin olmaması hâlinde, temsil olunanın sonradan icazet vermesi bu noksanlığı tamamlar ve bu icazetle temsilci ile temsil olunan arasındaki temsil ilişkisi ispatlanmış olur. Temsil yetkisinin olmaması ve temsil olunanın icazet vermemesi hâlinde hukuki muamele kesin olarak hükümsüzdür. Söz konusu uyuşmazlıkta ise davacı tarafça söz konusu 9 sayfadan ibaret olan tadil sözleşmesinin yalnızca bir maddesi yönünden itirazda bulunulduğu, itirazın ise tanzimden yaklaşık 4 ay sonra yapıldığı gözetildiğinde yetkisiz temsil itirazına itibar etmemek gerekmiştir.
Davacı tarafın bir diğer gerekçesi, anılan münhasırlık maddesinin taraflar arasındaki müzakerelere konu edilmediği, böyle bir anlaşmanın mevcut olmadığına yöneliktir. Taraflar arasındaki tadil sözleşmesine dair e-mail görüşmelerinde ve bu görüşmelerde gönderilen taslak tadil sözleşmesinde davaya konu münhasırlık maddesinin bulunmadığı görülmektedir. Ancak davalı tarafça yapılan savunmada, söz konusu maddenin taraflarca yapılan sözlü müzakerelerde gündeme geldiği ve bu şekilde sözleşmeye eklenerek davacıya gönderildiği belirtilmiştir. Sözleşme öncesi e-mail ile gönderilen sözleşme taslağı müzakere niteliğinde olduğundan tarafların hukuk nezdinde şeklen geçerli olan iradeleri imzalarının bulunduğu yazılı sözleşme metni olacaktır. Söz konusu sözleşmenin davalı tarafından imzalanarak davacıya gönderildiği, davacı tarafça basiretli tacir olmanın gereği olarak ilgili maddelerin okunarak imzalandığının kabulü gerekecektir. Bu nedenle taslak metinde yer almayan münhasırlık hükmünün yazılı ve nihai sözleşmede yer almasının ilgili maddenin yoklukla malul olduğu sonucunu doğuracağı söylenemeyeceğinden davacının bu iddiasına da itibar edilmemiştir.
Davacı tarafça, yokluk iddiası kabul edilmediği takdirde irade sakatlığı nedeniyle anılan maddenin hükümsüzlüğünün tespiti talebi yönünden ise, iptali istenen maddenin taraflar arasında yürütülen müzakereler sırasında açıkça gündeme getirilmediği, davacıya şeffaf biçimde bildirilmediği ve herhangi bir şekilde davacının açık, serbest ve bilgilendirilmiş iradesine sunulmadığı, bu haliyle müvekkili şirketin iradesini sakatlamaya ve tek taraflı menfaat sağlamaya yönelik bir tutum sergilediğinden bahisle hileye ilişkin hükümler uyarınca anılan maddenin geçersizliğinin tespiti talep edilmiş ise de, yukarıda da belirtildiği üzere 9 sayfadan oluşan, teferruatlı maddeler içermeyen, basiretli tacir olarak davacı tarafça da okunarak imzalandığı kabul edilen sözleşme maddesinin imzalanmasında hilenin varlığından bahsedilemeyeceğinden anılan iddiaya itibar edilmemiştir. Zira, hilede kasıtlı olarak yanıltma söz konusu olup, hile irade sakatlığı iradenin beyanında değil, iradenin oluşumunda meydana gelmektedir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarih ve ... E.,...K.; 08.07.2020 tarih ve ... E.,... K. sayılı kararlarında, hilenin; gerçek durumu bilmesi hâlinde bir kimsenin kabul etmeyecek olduğu bir şeyi kabul etmesine diğer bir kimse tarafından yol açılması olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda da iradenin oluşmasında bir hile unsurunun olmadığı, sözleşmenin şeklen oluşmasında sözleşmenin yeterince okunmadan imzalanması suretiyle irade yanılması oluştuğu (davacının iddiasının bu yöndedir) anlaşılmaktadır. Bu nedenle TBK'nın irade sakatlığı olarak düzenlediği hilenin somut olayda mevcut olmadığı kanaatine varılarak anılan madde yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının yokluk / geçersizlik iddiasına konu ettiği bir diğer düzenleme ise Birleşik Arap Emirlikleri’nde sunulacak Türkiye vize hizmetlerine ilişkin Taslak Master Service Agreement metnindeki "münhasırlık" ve "değiştirilmiş rekabet etmeme" hükümlerine ilişkindir. Ancak anılan hükümler "taslak" sözleşmeye ilişkin olup davacı tarafça imza edilmediği ve böylece hukuken geçerlilik kazanmadığından işbu düzenlemeye yönelik davada davacının hukuki yararının mevcut olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 615,4 TL harçtan mahsubu ile fazlaca alınan 116,6 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2026
Katip
E-imzalıdır
Hakim
E-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!