Anahtar kelimeler: Merhumun Merhum Vekilidavacı Kurulda Ağustos Kız Temsile Annesi Sinin Yıllardır

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVA
: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğu Kaynaklı )DAVA TARİHİ
: █████/2023İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacılar vekili;davacı ...'in eşi ve ...'in babası merhum ...'in, hisselerinin %17'sinin sahibi olduğu “....AŞ”nin yıllardır dört ortaklı olduğunu, murisin 20.03.2023 tarihinde vefat ettiğini, davalı ..., merhumun babası, ... annesi ve ... kız kardeşi olduğunu, davalı ...' in 10 Ocak 1981 tarihinde ... A.Ş.'nin kuruluşuyla beraber davalı ... ve murisin 27 Ağustos 1991 tarihinde yapılan genel kurulda temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini,davalı ...'in de 14 Ocak 1994 tarihli genel kurulda yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, 19.04.2022 tarihli genel kurulda 14.04.2025 tarihine kadar görev yapmak üzere ..., ... ve murisin seçildiğini, murisin vefat etmesi üzerine, 29.03.2023 tarihli genel kurulda 28.03.2026 tarihine kadar görev yapmak üzere, ...' in yönetim kurulu başkanı ve ...'in yardımcısı olarak belirlendiğini, müvekkillerinin pay sahibi olduğu şirketin iyi yönetilmediğini, zarara uğratıldığını, şirketin tüm üyelerine taşınmaz ve arabalar alındığını, aile üyelerinin faturaları, kredi kartı borçları, araçların yakıt giderleri, araçların ve taşınmazların vergi ödemeleri vs. gibi her türlü giderlerinin şirketden karşılandığını, tüm bu hususların ticari defterler üzerinde yapılacak incelemede ortaya çıkacağını, bu kapsamda şirketin ticari ilişkilerinin, personel geçişlerinin, alım satım ve hizmet tedariklerinin, ödemelerinin, karşılıklı faturaların,karşılıklı kefalet ve garantilerin, yönetim kurulu üyelerine yapılan ödemelerin, yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına aykırı iş ve işlemleri, haksız rekabet teşkil eden şirketlere karşı yasal yollara başvurulmamasının incelenmesi, gerektiği takdirde karşı şirket defterlerinde, vergi beyannamelerinin incelenmesi gerektiğini, şirketin kredi borçlarının arttırıldığını, mallarının satıldığını,müşteri portföyünün kötü yönetim sebebiyle kaybedildiğini, şirket hesaplarından usulsüz para aktarımları yapıldığını, yönetim kurulu üyesi ...'in kızlarına usulsüz olarak para aktarımlarının yapıldığını, genel kurul kararı olmadan yönetim kurulu üyelerine ödemeler yapıldığını,banka kayıtlarının getirtilmesi gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin malvarlıklarının usulsüz bir biçimde arttığını,şirketin parası ile alınan ve davalı ... adına kayıtlı bulunan Küçüksu Mahallesi...Üsküdar adresindeki taşınmazın uzun yıllar davacılar ve muris tarafından kullanıldığı, buna karşın davalı ... tarafından satılmaya çalışıldığını, bunun engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasını, davalıların davacılara zorla kefalet belgeleri ve pay devir belgeleri imzalatmaya çalıştıklarını belirterek belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 100.000-TL zararın tahsiliyle şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalılar vekili; şirketin ...'in miras yoluyla sahip olduğu Eskişehir'de bulunan tarlaların imara açılması sonucu oluşan arsalara inşaat yapan bir şirket olduğunu,sermayesinin yüksek olmadığını, vefat tarihine kadar şirketin iki kardeş tarafından yönetildiğini, davacıların murisinin bu iki kişiden biri olduğunu ve yapılan bir usulsüzlük varsa bundan zarar görenin davacılar değil, davalı ... olduğu, davacıların da bu kapsamda sorumluluğu bulunduğunu, davalıların şirkete zarar veren davranışları