Anahtar kelimeler: Ciroyu Hattındaki Süregelen Mezkur Gemilerini Hedeflenen Yakalaması Düzenli Faturası Yıllardır

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Alacak
DAVA TARİHİ
: █████/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin işletmecisi olduğu ... ... hattındaki gemilerini uzun yıllardır kullandığını, davalı ile müvekkili şirket arasında geçmiş yıllardan süregelen mevcut özel indirim uygulaması gereğince, müvekkili şirketin hedeflenen ciroyu yakalaması halinde "... ücretleri Fiyat Farkı" faturası düzenlendiğini ve davalı mezkur fark ödemelerini müvekkili şirkete düzenli olarak yaptığını, mezkur faturaların tarafların karşılıklı olarak ticari defterlerinde mübrez olduğunu, müvekkili şirketin 2016 yılı ikinci yarısı için 322.155-Euro alacağının bulunduğunu, bu alacak için 23.06.2017 tarihli e-fatura düzenlenerek davalı şirkete gönderildiğini, davalı tarafından faturanın haksız olarak reddedildiğini, yıllardır süregelen özel indirim uygulanmasına olan güvenle müvekkilinin davalının ... gemilerini kullandığını, kotasını veya hedefini yakaladığını, ancak hiçbir gerekçe ileri sürülmeksizin hak ettiği alacağın kendisine ödenmediğini, taraflar arasında yazılı veya sözlü bir sözleşme bulunmaması halinde taraflar arasında fiili uygulama incelenerek tarafların iradesinin tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin kestiği 33 adet fiyat farkı faturasının davalı taraf defterlerine işlendiğini ve ödemenin yapıldığını, buna karşılık müvekkili şirketin dava konusu haklı faturasının davalı tarafça ödenmekten imtina edildiğini belirterek müvekkili şirketin 2016 yılı ikinci yarısına ait özel indirim alacağı olan 322.155-Euro'nun fatura tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faiziyle birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili; TTK'nın 1246 maddesi gereğince alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ettiği alacağın navlun sözleşmeleri kapsamında değerlendirilebilecek türden bir alacak olduğunu, davacının dava konusu ettiği faturadaki alacağını 23.06.2017 tarihinde o günkü kur üzerinden TL'ye dönüştürdüğünü, kaldı ki davacının İstanbul Anadolu 5.ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasından açtığı ve mahkemece açılmamış sayılmasına karar verdiği dosyada davacının alacağını TL üzerinden talep ettiğini ve yine TL üzerinden davasını ıslah ettiğini, seçimlik hakkın TL üzerinden kullanılması nedeniyle artık Euro üzerinden talepte bulunmayacağını, taraflar arasında belli bir dönem için böyle bir indirim uygulanmış olmasının teamül oluştuğu anlamına gelmeyeceğini, müvekkili şirketin yaptığı gibi belli bir dönem için geçerli indirimlerin pek çok ticari şirket tarafından yapıldığını, müvekkilinin davacı şirkete bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin tamamen kendi insiyatifinde olacak şekilde mevsimsel ve ekonomik arz ve talep dengelerini de gözeterek zaman zaman ciro primi uygulaması yaptığını ve bu uygulamadan yararlanan taşıyıcıların hak ediş faturalarını cari hesaplarına alacak kaydedilmek sureti ile mahsuplaşma yapıldığını, bu uygulamanın davacıya özel bir uygulama olmadığını, davacı tarafından düzenlenen faturanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; dava konusu uyuşmazlık açısından uygulanması gereken zamanaşımı süresi TTK'nın 1246. maddesine göre bir yıl olup bu sürenin alacağın muaccel olmasıyla başlayacağı, davacının tahsilini talep ettiği özel indirim alacağı faturaya dayandığından alacağın muaccel olduğu tarihin fatura tarihi olan █████/2017 olduğu, zamanaşımı süresinin de bu andan itibaren başlayacağı, dava 27.08.2021 tarihinde açıldığından TTK m. 1246'ya göre dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili; dava konusu alacağın ciro prim alacağı olması nedeniyle navlun alacağına bağlı ya da onun ferisi niteliğinde olmadığını, bilirkişi raporunda da dava konusu alacağın TTK'nın 1246. maddesi kapsamında giren bir alacak olmadığının açıkça belirtildiğini, bu nedenle davada 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, ciro priminin ana satıcı firmaların yıl sonlarında belirli bir dönem sonunda ya da belirli bir cironun aşılması halinde kendi mallarını satan firmalara ya da aracılara ödül ya da teşvik amacıyla sağlamış oldukları menfaatler olduğunu, dosyadaki delillerden de anlaşılacağı üzere taraflar arasında belli bir cironun aşılması halinde ödeme yapılmasının ticari teamül haline geldiğini, çünkü bu iskontonun doğrudan satılan bir malla ilgili olmadığını, burada söz konusu olan iskontonun ek bir çalışma ve çabanın sonucu olarak doğduğunu, yüksek mahkeme kararlarında da belirtildiği üzere ciro priminin hizmetle ilgisinin bulunmadığını, ciro prim ödemelerinin 602-Diğer kodu ile muhasebeleştirildiğini, iş bu kodun yapılmakta olan faaliyetin dışında ve özellikler arz eden gelirlerin kaydedildiği kod olduğunu, navlun gelirlerinin ise 600-yurt içi satış ve 601-yurt dışı satış olarak kaydedildiğini ve farklı vergilendirmeye tabi tutulduğunu, bu nedenle somut olayda 1 yıllık sürenin uygulanmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere müvekkilinin alacağa hak kazandığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
:Dava; Davalıya ait ... gemileri ile ... arasında yapılan taşımalardan dolayı davacının özel indirim-ciro primi alacağı için düzenlediği fatura bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davalı cevap süresi içinde zamanaşımı defi ileri sürmüş olup mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğinden istinaf yoluna gelen uyuşmazlık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hususundadır.
