Anahtar kelimeler: Kabulüreddine Defalarca Bayilik Ödememeye Akdedilen İhtar Başladığınıdurumun Getirmediğini Ödemelerini İstanbul

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVA
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2026
Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
: Davacı vekili; taraflar arasında akdedilen █████/2016 tarihli bayilik sözleşmesi kapsamında davalı şirketin zaman içerisinde davalının borçlarını ödememeye başladığını,durumun müvekkili şirket yetkililerince defalarca ihtar edilmesine rağmen davalının sözleşmeden kaynaklanan ödemelerini yerine getirmediğini, bu nedenle alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine İstanbul 4. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, davalının borca haksız itiraz ederek takibi durdurduğunu, sözleşmede İstanbul mahkeme ve icra dairelerinin yetkili kılındığını, taraflar tacir olduğundan yetki şartının geçerli olduğunu, ayrıca davanın konusu para borcu olduğundan yetkili mahkeme ve icra dairelerinin alacaklının yerleşim yeri mahkeme ve icra daireleri olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı şirket yetkilisi;ticari ilişki süresince satışların genelde peşin olarak yapıldığı, ancak davacı şirketin son dönemlerde gerçeği yansıtmayan ve tek taraflı işlemlerle █████/2019 tarihinden █████/2020 tarihine kadar müvekkilinden faiz, vade farkı, hizmet maliyeti, finansman maliyeti vb adlarla ürün vermeden faturalar kestiğini, bunun karşılığında müvekkilinden 39.603,67-TL tahsilat yapıldığını, ayrıca müvekkilince davacıya verilen 25.000-TL tutarındaki teminat mektubunun da nakde çevrilerek tahsil edildiğini, böylece davacının müvekkilinden toplam 64.603,67-TL fazla tahsilat yaptığını, davacı şirketin talep ettiği 31.311,16-TL'nin müvekkilinden tahsil ettiği tutardan çıkarılması sonucunda müvekkilinin davacıdan 33.295,51-TL alacaklı olduğunu, davacının Covid-19 nedeniyle yaşanan ekonomik krizi dikkate almadan, taksit veya yapılandırma yapmadan tek taraflı isteklerde bulunduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; taraflar arasında bayilik sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarında sözleşmeden kaynaklı faturaların kayıtlı olduğu, davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davalının 2016, 2017 ve 2020 dönemlerine ait ticari defter ve belgelerinin incelemeye sunulduğu, davalının 2018 ve 2019 yılı ticari defter ve belgelerinin ise vergi incelemesinde bulunduğu için incelemeye sunulmadığı, ancak davalının incelenen defterlerinde, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalının ticari defter kayıtları ile takip tarihi itibariyle davacının alacağın varlığının ispatlandığı, davalı yanca takibe konu borcun ödendiğine ilişkin delil sunulmadığı, davacının davaya konu sözleşme, taraf kayıtları ve sunulan belgelerin incelenmesi ile alacaklı olduğunun tespit edildiği, bu nedenle davalının 2018 ve 2019 yılı defter ve kayıtlarının incelenmesine gerek görülmediği, davalı borçlunun takip tarihinden önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediği anlaşıldığından işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazının 30.755,04-TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin takip talebindeki şartlar ile aynen devamına, fazla talebin reddine,alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davalı vekili; icra dosyasında vekili yerine davalı şirket temsilcisine yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, süresinde sundukları cevap dilekçesiyle yetki itirazında bulunduklarını, genel yetki kuralı gereğince davada müvekkilinin yerleşim yeri olan Tosya mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle mahkemenin yetkisiz olduğunu, mahkemece müvekkilinin 2018-2019 yıllarına ait ticari defterleri incelenmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkili tarafından davacıya verilen 25.000-TL tutarındaki teminatın nakde çevrilerek tahsil edildiğinin dikkate alınmadığını, bu durumda vergi dairesinde olan ticari defterleri iade edildiğinde bu konuda bilirkişiden ek rapor alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
: Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nın 17. maddesinde; tacirler veya kamu tüzel kişilerinin, aralarında doğmuş,doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilecekleri,aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılacağı düzenlenmiştir.Sözleşmenin 36. maddesinde İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmış olup, yetki sözleşmesinde kanunen yetkili mahkemelerin yetkisi saklı tutulmamıştır.Kararı veren mahkeme yetki sözleşmesi nedeniyle davaya bakmaya yetkili olup,davalı vekilinin mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.
Mahkemece davalının ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; davalı şirketin 2016, 2017,2020 yıllarına ait ticari defterlerinin ibraz edildiği, 2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerin incelemede olduğu bildirildiği, ibraz edilen defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davalının defterlerine göre 2016 yılı sonu itibariyle davacıya 518,24-TL, 2017 yılı sonu itibariyle 17,74-TL borçlu olduğu, şirket mali müşavirinin bilgisayar kayıtlarından üretilen 2018,2019 yılı muavin kayıtlarına göre davalının 2018 yılı sonunda davacıya 18.738,24-TL,2019 yılı sonunda 5.836,53-TL borçlu durumda olduğu, 2020 yılında davacı tarafından davalıya 700.842,44-TL tutarında fatura düzenlenmiş olup açılıştan gelen 5.836,53-TL ile birlikte toplam 706.678,97-TL bakiye ile alacağın kayıtlı olduğu, davalı tarafından 31.12.2020 tarihinde 360 yevmiye maddesi ile yıl sonu mutabakatı açıklamasıyla hesabın tek seferde kapatıldığı, davacının takip tarihi itibariyle cari hesap alacağı olduğunu beyan ettiği tutarın ise 30.755,04-TL olduğu, söz konusu dönemlere ait davacı şirketin defterlerinin incelenmesi ile alınacak rapora göre kesin bir kanıya varılacağı bildirilmiştir.