olmadığını, pasiflerinin arttırılmadığını, aktiflerinin azaltılmadığını, usulsüz para aktarımının bulunmadığını, şirketin hesabına gayrimenkul alınmadığını, davacının iddialarının asılsız olduğunu, sahip olunan gayrimenkullerin aile apartmanlarında veya miras yoluyla sahip olunan mülkler olduklarını, kayyum atanmasının gerekçelerinin bulunmadığını, şirkete ait olmayan bir taşınmaz için tedbir istenmesinin dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; davacıların murisinin vefat ettiği █████/2023 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olduğu, murisin vefatından itibaren davacıların şirket ortağı olduğu, davacıların iddiaları kapsamında mali müşavir-bağımsız denetçi bir nitelikli hesap uzmanı-ticaret hukuku alanında uzman marifetiyle şirket kayıtlarının incelendiği, bilirkişi raporunda, davalıların şirket banka hesaplarından para çektiklerini gösteren bir kaydın, delilin olmadığı, şirketin parası olmasına rağmen krediler çekildiğine dair iddia bakımından kısa ve uzun vadeli borçlardan kaynaklanan bir yükümlülük olmadığı, şirketin kefaletten kaynaklı bir yükümlülüğüne rastlanmadığı, bütün aile üyelerinin kredi harcamalarının, faturalarının, şirketle ilgisi olsun almasın uluslararası her türlü seyahat giderinin şirket tarafından finanse edildiği, davalıların şirketten alacaklı hale getirildiğine dair bir bilgi bulgu olmadığı, şirkete zarar verdiklerini gösterir bir delilin olmadığı yönünde rapor ibraz edildiği, davacıların şikayeti üzerine nitelikli güveni kötüye kullanma suçundan yürütülen İstanbul Anadolu C Başsavcılığının ███████████ sayılı soruşturma dosyasında şirketin davalılardan tahsil ettiği tutarların, davalıların şirketten çektikleri paradan fazla olduğu, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmaya dair bir şüphe oluşmadığının belirlendiği, davacıların ancak murislerinin vefatı ile şirkete ortak oldukları, murislerinin şirket yöneticisi olduğu dönemde bizzat yaptığı iş ve işlemler ile murisin bildiği ve göz yumduğu işlemlere ilişkin davacıların da istemde bulunamayacağı, şirketin aile şirketi olmasından hareketle uzun yıllardır benimsenmiş idare tarzından hem davacıların hem davalıların menfaat temin ettiği, █████/2023 tarihinden dava tarihine kadar olan süreçte de bilirkişi incelemesine göre şirketin zarara uğratıldığına dair somut bir bilgi, delil olmadığı anlaşılmakla ek rapor istemi veya yeni bir rapor alınması istemi yerinde görülmemiş ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacılar vekili; ilk derece mahkemesi kararında, davacı müvekkiller tarafından şirket zararının ispat edilemediği gerekçesine yer verildiğini, şirket yönetimi tamamen davalıların kontrolünde, ticari defter ve kayıtlar davalıların elinde olduğunu, müvekkillerin şirket içi kayıtlara erişimi fiilen engellendiğini, zarar miktarının kesin olarak ortaya konulamaması müvekkillerin aleyhine yorumlanamayacağını, zarar miktarının bilirkişi incelemesi ile netleşmesi gerektiğini, usulsüz para transferleri, aile fertlerine yapılan ödemeler, şirket kaynaklarının şahsi kullanımı, kredi işlemleri ve şirket malvarlığındaki azalma iddialarını değerlendirmeksizin, salt “ispatlanamadığı” gerekçesiyle davayı reddetmek suretiyle hatalı değerlendirme yaptığını, bilirkişi heyeti incelemesini yalnızca banka hesap hareketleri üzerinden gerçekleştirdiğini, şirketin defterleri inceleme konusu yapılmadığını, şirketin yevmiye defteri, defter-i kebir, envanter kayıtları, mizanlar, bilanço ve gelir tabloları incelenmeden “zarar tespit edilememiştir” sonucuna varılmasının hukuka aykırı olduğunu, taleplerinin