Davacı vekili, belli bir cironun gerçekleşmesi sonucunda müvekkilinin hak kazandığı prim alacağının, navlun sözleşmesinden bağımsız olduğunu belirterek TTK'nın 1246 maddesindeki 1 yıllık sürenin değil, TBK'nun 146. Maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürmektedir.
Navlun sözleşmelerine ilişkin hükümler TTK'nın 1138. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'da ayrı bir tanıma yer verilmemiş ise de TTK'nın 1138. maddesinden yola çıkılarak, navlun sözleşmeleri; taraflardan birinin, navlun karşılığında deniz yolu ile eşya taşımayı, diğer tarafın navlun ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanması mümkündür. Bahsi geçen tanımdan da anlaşılacağı üzere, eşya taşımanın üstlenilmesi, taşımanın deniz yolu ile yapılması, eşyanın taşıyanın zilyetliğinde taşınması, taşımanın ücret karşılığında yapılması şarttır (Yazıcıoğlu, Emine, Deniz Ticareti Hukuku, İstanbul 2020, s.331-333).
TTK'nın "Zamanaşımı" başlıklı 1246. maddesinde; "eşyanın hasara, zıyaa uğraması veya geç tesliminden taşıyanın sorumluluğuna dayanan tazminat taleplerine ilişkin TTK m. 1188 hükmü saklı olmak üzere, gemi kira sözleşmeleri ile zaman çarteri sözleşmeleri ve navlun sözleşmelerinden veya konişmentodan veya onun düzenlenmesinden doğan bütün alacakların bir yılda zamanaşımına uğrayacağı, bu sürenin alacağın muaccel olmasıyla başlayacağı" kabul edilmiştir. Anılan düzenlemede alacağı talep edebilecek taraf ve alacağın niteliği yönünden bir kısıtlama getirilmemiştir. Dolayısıyla navlun sözleşmesi kapsamında tarafların birbirlerine karşı ileri süreceği tüm alacak taleplerinin TTK'nın 1188. maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun kabulü gerekir.
Davacı ile davalı arasında, davacının, davalının işlettiği ... hattındaki gemilere taşıma yaptırması şeklinde geçmişten süre gelen ticari ilişki bulunduğu, davacının taşıtan, davalının ise taşıyan sıfatına sahip olduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, dönemsel olarak davacı lehine tahakkuk eden ciro primi dolayısıyla taraflar arasında mahsuplaşma uygulaması bulunduğu hususları ihtilaf dışıdır.Öncelikle, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından, davacının hak kazandığını iddia ettiği ciro primi alacağının niteliğinin taraflarca kabul edildiği şekilde nitelendirilmesi gerekmektedir. Tarafların beyanlarına göre davacı belli bir cironun gerçekleşmesi sonucunda prime hak kazanmaktadır. Davacının hak kazandığı bu tutarlarla ilgili daha önceden "... taşıması fiyat farkı" açıklaması ile faturaların davalının defterlerine işlendiği, bu şekilde hesapta mahsuplaşmaya gidildiği anlaşılmaktadır. Bahsi geçen tutarların davacının davalıya ödemesi gereken navlun borçlarından mahsup edilerek navlunun tenzili sonucunu doğurduğundan, davacının iddia ettiği
alacağın navlun sözleşmesi kapsamında doğduğu açıktır.
TTK'nın 1246. maddesinde yükün zıya ve hasara uğraması nedeniyle uygulama alanı bulan 1188. maddedeki hak düşürücü süre haricinde navlun sözleşmesinden doğan her talep bakımından 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bu süre dava konusu edilen alacak açısından da geçerlidir. Davacının tahsilini talep ettiği fatura tarihi █████/2017, İstanbul Anadolu 5. ATM'nin ████████ E. ████████ K. sayılı davanın ise █████/2017 tarihinde süresinde açıldığı anlaşılmakla birlikte, mahkemenin █████/2020 tarihli görevsizlik kararı üzerine, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için süresinde müracaat edilmediği gerekçesiyle █████/2021 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına dair ek kararın verildiği, davanın açılmasıyla meydana gelen zamanaşımı kesilmesinin, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesiyle ortadan kalktığı, iş bu davanın açıldığı █████/2021 tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu, yine davanın açılmamış sayıldığı tarihten itibaren işleyen TBK'nın 158. maddesinde düzenlenen 60 günlük ek sürenin de geçtiği anlaşılmakla mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!