Anahtar kelimeler: Eğil Toplulaştırma Toplulaştırmasının Parsele Hissedarı Tarla Geliştirme Alanda İçi Projesi

T.C.
D A N I Ş T A YDÖRDÜNCÜ DAİREEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... Genel MüdürlüğüVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVACILAR)
: 1- ... 2- ... 3- ... 4- ...VEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: █████/2008 tarih ve 27047 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan █████/2008 tarih ve ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, Diyarbakır 49. Kısım Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Diyarbakır ili, Eğil ilçesi, ... Mahallesinde yer alan ve davacıların hissedarı olduğu ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporundaki tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; yapılan toplulaştırma işleminde davacıların taşınmazlarının tek parça halinde verilmesi mümkün olmasına karşın tek parça halinde bırakılmadığı, taşınmazın toplulaştırma işlemi ile farklı konumlarda ve müşterek mülkiyet durumları değiştirilmeden parsel sayısı artırılarak verilmesinin tarımsal verimliliği sağlamaya uygun bir sonuç meydana getirmediği, fiili ve teknik bir zorunluluk olmadığı halde yeni ... ada ... ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazların konum ve verimlilik esaslarına göre eski taşınmaza oranla eşdeğer olmayan uzak bir yerden verildiği, toplulaştırma işleminin ilgili mevzuat hükümlerine, toplulaştırmanın amaç ve ilkeleri ile dağıtım esasları ve verimlilik kriterlerine uygun olarak yapılmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemin anılan taşınmaza ilişkin kısmında hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davanın süresinde açılmadığı, yapılan kesintinin yasal sınırın altında olduğu, teknik talimata uygun olarak derecelendirme denkliğinin sağlandığı, mevzuata uygun işlem yapıldığı, davacının mağdur edilmediği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Cevap verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.Temyiz isteminin reddine,2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.(X) KARŞI OY
:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Paylı mülkiyet" başlıklı 688. maddesinde; paylı mülkiyette birden çok kimsenin, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olduğu, paydaşlardan her birinin kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olacağı hükme bağlanmıştır.Dosyanın incelenmesinden; dava konusu toplulaştırma işlemi ile davacının murisinin hissedar olduğu ... parsel sayılı taşınmaza karşılık ... ada ..., ... ada..., ... ada ... ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tahsis edildiği, anılan taşınmazların davacının murisi adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.Olayda, dava konusu toplulaştırma işleminin davacının murisi adına yapıldığı görüldüğünden mirasçılar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğu, bu nedenle bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.Bu durumda, bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.