Anahtar kelimeler: Muvaazalı Damadı Muris Devrinin Murisin Konya Tapuya Ödediğini Anlaşma Kesinlik

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Konya 5. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın muris ... adına tapuya kayıtlı olduğunu, davacı müvekkilinin murisin damadı olduğunu, müvekkilinin murisin mirasçıları ile yaptığı anlaşma sonucu taşınmazın borçlarını ödediğini ancak tapu devrinin muvaazalı olarak üçüncü kişilere gerçekleştirildiğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuştur.II. CEVAPDavalılar, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davaya konu edilen taşınmazın değerinin tespiti amacıyla mahallinde keşif yapıldığı ve davacı tarafa taşınmazın değeri üzerinden hesaplanan 83.343,29 TL eksik harcı yatırması için 18.01.2023 tarihli celsesinde kesin süre verildiği, davacı tarafça verilen kesin süreye rağmen eksik harcın yatırılmadığı anlaşıldığından 07.04.2023 tarihli celsede dosyanın işlemden kaldırıldığı, işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç aylık yasal sürenin dolduğu ve bu süre içinde davacı tarafça harcın yatırılmadığı" gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava değeri olan 4.944.500,00 TL üzerinden alınması gereken peşin harç miktarı 84.439,69 TL'den dava açılışında ödenen harcın mahsubu ile kalan 83.343,29 TL harcı ikmal etmesi için davacı tarafa süre verildiği, davacı tarafından harcın ikmal edilmediği, dosyanın işlemden kaldırılması üzerine yasal sürede de harcın yatırılmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi tarafından yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Müvekkilinin sağlık sorunları yaşadığını, bu nedenle müvekkili ile iletişime geçemediğini,2. Harcın çok yüksek olduğunu,3. Mahkemece harcın ikmali için taraflarına ek süre verilmediğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.Aynı Kanun'un 94. maddesi gereğince; kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.Kanun ya da hâkim tarafından tayin edilmiş olan kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal imkan bulunmamaktadır. Kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen işlem bazen davanın kaybedilmesi sonuçlarını da doğurmaktadır. Davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.Bu nedenle de hâkim tarafından kesin süre verilirken;1. Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,2. Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,3. Yapılması gereken iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,4. Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi; "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409. maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." şeklinde düzenlenmiştir.Bilindiği üzere kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, Hâkim Kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez.Eldeki davada, davacı vekiline bilirkişi raporu ile tespit edilen dava konusu taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri üzerinden hesaplanan eksik 83.343,29 TL harcın yatırılması için 18.01.2023 tarihli duruşmada 1 aylık kesin süre verildiği ancak gelecek oturumun 1 aylık kesin sürenin son gününe verilmediği ve 07.04.2023 tarihine ertelendiği anlaşılmaktadır.Mahkemece belirlenen sürenin kanuna uygun bir süre olmadığı gözetildiğinde hak ve yükümlülüğün kısıtlanması suretiyle verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğurmayacağı kuşkusuzdur.Hâl böyle olunca davacıya eksik nispi harcın tamamlanması için 492 sayılı Kanun’un 30. maddesi gereğince takip eden oturuma kadar süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O YDairemizin bozma kararında; "(...) Bilindiği üzere kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, Hâkim Kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez.Eldeki davada, davacı vekiline bilirkişi raporu ile tespit edilen dava konusu taşınmazın dava tarihindeki rayiç değeri üzerinden hesaplanan eksik 83.343,29 TL harcın yatırılması için 18.01.2023 tarihli duruşmada 1 aylık kesin süre verildiği ancak gelecek oturumun 1 aylık kesin sürenin son gününe verilmediği ve 07.04.2023 tarihine ertelendiği anlaşılmaktadır.Mahkemece belirlenen sürenin kanuna uygun bir süre olmadığı gözetildiğinde hak ve yükümlülüğün kısıtlanması suretiyle verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğurmayacağı kuşkusuzdur.Hâl böyle olunca davacıya eksik nispi harcın tamamlanması için 492 sayılı Kanun’un 30. maddesi gereğince takip eden oturuma kadar süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir..." şeklindeki gerekçe ile, verilen kesin süreye rağmen eksik harcın yatırılmaması nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına ilişkin ilk derece mahkemesinin kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair kararın ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bozma kararının gerekçesini oluşturan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi "Muhakeme sırasında tesbit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409 uncu maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması, noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." şeklindedir. İlk Derece Mahkemesince davacıya eksik harcı tamamlaması için "takip eden celseye kadar" değil de, 1 aylık süre verilmiş ise de, eksik olan harç, takip eden celseye kadar da tamamlanmamıştır. Eğer takip eden celseye kadar harç tamamlanmış, ancak Mahkemece, bir aylık kesin süre içerisinde harcın tamamlanmadığı gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olsa idi, o takdirde bu kararın, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile bozulmasına karar verilebilirdi. Ancak, eksik olan harç halen tamamlanmamıştır.İlk Derece Mahkemesinin kararı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince bozuluyorsa, o takdirde, 30. maddenin "...peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunamaz.." hükmünün de dikkate alınması gerekir. Gerek istinaf incelemesi, gerekse temyiz incelemesi de bir yargılama faaliyeti olduğuna göre, eksik olan harç tamamlanmadıkça, istinaf ve temyiz incelemesinin de yapılmaması gerekir. Dairemizin bozma kararı, bu yönüyle kendi içerisinde çelişkilidir.Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle gerek Anayasa Mahkemesine, gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan bireysel başvurular çoğu zaman kabul edilmekte ve ülkemiz tazminata mahkum edilmektedir. Dava 02.04.2021 tarihinde açılmış, davacı vekiline, eksik harcı tamamlaması için 18.01.2023 tarihli celsede bir aylık kesin süre verilmiş, müteakip celse ise 07.04.2023 tarihinde yapılmıştır. Bozma kararı ise 12.01.2026 tarihinde verilmiştir. Davanın açılmasından sonra geçen 4 yıl 9 aylık süreye rağmen halen harcın tartışılması ve bozma nedeni yapılması, davanın gereksiz şekilde uzamasına ve hak ihlali kararına gerekçe oluşturacaktır. Üstelik bozma kararının gerekçesini oluşturan harç hâlen tamamlanmamıştır.Sonuç olarak; davanın açılmamış sayılmasına ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kararı ile, istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bu nedenle onanması gerektiği kanaatiyle, sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne iştirak etmiyoruz.