son 10 yıllık dönemi kapsadığı halde, bilirkişi incelemesi yalnızca 25.10.2022 – 13.12.2023 arasındaki yaklaşık 1 yıllık dönemle sınırlandırıldığı, taşınmaz satışları, yönetim kurulu üyelerine ve yakınlarına yapılan devirler, rayiç bedel altında satış iddiaları, bedelsiz veya düşük bedelli devirler zararın temel kalemlerinden olduğunu, gayrimenkul uzmanının heyete dahil edilmesi taleplerinin dikkate alınmadığını, şirketin faaliyet alanı gayrimenkul alım, inşaat ve satımı olduğunu, şirketten davalılara yoğun nakit çıkışı olduğu görüldüğünü, bu çıkışların hangi hukuki ilişkiye dayandığını, borç niteliğinde olup olmadığını, adatlandırma yapılıp yapılmadığını, yapılmadıysa şirketin faiz kaybı zararı hiç araştırılmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.Davacılar, davalıların ve murislerinin yöneticisi olduğu şirkette murisin vefatı nedeniyle ortak olduklarını davalılar tarafından şirketin kötü idare edildiğini, yönetim kurulu üyeleri olarak kendi şahsi harcamalarını şirket gelirleri ile ödeyerek, şirketin taşınır ve taşınmaz malvarlığını şirketi zarara uğratacak şekilde kullanarak, şirket gelirlerini kendilerine aktararak, şirket mallarını satıp gelirini şirket hesabında göstermeyerek, şirketin kredi borçlarını ve diğer borçlarını arttırarak şirketi zarara uğrattıklarını tüm bu hususların şirketin ticari defterlerinin, vergi beyannamelerinin, banka kayıtlarının incelenmesi suretiyle ortaya çıkarılacağını, uğradığı zararın davalı yöneticinin sorumluluğunda olduğunu belirterek zararın davalılardan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesini talep etmiştir.TTK'nın 553/1. maddesi uyarınca, şirket yöneticileri yasadan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. TTK'nın 553-555 maddeleri gereğince, şirket alacaklıları ve pay sahiplerinin şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açmaları imkanı mevcuttur. Yöneticilerin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşmeye aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Ne var ki sorumluluk davası açmak için gerek dava sürecinde ,gerekse yargılama sürecinde ortak olma koşulunun varlığı yanında; ortak olmazdan evvel dönemde gerçekleşen zararlandırıcı eylemler nedeniyle de dava açma hakkı bulunmamaktadır. Davacıların murisinin şirketin kuruluşundan vefat ettiği kadar yönetim kurulu üyesi olduğu; murislerinin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı döneme ilişkin de dava açma hakları bulunmadığı,murisin ölümü akabinde mirasçı davacılar aynı yıl içinde elde ki sorumluluk davasını açmışlardır.HMK'nın "Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi" başlıklı 194/1 maddesinde, tarafların dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerektiği düzenlenmiştir. "HMK'nın 119/1-d ve bentlerinde, vakıaların ve delillerin gösterilmesi aslında dilekçenin iki unsuru olarak belirtilmiştir. Dava dilekçesinde hiç vakıa gösterilmemesi ile belirli vakıaları gösterip bunların somut ve açık olmaması hallerini birbirinden ayırt etmek gerekir. Zira birincisi iddia yükünün yerine getirilmemesi iken diğeri somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi olup, her ikisinin sonucu ve yaptırımı ayrı düşünülmelidir. Davacının vakıaları hiç belirtmemesi veya hiçbir delile dayanmaması ile bunları yeterli açıklıkta ve bağlantılı şekilde göstermemesi arasında bir ayırım yapılmalıdır. Zira davacının göstermediği bir vakıanın veya delilin araştırılması ya da dikkate alınması ancak re'sen araştırma ilkesinin uygulanması durumunda olduğu gibi kanunda öngörülen istisnalar söz konusuysa mümkündür. Kanundaki istisnalar