Davacının ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda ise; davacının ticari defterlerine göre 2017 yılı sonunda davalıdan 2.191,05-TL, 2018 yılı sonu itibariyle 20.929,29-TL, 2019 yılı sonu itibariyle 93.825,20-TL alacaklı olduğu, 2020 yılında davalıya 713.984,46-TLbedelli faturalar düzenlendiği, karşılığında 752.054,62-TL davalı ödemesi ve 25.000-TL tutarlı teminat mektubunun paraya çevrilerek davalı alacağı olarak kaydı neticesinde bakiye 30.755,04-TL alacaklı olduğu, tarafların ticari defterlerinin karşılaştırılması sonucunda, 2017 yılı sonunda davacıda 2.191,05-TL davalı borcu kayıtlı iken davalıda bakiye olmadığı, 2018 yılında davacı faturaları ile davalı ödemelerinin aynı olduğu, 2019 yılında davacının tanzim ettiği faturalardan 51.693,44-TL tutarlı faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalının 2019 yılında 936.271,53-TL olarak kayıtlı ödemelerinin davacıda 902.167,35-TL olarak kayıtlı olduğu, davacının 2020 yılında düzenlediği 713.984,46-TLbedelli faturaların davalıda kayıtlı olduğu, davalının davacıyı borçlandırıcı 13.142-TL tutarlı fatura ters kaydının davacıda mevcut olmadığı, davacının davalıda kayıtlı olmayan 51.699,22-TL tutarlı faturalarının 3 adedi gaz satışına ilişkin e-fatura olup irsaliye yerine geçen faturalar olduğu, 2 adedi finansman maliyeti yansıtma ve vade farkına ilişkin olup, davacının başkaca düzenlediği yansıtma ve vade farkı faturalarının davalı tarafça kayıtlara alındığı, davalının 2019 yılı ödemelerinin 1 ay ve daha uzun vadelerde yapıldığı, dolayısıyla sözleşme ve teslime ilişkin sunulanlar ve ödemelerdeki gecikmeler nedeniyle davacının faturalarının sözleşmeye uygun olduğu, davalının 2019 yılında yaptığı ödemelerden 70.504,18-TL ödemenin davacıda kayıtlı olmadığı, davacıda kayıtlı 36.400-TL ödemenin ise davalıda kayıtlı olmadığı, 2020 yılında ise davalının ödeme kayıtlarının girilmediği, yıl sonunda tek kayıtla hesabın kapatıldığı, bu nedenle davacının kayıtlarındaki ödemelerin esas alındığı, sonuç olarak davacının defterlerine göre davalıdan 30.755,04-TL alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre ise davacının 706.678,97-TL alacaklı göründüğü, davalı tarafça 2020 yılı sonunda yıl sonu mutabakatı açıklamasıyla tek seferde bakiyenin kapatılması,davalının tüm ödemeleri yaptığını gösterir aksine belge sunulmamış olmakla, davalının davacı kayıtlarında tespit edildiği şekilde 30.755,04-TL borçlu kaldığı bildirilmiştir.
Bu tespitlere göre; davacı tarafça düzenlenen satış faturalarına konu mal teslimin kanıtlandığı, vade farkı,yansıtma faturalarının sözleşme şartlarına uygun şekilde düzenlendiği, davacının düzenlediği başkaca vade farkı ve yansıtma açıklamalı faturaların davalı tarafça kabul edilerek kayıtlara alındığı,taraflar arasında bu konuda teamül halini almış fiili bir uygulama bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça 2020 yılı defterlerine ödemeler kaydedilmeyip yıl sonunda mutabakat kaydı düşülerek bakiyenin kapatılması nedeniyle, davacının ticari defterlerinde kayıtlı ödemelere itibar edilmesi gerekmekte olup, davalı tarafça daha fazla tutarda ödeme yapıldığı hususunda herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Yine davalının verdiği teminat mektubunun tazmin edilerek davalının borcundan mahsup edildiği belirlenmiştir. Davalının 2018 ve 2019 yılı ticari defterleri vergi incelemesinde olduğu bildirilerek bilirkişi incelemesi için ibraz edilmemiş ise de, davalının ilgili yıllara ait muavin kayıtları temin edilerek incelenmiş olup, 2018 yılı itibariyle taraf kayıtlarının birbirini doğruladığı, davalının davacıda kısmen kayıtlı olmayan 2019 yılı ödemelerine ilişkin olarak ise davalı tarafça herhangi bir ödeme belgesi sunulmamış olması karşısında, davalının bu yıllara ilişkin ticari defterlerinin incelenmemiş olması da sonuca etkili görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle,davacının icra takibine konu bakiye alacağı tarafların ticari defterlerinin incelenmesiyle yöntemince belirlenmiş olup istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 2.100,87-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 640-TL harcın mahsubu ile kalan 1.460,87-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 27-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!