Anahtar kelimeler: Satarak Satımdan Küçükçekmece Yapmadığını Bakirköy Takibe Faturalar İnkar Başlatıldığını Ettiğini

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2022İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacı vekili; müvekkilinin davalıya 10.12.2018 ve 12.12.2018 tarihli faturalar karşılığında mal satarak teslim ettiğini, ancak davalının müvekkiline ödeme yapmadığını, alacağın tahsili için davalı aleyhine Küçükçekmece 4. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı süresinde davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında davalı asıl fatura bedellerini ödediğini, davalı vekili ise, faturalar konusu borcun davacıya 10.12.2018 tarihli 35.749,51-TL tutarlı ve 12.12.2018 tarihli 29.094,12-TL tutarlı tahsilat makbuzları ile ödendiğini ve bu nedenle müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: Mahkemece; davalı tarafça 05.01.2023 tarihli dilekçe ile sunulan tahsilat makbuzlarının incelenmesinde; makbuzların davacı şirket kaşesi ile imza içerdiği ve 10.12.2018 tarihli 35.749,51-TL ile 12.12.2018 tarihli 29.094,12-TL bedelli olduğu, ödemelerin fatura düzenlendiği tarihte yapıldığı ve toplamda 64.843,63-TL tahsilatın yapıldığı, davalı duruşma sırasında borcunu ödediği yönünde savunma yapmış olmakla, borcu sona erdirecek, söndürecek nitelikte delillerin yargılamanın her aşamasında sunulması mümkün olduğundan, davalı tarafça dosyaya sunulan iki tahsilat makbuzu ile davacının faturadan kaynaklı borcunu ödediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili; davalının fatura bedellerini ödediğini iddia ederek, ticari ilişkinin varlığını ve fatura konusu malların teslim edildiğini örtülü olarak ikrar ettiğini, 459 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine göre, aynı gün içinde toplam miktarı 7.000-TL’yi aşan veya farklı tarihlerdeki kısım kısım gerçekleşen ödemelerle 7.000-TL’yi aşan ödemelerin finansal kurumlar aracılığı ile gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğunu, davalı cevap dilekçesinde fatura bedellerini ödediğine dair bir ödeme belgesi ibraz edemediği gibi, davalının ticari defterlerinde de ödemelerin kayıtlı olmadığını, bilirkişi raporunda da davalının ticari defterlerinde ödemelerle ilgili hiç bir kayıt bulunmadığının, ayrıca davalının ticari defterlerinde cari hesap hareketlerinin usulüne uygun düzenlenmediğinin ve yapılan işlemlerin birbirlerini doğrulamadığının belirtildiğini, bu nedenle davalının ticari defterlerinin kendisi lehine delil vasfı bulunmadığını, davacının sunmuş olduğu tahsilat makbuzlarındaki imzaların müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını, bu durumda mahkemece karar celsesinde sunulan ödeme makbuzlarının doğruluğuna ve üzerinde yer alan imzaların müvekkil şirket yetkilisine ait olup olmadığına dair hiçbir araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafça, davalıya hitaben düzenlenmiş olan 10.12.2018 tarihli 35.749,51-TL tutarlı ve 12.12.2018 tarihli 29.094,12-TL tutarlı faturalar karşılığında mal satılarak teslim edildiği, ancak fatura bedellerinin ödenmediği ileri sürülmüş olup, davalı tarafça ise fatura bedellerinin davacının düzenlemiş olduğu iki adet tahsilat makbuzu karşılığı ödendiği savunulmuştur.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davacının ticari defterlerini inceleme için ibraz etmediği, davalının sunulan ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulduğu, davacının takip dayanağı faturalarının davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının cari hesap hareketlerinin tek düzen hesap planı ve muhasebe sistemi uygulama tebliğlerine uygun düzenlenmediği ve yapılan işlemlerin birbirini doğrulamadığı, kayıtlarda ödeme detaylarının görülmediği tespitleri yapılmıştır.Davacının düzenlemiş olduğu faturalar konusu malların davalıya teslim edildiği hususu, davalının ticari defterleri ve imzalı irsaliyeler ile kanıtlanmıştır. Davalı tarafça fatura bedellerinin ödendiği ileri sürülmekle, ödeme iddiasını ispat yükü davalı üzerindedir. Bu hususta davalı tarafça bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde fatura bedelleri ile aynı tutar ve tarihlerde düzenlemiş olan ve davacının kaşe ve imzasını içeren tahsilat makbuzları sunulmuştur. Ödemeye ilişkin tahsilat makbuzları borcu sona erdirir nitelikte olduğundan, yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkündür. Davacı vekili duruşma sırasında tahsilat makbuzlarına karşı, bu celse gördükleri ödeme dekontlarını kabul etmediklerini beyan etmiş olup, tahsilat makbuzlarındaki imzaya yönelik herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Bu durumda sunulan tahsilat makbuzları ile ödeme iddiası kanıtlanmış olup, yargılama sırasında ileri sürülmeyen imza inkarının istinaf aşamasında ileri sürülmesi de mümkün değildir. Bu itibarla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1 (b)-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026