dışında böyle bir yola gidilmesi 25. madde de gösterilen taraflarca getirilmesi ilkesine aykırı olacaktır....Davacının hiç bir vakıa ileri sürmemesi demek, aslında iddia yükünü yerine getirmemek demektir. Davacının maddi meseleye ilişkin olup bir hukuk normunun aradığı koşul vakıalara karşılık gelen olaya ilişkin somut vakıaların varlığını mahkemeye bildirmesi, ileri sürmesi, iddia yükü olarak ifade edilmektedir. Çünkü, mahkemenin objektif soyut hukuk kuralını, sübjektif -somut duruma uyarlayıp kanundaki hukuki sonucu değerlendirerek somut bir karar verebilmesi, bu iddiaların mahkeme önüne getirilmesine bağlıdır. Sadece, mahkemeye yöneltilen "haksızlığa uğradım, hakkımı verin" ya da "alacağım tahsil edilsin" anlamında ki bir taleple...sonuca gitmek mümkün değildir. İddia yüküne, kısaca tarafın talebini haklı kılacak hukuk kuralının gerektirdiği temel maddi vakıaları mahkeme önüne getirme yükü de diyebiliriz." (Özekes, Muhammet: "HMK Bakımından Dava Dilekçesinde Eksiklik Halinde Yapılması Gereken İşlemler", DEÜHFD, C. 16, Özel Sayı 2014, s.285-286).Somut olayda; davacı taraf davada somutlaştırma yükünü yerine getirmeden soyut iddialar ile dava açmış,davalıların zararlandırıcı eylemlerinin mahkemece tüm ticari defterleri incelenerek bulunmasını ve davalıların sorumlu tutulmasını talep etmişlerdir. Şirket kayıtlarına erişim hakkı bulunmadığı bu nedenle kendilerinden zararın belirlenmesinin beklenmemesi gerektiğini ileri sürmüş iseler de; yönetim yetkisi bulunmayan ortakların gerek olduğunda mahkemeden inceleme izni verilmesini talep hakları bulunmaktadır. Hukuk yargılamasında mahkemelerin bir konuda inceleme yapabilmesi için davacının somut vakıaların varlığını mahkemeye bildirmesi, ileri sürmesi, iddia yükünü yerine getirilmesine bağlıdır. Örneğin; şirketin hangi taşınmazının satışıyla şirketin zarara uğratıldığının tüm taşınmazların tapusu getirtilip, satış fiyatlarının rayice uygun olup olmadığı incelenerek bir sonuca varılması mümkün değildir. Davacı; davada dayandığı vakıaları somutlaştırmadıkça davalı taraf da savunmasını yapamayacaktır.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde Bilirkişi Kurulu; banka kayıtlarını inceleyip davalıların çektikleri ve yatırdıkları paraları karşılaştırarak sonuçta davalıların şirkete çektiklerinden daha fazla para yatırdığının tespiti ile neticede şirketin zarara uğratıldığına ilişkin bir veri elde edilemediği sonucuna varmışlardır. Sadece; bir bankadan getirtilen 8546 adet işlem bulunan kayıtlardan dış görünüş itibariyle yapılacak bir inceleme ile bir sonuca varılamayacağı açıktır. Davacı taraf, murisin vefatından sonra ki döneme ilişkin dayandıkları maddi vakıaları somutlaştırmamış,genel ididalarda bulunarak iddia yükünü yerine getirmemiştir. Daha ileri inceleme talep edebilmek için maddi vakıaların somutlaştırılması gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle; sorumluluk davasının şartları zarar, illiyet bağı, kusur ve kanuna veya sözleşmeye aykırılık unsurlarının kümülatif olarak bir arada bulunması ve bunlardan kusur dışındaki unsurların varlığının davacı tarafından ispatlanması gerekmektedir. Şirketin zararına neden olan eylemlerin varlığı somutlaştırılıp ispatlanamadığından ispatlanamayan davanın reddine ilişkin kararda hukuka aykırılık bulunmadığından karara ilişkin istinaf nedenleri yerinde olmayan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcının peşin yatırılan 1.464-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 732-TL harcın istek halinde davacılara iadesine,Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. █████/2026